En Son Eklenenler

Toplam 58907 sonuçtan 301 - 310 arası görüntüleniyor.
  • Sezin Karameşe
    insan sesi mp3 - Türkçe
    16 Ayrım
    360,19 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Öykü
    Seslendiren : Sibel Kuşçu
    Konusu:
    “İnsanların hayatında çok önemli iki gün var. Bir, doğdukları gün; iki, sebebini öğrendikleri gün…” 1, 1, 1… 37! Herkes 1 iken o neden 37? Bahar, her şeyden habersiz tekdüze hayatında fani telaşlara kapılmışken bir gün karşı komşusu Deniz’in ani ziyaretiyle değişiyor yaşamı. Anlattıkları deli saçması gibi görünse de nasıl olduğunu anlayamadığı bir şekilde düşüyor bu girdabın içine. Her ipucu yeni bir soruya, her soru yeni bir soruna evrilirken yol gizli bir köy kütüphanesine çıkıyor. Fakat asıl çıkmaz tam da orada başlıyor. Küçük, masumane bir çocuk oyunu sanılırken yaşamın en büyük sır kapısının anahtarına dönüşen doğaüstü bir yetenek. 1939’dan 2043’e uzanan beklenmedik bir öykü… Sezin Karameşe, bu ilk romanında satırlara limitsiz hayal gücünün büyülü evrenini çiziyor. Ve okurlarını bitmesini asla istemeyecekleri bir oyuna davet ediyor.
  • Necmettin Şahinler
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    169,27 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: İslam
    Konusu:
    Hâbil ve Kabil’le başlayan mücâdele bugün yeryüzünde farklı isimler altında sürüp gidiyor. Şiddet/savaş/terör/ölüm ve buna bağlı olarak kan ve gözyaşı sel olmuş akıyor. Ne adına olursa olsun merhametsizlik, zulüm, kabalık, bencillik, câhillik hayatın her alanını olanca gücüyle etkilemiş. Nasıl durulacak bu olaylar, nasıl düzelecek bu gidiş? Hiç şüphe yok ki merhametin kaynağı dindir ve dinden nasîbi olmayanın merhametten de nasîbi yoktur. İnsanlık dünyası günümüze kadar merhametten ne öğrenmişse bunu, vahyin yeryüzündeki temsilcileri ve tebliğcileri olan peygamberlere borçludur. Peygamberler merhamet elçileridir ve Yaratıcı Kudret tarafından insanlığa merhameti öğretmek üzere gönderilmişlerdir. Bu anlamda Hz. Peygamber en büyük kıyâmettir. Çünkü O, en büyük değişimin mimarıdır. Bu yüzden O’na “âhir zaman peygamberi” denmiştir. “Âlemlere rahmet olarak gönderilen” peygamberin “son peygamber” oluşu, O’nun aynı zamanda merhametin de “son çağrıcısı” olduğunu bize anlatmaktadır. İnsanlık, unuttuğu merhameti yeniden öğrenmede O’nun çağrısına kulak vermek zorundadır. O, Son’dur ve O’nun çağrısı, tüm insanlığın telâfisi mümkün olmayan gidişâtına son alternatiftir. Dileğimiz, içinde yaşadığımız çağın bir “Merhamet Çağı”na dönüşmesidir. İşte bu mütevazı çalışmamızın amacı –suya atılmış bir taşın oluşturduğu daireler gibi- insânın kendinden başlayan ve gittikçe büyüyen merhamet dairelerini elimizden geldiğince tanıtmak ve yansıtmaktır. Buz çölünde yol alanlara, taş kesilmiş kalplere bir sıcaklık olması ümidiyle, zulmün ve merhametsizliğin çağdaş karanlığına bir mum yakmaya çalıştık. Titrek, zayıf ve cılız ışığımızın hiç sönmeden, gittikçe Nûr’a dönüşerek güzelliklere vesile olması niyâzıyla.
  • Necmettin Şahinler
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    166,44 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Deneme
    Konusu:
    XIV. Yüzyılın başında ilk defa Venedik'te cam aynalar yapıldı. Bu cam aynaların arkaları civa-kalay karışımı olan ve adına "sır" denilen bir mâdeni örtüyle kaplanmıştı. XIX. Yüzyılda ayna üretiminde yeni ve ucuz tekniklerin ortaya çıkması ayna kullanımını önemli ölçüde yaygınlaştırdı. Artık günlük ihtiyaçtan dekoratif sanatlara, endüstriden mimariye kadar her alanda ayna kullanımına yer verildi. Kısacası; durgun su yüzeyinden başlayan ve zamanla cam, çeşitli madenler ve teknolojinin gelişmesiyle pratik ve modern aynalarda devam eden İnsân-Ayna birlikteliği günümüze kadar geldi. Ve görünen odur ki bu birliktelik insânın yeryüzü sahnesinden çekilişinin son ânına kadar var olacaktır.
  • Necmettin Şahinler
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    186,54 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: İslam
    Konusu:
    Farkında olalım veya olmayalım, yaşam doğumdan ölüme bir arayışın adıdır. İnsân, arayan varlıktır. Ama insân bu âlemde çoğu zaman neyi aradığını bilmediğinden bazen bulduğunu da anlayamaz. Aslında aramak, var oluşun/hürriyetin bir göstergesidir. Şekli ne olursa olsun, tüm arayışların altında insânın Allah ile olan, o ezelî/aslî birlikteliği vardır. Aramak, kaybettiğinin farkında olmak, aradığının eksikliğini yüreğinde derinden duymaktır. Her insânda kendinden ve kendinde her insândan bir parça bulmayanlar, arayıştan habersizdirler. Aramak, ayrılıklardan yana derdi olanların işidir. Aramak, koparıldığı sazlığa özlem/hasret duyan Ney’in feryadıdır. Aramak, “Aşka uçarsan kanatların yanar” diyene “Uçmazsam kanat neye yarar” diyebilmektir. Aramak, durdurak bilmeksizin sürekli yürümenin adıdır. Kısaca aramak, kendini bulmak, aradığını kendinde bulmaktır. İnsânın değeri, aradığı şeyde gizlidir. Yere göğe sığmadım, inanan kişinin kalbine sığdım diyorsa Allah, öyleyse ne arıyorsak kendimizde aramalıyız. Hacı Bektaş Velî’nin dediği gibi: “Her ne arar isen kendinde ara/Kudüs’te, Mekke’de, hacda değildir.” Hakk âşıklarından Ganiyy-i Muhtefî’ye göre de: “Tûr-i Sînâ’da değil, Hakîkat sînendedir/Âlem-i Kübrâ sensin! Kalem, Levh, Arş sendedir/Artık derûnuna göç, keşfet bu avâlimi!/Buna muvaffak olan ebediyyen zindedir.” Anlaşılıyor ki, herkes kendi suyunu kendi beden toprağında arayacak/çıkaracaktır. Bu yüzden Gayret Asası’nı nefs taşına vuranlar ancak, aradıkları suyun “on iki göze”den kendilerine sunulduğunu göreceklerdir. Aramak ne kadar var olmaksa, kaybetmek de o kadar yok olmaktır. Aslında aramak bazen bulmaktan daha güzeldir. Zaten bulanlar da geriye dönmeyenlerdir.
  • Ayşegül Devecioğlu
    insan sesi mp3 - Türkçe
    11 Ayrım
    156,59 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Öykü
    Seslendiren : Tülay Erduran
    Konusu:
    Ablasının yokluğunun farkında bile değildi. Önemli olan, birinin, Koltuk'ta oturmasıydı. Kim olduğu önemli değildi, herhangi biri olabilirdi. Çığlığa benzeyen o sesle bağırdığında onunla ilgilenildiği sürece sakindi. Ablasının kapalı balkonun penceresinden düşmesinden sonra, başsağlığı için yıllardır kapısını çalmadıkları eve gelen komşular ona bakıp "Bilmiyor, değil mi?" diye fısıldaşmışlardı. "Yazık, hiçbir şeyin farkında değil, ot gibi işte!" Konuşacak bir şey olmadığından lafı uzattıkça uzatmışlardı. "Senin eline bakıyor garip, verirsen yiyecek, vermesen yemeyecek!" Çekyatlardan birinde öne arkaya sallanarak oturuyor, ölü evine getirilmesi âdetten olan börek, dolma, kek tabaklarına bakıyordu. Daha önce Kış Uykusu'ndaki öykülerini okumuştuk Ayşegül Devecioğlu'nun. Bu kez altı öykü ile okur karşısında: Koltuk, Tek Çaresi Ölümmüş, En Çok Karşılaştığım Adam, Kötü, Kurşun Memed ve Xet. Birbirinden farklı coğrafyalarda geçen benzemez hayatları anlatsalar da hikâyelerin ortak bir harcı var: aşk; belki varlığından çok yokluğuyla aşk...
  • Donato Carrisi
    insan sesi mp3 - Türkçe
    43 Ayrım
    773,93 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Polisiye Roman
    Seslendiren : Binnur OLGUNER
    Konusu:
    İşaretlere inan. Anomalilere inan. Detaylara inan. Ama unutma ki inanmak sadece bir başlangıç. “Durdurulmadığı sürece durmayacak.” Ne bir ipucu var ne de bir işaret. Suç yok, yalnızca anomaliler var. Ve her ölüm yeni bir hikâyenin başlangıcı. Bu, kaybedecek hiçbir şeyi kalmamış bir adamın hikâyesidir: Kimliği, hafızası, sevdiği veya nefret ettiği hiçbir şey yok, elinde öfkesinden başka hiçbir şey yok… Gizli yeteneği hariç. Çünkü Marcus “penitenziere” rahiplerinin sonuncusudur; anomalileri fark etme ve her bir cinayetin kurgusunda yer alan ilmik ilmik ipleri görebilme yeteneğine sahip bir rahiptir. Fakat bu kez işler Marcus için bile zordur. Bu, hayatını yeniden kurmaya çalışan bir kadının hikâyesidir. Sandra da cinayet mahallinde çalışıyordur ama Marcus’tan farklı olarak kimseden saklanması gerekmiyordur, o yalnızca fotoğraf makinesinin ardına sığınıyordur. Çünkü Sandra bir olay yeri fotoğrafçısıdır; yeteneği, hiçliği çekmek ve onu görünür kılmaktır. Fakat bu kez hiçlik onu yutabilir. Sonu cinayetlere varan korkunç ama karşı konulmaz bir deliliğin hikâyesidir bu. Marcus ve Sandra bu sefer gerçeğe ulaştıklarını sandıkları her an can sıkıcı ve tehditkâr başka bir senaryoyla karşılaşacaklar. Bu hikâyede siz de Marcus’la aynı savaşı verecek, Sandra’yla aynı canavarın elinden kaçmaya çalışacaksınız. Son satıra kadar aynı umuda tutunup aynı korkulara kapılacaksınız. Ve yaşadıklarınızı asla unutmayacaksınız. Karanlık Avcısı’yla Donato Carrisi diğer yazarların yüzleşmesi gereken bir yaratıcılık enerjisi ve tarz ortaya koyuyor. Ters köşeler ve büyüleyici sahnelerle çok güçlü bir kurgu sizleri bekliyor. “Katilin her cinayeti, ardında bıraktığı her ipucu yalnızca dikkatli ve duyarlı okurların anlayabileceği bir hikâyenin parçaları. Donato Carrisi’nin kurgularında bir canavarın gözünden görebilmenin, o bakış açısını yakalayabilmenin büyüsü yatıyor.” Ranieri Polese, Corriere della Sera “Harika. Donato Carrisi’nin kitaplarını ve yeteneğini anlatmaya yetecek bir sıfat yok.” La Stampa “Hem ürpertici hem de zekice.” The Times “Tüm karanlığına, rahatsız ediciliğine rağmen okuması çok keyifli bir kitap.” Observer “Temponun hiç düşmediği, beklenmedik bir sona sahip olan nefes kesici bir roman.” Metronews “Carrisi kötülüğü akıllıca ve özenli bir şekilde anlatıyor.” Gala “İnanılmaz bir gerilim. Her sahne nefes kesici bir şekilde kurgulanmış, okurken her şey âdeta gözlerinizin önünde canlanıyor.” Les Echos “Muhteşem. Kesinlikle okunmaya değer bir roman.” Michael Connelly “Bu kitap âdeta bir cennet.” Ken Follet
  • Ümit Doğan
    insan sesi mp3 - Türkçe
    12 Ayrım
    338,40 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Atatürk, Tarih
    Seslendiren : Dilek Aydın
    Konusu:
    Osmanlı Devleti çöküyor, ardında bırakacakları ise birileri için iştah kabartıyordu. Emperyalist güçler Anadolu coğrafyasından kadim Türk milletini silmek için sabırsızlanıyordu. Mondros’un imzalanmasıyla istek ve arzuları resmiyet kazanmış, işgal ve tasfiye yerli işbirlikçilerin de yardımıyla başlamıştı. Onları durduracak artık hiçbir güç ve engel kalmamıştı. Ta ki Selanikli bir yetimin, millî iradeyi arkasına alarak karşılarına dikilip “Geldikleri gibi gidecekler.” demesine kadar... Emperyalist güçlere “Dur!” dediği için Mustafa Kemal artık durdurulması gereken tek hedeftir. “MUSTAFA KEMAL PAŞA’YA ATACAĞIM HER KURŞUN İÇİN YİRMİ BİN LİRA İSTİYORUM!” • İngiliz Generali, Damat Ferit ve Said Molla, Mustafa Kemal’e suikast düzenlemek için nasıl bir pazarlık yaptılar? • “Atatürk bizdendi” diyen İngiliz Yüzbaşı Bennet, Atatürk’ün öldürülmesi için hangi suikast planına dahil oldu? • Yurt dışındaki Vahdettin, Mustafa Kemal’e nasıl bir suikast düzenleyerek yönetimi ele geçirmek istedi? • Atatürk’e darbe yapmak için Amerika’dan yardım isteyen kimdi? • Hangi yabancı devlet 30 kişilik subay grubuna maaş bağlayıp Mustafa Kemal’e suikast için Anadolu’ya gönderdi? • Mustafa Kemal’e düzenlenmesi muhtemel suikastler için gizli gruplar Ankara’ya nasıl istihbarat gönderdiler? • Komitacı Ermenilerin Mustafa Kemal’i öldürme planları neydi? • Çerkez Ethem’in Millî Mücadele sırasındaki suikast girişimleri yurt dışına kaçtıktan sonra nasıl devam etti? • Yurt dışındaki Çerkez Ethem ve Halife Abdülmecid’in de adının karıştığı suikast tertibinde neler yaşandı? • Daha Samsun’a çıktığı günlerde Mustafa Kemal’e suikast yapan Pontusçu Rumların daha sonra Ankara’da devam eden suikast planları neydi? • İzmir Rum Metropoliti Hrisostomos’un intikamını almak bahanesiyle Mustafa Kemal’e suikast yapmak için nasıl bir komite kuruldu? Hayretler içinde kalacağınız suikast girişimlerini okurken “Atatürk bunca suikast girişimini atlatıp da Millî Mücadele’yi nasıl kazanmış, nasıl yeni bir devlet kurmuş ve devrimler yapmış?” demekten kendinizi alamayacaksınız. Daha önce yayınlanmamış arşiv belgeleri ışığında hazırlanan bu çalışmada “Atatürk’ü kimler, ne zaman, ne şekilde ve hangi planlarla öldürmek istemiş?” sorularına cevaplar aranmış ve “tarihçi” kisvesi altında Atatürk’e saldıran, Cumhuriyet tarihini eğip bükmeye çalışan sözde aydın ve yazarların iddialarına belgeler ışığında bilimsel cevaplarlar verilmiştir.
  • Çağla Şikel
    insan sesi mp3 - Türkçe
    14 Ayrım
    257,85 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Anlatı
    Seslendiren : Didem Ünüvar
    Konusu:
    Dağları delecek güce sahip olsak da hâlâ içimizde annesinin dizine yatmaya ihtiyaç duyan, saçının taranmasını bekleyen o kız çocuğu var. Her şeyin güzel olacağı güneşli günleri sabırla beklemek yok bende. Ben değişime, dönüşüme, yıkıp yeniden inşa etmeye, temize çekmeye, baştan yazmaya, emek vermeye ve hayallere inanıyorum. Bu yüzden benim hikâyemde bütün sorunları şıp diye çözüveren sihirli değnekler, hayatı tozpembe bir maceraya dönüştürüveren mucizevi yıldız tozları yok. Hayat hiç böyle yaşanmıyor ikimiz de biliyoruz ama o beklenmedik fırtınalar estiğinde, savruluşlar başladığında, azgın dalgalar ortaya çıktığında suyun yüzeyinde kalmayı öğrenmek var bende. Hatta dalgalar yükselmeden, o güçlü fırtınalar esmeden bile onlarla nasıl baş edebileceğini bilmek var. Bu kitapta kendini bugüne kadar iyi hissettirecek şeyleri bulmuş bir kadının yolculuğu var, bundan sonra da yenilerini bulmaya devam edecek bir kadının, bir kız çocuğunun ayak sesleri ve onun hayalleri var. Hayatın acıttığı yerleri örtmek yerine, o yaranın neden kapanmadığına bakmak var. Bu kitapta hikâyedeki rolünün hakkını vermek var. Bu hikâyede vazgeçmeyişler, boşvermeyişler var. Hiç istemediğim yerlere gidişlerim, oradan bambaşka bir kadın olarak dönüşlerim var. Bana güven, sen düşündüğünden çok daha güçlüsün ama belki nereden başlayacağını bilmiyor olabilirsin. O halde benimle gel, sana anlatacaklarım var.
  • Cengiz Güleç
    insan sesi mp3 - Türkçe
    37 Ayrım
    500,78 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Din, Tasavvuf
    Seslendiren : Feray Gökçe Haholu
    Konusu:
    Aleviliğin ahlaki özünü oluşturan "Kâmil İnsan" kuramı çok özel bir teoloji ile desteklenmektedir. Yani Alevi inancı, Alevi ahlakının türevidir. Bu anlamda Alevilik olgusu ahlak ile dini özel bir yapıda bağdaştırır, birleştirir. Ortodoks İslam anlayışının tam tersine ahlak ilkelerini Allah ya da Tanrı'ya dayandırmaz. Alevi inanç evrenindeki Hakk tasarımı, tümüyle gnostik ve teosofik bir kurgudur. Yani tüm evreni yukarıdan aşağıya hiyerarşik biçimde yaratan mutlak bir güç anlamındaki Ortodoks dindarlık Alevilikte yoktur. Buna karşılık Alevilikte varlıklar arasında mahiyet itibariyle hiyerarşik bir üstünlükten söz edilemez. Tüm panteist anlayışlar gibi Alevi teolojisi de evreni Tanrısallık içeren; Hakk'ın değişik derecelerdeki tecellileri arasında bir üstünlükten çok, varoluş anlamında özdeşliği kabul eden bir kozmoloji ve ontolojiye sahiptir. Her nesnenin bir canı bir ruhu vardır.
  • Brianna Wiest
    insan sesi mp3 - Türkçe
    18 Ayrım
    344,87 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Kişisel Gelişim
    Seslendiren : Pervin Yaşar
    Konusu:
    yileşmek bir kereye mahsus bir olay değildir. Bir kereye mahsus bir olayla, genellikle geleceğin nasıl olacağı konusundaki tasarılarımızı bozan bir tür ani kayıpla başlayabilir. Fakat gerçek iyileşme, bu bozulmanın bizi derin bir bilinçsizlik halinden uyandırmasına, bürünmeye uyarlandığımız kişilikleri bir kenara bırakıp aslında olmamız gereken kişinin parçalarını bilinçli bir şekilde birleştirmeye başlamamıza izin vermektir. İyileşmek, acıyı kabullenip ona gerçekten bakmak anlamına gelir. İyileşmek, yolculuğa çıkmaktır çünkü ister fiziksel olsun ister ruhsal, doğrusal ya da pürüzsüz bir iyileşme yoktur. İyileşmek kırılganlıktır. İyileşmek, yaralı ama samimi bir kalple yola devam etmek demektir. Esas dönüşüm, gevşemeyi öğrenip geçmişimizi olduğu gibi görme cesaretini bulduğumuzda gerçekleşir, böylece şu anki hayatımızı da olduğu gibi görebiliriz: umut ve potansiyelle dolu. Uluslararası çoksatan Düşünme Şeklinizi Değiştirecek 101 Deneme’nin yazarı Brianna Wiest, bu kitabında içimizdeki özel sığınağı bulmamızı ve gerçek dönüşüme ulaşmamızı sağlayacak kırk beşten fazla yazısını bizlerle paylaşıyor. Wiest’in sözcükleri, kendi değişim yolculuğundaki herkes için merhem niteliğinde. “İyileşme sürecinde sadece geriye dönüp bitirmediğiniz bir şeyi düzeltmeyi öğrenmezsiniz. Aynı zamanda güçlükle de olsa ilerlemeyi, daha farkında ve anda yaşamayı, tecrübelerinizi gerçek zamanda nasıl işleyeceğinizi de öğrenirsiniz. Bunu ne kadar yaparsanız o kadar farkına varır ve hayata dâhil olmaya başlarsınız. Yeniden konuşmaya, yeniden hissetmeye, yeniden var olmaya...”

Sayfalar