Yazara Gore Listeleme

  • Seha Neşriyat
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    200,50 KB
    Eser Türü: Kitap
  • Bilgin Adalı
    bilgisayar sesi mp3 - Türkçe
    3 Ayrım
    86,43 MB
    Eser Türü: Kitap
    Bilgin Adalı’nın kaleminden, uygarlık yolculuğunda yeni bir macera! Ailelerini ellerinden alan ve yaşadıkları coğrafyayı tanınmaz hale getiren büyük çığın ardından yapayalnız kalan iki cesur kardeşin hikâyesidir bu... Soğuk ve zorlu kışı, anne babalarından öğrendikleri hayati bilgilerle sağ salim geçiren Orka ve Şin’in tek amacı, “güneşin doğduğu yerle battığı yer arasındaki” daha sıcak topraklara ve orada yaşayan diğer insanlara ulaşmaktır. Onları “Büyük Tuzlu Suyu”yla da tanıştıracak olan bu uzun ve maceralı yolculuk, yeni aşkların, yeni bir klanın ve uygarlık merdivenindeki yeni bir basamağın müjdecisidir.
  • Michel Tournier
    bilgisayar sesi mp3 - Türkçe
    7 Ayrım
    192,95 MB
    Eser Türü: Kitap
    Çağdaş Avrupa yazınını sadece romanlarıyla değil düz yazılarıyla da cendereye alan Michel Tournier’den (1924-2016) ufuk açıcı bir deneme: “Düşüncelerin Aynası”. "Tuz"un olgunluk simgesi bilgeliğinden "şeker"in çocuksu yananlamına, "banyo"nun yatay konumundan "duş"un dikey konumuna, "hayvan"ın devingenliğinden "bitki"nin durağanlığına, "demiryolu"nun düzenliliğinden "karayolu"nun esnekliğine varıncaya dek, alıntılarla zenginleştirilmiş 116 anahtar-kavram. Bu ikili yöntem olağanüstü verimli oldu, tüm kitabın ondan çıktığı söylenebilir. Hani bir kavram tek başına düşünceye delemediği kaygan bir yüzey sunuyormuşçasına. Buna karşılık, kavram karşıtıyla birlikte ele alındığında, patlıyor ya da saydamlaşıyor, iç yapısını gösteriyor. Kültür yıkıcı gücünü ancak uygarlığın karşısında açığa vuruyor. Boğanın boynu atın sağrısını gözler önüne seriyor. Kaşık anaç tatlılığını çatal sayesinde ortaya koyuyor. Ay bize ne olduğunu güneşin alnında söylüyor.
  • Seha Neşriyat
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    140,00 KB
    Eser Türü: Kitap
  • Seha Neşriyat
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    186,00 KB
    Eser Türü: Kitap
  • Seha Neşriyat
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    159,50 KB
    Eser Türü: Kitap
  • Thomas Bernhard
    bilgisayar sesi mp3 - Türkçe
    5 Ayrım
    146,18 MB
    Eser Türü: Kitap
    “Yazıya dökülmemiş her düşünce neticede bütünüyle değersizmiş, çünkü harekete geçirirse bir tek sahibini harekete geçirir ve tarih yaratamazmış, kendisi ise doğal olarak tarih yaratma hırsına sahipmiş, ki söylediğine bakılırsa önemli, çığır açan bir metin yazmanın birinci koşulu da daima buymuş.” Bağımsız bir bilim insanı olan Koller, on altı yıl önce Viyana’da Türkenschanz Parkı’nda bir köpeğin ısırması sonucu sol bacağını kaybetmiş ve o günden itibaren “Fizyonomi” adlı bilimsel çalışmasına odaklanmıştır. Fizyonomi incelemesini yıllarca kusursuz bir tasarı halinde kafasında taşır. Yürüyüşe çıktığı bir gün bir tür aydınlanma ânı yaşar. İncelemesinin ilk dört bölümünü, sol bacağını kaybetme olayını yaşamadan kısa bir süre önce Viyana Açık Mutfağı’nda (VAM) tanıştığı dört “Ucuzayiyen”in fizyonomileri üzerine çalışmasından ortaya çıkaracağı sonucuna varır. Eklemeyi tasarladığı beşinci bölüm ise kendi fizyonomisi hakkında olacaktır. Koller’in “Ucuzayiyenler” adını verdiği delice bilimsel tasarısı gerçekleşebilecek midir? Tesadüfler gerçekten tesadüf müdür? “Ucuzayiyenler”, Thomas Bernhard’ın öteki kitapları gibi hem trajedi hem fars niteliğiyle okunabilecek, tersinin yüzüyle çarpıştığı bir anlatı. Hayatın saçma oluşundan ne azı ne fazlası. "Bernhard'ın kahramanları ne kadar kaçmaya çalışırlarsa çalışsınlar dış dünyaya fazlaca açıktırlar; zihinlerinin içine çekileceklerine dış dünyanın anarşisini kucaklarlar (…) hastalığa, yenilgiye, haksızlığa teslim olmazlar, sonuna kadar çılgın bir öfke ve hırsla mücadele ederler. Sonunda yenilmişlerse eğer bizim okuduğumuz onların yenilgisi ve teslimiyeti değil hırslı kavgaları ve mücadeleleridir." - Orhan Pamuk
  • Tuğrul Kudatgobilik
    bilgisayar sesi mp3 - Türkçe
    10 Ayrım
    495,15 MB
    Eser Türü: Kitap
    Tuğrul Kudatgobilik, Koç’ta üç kuşakla da çalışma fırsatını bulan ender yöneticilerden biri. Tüm meslek hayatını Koç’ta geçirmiş bir kişinin 1960’lı yıllarda Vehbi Koç’un yanında başlayan, bugünlere kadar uzanan profesyonel iş hayatında yaşadıkları, Koç Topluluğu’ndaki değişim ve dönüşümler ülkedeki ve dünyadaki değişimle birlikte kaleme alınmış. Dolayısıyla kitap, dünyadaki hızlı değişime ayak uydurabilmenin çarpıcı derslerini de içeriyor. Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası (MESS) ve Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu başkanlıklarını da yürüten Kudatgobilik’in anılarında, Türkiye’nin en gerilimli yıllarında işveren temsilcisi olarak oturduğu toplu iş sözleşmesi masalarında yaşananların, tehditler, siyasi suikastlar, darbelerin de izini sürüyoruz. “Koç’ta Üç Nesil” iş hayatına damga vuran liderlerin tecrübelerinin aktarımı ve sosyal barışın tesisinde iş dünyasında yaşananlar adına gelecek kuşaklara ışık tutuyor. Kitabın Birinci Bölüm’ü Kudatgobilik Ailesi başlığı altında Tuğrul Kudatgobilik’in çocukluk, gençlik, okul yılları ve ilk iş tecrübelerini kapsıyor. İkinci Bölüm Koç’ta Birinci Kuşak: Vehbi Koç Dönemi’nde 2. Dünya Savaşı sonrası Avrupa’da ve Türkiye’de yaşananların ışığında Türkiye’nin 1950’li 60’lı ve 70’li, 80’li yıllarındaki ekonomik, sosyal ve siyasal gelişmelerinin tanığı oluyoruz. Devlet desteğiyle Türk iş camiasındaki değişim ve dönüşümün, palazlanmanın izini sürüyoruz. Arka planda yeni yeni filizlenmeye başlayan sendikal örgütlenmeler, bir döneme damgasını vurmuş grevler, öğrenci olayları ve darbeler arasında giderek büyüyen Koç Ailesi’nde Vehbi Koç’un iş prensiplerinin yakın tanığı oluyoruz. Özellikle Koç’un ‘‘amiral gemisi’’ Arçelik’le başlayan yeniden yapılanma döneminde, endüstri sistemindeki değişim ve dönüşümlerin izini sürüyoruz. Toplam Kalite – Koç 2000 Projesi başlığını taşıyan İkinci Bölüm’ün ise devamında dünya markası olma yolunda hızla ilerleyen Koç Topluluğu’nun atılımları, açılımları, dönüşümleri anlatılıyor. Tuğrul Kudatgobilik’in Koç Holding’deki endüstri ilişkileri sistemini oturtmak, işçi-işveren ilişkilerini rayına sokmak, Koç Topluluğu şirketlerinin toplu sözleşmelerini yapmak ve özetle “işçi-işveren ilişkileri” denilen kutsal dengeyi kurmak için verdiği mücadeleyi görüyoruz. KOGEM – Koç Holding Geliştirme ve Eğitim Merkezi’nin kuruluş aşamalarına tanıklık ediyoruz. Bu bölümde ayrıca Sakıp Sabancı ile Vehbi Koç arasındaki tatlı, esprili, kinayeli, derslerle dolu sohbetinin yakın tanığı olurken gülümsemeden edemiyoruz. “Dünyada Yılın İş Adamı” seçilen Vehbi Koç’un, maceralı Hindistan yolculuğunun ardından Yeni Delhi’de düzenlenen törende ödülünü Rajiv Gandi’nin elinden alışının hikâyesini okuyoruz. Vehbi Koç’a veda etmeden önce, bu duayen isme neredeyse bir evlat kadar yakın olmuş; zaman zaman en özel anlarına tanıklık etmiş, belki de birçok şeyi görmezden gelmiş ya da bir sır olarak saklamasını bilmiş; bazı özel anlarda bile duygusallığın zaaflarına teslim olmayıp aralarındaki iş ilişkisinin gerektirdiği mesafeyi koruyabilmiş; bir yandan Vehbi Bey’in esprilerine gülerken bir yandan da ölçüyü kaçırmamaya özen göstermiş bir insanın; Tuğrul Kudatgobilik’in anlatımıyla Vehbi Koç’un çocukları ve torunlarıyla ilişkisini okurken O’nu biraz daha özeliyle tanımaya başlıyoruz. Vehbi Koç’a Dramatik Veda ve Son Görevim başlığıyla kaleme alınmış Üçüncü Bölüm’de Vehbi Bey’in naaşının mezarından çalınışını ve Nebbaşlarla sürdürülen pazarlığı nefesimizi tutarak okuyoruz. Dördüncü Bölüm: Koç’ta İkinci Kuşak: Rahmi M. Koç Dönemi. Bu bölümde, 1990’lar ve 2000’ler Türkiyesi’nde yaşananları, Rahmi Koç, Semahat Arsel, Sevgi Gönül ve Suna Kıraç’ın Koç Ailesi’ndeki önemini onları daha yakından tanıyarak anlıyoruz. 19. yüzyılda ve 20. yüzyılın ilk yarısında belirleyici olan ideolojiler ve maddi koşullar, 20. yüzyılın ikinci yarısında değişmeye başlamıştı. Artık geniş kitleler daha refah içinde yaşıyordu. Ve 21. yüzyılda kitlelerin sistemle olan çelişkilerini daha çok maddi olmayan koşullar belirleyecek gibiydi. Daha insana dönük, düşünsel, eğitsel, kültürel, çevresel, psikolojik ve de sosyolojik faktörler girecekti işin içine. Dolayısıyla bireysel özgürlükler ve daha çok demokrasi talebi… Bu bölümde, dört ismin Koç’a kattığı vizyonun Koç Topluluğu’nun dünyaya açılımındaki önemini anlıyoruz. Beşinci Bölüm: Üçüncü Kuşak Koçlar. Bilişim Teknolojileri çağında Mustafa, Ömer ve Ali Koç’un devraldığı bayrağı bugünlere taşıyışını, onların iş yapma tarzını, değişen dünyayı kavrayışlarını, Koç Topluluğu’nu yeni dünyaya entegre edişlerindeki profesyonelliği en ince ayrıntılarına kadar görüyoruz. Altıncı Bölüm: Masanın Bir Ucunda: MESS. Vehbi Koç, Rahmi Koç, Semahat Arsel, Sevgi Gönül, Suna Kıraç, Mustafa, Ömer ve Ali Koç… Koç Topluluğu’na damgasını vurmuş bu isimlerin hepsiyle çalışan; yeri geldiğinde onların eli ayağı, yeri geldiğinde gözü kulağı, yeri geldiğinde aklı mantığı olan Tuğrul Kudatgobilik’in emekliliği geldiğinde, Rahmi Koç “Tuğrul kardeşim, seni emekli etmiyoruz, Koç Şirketleri adına Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası Yönetim Kurulu’na aday gösteriyoruz ve Erdoğan Karakoyunlu’dan sonra da seni MESS Başkanı olarak görmek istiyoruz” der. İşte bu bölümde Kudatgobilik’in on beş yıl süren MESS Başkanlığı dönemi anlatılıyor. Ve kitap Tuğrul Kudatgobilik’in MESS Başkanlığının ardından TİSK Başkanlığı yaptığı on beş yılın anlatıldığı Yedinci Bölüm’le, Tisk Dönemi ile sona eriyor.
  • Aleksandr Kolesnikov
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    496,50 KB
    Eser Türü: Kitap
    Sovyet Rusya ile Türkiye Cumhuriyeti (Mustafa Kemal Türkiye'si) arasındaki ilişkilerin kuruluşu ve gelişmesi konusu henüz bütün yönleriyle araştırılmamıştır. SSCB'nin yıkılışından sonra konuya farklı bir bakış açısıyla yaklaşılması ve Rus arşivlerindeki binlerce belgenin araştırmacıların istifadesine sunulması, XX. yüzyılın başlarında Sovyet Rusya ile Türkiye Cumhuriyeti arasındaki siyasi, ekonomik ve kültürel ilişkilerin kuruluşunu daha objektif bir şekilde ortaya konulmasını sağlamaktadır. Tarih boyunca Türkiye ile Rusya'nın en fazla yakınlaştığı 1920 - 30'lu yıllardaki gelişmelerin ve iki ülke arasındaki ilişkilerin objektif ve ilmi açıdan araştırılarak ortaya konulması, aslında iki ülke tarihçilerinin ortak çalışmalarıyla mümkün olabilecektir. Onlarca yıla yayılan Rus-Türk ilişkilerinin tarihi seyrini yorumlayacak bu tür çalışmalara olan ihtiyaç uzun dönemden beri hissedilmektedir. Bu bağlamda ümit ediyoruz ki, elinizdeki çalışma konuyla ilgili önümüzdeki dönemde yapılacak çalışmaların mütevazi bir başlangıcını temsil edecektir.
  • Seha Neşriyat
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    218,00 KB
    Eser Türü: Kitap

Sayfalar