Yazara Gore Listeleme

  • Hikmet Hükümenoğlu
    insan sesi mp3 - Türkçe
    22 Ayrım
    431,64 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Füsun Kuzuoglu
    Yakın zamana dek entelektüel aşırılığı ile bilinen, yakın zamandan beri ise artık çok satmaya başlamış bir yazar olan Hikmet Bey, asistanı ve eşi ile çıkmış olduğu bu deniz yolculuğunun tadını çıkartmaktadır. Herkes ağzının içine bakarak onu dinlemekte, veciz cümlelerinden ilham almaya çalışmakta, ünlü bir yazarın yakınında bulunmanın büyüsü içinde tüm entelektüel özlemlerini dindirmektedir. Ancak bir kişi, her şeyin gerisindeki, mutlu evliliğin, çok beğenilen kitapların ardındaki o zavallı, küçük sırrı bilen bir tek kişi, sıkıntıdan bu deniz yolculuğunda. Akşam yemekleri bitmek bilmez, yol uzadıkça uzar… Sır ise çatallandıkça çatallanır. Romanlarında gerilimi en iyi biçimde kullanan genç kuşak yazarlarımızdan Hikmet Hükümenoğlu'nun Kar Kuyusu ve Küçük Kadınlar Kitabı'ndan sonra, yeni romanı 47 Numaralı Kamara bir kez daha okurları nefes nefese bir serüvene sürüklüyor. "Suya atılan cansız beden kime aitti, merak ediyoruz. Sabahın e en soğuk saatinde, güneşin doğmasına birkaç dakika kala, güvertede kim vardı, merak ediyoruz. Hepimizin ortak noktası bu merak işte. Merak etmezsek bir satır bile okumayız. Merak etmezsek sayfayı çevirmeye üşeniriz, uykumuz gelir, gözlerimiz kapanır, elimiz başucu lambasını söndürmek üzere uzanır. Cinayeti kimin işlediğini merak etmeyeceksek roman okumanın ne anlamı kalır?.."
  • Anet Mankeoğlu
    insan sesi mp3 - Türkçe
    15 Ayrım
    300,53 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Türgök Gönüllüleri
    asal, Nehir, Hayal… Güzel, eğitimli, kariyer sahibi, sosyal hayatta her zaman kalabalık ama evlerinin kapısından girdikleri andan itibaren 'yalnız' kadınlar...Hikayeleri ayrı olsa da ortak bir yanları var: Yanlış erkekleri hayatlarının 'prensi' yaptılar. Telefonu göz önünden ayırmadan 7/24 mesaj beklemek, gelen her mesaja binlerce anlam yüklemek, 'Asla yapmam' dedikleri şeyleri yapmak, kız arkadaşlarıyla saatlerce ve sadece 'o'nu konuşmak... Ta ki kendi yazdıkları bu masallardan uyanana dek… Prensi öptüğünü düşünürken, gözlerini açtığında bir kurbağayla karşılaşan sevgili kadınlar, bu kitap sizinle aynı yollardan geçen bir hemcinsiniz tarafından sizin için yazıldı. Şehir masallarını kim sevmez ki… (Tanıtım Bülteninden)
  • Yaşar Kemal
    insan sesi mp3 - Türkçe
    19 Ayrım
    291,04 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Türgök Gönüllüleri
    “Ne söylense sanki duyan yok, gören yok” diyen Yaşar Kemal, yeni kitabı Bu Bir Çağrıdır’da 20 yıldır yaptığı barış çağrısını yineliyor. Yaşar Kemal’in Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan Bu Bir Çağrıdır kitabı, büyük yazarın 1992’den bu yana, inatla, kimi zaman özlemle, kimi zaman öfkeyle ve her zaman umutla dile getirdiği demokrasi, insan hakları ve barış çağrılarını, uyarılarını ve söyleşilerini, bu konulara dair yazılarını bir araya getiriyor. Yaşar Kemal, 1993 yılında yazdığı, “Demokrasi Yalanı” makalesinde “Gerçek bir demokrasiye ulaşmak kolay olmuyormuş. O da, kan ve gözyaşı istiyormuş. O da, akıl ve düşünce çabaları istiyormuş. Gerçek bir demokrasiye ulaşmak bir topluluğun, birkaç topluluğun iyi niyetli çabasıyla gerçekleştirilemiyor. Dışarıdan demokrasi de bir süs olaraktan, bir yalan olaraktan kalıyor. Demokrasiyi bilinçlenmiş halklar yaratır. Çünkü demokrasiyle yönetilmek en çok onun çıkarınadır” diyordu. Bu ülke bir kardeşlik toprağıdır, bu topraklardaki bütün kültürlerin, dillerin ve her doğa parçasının üstüne titrememiz gerekir vurgusunu yapan yazar, Kürt sorunu Türkiye’nin çağdaşlık sorunudur, Kürt sorunu Türkiye’nin demokrasi sorunudur, Türkiye’nin bütünlüğünün korunması gerekir ve bir kardeş kavgasında kazanan olmaz diyordu. Yaşar Kemal, askeri operasyonların hızlandığı, siyaset söylemine şiddetin hakim olduğu 1995 yılında Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde yargılanırken hakimlere şöyle sesleniyordu: “Benim yazılarım halkımıza birer çağrıdır. Öncelikle batıdaki, doğudaki çocukları, savaşta ölmüş anaları çağırıyorum. Bu savaş en çok sizin yüreğinizi yaktı. Herkesi çağırıyorum, sayın yargıçlar sizleri de bu savaşı durdurmak isteyenlere katılmaya çağırıyorum. Bu ülke hepimizindir ve bu ülke insanlık tarihinde çok uzun yaşamaya layıktır. Hem de onuruyla yaşamaya ... Unutmayalım ki, bir ülkenin insanlarının onuru en azından toprağı kadar kutsaldır.” Bu Bir Çağrıdır kitabının önsözüne “Böyle çağrıları çok yazdım, yirmi yıldır yazdıklarımı bir araya toplayarak bir daha çağrıda bulunayım dedim. Ne söylense sanki duyan yok, gören yok” diye başlayan yazar, “Gençliğimde, gazetecilik yıllarımda Çanakkalede, Kurtuluş Savaşında birlikte savaşmış Türkleri de, Kürtleri de, onların sevgi ve dostluk dolu anılarını da çok dinledim. Bugün onların çocukları, torunları böyle bir kardeş savaşını kabul etmemeli. Etmiyorlar da. Bu savaş inanılmayacak kadar uzun sürdü. Türkler de Kürtler de bu savaşın bitmesini istiyorlar, bundan kuşkum yok” diyor. Yazar, ‘Türkiye Barışını Arıyor’ başlıklı yazısına Gazi Mustafa Kemal’in 1923 yılında İzmit’te yaptığı basın toplantısındaki konuşmasından bir alıntıyla başlıyor ve ekliyor: “Savaşın ne zaman çıkacağını beklemek, ölümü beklemek gibidir. Savaşlar insanların ölüm fermanıdır. Savaşlar, üstünde yaşadığımız toprakların, doğamızın ölüm fermanıdır.”
  • Melih Cevdet Anday
    insan sesi mp3 - Türkçe
    36 Ayrım
    204,54 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Türgök Gönüllüleri
    Balerina'nın Ölümü'nde Melih Cevdet Anday'ın dergilerde kendi adıyla yazdığı iki öyküsü ve Murat Tek adıyla Akşam gazetesinde 1957-1958'de yazdığı yirmi altı öyküsü bir araya getirilmiştir. Balerina'nın Ölümü'ndeki öykülerin -takma adla yazılmış olsalar bile- şiirle öykünün yakınlığını iyi bilen bir kalemin elinden çıktığı hemen anlaşılacaktır. Çarpıcı kurguları ve etkileyici anlatımlarıyla okuru hemen kavrayacak bu öyküler, Melih Cevdet Anday külliyatının eksik kısmını tamamlayacak.
  • Sam Stall
    insan sesi mp3 - Türkçe
    10 Ayrım
    337,93 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: mehtap tolu
  • Hagop Baronyan
    insan sesi mp3 - Türkçe
    10 Ayrım
    316,24 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Burcu Diri
    Hicvi ve dolayısıyla mizahı; toplumsal yozlaşmayı, kurumların bozulmasını, insanlar arasındaki bitmek bilmeyen çekişmeyi ve adaletsizliği anlatmak için bir silah olarak gayet iyi kullanan Hagop Baronyan, yaşadığı dönemde sansür baskısına uğramış ve elinden geldiğince buna direnebilmiştir. İstanbul Mahallelerinde Bir Gezinti'de XIX. yüzyılın ikinci yarısının İstanbul'unda 34 mahallenin toplum yaşantısı, mahalle hayatı oldukça kuvvetli bir mizahi dille anlatılıyor. Ermeni ileri gelenlerinin Ermeni toplumunun sorunlarına ilgisizliği, zengin fakir ayrımının yarattığı çelişkiler, kadın erkek ilişkileri, kilisenin mahalle hayatı üzerindeki hegemonyası, ince ve keskin gözlemlerle aktarılıyor. Baronyan, rengini, "siluetini" ve hatta halklarını büyük ölçüde kaybetmiş bir şehrin mazisine başka bir gözle bakmamızı sağlıyor. (Tanıtım Bülteninden)
  • Nihal Olçok
    insan sesi mp3 - Türkçe
    11 Ayrım
    179,37 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Hatice ALABAY
    Bir Annenin Kaleminden… Rüya, hayat bir rüya.. Rüya içinde rüya görüyoruz. Uyuyoruz, rüyadayız. Uyanıyoruz, yine rüyadayız. Artık nereye kadar uykuda rüyadayız, nereye kadar uyanık rüyadayız, onu da bilemiyoruz. Bildiğimiz bir tek şey var: Rüyadayız. Hayat bir rüya… Ölünce uyanacağız. Bazılarımız, ömür ipliğini eğirip sonuna gelince uyanacak. Bazılarımız ömrünün bir yerinde, belki tam ortasında. Ama bir gün muhakkak hepimiz uyanacağız. Gerçeğin ne olduğunu o zaman göreceğiz. Gerçek, rüyamıza uygun mu olacak, yoksa bambaşka mı çıkacak? Şimdilik anlayabildiğimiz bu kadar: Rüyadayız. Kendince sevmeler vardır, Kendince gitmeler olduğu gibi Senin gibi Benim gibi… Seni kendimce, kendime göre sevdim ben. Evlat gibi, dost gibi, gamzelerinden kalbine süzülerek… Elinizde tuttuğunuz kitap bir annenin kalbinden kâğıda yansıyanlardır. 15 Temmuz Şehidi Erol Olçok’un zevcesi Abdullah Tayyip Olçok’un annesi Nihal Olçok’un kaleminden yansıyanlar…
  • Nil Gün
    insan sesi mp3 - Türkçe
    25 Ayrım
    400,76 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Pınar Maytalman
    Bir şirketin çalışanlarına eğitim vermek için Bursa'ya gitmişti. Hayatlarını dönüştürmeye hazır katılımcıların enerjisiyle ışıldadığını hissettiği dört günlük eğitimin sonunda Uludağ'da yeni yeni tomurcuklanan baharın tadını çıkarmaya karar verdi. Doğanın koynunda birkaç gün geçirecekti… O sabah erkenden uyandı. Hafif bir kahvaltının ardından ormanın mis gibi havasını soluyarak karşısına çıkan ilk patikada ilerlemeye başladı. İçinde o bildik "bir şeyler olacağı" hissiyle ağır adımlarla, etrafı ve bitki örtüsünü inceleyerek yürüyordu. Derken gözüne bir şey ilişti. Birkaç adım ötedeki ağacın dibinde bir kitap duruyordu. Merakla ağaca yaklaştı, yere eğilip kitabı eline aldı. Üzerinde yazar adı yazmıyordu. Sadece bir başlık vardı: "Geleceği Hatırlamak" Doğanın eşsiz güzelliği ve sükûneti içinde keyifle ağaca yaslanıp okumaya başladı. Bu kitapta insanlığın dünü, bugünü ve yarınının hikâyesini okuyacak; Homo Sapiens'lerin bir üst modeli olan Homo Novus insanı ile tanışacaksınız. Onlar yarının insanı! İnsanlığın geleceği.
  • Robert Seethaler
    insan sesi mp3 - Türkçe
    11 Ayrım
    221,60 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Gokhan Turker
    Küçük yaşta annesini kaybeden Andreas Egger, uzak akrabası olan zalim bir çiftçinin yanında büyür. Zorlu çocukluğunun ardından az konuşan, fiziken güçlü ve çok çalışkan, ama bir o kadar da kırılgan ve içine kapalı bir adama dönüşür. Dünyanın hızına, insanların hırsına ve öfkesine yetişemez, aslında bunu istemez de. Dağların kocaman boşluğu içinde kaybolmak ona iyi gelir. Avusturya Alpleri’nde kendi dünyasında yaşayan Andreas, günün birinde Marie’ye âşık olur. Marie ilk çocuklarına hamileyken çığ altında kalarak hayatını kaybedince Egger her şeyi bırakıp evini terk eder ve savaşa katılır. Savaşta esir düşer, çalışma kampına gönderilir ve aradan yıllar geçer... Dağlarına, evine döndüğünde kurulan teleferik hattıyla modernizmin o yalın kırsalı nasıl ele geçirdiğiyle yüzleşmek zorunda kalır. Kendini yalnızlığıyla kuşatarak içindeki gerçeğe sığınan bir adamın hikâyesi bu. Basit olduğu kadar çarpıcı ve etkileyici, gücünü yalınlığından alan bir ömür... 2016 yılında Man Booker International Ödülü finalistleri arasına giren Bütün Bir Ömür, Feza Şişman’ın çevirisiyle... “Bütün Bir Ömür - bu kısa ama ihtişamla kurgulanmış romana bayıldım.” -Margaret Atwood- “Okumanız iki saat sürse de unutmanız bir ömür alacak.” -Graham Robb- “Bütün Bir Ömür, uzak bir vadideki yalıtılmış bir hayatı ve onu yavaş yavaş kuşatan modernizmi ustalıkla işleyen muhteşem bir roman.” -Ian McEwan- “Her ayrıntı, her kelime, her cümle - her şey tam anlamıyla yerli yerinde. Böyle kısa bir romanda bunu başarmak, büyük bir yeteneğin göstergesi.” -Die Welt- “İçten bir bilgelik ve ölçülü bir şiirsellikle biçimlenmiş anları ortaya çıkaran direkt bir tavır hâkim üsluba. Bu noktada bu romanın Almanya’da neden bu kadar ilgi gördüğünü ve neden bizim de buna ihtiyaç duyduğumuzu anlıyorsunuz: Bütün Bir Ömür, okurunu hayatını en iyi şekilde değerlendirmeye yönlendiriyor, ne olursa olsun.” -Sunday Telegraph- (Tanıtım Bülteninden)
  • Aylin Oflaz
    insan sesi mp3 - Türkçe
    10 Ayrım
    283,04 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Fikriye Durmus
    Murakami’nin Kedisi, Beyoğlu’ndan Prag’a, pagan büyülerinden psikanalize uzanan geniş bir yelpazede, sayfalardan adeta fırlayan renkli karakterleri ve soluksuz okunan akıcılığıyla büyülü bir roman.   O an kendime geldim, resmen ve fiilen Murakami’nin pek mühim kedisini çalmış bulunuyordum. Oh olsun! İçimi bir huşu kapladı, bir kedi çaldığım için kendimi böylesine iyi hissedeceğim hayatta aklıma gelmezdi.   Senaryo yazarı Lal, eşi Umut’a öfkelenip ardına bakmadan evi terk etti. Kendini  Beyoğlu’nda, St. Antoine Kilisesi apartmanlarında buldu. Çok sevdiği yazar Haruki Murakami’nin Pera Palas’ta yapılacak bir panel için İstanbul’da olduğunu öğrenince kulaklarına inanamadı. Otele geldiğinde kapıda bir kargaşa vardı, biricik Murakami ise suratını asmış, lobide öylece oturuyordu. Edebiyat devinin kedisi yer yarılmış, içine girmişti!  Murakami’nin Kedisi, Beyoğlu’ndan Prag’a, pagan büyülerinden psikanalize uzanan geniş bir yelpazede, sayfalardan adeta fırlayan renkli karakterleri ve soluksuz okunan akıcılığıyla büyülü bir roman.

Sayfalar