Yazara Gore Listeleme

  • Erich Maria Remarque
    metin - Türkçe
    4 Ayrım
    1,44 MB
    Eser Türü: Kitap
  • Cihad Kök
    insan sesi mp3 - Türkçe
    11 Ayrım
    165,84 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Salih Elitok
    "Ben de yalnızım; gel kahve içelim. Sen oradan yudumla, ben hissederim..." Üzdüler seni değil mi, kırdılar, canını sıktılar. Bırakıp gitmek istedin ne varsa, "Allah belasını versin" dediğin zamanlar oldu mutlaka. Gözyaşın aktı, annenin öpmeye kıyamadığı yanaklarına. Çıkmak istemedin evden bazen, sarılıp yastığa kimsede hissedemediğin "sıcaklığı" aradın yatağında. Üstüne üstüne geldiler, anlamını yitirdi sevdiğin ne varsa. Yaklaş bir şey söyleyeceğim kulağına; boş ver, aptal onlar halden anlamazlar. Sen iyi bak kendine. Dikkat et yemene içmene; sıkı giyin, çorapsız basma yere.Gördün işte kimsen yok senden başka. İçindeki çocuğun ellerini hiç bırakma ve sımsıkı tutun inandıklarına. "Tabii bir de kendini bir şey sananlar var. "Şey" ne demek peki? Hiçbir şey! İsimsiz, tanımsız, anlamsız! Sıfırın, "sözelci" olanı!" (Tanıtım Bülteninden)
  • Yaşar Kuru
    insan sesi mp3 - Türkçe
    14 Ayrım
    254,11 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Aysegul Borlu
    Annelere Ve Babalara Pratik Pedagojik Terapi Annesinden babasından ‘keyif’ alan, aile içi yaşantıdan ‘haz’ duyan, evde ‘adam’ muamelesi gören hiçbir çocukta ‘sanal dünya’ dediğimiz; televizyon, bilgisayar, tablet, internet bağımlılığı oluşmaz. Çocuğunuzda bu tür bağımlılık varsa; onu değil kendinizi çocuğunuzla ilişkileriniz açısından takibe ve tedaviye almalısınız.
  • Agatha Christie
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    1004,78 KB
    Eser Türü: Kitap
    Arkadaşı için yerine getireceği basit bir angaryanın onu uluslararası bir cinayet komplosunun tam ortasına düşüreceği Anthony Cade'in aklının ucundan bile geçmezdi. Birileri ne pahasına olursa olsun Herzoslovakya'da monarşinin tekrar kurulmasına engel olmak istiyordu. Tüm bu bilinmezler düğümünü çözmek için güçlerini birleştiren Scotland Yard ve Fransız Emniyeti Sûrete dönüp dolaşıp aynı noktada kilitleniyorlardı... Ta ki Bacalar Köşkü'nde işlenen cinayet, bilinmezler düğümünün çözülmesini sağlayan ipucunu verene kadar.
  • Sören Kierkegaard
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    427,65 KB
    Eser Türü: Kitap
    Ve şimdi beni yanlış anlama. Kişinin hüzün duymaması gerektiğini düşünen birisi değilim; bu genel düşünceyi beğenmem ve eğer bir tercih olacaksa, hüznü tercih ederim. Ben de hüzünün güzel olduğunun bilincindeyim ve gözyaşlarında cesaret vardır. Ama aynı zamanda kişinin umudu olmadığı zaman hüzün duymaması gerektiğini de biliyorum. Bu durum aramızda hiçbir zaman ortadan kaldırılamayacak mutlak bir zıtlık oluşturuyor. Ben estetik kategorilerde yaşayamam; en kutsal saydığım şeylerin yok edildiğini hissederim. Benim daha yüksek bir ifadeye ihtiyacım var ve bunu etik sağlıyor. Ve işte hüznün ilk olarak kendi gerçek ve derin anlamını kazandığı yer burasıdır. Şimdi söylemek üzere olduğum şey, seni şok etmesin; bunu bana karşı kullanma: kendilerine katlanacak kahramanlar gerektiren hüzünlerden söz ederken, çocukları örnek göstereceğim. (Tanıtım Bülteninden)
  • S0REN KIERKEGAARD
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    508,49 KB
    Eser Türü: Kitap
    Sören Kierkegaard (1813-1855): Topu topu 42 yıl süren yaşamında, 30'lu yaşlarının başında yayımladığı Ya/Ya da ve Korku ve Titreme gibi yapıtlarıyla sivrilen ve etkisini hem felsefeci hem de yazar olarak günümüze dek sürdüren önemli bir 19. yüzyıl düşünürüdür. 1843'te yayımladığı Kaygı Kavramı'ysa, Kierkegaard'dan son yıllarda dilimize aktarılanlar arasında özgün dilinden çevrilişiyle de farkını oluşturan bir yapıttır. Türker Armaner (1968); Kuşağının felsefeyle edebiyatı birbirini en iyi biçimde besleyerek sürdüren önemli üyelerindendir. İskandinav dillerinden çevirdiği yazarlar arasında Kierkegaard'ın yanı sıra Sofi'nin Dünyası yazarı Jostein Gaarder de bulunan Armaner'in kendi yazdıkları arasındaysa, ilki 1997 yılında yayımlanan (Kıyısız) üç de öykü kitabı bulunmaktadır.
  • Sören Kierkegaard
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    808,17 KB
    Eser Türü: Kitap
    Büyük bir dehanın tanınmaması elbette üzücü; ama yanlış tanınması daha da beter. Ne yazık ki Kierkegaard bu iki durumu da dramatik şekillerde yaşadı ve yer yer de yaşamaya devam ediyor. Yaşadığı dönem olan XIX. yüzyılda kendi insanları tarafından anlaşılamadı; çünkü düşünceleri, eserleri onları kat kat aşıyordu. Kierkegaard'ın üzerine örtülen ölü toprağından sıyrılıp varlığını yeniden göstermesi için XX. yüzyılın başlarını beklemek gerekti: Yani "birey" kavramının yavaş yavaş uç verdiği, özleri bir "sistem" inşa etmeye dayalı felsefelerin çözülmeye başladığı bir zaman dilimini. Geçtiğimiz yüzyıla damgasını vuran pek çok düşünür ve yazar Kierkegaard'dan önemli ölçüde yararlanmışsa da, Kierkegaard'ı merak eden okurlar onun "yanlış" bir kitabından başlamak ya da hakkındaki yanıltıcı yorumları ciddiye almak suretiyle bir anlamda onu gözden kaçırmışlardır. İşte bu kitap Kierkegaard'ı tanıdığını sananlar, hakkında şöyle bir "tanıtım" kitabı. Tanıyanlara ise kesinlikle "yeni bir bakış" kazandıracak bir eser. Kierkegaard okuru birkaç şekilde şaşırtıyor: Öncelikle yüz elli yılı aşkın zaman önce kaleme almış olduğu konular halen güncelliğini sürdürüyor. Sözgelimi, kamu, basın, özel hayat gibi kavramları derinlemesine ele alırken bugün de önemini koruyan olağanüstü tespitler yapıyor. Bunun dışında değişik karakterlerin ağzından tartışma yaratacak sözler sarf ediyor. Örneğin. "Can sıkınıtısı bütün kötülüklerin anasıdır," diyerek eğlenmenin görevimiz olduğunu ilan ediyor. Dönemin etik, estetik, düşünsel ve doğrudan hayata dair alanlarında bayağılıklara karşı tek başına kıyasıya mücadele etmiş bir adamı (yeniden) tanımak, "sohbet"inden haz almak ve en nihayetinde Kierkegaard'a hakkını vermek için Kahkaha Benden Yana diyoruz
  • Prof. SEYYİD KUTUB
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    197,23 KB
    Eser Türü: Kitap
  • Soren Kierkegaard
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    1,11 MB
    Eser Türü: Kitap
    Kierkegaard zihinsel ve sanatsal gelişimi sürecinde önceleri Alman romantizminin etkisi altındaydı. Kendini, geleneklerin zihinsel gelişimini sınırlamasına izin vermeyen yaratıcı bir birey olarak tanımlıyordu. Bu başkaldırının ana motifini ise ironi kavramı oluşturuyor ve böylece ironi genel bir zihinsel ilke düzeyine yükseltiliyordu. Bunun üzerine Kierkegaard, ironiyi zihinsel faaliyet için önemli bir ilke olarak gören ilk felsefi kişilik olan Sokrates'e yöneldi. Sokrates ironiyi tartışmaları yönlendirmek için kullanıyor, bunu da, o zamana kadar bilindiği düşünülen konulardaki belirsizlikleri ve çelişkileri açığa çıkarmak amacıyla bilmiyormuş gibi yaparak sorular yöneltmek ya da bilgisizmiş gibi davranmak suretiyle yapıyordu. Böylece Sokrates üzerine yoğun bir çalışma yapan Kierkegaard, İroni Kavramı'nda büyük filozofu Xenophon, Aristofanes ve Platon'un gözünden inceler ve onu Fichte, Schelling ve Hegel gibi 18. ve 19. yüzyıl filozoflarıyla karşılaştırır. İroni perspektifinden bakarak Platon diyaloglarındaki sokratik unsurları ortaya çıkarmayı dener. İroni Kavramı, geniş okur kitlelerinin ilgisini çeken büyük filozof Kierkegaard'ın doktora tezi olarak gerçekleştirdiği bir çalışmadır. Bu nedenle birinci bölümünde mümkün olduğunca akademik bir dil kullanmaya çalışan Kierkegaard, metin ilerledikçe, özellikle ikinci bölümde o müthiş şiirsel ve yaratıcı üslubunu bulur. İroni Kavramı, çağın en önemli filozoflarından biri olan Kierkegaard'ın yazarlığındaki bu büyük dönüşümü izleme açısından da ayrı bir değere sahiptir. Çünkü onun yazarlık yeteneği adeta bu sayfalardan doğmuştur.
  • Jonathan Safran Foer
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    3,31 MB
    Eser Türü: Kitap
    "Bu kitap hayatınızı değiştirecek." Time Out Neden kahvaltıda makarna yemiyoruz? Yemek yerken aldığımız kararları, neye dayanarak alıyoruz? Neden kuzu eti yiyoruz ama köpek eti yemiyoruz? Köpeklerini seven Fransızlar, bazen atlarını yer. Atlarını seven İspanyollar, bazen ineklerini yer. İneklerini seven Hintliler, bazen köpeklerini yer. Peki ya siz hangi hayvanları seviyor, hangilerini yiyorsunuz? Aşırı Gürültülü ve İnanılmaz Yakın ile Her Şey Aydınlandı'nın parlak yazarı Jonathan Safran Foer, bu kez tabağımızdaki yemeklerin öyküsünü anlatıyor. Hayvan Yemek, kurgulanamayacak denli dehşetli birtakım gerçeklerin bize sofralarımız kadar yakın olduğunu gösteriyor; insanın marifetlerini, tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor. Hayvan Yemek, bir vejetaryenlik çağrısı değil, bir uyanış çağrısı... Çatalımızı sapladığımız şeyin "ne" olduğunu, bize "neler olduğunu" görmekten çekinmeyenlere açık bir davet. Tabaklarınızı ve midelerinizi doldururken bu sayfalarda yazanları göz ardı edemeyeceksiniz. "Hayvan Yemek'i (eğer bu, uygun bir sözcükse) büyük iştahla okudum." Alain de Botton

Sayfalar