En Son Eklenenler

Toplam 58427 sonuçtan 34691 - 34700 arası görüntüleniyor.
  • Seyyid Muradi
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    830,00 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Anı/Mektup
    Konusu:
    Kaptan Paşa'nın Seyir Defteri, denizcilik tarihinin en büyük amirallerinden Kaptanı-ı Derya Barbaros Hayreddin Paşa'nın hayatı ve hatıralarının, yaşandığı dönemde kaleme alınmış olduğu tarihi bir eserdir. Barbaros'un leventlerinde Seyyid Muradı Reis'in bizzat Hayreddin Paşa'dan dinleyerek yazdığı ve Gazavat-ı Hayreddin Paşa adıyla bilinen bu hatıratın mensur nüshaları İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi'nde, manzum suretleri ise Topkapı Sarayı Revan Köşkü Kitaplığı'nda bulunmaktadır. Kaptan Paşa'nın Seyir Defteri, Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil tarafından bu iki kaynak üzerinde yapılmış titiz bir çalışmadır. "Her iki taraftan derya gibi asker, derya yüzünde donanıp birbirlerine karşı yürüdüler. İlk önce düşman donanmasından bir büyük kalyon ayrılarak harekete geçti ve toplarını atmaya başladı. Gökyüzü onların dumanından sanki karalar giyinmişti. Denizin yüzü karadan ayırt edilmez hale gelmişti. Sanki bu dünya kubbesi tamamen zulümat ve karanlıkla kaplanıp, bulundukları yerler deniz midir, kara mıdır fark edilemezdi."
  • Recai Kutan
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    1,17 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Siyaset
    Konusu:
    "İslamî bir tabir olan ‘cihad’ sözcüğü iddianamede açıklandığı gibi kısaca; hakkın hakimiyeti için yapılan mücadele demektir. İslamı hakim kılmanın yolu cihaddır. İslamî kurallara göre cihad etmek; namaz kılmak, oruç tutmak gibi zorunlu bir akidedir. Bunun için yeri geldiğinde can ve mal feda edilmelidir. Cihadın yolu yapılan açıklamalar doğrultusunda öz bir deyimle hakkın tebliğidir. Yani, İslamı insanlığa anlatmaktır.” …Hakkı tebliğ yani davayı anlatmak tatlı dil ve güleryüzle yapılmalıdır. Bunun için ferde düşen görev, davayı anlatma sahası ilk planda ailesi ve çevresidir. Tanrı Nizamını, insanlığa anlatmanın , yani tebliğ hareketinin özel adı "İlâ-i Kelimetullah”tır. Hakkın tebliği yani İslamî tebliğ görevini kim ve nasıl yapacaktır? Şüphesiz bunun için bir teşkilat gereklidir. İşte bu tebliğ görevini yani, İslam Nizamı’nıhalka anlatmak görevini, Milli Selamet Partisi yöneticileri olan sanıklar üstlenmiştir.” M.S.P. Davası Hâkim Yarbay Atilla Tülay Esas Hakkındaki Mütalaasından/20 Ağustos 1982 Cuma
  • Halil Delice
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    1,55 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman/Öykü
    Konusu:
    Yusuf ve Tosun Bey, Karlıova’ya doğru yola çıktılar. Atlarını serbest bırakmışlardı. İkisinin de yönü Karlıova’ydı ama gönülleri, çok farklı yollardaydı. Tosun Bey, son bir aydır yaşadıklarını düşünüyor, bunları anlamakta güçlük çekiyordu. Filipe, Kızanlık ve Ta t a rp a z a rcık gibi güzelim güller diyarlarında neler oluyord u böyle? Niçin gül alıp gül vermek yerine, kan, kin ve düşmanlık alınıp veriliyordu? Y ü z l e rce yıldır Müslümanlarla kardeş kardeşe yaşayan B u l g a r l a r, nasıl bu kadar acımasız oluyorlardı? Bunlar gibi nice soru Tosun Bey’in beyninde birbirleriyle çarpışıyor, cevap denen çıkış yolunu arıyordu. Yusuf da Tosun Bey gibi, “Bulgarlar niçin ayaklanıyor, günahsız insanlar, acımasızca niçin öldürülüyor?” diyor, beynindeki sorulara cevap arıyordu. Bu soruları To s u n Bey’e sormak istedi. Anladı ki onun hali kendinden farklı değildi. Kime sorsaydı, ninesine mi, yoksa hocası İsmail Pehlivan’a mı? Yusuf, “Ya Rabbi, beynimdeki cevapsız suallerin, cevabına kavuşmamı nasip et” diye dua ediyord u . Üstelik Yu s u f’un hali Tosun Bey’den daha fenaydı. O, daha hayatın gerçek güzelliklerini tanımadan, küçük acılarıyla karşılaşmadan, çok büyük, çok yıkıcı, pek çok akıllı kimsenin dahi cevap bulamadığı acılarla karşı karşıya kalmıştı.
  • Okay Tiryakioğlu
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    1,09 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman/Öykü
    Konusu:
    Ruslar ve onlara yardıma gelen Romen ordularınca istilaya uğramış bir Plevne, düşmana karşı amansız bir mücadele veren bir avuç asker ve Plevne yamaçlarında ümitle ufku gözleyip İstanbul'dan uzanacak yardım elini bekleyen bir Kumandan...Ödüllü romancı Okay Tiryakioğlu, yeni romanı ile okurlarıyla yeniden buluşuyor.KumandanGazi Osman Paşa'nın Plevne Kuşatmasını konu alan romanda paşa, göğsündeki madalyalarla, mağrur edasıyla ünlü bir komutan olmanın yanı sıra, çelişkileri, ümitleri, yalnızlığı ve hayalleriyle, kısacası "kanlı canlı" bir insan olarak karşımıza çıkıyor. Tarihi gerçekliği modern anlatı tekniklerinin yardımıyla kurgulaştıran Tiryakioğlu, 19.yy'ın sonlarında Tuna nehri yakınlarında vuku bulan Plevne Savunması'nı sürükleyici bir üslupla kaleme almış" Elinizden bırakamayacağınız, tekrar tekrar okumak isteyeceğiniz destansı bir direnişin romanı...Plevne, Tuna nehri kıyısında küçük, şirin bir kent. Bulgarı ve Osmanlısı kardeşçe geçinmiş asırlarca. Plevne küçükse bile Rusya'nın hayali büyüktür. Dünyaya, Bulgarların Osmanlılarca katledildiği yalanını yayarak işgal etmek niyetindedir. Osmanlı hasta bir adamsa ve Plevne küçük bir kentse, bunu başarmak çocuğun elinden oyuncağını almaktan farksız diye düşünür Rus Çarı II. Alexandr. Daha sonra sırada İstanbul'a uzanıp Padişah'ı ele geçirmek vardır. İşte Rusların, bu hayallerini gerçekleştirmek maksadıyla başlar 93 Harbi ya da Küçük Kıyamet.Fakat işler Çar ve Generali Gourko'nun sandığı gibi yolunda gitmez. Zira hesaba katmadıkları kadar güçlü, inançlı ve zeki bir başkumandan vardır karşılarında: Gazi Osman Paşa. Paşa "Plevne'yi kaptırmam" diyor ancak komutasında bir emriyle ölmeye hazır birkaç bin askerden başka hiçbir kuvveti yoksa ne yapabilir? Kumandan'ın gözleri ufukta şimdi, öteleri, Padişah'ı bekler durur. Daha çok küçükken babası Mehmet Efendi'nin kulağına usulca fısıldadıklarını önemsemiyor, bunlara inanmıyor sanki."Hayatta alışman gerekecek şeylerin başında gelir bu. Ayaklarının üzerinde durmana yardım edecek tek düşünce yalnız olduğundur. Ancak böyle olduğunu düşünerek sonuna kadar savaşabilirsin. Sana kimse yardım etmeyecek Osman, dostlarına da öyle; kimse kimseye yardım etmeyecek... İnsan yalnız yaşar ve yalnız ölür oğlum. Bunu bil, buna göre yaşa...."Kumandan Gazi Osman Paşa, ümidini hiç kaybetmez. Sultan Abdülhamid'in yardımına koşacağını, ona takviye birlikler göndereceğini bekler durur askerleri birer birer eksilirken. Tahir Paşa, beklentisinin bir hayal olduğunu söylemesine rağmen, önünde Romenlerin, Ruslara yardım elini uzattığı yüz seken bin kişilik devasa bir Rus-Romen ordusu çarpışmaya hazır bulunca bile... Ve Plevne'de batan her güneşi, yardımsız geçen son akşam olacağına inanarak bekler.Gazi Osman Paşa, eski ile yeni ordu arasındaki farkları görür, ıstırabı katlanır bu yüzden. Beynindeki gizli koridor, sık sık bu gerçeği hatırlatır ona. Destanlarda, menakıpnâmelerde anlatılan, düşmanın üzerine korkusuzca atılan mübarek yüzlü gazi ve şehitler nerededir şimdi?"Etrafları korkaklar ve vatan hainleriyle çevrilidir. Elleri kolları bağlı bu seçkin vatan evlatlarına bu muamele reva mıdır?.. Nerededir komutanlarının bir tek emriyle gözünü dahi kırpmadan ölüme atılan tarihin o unutulmaz kahramanları? Ölüme, özlenen taze bir sevgilinin kollarına atılırcasına arzu ve heyecanla koşacak o yiğitlere ne olmuştur?.. Şehitlik heyecanıyla yerlerinde duramayan, o unutulmaz menkıbelerin kahramanları artık tükenmiş midir; yoksa... yoksa böyle insanlar hiç yaşamamış mıdır?.. Anlatılanların hepsi ölümün soğuk yüzü karşısında titreyen ürkek yürekleri avutmaya yönelik birer masaldan mı ibarettir?" Yine de Plevne'den çıkmamaya kararlıdır Kumandan. "Yanacaksak hep beraber yanacağız!" diyecek kadar gözü kara.. Savunma tarihinde benzeri görülmemiş bir huruc harekâtı başlatırken de, erlerle tasta patates çorbasını paylaşırken de, insan üstü bir mukavemet gösterip sonunda pes eden firarilerin donmuş cesetlerine dağ yollarında rastlandığında onlar için de cenaze töreni düzenletirken de, harp meydanında en önde çarpışırken de aynı Osman Nuri'dir oOsmanlı ordusunun yoklukla, çaresizlikle imtihanıdır anlatılan. Hasta erlerin ve esirlerin üzerindeki battaniyeleri almak ve onları Bulgar kıyımına terk etmek mecburiyetinde kalmanın acısıdır öykülenen. Ve yürüyemeyecek haldeki hasta, çocuk ve yaşlıları, kapılarına haç işareti ve "Bu evde yaralılar vardır," yazılı kâğıtlar asmaktan ve bunun işe yaramasını ummaktan başka bir yol bulmamanın çaresizliğidir.Roman, Gazi Osman Paşa'nın Rus Çarı II.Alexandr ve Generali Gourko ile Beyaz General olarak anılan Skobelev'de hayranlık uyandıran cesaret dolu direnişini anlatmaz yalnızca. Yirmi yedi yaşında, entelektüel bir kimliğe sahip şık bir salon generali olan Binbaşı Ali Rıza'nın da öyküsüne sürüklenir okur. Ali Rıza, Plevne saflarında savaşmaya mecbur bırakılınca, yanlış mesleği seçtiğini anlar. Zira eli bir türlü silahına gidememektedir. Öyle ki komutanları, kendisinden bir Bulgar tecavüzcüyü öldürmesini istediklerinde annesiyle yaşadığı küçük evde, Dumas romanlarından birini okurken bulur kendini. Yaşadığı büyük acıyı ve yapamamanın, başaramamanın verdiği sıkıntıyı kimselere anlatamamaktan yakınır. 'Ama her şey bitti işte,' diye düşünmüştü, 'şu ölüm emrini verdiğim andan itibaren, bir insanın kanı, benim de üzerime sıçramış olacak.' Sonunda, "Komuta bende!.." diye bağırdığını duymuştu Osman Paşa'nın. Tabur Komutanı İsmail Bey'in, palaskasından geri çektiğini hissetmişti kendisini. Sonra tüfekler aynı anda patlamış, o zayıf beden, titreyen dizlerinin üzerine yığılıp tamamen hareketsiz kalmıştı. Hatalarının bedelini canıyla ödeyen bir insan vardı karşısında. Yaşadığı uzun yıllar boyunca yanlışlarının dönüşsüz acısıyla kıvranmış mıydı acaba bu beden?Kendisiye savaşma, gerçek kimliğini bulma ümidiyle çırpınırken babası yerine koyduğu ve "kırkambar" olarak nitelediği Hakkı Çavuş yardım elini uzatır ona. Onun şefkat dolu telkinleri, Ali Rıza'nın, utanç yüklü savaşımında epey yol yürümesine vesile olur. Yaşadığı bu dönüşüm okuru da şaşırtır.Ödüllü yazar Okay Tiryakioğlu'nun iç monologlar, ruhsal çözümlemeler ve iç hikâyelerle zenginleştirdiği bu kitabı okurken gerçeğin okullarda öğrenip ezberlediğimiz ruhsuz cümle dizelerinden ne kadar farklı olduğunun farkına varacaksınız...
  • Hüseyin Üzmez
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    1,57 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Anı/Mektup
    Konusu:
    Bu kitapta, Necip Fazıl'dan Osman Yüksel Serdengeçti'ye kadar pekçok fikir adamının tutuklanmasına sebep olan gazeteci Ahmet Emin Yalman'a suikast olayını, faili Hüseyin Üzmez'in kaleminden okuyacaksınız. Kendi ifadesiyle 'Bir kurşun attı,1952'den beri yere düşmedi.
  • Yılmaz Gürbüz
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    3,95 MB
    Eser Türü: Kitap
    Konusu:
    Trablusgarp Savaşı, Balkan Harbi, Birinci Dünya Savaşı ve nihayet Lozan...Düşünün ki, sizden yüzyıllardır yaşadığınız toprakları, evinizi barkınızı, bağınızı bahçenizi, hayvanlarınızı, kap kacaklarınızı hatta atalarınızın mezarlarını bırakıp gitmeniz isteniyor. İstenmiyor, emrediliyor. Bu konuda yapabileceğiniz hiçbir şey yok; çünkü bu emir uluslararası bir antlaşmanın yasal gereği...Yılmaz Gürbüz, bu romanında, son yıllardaki ihanetlere ışık tutacak, yüzyıl önceki ihanetleri ve Balkan Harbi bozgunuyla birlikte, Türklerin bir ana vatan kaybedişini, evladı fatihanın savaş ve muhaceret sebebiyle çekmiş oldukları acıları dile getirmektedir.1923 yılında, tarihte ilk defa 500.000 Türk’le 1,5 milyon Rum’un mübadelesi, bir insanlık dramı ve faciası olarak bütün tarihî, sosyal ve iktisadi yönleriyle edebi bir çekicilik ve estetik akıcılık içinde romandaki kahramanların diliyle anlatılmaktadır. Balkanlar’dan Türkiye’ye gelen Rumeli muhaciri ve mübadili olan evladı fatihanın çocukları bugün on milyon civarındadır. Bu bakımdan, yazarın bu konudaki ilk eserini takdir eden Prof. Dr. İnci Enginün’ün, Acılar Masal Oldu eserini tanıtan yazısından iki cümleyi buraya alıyoruz: "Millî hayat tecrübeleri de tıpkı aile hatıraları gibi zamanla unutulur, uyuşur. Ama millî tecrübeler, bütün milleti ilgilendirdiğinden ve varlığımızı korumakla eş anlamlı olduğundan, onları bilmemiz, millî hafızayı boş bırakmamamız şarttır. Bu roman son derece ilgi çekicidir ve her Türk çocuğunun tekrar tekrar okuyacağı bir nitelik taşımaktadır."
  • Şamil Tayyar
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    1,20 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Siyaset
    Konusu:
    Bazı komutanların ve devlet içinde görevli kişilerin birbirleriyle yaptıkları görüşmelerde ve yazışmalarda Türkiye’yi sarsacak hangi bilgilere ulaşıldı? Cumhuriyet Gazetesi’ne atılan bombalar hakkında Makine Kimya Enstitüsü’nün hazırladığı raporda neler yazılı? Dağlıca Baskını’nda Türk Milleti’nin kafasını karıştıran soru işaretlerini gün gün takip eden ve askerlerden komutanlara kadar çatışmaya katılan kişilerle görüşen Gazeteci Şamil Tayyar, bu yazışmaları ve çatışmanın olduğu bölgeye ait özel belgeleri ilk kez açıklıyor. İlk kez yayınlanan belgelerle, OPERASYON-ERGENEKON çok konuşulacak! İstihbarat birimleri arasındaki bu çatışma ve güç mücadelesi Çevik Bir zamanında en yüksek seviyeye çıkmıştı. Bir’in, Emniyet’in elindeki ağır silahları istemesi, Emniyet İstihbaratı’nın ve Emniyet’in güçlenmesinden duyduğu endişeyi ortaya koyuyordu. Mehmet Ağar bu isteğe çok sert bir cevap verdi. Bugün bu güç dengesi tamamen değişiyor.” “Kuvvet komutanları Ak Parti’ye darbe yapmayı kararlaştırmışlardı. O gece İlker Başbuğ’u arayan Aytaç Yalman’ın kafasına takılan tek bir soru kalmıştı: Hilmi Özkök’ün hazırlattığı gizli ve özel rapor!” “O gün, Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman’ın kapısını çalan kişi MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun’du. Atasagun, Yalman’ı iki konuda uyardı ve son sözünü söyledi. Aytaç Yalman, bu görüşmeden sonra oyunun dışına çıktı ve kuvvet komutanlarının planı alt üst oldu!” “Ergenekon’un 1 Numara’sı, İstanbul Orduevi’nde otururken önündeki gazeteden Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’ın isminin üstünü çizdi ve yanına bir not yazdı: ‘Olmadı Yaşar, olmadı’. Sonrası malum, istihbarat servisleri Ergenekon Operasyonu için düğmeye bastılar.” “Selçuk Üniversitesi’nden bir grup öğretim görevlisi ve öğrenci, Yıldız Teknik Üniversitesi’nin Davutpaşa Kampüsü’nde silah kullanma, bomba yapımı, sabotaj gibi eğitimlere tâbi tutuluyor. Bu kampüs eski Davutpaşa Kışlası’dır. Ergenekon, burayı eğitim alanı olarak kullanıyor.” Dağlıca Baskını’nın perde arkasını araştıran ve kamuoyuna en doğru bilgileri veren Gazeteci Şamil Tayyar, Türkiye’yi sarsacak gizli belgeleri ilk kez bu kitapta yayınlıyor. Dağlıca Baskını’nda görevli ast subayın cebinden çıkan el çizimi mevzi planları, Cumhuriyet Gazetesi’ne atılan bombalar hakkında Makine Kimya Enstitüsü tarafından hazırlanan tetkik raporları, Ergenekon üyelerinin kendi aralarında yaptıkları telefon görüşmeleri, Başbakan R. T. Erdoğan’a emekli bir albay tarafından gönderilen gizli mektup ve kuvvet komutanlarının hazırladığı darbe planları… OPERASYON: ERGENEKON, gizli kalmış birçok soruya cevap veriyor…
  • Nejdet Ertuğ
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    1,18 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Tarih
    Konusu:
    Esnaf gruplarının kendi iç düzenleri, her bir grubun diğer esnaf grubuyla ve toplumun diğer katmanlarıyla olan ilişkileri tarihten önemli enstantaneler sunmakta, her bir kare ait olduğu bütünün parçasından bir şeyler taşımaktadır. Bu grupların ilişkilerinin ve kimliklerinin tespiti yapıyı tanıtan ve dolayısıyla bütünü ve tarihi anlamlı kılan bir araç hükmündedir. Araştırmalarda verilen istatistiksel bilgiler tek başlarına ele alındığında kendilerini ifade etmekte zorlanırlar ancak, başka verilerle birlikte değerlendirildiğinde bütünü tamamlarlar. Dolayısıyla hareket noktası, insanlığı, bir çizgisel zaman sürecine sıkıştırmadan, devirlerin kendi içsel düzenlerine müdahale etmeden, en az yorumla tasvir etmek ve sadece olanları anlama çabası ile kendini ve yaşadığı toplumsallığı daha anlaşılabilir kılmak olduğunda belki de tek tek insanların, grupların tarihi bütünün tarihini anlamlı kılabilecektir. İşte bu amaçla hazırlanan elinizdeki kitap, dönemlerinde önemli bir işlev yerine getiren, hep göz önünde olan ama toplumsal hayata katkıları bugüne kadar pek çalışılmamış bir esnaf grubunun, İstanbul hammallarının incelenmesinde bir ilk çalışma niteliği taşıyor. Bir taraftan hammal esnafının kökenlerini, geçimlerini, kurumsal yapılanmalarını, çalışma biçimlerini ele alırken, diğer taraftan dönemin arşivlerini takip ederek bir dönemin toplumsal ilişkilerini de gözler önüne seriyor.
  • Cüneyt Arkın
    insan sesi mp3 - Türkçe
    14 Ayrım
    239,61 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Sinema
    Seslendiren : İlkim Karaca
    Konusu:
    "Bir yerlerde Steve Arkın, George Arkın, başka bir yerde Fahrettin, çok uzaklarda Lee Arkın, yakında Cüneyt Arkın... Benim 'adım' bile yok." Cüneyt Arkın, "Sevdali Bir Artiz'in Anıları'nda kaybettiği adının izini sürüyor. Amerikan generallerine ok ve yay eşliğinde "rahat, hazır ol" talimi yaptıran, yedi metre yüksekliğe sıçrarken parende atıp iki el ateş eden, tek başına bir orduyu devirip Emel Sayın'dan temiz bir sopa yiyen, acil servis ve film setleri arasında mekik dokuyup ölümle oynayan bu adam kimdi? Yeşilçam, Neriman, Kemal Sunal, "gözleri ömre bedel" Türkan Şoray, sokak çocukları, Cemal Süreya, kadınlar, binbir yüz ve aralarından tedirgin bir yüz: Adını Unutan Adam...
  • Halil İbrahim İnal
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    2,65 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Tarih
    Konusu:
    Osmanlı İmparatorluğu, kuruluşundan yıkıldığı güne dek yaklaşık 600 yıl varlığını korumuş, yükselme devrinde dünyanın en güçlü devletlerinden birisi olmuştur. Var olduğu dönem içerisinde İstanbul’un fethi ile bir çağın kapanıp yenisinin açılmasına öncülük eden bu imparatorluk, hızlı bir yükselişle küçük bir beylikten toprakları üç kıtaya yayılan devasa bir imparatorluğa dönüşmüş, üzerinde uzun araştırmalar yapılmasını hak edecek derecede önemli tarihsel değişimlere yol açmış bir devlettir. Gerek padişahlarının etkili ve ileri görüşlü dehaları, gerek fethedilen topraklarda uygulanan barışçıl politika nedeniyle, bugün bile dünyanın farklı bölgelerinde Osmanlı İmparatorluğu sempatisi varlığını sürdürmektedir. Peki yıkılmasının üzerinden neredeyse bir asır geçmiş olmasına rağmen Osmanlı’yı hafızalarda yaşatan bu etkenler nelerdir? Bu kitapta tüm detaylarıyla bu imparatorluğun ortaya çıkış, yükseliş ve düşüşünün tarihsel öyküsünü bulacaksınız. Osmanlı tarihini objektif bir yaklaşımla okumak isteyen okuyucunun elinden düşüremeyeceği bir başucu kitabı..

Sayfalar