Yazara Gore Listeleme

  • William Morris
    insan sesi mp3
    36 Ayrım
    1015,00 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Bircan Gündoğdu
    Hiçbir Yerden Haberler, 1890’da ilk olarak Commonweal adlı Sosyalist bir dergide bölümler halinde yayımlandı. Morris bu kitabında doğayla bütünleşik, eşitlikçi, devletsiz bir toplum tasavvur etmiştir. Her ne kadar kendisini sosyalist olarak görse de bu kitabıyla anarşizme daha yakındır. Yazar bu kitapta herkesin ulaşmak istediği, insanların özgürce hareket ettiği bir ütopya yaratır. Sanayileşmenin yerini toplumsal zanaat ekonomisinin aldığı özgürlükçü sosyalist bir topluma ilişkin ikna edici bir vizyon sunar. İşçi sınıfının devriminden bahseder ve Marx’ın tarif ettiği türden bir sosyalist toplum yaşamını betimler. “Politikanın efendilerinin oynadığı oyun, birkaç hırslı yandaş kişinin, lüks ve heyecanlı bir eğlence hayatı yaşayabilmek için halkı ya ikna ederek ya da zorlayarak, kendi masraflarını onlara ödetmesinden ibaretti. Kendi aralarında ciddi fikir ayrılıkları varmış gibi bir izlenim yaratmak, hayatlarının her aşamasında yer alan bir yalandı...”
  • Franz Kafka
    insan sesi mp3 - Türkçe
    25 Ayrım
    296,47 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Yiğit Ersoy
    Dava yazılışından bir süre sonra dünya sahnesine çıkan, yurttaşlık haklarının askıya alındığı, bir sivil itaatsizlik imasının dahi zulümle karşılandığı totaliter rejimlere dair bir öngörü ve eleştiri olarak yorumlanır çoğunlukla. Nazi Almanya'sına dair bir "önsezi" barındırdığı söylenebilir belki. Erişilmez bir otorite tarafından yöneltilen ve ne olduğu hiçbir zaman açıklanmayan bir suçlamayla karşı karşıya kalan Josef K.'nın davasında, mahkemeye dinsel ya da metafizik bir otorite de atfedilebilir. Kafka Dava'da suçu yalnızca bir eylem olarak tanımlamayıp zanlının "kötü niyeti"yle de ilişkilendiren ve suçtan çok suçluya odaklanan absürd bir hukuk sistemi paradigması inşa eder. Kuramsal olarak ortada yasadışı bir eylem olmaksızın suçu mümkün kılan bir sistemdir bu. Ancak Kafka suç, sorumluluk ve özgürlük üzerine yazarken bir sistem ya da doktrin ortaya koymaz, çözüm önermez. Okuru ister istemez içine çeken bu karanlık dünya tasavvurunun tartışmaya açık olmayan tek bir özelliği varsa, o da müphemliğidir. (Tanıtım Bülteninden)
  • Birol Güven
    insan sesi mp3 - Türkçe
    8 Ayrım
    111,98 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Özge Dikmen
    Elinizde tuttuğunuz bu kitap önemsiz şeyler anlatan önemli bir kitaptır ama tatilde yurtdışına gitmek istiyorsanız bu kitabı sakın okumayın! Yeni pasaport alıp, Şengen vizesi için tüm mal varlığının tomografisini çektirmek zorunda kalan, taharet musluksuz tuvaletlerde işkence çeken, kahvaltıda aradığı sele zeytini bulamayan, domuz eti var diye hiçbir şey yiyemeyen, yabancı dil bilmediği için derdini anlatamayan, alışverişte "made in Turkey" ürünler satın aldığını sonradan anlayan , tüm okul hayatı boyunca çözemediği çarpım tablosu sorununu Euroyu TL'ye çevirirken çözen, BİM'den iki koli makarna alabileceği parayı bir tabak makarnaya ödemek zorunda kalan vatandaşlarımızın 299 Euroya satın aldıkları 3 günlük Roma turunu anlatmaktadır.
  • Rayet Su Usta
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    167,56 MB
    Eser Türü: Dergi
    Otuz altı ay önce neredeydiniz, ne yapıyordunuz? Bundan daha önemli soru ise şu: Otuz altı ay sonra nerede ve ne yapıyor olacaksınız? ¦ ¦ ¦ Bir kontrol noktasına gelseniz veya ekipler sizi yolda çevirse; “Nereden geliyorsun, nereye gidiyorsun” diye sormazlar mı? Hatta bu soru sorulmazsa tuhaf olmaz mı? Bizler elbette, nereden geldiğimizi ve nereye gittiğimizi bilen… Daha doğrusu, bunu bilmemiz gereken insanlarız. ¦ ¦ ¦ Peki biliyor musunuz, üçyüzaltmış ay önce neredeydiniz? Üçyüzaltmış ay sonra nerede olacaksınız? Otuzaltı yıl sonra? Ya otuzaltı bin yıl sonra?.. ¦ ¦ ¦ Bazen… Sonsuz denen okyanusu düşünmek lazım… Aslında biz, hep onun kıyısındayız. Durgun bir su gibi, yüzeyini görüyoruz göz ucuyla ama derinlerindeki âlemi de hissetmeye çalışmak lazım. Bunun için kendi telaşlarımıza fazla takılmaktan kurtulmalıyız. Ne olur ki ayağımıza kum yapışmışsa, ne olur kıyafetimiz yosun kokmuşsa veya eteğimiz biraz ıslanmışsa, ne olur? Hiç!..
  • Rayet Su Usta
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    39,26 MB
    Eser Türü: Dergi
    Piyanist Bu ne arkadaşım? Evet dört bacaklı bir şey de, ata benzemiyor. Yo hayır, cansız bu; ama sehpa da değil… Ses çıkarıyor fakat korna değil, bilemedin, zurna da değil. ¦ ¦ ¦ Bu ne arkadaşım? Bak şuraya, şuraya… Ne çok tuşlar var, sıra sıra dizilmişler yan yana ve üst üste. Ardı ardına da basabiliyorsun, aynı anda birlikte de… Bunlara parmaklarını dokunduruyorsun, bazen hızlı bazen yavaş; bazen sert, bazen yumuşak… Her dokunuşun; gizlice bir yerlere gidiyor, varacağı kısma ulaşıyor ve kulağına geri dönüyor. Senin parmağınla - senin dokunuşun, senin kulağına ses olarak dönüyor ve aynı anda bütün kulaklara… ¦ ¦ ¦ Bu neymiş arkadaşım? Ne at ne inekmiş; ne sehpa ne masaymış, ne korna ne zurnaymış… Bu piyanoymuş da sen, piyanist misin? Piyanist, sen misin? Şarkının çalınmasını istiyorsan piyanoda sen oturacaksın… ¦ ¦ ¦ Evlat sayısı kadar tuş var yeryüzünde, çevrene bak! Peki bunca bembeyaz tuşlar, aaahh; kimin piyanolarında -onlara- ses olacaklar, başkalarının melodisi olacaklar… Kimin şarkısı olarak çalınacaklar, sen oturmadığın zaman bir piyanonun başına? ¦ ¦ ¦ Sen, senin şarkın çalınsın istiyorsan… Sen, şarkın çalınsın istiyorsan, piyanist ol. Piyanist ol ve şarkını çal… Piyanist isen, şarkın çalınır! ¦ ¦ ¦ Başkalarının şarkısını beğenmemektir, en kolay iş; iyi de hadi dinlet bize, senin şarkın hangisi? Şarkın mı yok, piyanon mu? Gel buraya… Hadi birlikte dokunalım şu temiz, masum, beyaz tuşlara; hadi aynı piyanoyu çalalım, aynı şarkıyı, bizim şarkımızı dinleyelim - dinletelim birlikte… ..... Şu an elinde tuttuğunu sen, bir kâğıt destesi mi sanıyorsun hâlâ? Biz onun her kelimesiyle bir cana dokunuyoruz, bir kalbe giriyoruz. Kendi şarkımızı çalıyoruz. Bu şarkı bizim, çünkü piyanonun başında biz oturuyoruz. Çünkü şunu iyi biliyoruz; ..piyanist sen isen, şarkın çalınır!
  • Zeynep Çelik
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    3,93 MB
    Eser Türü: Kitap
    330 yılında Doğu Roma İmparatorluğu başkenti olarak baştan sona inşa edilen İstanbul, 1453'ten sonra Osmanlı payitahtı oldu. Şehir çağlar boyunca pek çok değişime uyum sağladı. Bu değişimlerin en geniş çaplılarından biri 19. yüzyılda yaşandı. 1500 yıl boyunca neredeyse aynı sınırlar içinde kalan İstanbul, modern dünyadaki değişimlerden uzak kalmayarak hem bu sınırlarının dışına taştı, hem de mimarlık ve şehircilik alanlarında yeni akımlarla, yeni tekniklerle tanıştı. Çelik, döneme ait kaynaklarla arşivlerden sadece bu uzun ve meraklı öykünün ayrıntılarını değil, zengin bir görsel panoramasını da derleyerek sunuyor… (Tanıtım Bülteninden)
  • Sigmund Freud
    insan sesi mp3 - Türkçe
    29 Ayrım
    587,56 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Gökhan Kaim
    Geçmişin yeniden inşası bilindiği üzere kolay değildir ama kesinlikle kabullenmemiz gereken bir şey varsa –izninizle böyle bir espride bulunacağım– 3000 yıl hatta daha önce yaşamış atalarımızın da bizler gibi düş görmüş olmalarıdır. Bildiğimiz kadarıyla, eski halkların tümü düşlere büyük önem vermiş, düşlere pratikte işe yarar gözüyle bakmışlardır. Düşlerden geleceğe yönelik işaretler çıkarmış, düşlere dayanarak kehanetlerde bulunmuşlardır. Günümüzde keşif uçaklarının keşifleri olmadan nasıl askeri bir harekâta girişilemiyorsa, Yunanlılar ve diğer Doğulu halklar da zaman zaman bir düş yorumcusuna başvurmadan sefere çıkmamışlardır.”“Nedir şu düş dediğimiz şey? Tek cümleyle bu soruyu yanıtlamak güçtür. Öte yandan, düşün belli başlı özelliklerini saptamaya çalışmaktan da geri kalmayacağız. En başta yapmamız gereken, sanırım bütün düşlerdeki ortak özelliği ele geçirmektir. Bütün düşlerde ortak bir özellik varsa, düş görürken uyuyor olmamızdır. Şurası belli ki, düş uyku sırasında ruhsal yaşamı oluşturmakta ve bu ruhsal yaşam uyanık durumdaki ruhsal yaşamla bazı benzerlikleri içerse de ondan büyük farklılıklarla ayrılmaktadır. Antikçağda böyleydi Aristoteles’in düş tanımı.”Bir şey söylemek isterken ağızdan başka bir şeyin çıkması, bir metni okurken orda olmayan başka bir sözcüğün telaffuzu, duyma sorunumuz olmamasına rağmen işittiğimiz bir sözcüğü farkında olmadan başka bir sözcük olarak algılamak… Bir yanda, Freud’un “biri engelleyen, diğeri de engellenen iki isteğin çatışması” olarak tanımladığı “yanılgılar”; diğer yanda hem tam çözümlenemeyen hem de üzerine düşünülmesinden vazgeçilemeyen “düşler”…Yanılgılar ve Düşler Üzerine, Freud’un en önemli eserlerinden birisi olan Psikanalize Giriş Dersleri arasından seçilmiş derslerden oluşuyor.
  • Kerem Işık
    insan sesi mp3 - Türkçe
    10 Ayrım
    241,07 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Devrim Aksay
    Kerem Işık ilk kitabı "Aslında Cennet de Yok"tan sonra ikinci kitabı Toplum Böceği’nde farklı tonda öykülerle çıkıyor okurun karşısına. "Toplum Böceği "bugünün kalabalık, çıkar çatışmalarına dayalı dünyasını anlamaya yönelik, güncel bir damardan ilerleyen, değişen teknoloji ve hız çağında bireyin açmazlarını odağa alan öykülerden oluşuyor. "Toplum Böceği" ironiyi, mizahı, dil oyunlarını da devreye sokarak, topluma uyumlu birey yetiştirme, kariyer yapma, mutluluk arayışı karşısında cinnet eşiğinde dolaşan bireyin küçüldükçe küçülen, böceksi yaşamını odağa alan öykülerle bizi hapsolduğumuz derin uykuda ısırmaya hazır, bıyık altından gülen bir kitap.
  • Şlomo Sand
    metin
    2 Ayrım
    1,39 MB
    Eser Türü: Kitap
  • Prof. Dr. Mustafa Öztürk
    metin
    2 Ayrım
    1,19 MB
    Eser Türü: Kitap
    Ehl-i Sünnet ile Şia arasında asırlar boyu tartışılan muhtelif konuların mukayeseli biçimde ele alındığı bueserin Şia'yı ve Şii Müslümanların dini düşünce dünyasını daha yakından tanımaya ve belki busayede iki mezhep arasındaki kalın buz tabakasını en azından tek taraflı olarak bir nebze eritmeye vesile olacağı umulmaktadır. Bunun içindir ki eserde yr alan polemik konularının hiçbirinde Sünnilik ya da Şiiliğin haklılığına ilişkin bir ön kabulden haraketle fikir beyan edilmemiş, konuların işlenişinde tarafsız kalınmaya özen gösterilmiştir. Dolayısıyla kimi zaman Ehl-i Sünnet'in görüşü hakkında "isabetli" denilmiş, kimi zaman da Şia'nın görüşüne doğruluk ve haklılık payesi verilmiştir. Elinizdeki bu eser bir yönüyle Ehl-i Sünnet ile Şia arasındaki en meşhur polemikleri mukayeseli biçimde sunmak diğer yönüyle de bu polemiklerin Kur'an'la sahici bir ilgi ve ilişkisinin bulunup bulunmadığını, eğer varsa bunun ne düzeyde olduğunu ortaya koymak amacıyla kaleme alınmıştır.

Sayfalar