Eserlere Göre Listeleme

Toplam 6038 sonuçtan 3601 - 3610 arası görüntüleniyor.
  • Abdullah Ziya Kozanoğlu
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    986,50 KB
    Eser Türü: Kitap
    - Uğur Ola Bahadırlar! Bir Daha Birbirimizi Görmeyeceğiz. Tanrı Size Alkış Versin! Kılıçlar Kalktı, Başlar Eğildi. Önde, Tarihin Eşini Yetiştiremediği Yüce Hakan, Hepsi; Aşk Uğrunda Her Şey, Para, Rütbe, Ün, Kahramanlık Gibi Bütün Değerleri Bir Tekmede Yıkan Bu Bahadırı Selamladılar. - Selam Yiğir Otsukarcı! Tıpkı Bundan Yıllarca Önce Türkistan'dan Gün Batısına Gidiş Gibi; Ardında Kızıl Tuğ'u Dalgalandıran Çakır, Göğsünde Sevgilisi, Payaza'yı Sürdü; Kan Renginde Başı Dumanlı Dağlara Doğru Vurdu Gitti.
  • Orkun Uçar
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    580,55 KB
    Eser Türü: Kitap
    Metal Fırtına, Asi, Zifir gibi kitaplarıyla Türkiye'nin en çok satan yazarları arasında yer alan Orkun Uçar'ın yazarlık macerasına ilk atıldığı kitap yeniden okuyucularla birlikte... "Taş yolun ötesinde kapının girişi cam rüzgârlıkla korunuyordu. Kapının önüne geldiğimde üstünde mermere kazılmış uyarı dikkatimi çekti." Xasiork Ölümsüz Öykü Kulübü Yalnız Gören Gözler Girebilir!... Birkaç gazetede muhabir olarak çalışmıştım, edebiyat dünyasını da takip ederdim, ama böyle bir kulübün adını daha önce hiç duymamıştım. Zilin altında Nitimur in Vetitum! yazıyordu. Latince bir deyim olmalıydı ama anlamını bilmiyordum. Hakan'a ne olduğu yolundaki merakım, çekingenliğimi bastırdığından zili çaldım. Küçük bir çıt sesiyle kilit açılınca kapıyı ittim... O kapıdan içeri girdiğimde aslında farklı bir boyuta geçmekte olduğumu henüz bilmiyordum..."
  • Stendhal
    insan sesi mp3 - Türkçe
    79 Ayrım
    2602,90 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Fadime Yılmaz
  • Jack London
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    296,79 KB
    Eser Türü: Kitap
  • Jack London
    insan sesi mp3
    8 Ayrım
    127,68 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Firdevs Çinkılınç
    Kızıl Veba, Jack London'ın insanın doğasına ilişkin önemli saptamalarını, bir salgın hastalığın ortaya çıkışına dayalı olarak gözler önüne serdiği önemli bir eser. Aniden ortaya çıkıp hızla yayılan Kızıl Veba sadece insanların değil, kurulmuş medeniyetlerin de yok olmasına yol açıyor. Hayatta kalanların verdiği yaşam savaşı, onların acımasızlığını ve ilkelliğini de çarpıcı biçimde ortaya çıkarıyor. Öykü, salgın hastalığa yakalanmaktan kurtulmuş ve medeniyetlerin yok oluşuna tanıklık etmiş olan yaşlı bir adam tarafından torunlarına anlatılıyor. Kızıl Veba, Jack London'ın büyüleyici dili ve anlatımıyla okuru, insanın çıplak gerçeğiyle bir kez daha yüzleştiriyor.
  • Aleksandr Bogdanov
    insan sesi mp3 - Türkçe
    17 Ayrım
    259,10 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Zeliha Asena Kırık
    Lenin’in Bolşevik Partisi’ndeki çalışma arkadaşlarından Rus bilim adamı, felsefeci ve yazar Aleksandr Bogdanov (1873-1928) aynı zamanda bir bilim kurgu yazarıdır. Bogdanov, büyük ilgiyle karşılanan Kızıl Yıldız (1908) romanında, geleceğin sosyalizminin bilimsel tahminlere dayalı ayrıntılı, canlı bir tasvirini sunar. “Kızıl Gezegen” olarak bilinen Mars’ta insanlık ileri bir sosyalizm düzenine kavuşmuştur. Dahası, gezegenin insanları, sahip oldukları bilimsel-teknolojik donanım sayesinde komşu gezegen Dünya’ya ulaşmayı başarmışlardır. Sırada, anı idealler için mücadele eden devrimci partilerin temsilcilerini, inşa edilmiş olan ileri toplumsal sistemi gözlemek üzere kendi gezegenlerine konuk etmek vardır. Bu heyecanlı yolculuğa uygun görülen bir parti militanının gözünden Mars’a yapılan yolculuğa ve oradaki hayata tanıklık ederiz... Romanda yer alan atom enerjisinin öğrenilip kullanılması, üretimin otomatikleştirilmesi, televizyon, insanın uzaya çıkışı gibi –bilim kurgu yazarı Y. Parnov’un sözleriyle– “olağanüstü derinlikteki bilimsel önsezilerin altın pırıltıları” en ilgisiz okurlarda bile ilgi uyandırmayı başarmıştır. Kızıl Yıldız romanında önemli sosyal tahminlere de yer verilmiştir: Örneğin Marslıların sosyalizmi, çevre kirliliği ve doğal kaynakların tükenmesi sonucunda ortaya çıkacak olan zorlukların farkındadır.
  • Pierce Brown
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    2,96 MB
    Eser Türü: Kitap
    Ben dünyaları ateşe verecek kıvılcımım. Ben zincirleri kıracak çekicim. Ben halkımın ve esaret içinde yaşayan herkesin umuduyum. Çünkü biliyorum ki insan kendini köleleştiren adaletsizlikle özgürleşemez. Gelecekte, renk kodlarına göre sınıflara ayrılmış Toplum'un en alt sınıfını Kızıllar oluşturmaktadır. Diğer bütün Kızıllar gibi Darrow da, Mars'ı yeni nesiller için yaşanılır bir gezegen haline getirdikleri inancıyla günlerini madenlerde çalışarak geçirmektedir. Üstelik bunu severek ve isteyerek yapmakta, kanı ve teriyle çocuklarına daha iyi bir dünya bırakacağına inanmaktadır. Ancak Kızıllar kandırılmıştır. Darrow, halkının yozlaşmış yönetici sınıfın kölesinden başka bir şey olmadığını keşfettiğinde adalet özlemi ve kaybettiği aşkının anısıyla hırslanır. İnsanlığın yeni nesil Altın hükümdarlarının güç için mücadele ettiği efsanevi Enstitü'ye sızmak için her şeyden vazgeçer. Hayatı ve medeniyetin geleceği pahasına en başarılı ve en vahşi Altınlarla rekabet etmek zorunda kalacak olan Darrow'un düşmanlarını yenmek için artık yapmayacağı şey yoktur… Bu, onlardan birine dönüşmek anlamına gelse bile.
  • Kostos Mourselas
    insan sesi mp3 - Türkçe
    17 Ayrım
    727 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Elif Aksoy
    Egemen sisteme ve onu içselleştirenlere karşı sert bir eleştiri
  • İsmail Arı
    insan sesi mp3 - Türkçe
    20 Ayrım
    194,41 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Levent Filyos
    Biz gazeteciler tarih için müsvedde tutarız. Tarih onları temize çeker; kimisini çöpe atar kimisini de sayfalarına ekler. Mahallemizin çalışkan arısı İsmail Arı’nın çalışması şimdiden tarih! Ayşenur Arslan Bir kurum kamusal alanda hizmet sunuyorsa, toplumun ortak hafızasında nasıl anıldığı çok önemli hâle gelir. Kimi güzel kavramların içi, Siyasal İslam tarafından henüz boşaltılmamışken, Kızılay’ı hakikî mânâda bir iyilik kurumu olarak hatırlıyorduk. Kızılay’ın nereden nereye geldiğini bugün ortaya koyan gazetecilik hattı içinde, genç kuşağın başarılı temsilcilerinden İsmail Arı’nın haberleri önemli bir yer tutuyor. Bu uğurda bedel de ödeyen Arı, ortak hafızamızın “iyilik kurumu” nun, nepotik bir ticarethaneye dönüşmesinin izlerini sürüyor. Çiğdem Toker İsmail Arı, AKP iktidarının istibdat döneminde cesur haberciliğin önemli kalemlerinden biri oldu. Türkiye bir aile şirketine dönüştürülürken yardım kuruluşu olmaktan çıkarılan ve bir holdinge dönüştürülen Kızılay hakkındaki haberleri bir dönemi gözler önüne seriyordu. Şimdi haberciliğini bu konudaki kitapla taçlandırıyor. Kalemine sağlık. Timur Soykan Gazetecilikte başarı bir kaleci gibi pozisyonu doğru takip edip, doğru konumda durmakla geliyor. İsmail Arı sadece depremden sonra değil, yıllardır Kızılay’ı takip ediyor, bu kurumdaki çürümeyi gazetesi BirGün’de okuyucularıyla yıllardır buluşturuyor. Doğru yerde yazıyor, doğru yerde duruyor ve takibini en özenli şekilde yapıyor. Belki de Kızılay’ı en iyi bilen isim. Ozan Gündoğdu Kendi tüzüğünde “gönüllülük esasına dayanan bir yardım kuruluşu” olduğunu beyan eden Kızılay’ın, yaşadığımız son büyük depremde şirketleştiği, ihtiyaç sahiplerine ücretsiz ulaştırması gereken çadır, yiyecek, hatta bağışlanan giysi ve kanları bile satan bir ticarethaneye dönüştüğü ortaya çıktı. Kamuoyunda büyük bir şaşkınlık ve kızgınlıkla karşılanan bu durum elbette birdenbire oluşmamıştı ve elbette şirketleşme işinin kökleri siyasal iktidarlara dayanıyordu. Gazeteci İsmail Arı, bir yardım kuruluşu olmaktan çıkıp holdingleşmeye varan, iktidarlar tarafından para kaynağı olarak görülen ve yağmalanan Kızılay’ın şirketler kurularak nasıl işlevsiz hale getirildiğini çok daha önceden fark etti. Arı’nın yıllara yayılan ayrıntılı araştırması Kızılay Holding, güven sıralamasında en altlara düşen kurumun nasıl bu hale geldiğini gözler önüne seriyor.
  • Nihat Çetinkaya
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    2,28 MB
    Eser Türü: Makale
    Kızılbaş Türkler Kitap Açıklaması "Bütün menfi yakıştırmalara rağmen onlar Kızılbaş adıyla anıl-maktan gururlanmışlar, 'Kızılbaş' sözünü bizzat kendilerini ifade etmek için iftiharla kullanmışlar, devletlerini (devlet-i Kızılbaş), hü-kümdarlarını (padişah-ı Kızılbaş) ve ülkelerini de (ülke-i Kızılbaş) bu tabir ile vasıfladırmıslardır. (...) Alevi Türkmenler, Kızılbaş adını, Osmanlı devşirme idarecilerinin ahlak dışı anlamlarla kullanıp halka da yayması sonucunda bırakmak zorunda kalmışlar ki bazı kesimler bir süre Bektaşi adıyla anılmış, II. Mahmut'un, 1826 tarihinde Yeniçeriliği lağvetmesi ile Bektaşi adı da yasaklanmıştır. Bundan sonra başlayan sürecin, tespit edebildiğimiz bir safhasından itibaren de, bunlara Alevî denilmiş, kendileri de bu ismi benimsemiş ve kullanmaya başlamışlardır. Halbuki Alevî adı, tarihte Hz. Ali soyundan gelenleri yani yalnızca Seyyidleri tanımlamak için kullanılmıştır. İran Şiî literatüründe de Alevî denilince Hz. Ali'nin soyundan gelenler anlaşılır. "Kızılbaş adının çıkış noktası, Türkmenlerin, çok eski bir Türk geleneğinin devam olarak 'Kızıl Börk' giymelerine dayanıyor. Kızıl başlık giymek, Türklerin çok eski bir geleneği idi. Yani Safevi devletinin kuruluş sürecinde, Şeyh Haydar devrinde başlamış değildir. Türkmenlerin milli-itikadi geleneklerince giydikleri Kızıl Börk'ten dolayı, siyasi olarak Safevi yanlısı, iktisadî olarak da Şiî anlamında Kızılbaş diye anılması, XVI. yüzyılın baslarından itibaren görülmüştür." Değerli araştırmacı Nihat Çetinkaya'nın Kızılbaş ya da Alevî Türkler konusunu, sadece dinsel ve mezhepsel boyutlarıyla değil de, Türk tarih ve etno-kültürel gelenekleri bağlamında da tarafsız bir şekilde tartışmayı amaçlayan Kızılbaş Türkler (Tarihi, Oluşumu ve Gelişimi) adlı çalışması, çalışmanın sonunda yer alan kaynaklar listesinden de anlaşılacağı üzere, konu ile ilgili sağlam ve orijinal kaynaklara dayanarak hazırlanmıştır. Son derece zor ve riskli bir konunun böyle kapsamlı ve başarılı bir şekilde ele alınması, değerlendirmelerde objektif bir tutum sergilenmesi, özellikle de konunun bir Türk bakış açısıyla ele alıp değerlendirilmesi, sayın Çetinkaya'nın çalışmasının önem ve değerini daha bir arttırmaktadır. Alevî Türklere, Avrupa Birliği tarafından "Müslüman Azınlık" sıfatının kazandırılmaya çalışıldığı günümüzde, böylesi bir çalışmanın hazırlanması, çok yerinde ve anlamlı olmuştur. Böylesine zor ve hacimli bir konuyu bu derecede başarılı bir şekilde ele alan değerli araştırmacı Nihat Çetinkaya'dan Kızılbaş Türkler'in inanış ve düşünüş dünyasını yansıtan başka bir çalışmayı hazırlamasını, çalışmalarını bu doğrultuda devam ettirmesini beklemek bizlerin hakkı olsa ge-rektir. Prof. Dr. Mehmet AÇA

Sayfalar