Yazara Gore Listeleme

  • Komisyon
    bilgisayar sesi mp3 - Türkçe
    23 Ayrım
    171,68 MB
    Eser Türü: Dersler
    Seslendiren: Yelda
    Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi (AOF) Etik Dersi Çıkmış Sorularıdır.
  • Komisyon
    bilgisayar sesi mp3 - Türkçe
    54 Ayrım
    182,64 MB
    Eser Türü: Dersler
    Seslendiren: Yelda
    Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi (AOF) Birey Ve Davranış Dersi Çıkmış Sorularıdır.
  • Antoine de Saint-Exupery
    insan sesi mp3 - Türkçe
    18 Ayrım
    255,74 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Elvan Soydaş
    Saint-Exupéry'nin Sahra ve And Dağları'nda yaşadığı ve posta pilotluğu yaparken başından geçen maceraları, Küçük Prens'ten aşağı kalmayan bir şiirsellik ve duyarlılıkla anlattığı İnsanların Dünyası, aynı zamanda Saint-Exupéry'nin hem pilot, hem romancı hem de filozof yanını bize tüm açıklığı ile gösteriyor. "Uçak bir araç, amaç değil. İnsan bir uçak için hayatını riske atmaz, tıpkı bir çiftçinin sabanı için hayatından vazgeçmeyeceği gibi. Ama uçak sayesinde, şehirlerden ve şehrin getirdiklerinden kaçar, doğal bir gerçekliğe kavuşuruz. İnsani bir iş yapar ve insani kaygıları biliriz. Rüzgârla, yıldızlarla, geceyle, kumla, denizle iletişim kurarız. Doğanın gücünü alt etmeye uğraşırız. Havaalanlarını vaat edilmiş topraklar gibi bekleriz ve yıldızlara bakarak gerçekliği ararız." (Tanıtım Bülteninden)
  • John Boyne
    insan sesi mp3 - Türkçe
    15 Ayrım
    229,96 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Utku Nanto
    Bu kitabı okumaya başladığınızda, Bruno adında dokuz yaşındaki bir çocukla bir yolculuğa çıkacaksınız (ama bu kitap dokuz yaşındakiler için değil). Ve er geç Bruno ile birlikte bir tel örgüye varacaksınız. Böyle tel örgüler dünyanın dört bir yanında var. Umarız asla rastlamak zorunda kalmazsınız.
  • Sadettin Ökten
    insan sesi mp3 - Türkçe
    13 Ayrım
    216,39 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Rumeysa Yıldırım
    Kenarında lokumu, nakışlı fincanı, baştan çıkaran kokusu, 40 yıllık hatırı taşıyan lezzetiyle bizi tarif eden en doğru semboldü o... O; dostluktu, komşuluktu, paylaşmaktı, medenilikti… Zaman geçti… Biz değiştik… Kalabalık kentlerde, yüksek apartmanlarda yaşamayı seçtik… Yalnızlaştık... Medeni şehirlilerden, uygar kentlilere dönüşürken; bizliğimiz benliğe doğru yürüdü. Bu kitabın sayfalarında, fincanlarımızda kahve olan dönemler var… Bu kitabın sayfalarında, bugün var… Bu kitabın sayfalarında, Prof. Dr. Sadettin Ökten'in bilge yaklaşımıyla geniş bir medeniyet sohbeti var. Kahvenizi unutmayın! (Tanıtım Bülteninden)
  • Thomas Bernhard
    bilgisayar sesi mp3 - Türkçe
    18 Ayrım
    292,64 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: GVZ Gül
    “İnsan insanlarla sadece kirlenir.” Konrad, beş yıl boyunca kendini ve tekerlekli sandalyeye mahkûm eşini hapsettiği, metruk kireç ocağında tuhaf işitme deneyleri yürütürken “İşitme” başlıklı sanatsal-bilimsel-yazınsal başyapıtını yazmaya hazırlanır. Sonunda, kaç kurşunla olduğu bilinmemekle birlikte, karısını öldürür. Gün geçtikçe karanlığa gömülen bir ses labirentini andıran, dış dünyadan yalıtılmış kireç ocağının öyküsü bu “bilinmez son”la başlar... Thomas Bernhard, en vurucu romanı “Kireç Ocağı”nda, gözde temalarından biri olan kusursuz başyapıt tasarısıyla yaşama eylemi arasındaki çatlağı gösteren zihinsel çalışmanın kâğıda dökülmesindeki imkânsızlığı, saplantı, öfke, delilik eşiklerinde gidip gelen insanın karanlık, sakatlanmış, tekinsiz karakterini açığa çıkaracak “vuruş”larla araştırmaya girişiyor. Belki de yazar en can alıcı işitme deneyini okurla yaparken en dehşet verici cümle yine okurun kulağında çınlıyor: İnsan insanlarla sadece kirlenir. “Dünyamızı, bilim dünyamızı birdenbire kaplayan netlik bizi dehşete düşürüyor, bu netliğin içinde donuyoruz ama onu biz istedik, biz çağırdık, dolayısıyla şu anda hüküm süren soğuktan şikâyet etmeye hakkımız yok. Netlik arttıkça soğukluk da artar.” - Thomas Bernhard (ilk romanı Don ile aldığı Bremen Edebiyat Ödülü konuşmasından) “Soğukluk olmadan netlik olur mu? Thomas Bernhard’ın Kireç Ocağı bu soruyu cevaplamıyor. Ancak bu soru, Kireç Ocağı olmadan cevaplanamaz.” - Ernst-Wilhelm Händler, Frankfurter Allgemeine Zeitung “Bernhard’ın düzyazısı hipnotize edici, durdurulamaz, düşüncenin kendisi kadar hızlı. Bütün büyük yazarlar gibi her an her şeyi söyleyebileceği düşüncesi uyandırıyor.” - The Washington Post Book World "Bernhard'ın kahramanları ne kadar kaçmaya çalışırlarsa çalışsınlar dış dünyaya fazlaca açıktırlar; zihinlerinin içine çekileceklerine dış dünyanın anarşisini kucaklarlar (…) hastalığa, yenilgiye, haksızlığa teslim olmazlar, sonuna kadar çılgın bir öfke ve hırsla mücadele ederler. Sonunda yenilmişlerse eğer bizim okuduğumuz onların yenilgisi ve teslimiyeti değil hırslı kavgaları ve mücadeleleridir." - Orhan Pamuk
  • Niyazi Berkes
    bilgisayar sesi mp3 - Türkçe
    14 Ayrım
    353,21 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: GVZ Gül
    “Türkiye’nin bugün karşılaştığı sorunlar, Birinci Cihan Savaşından sonra kesin olarak gerçekleştirmeyi göze aldığı toplum ve uygarlık devriminin tamamlanmadan kalması yüzünden, İkinci Cihan Savaşı sonrasında gelişen gerici güçlerin yarattığı sonuçlardır. Bu sorunların niteliğini kavramak için bu devrimin geçmişini, onu durduran güçlerin neler olduğunu anlamak gerekir. (...) Bunun için bu yazıların amacı, Türk evriminin tam bir tarihini yazmak değil, bu gelişimin ana sorunlarını yakalamak, bunların çözümlenmesi için yapılan girişimleri etkisizleştiren koşulları tanımlamaktır.” Niyazi Berkes’in 1960’lı yıllarda Yön dergisinde çıkan ve sonradan İki Yüzyıldır Neden Bocalıyoruz? (1964) ve Batıcılık, Ulusçuluk ve Toplumsal Devrimler (1965) adıyla kitaplaşan yazıları büyük yankı uyandırmıştı. Berkes’in birbirini bütünler nitelikte olduğunu düşünerek bir araya getirdiği bu iki kitaptan oluşan Türk Düşününde Batı Sorunu, Türkiye’de artçı etkileri günümüze kadar ulaşan siyasi ve düşünsel krizleri daha iyi yorumlamak için bir rehber niteliğinde.
  • Dikmen Gürün
    bilgisayar sesi mp3 - Türkçe
    24 Ayrım
    551,13 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: GVZ Gül
    Dikmen Gürün, Yıldız Kenter’in Ankara Halkevi ve ardından Ankara Devlet Konservatuarı’na adım attığı 1940’lı yıllardan başlayarak günümüze uzanıyor. Tiyatro ile dopdolu geçen bir yaşamı okurla paylaşırken ülkenin içinden geçtiği süreçleri de yansıtıyor. Yıldız Kenter şöyle diyor kitapla ilgili olarak: “Beni çocukluk yıllarımdan bu günlere duyarlı bir dille taşımış. Tiyatro çevresinde dönen bir hayatı doğrularıyla, yanlışlarıyla işlemiş. Mücadelemi, mücadelemizi paylaşmış. Titizlikle yapmış bunu.” “Tiyatro Benim Hayatım”, yaşamı tüm renkleriyle yakalamış ve sahnenin merkezine yerleştirmiş güçlü bir sanatçının, Yıldız Kenter’in hikâyesini anlatıyor. Ankara Devlet Tiyatrosu yılları, İstanbul’a geliş, Karaca Tiyatrosu, Site Oyuncuları, Kent Oyuncuları olarak Dormen Tiyatrosu’nda paylaşılan yıllar ve büyük maddi zorluklarla kendi tiyatrolarının, Kenter Tiyatrosu’nun devletten tek kuruş destek almadan inşa edilişi ve bu adımı büyük bir cesaretle atan, elini taşın altına koyan Yıldız Kenter başta olmak üzere; Müşfik Kenter’in, Kâmran Yüce’nin, Şükran Güngör’ün, Kent Oyuncuları’nın uğraşları... İki büyük oyuncunun, iki kardeşin; Yıldız ve Müşfik Kenter’in birlikte ve ayrı ayrı sergiledikleri onca oyun, onca unutulmaz performans... Başarılı nice oyunlar, oyuncular...Kenter Tiyatrosu sahnesinden yetişen isimler... Yıldız Kenter’in tükenmek bilmeyen enerjisinden, öğretme ve öğrenme tutkusundan yararlanan öğrenciler... Böylesine yoğun bir tiyatro yaşamında sinemaya, ekrana ayrılan zamanlar ama yine de tiyatronun her zaman, her şeye galebe çaldığı gerçeği... Yıldız Kenter’in kendi sözleriyle: “Tiyatro Benim Hayatım sanki başkasına ait bir hayat hikâyesiymiş gibi merak uyandırdı bende. İlgiyle okudum. Biyografimin yazılmasını heyecan verici buluyorum. Biyografilerin ders anlamında da önemli olduğunu düşünüyorum. O nedenle kitabın benim hayatımdan öte, o dönemin tiyatro yaşantısını veriyor olması çok önemli.”
  • Witold Gombrowicz
    bilgisayar sesi mp3 - Türkçe
    34 Ayrım
    805,74 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: GVZ Gül
    “Her şeye karşın kimseye benzememeyi yeğliyorum. Bu düşünce sanat öğelerinden birisi olsa, ‘aşk kutsaldır’ ya da ‘yaşam güzeldir’ gibi en sıradan düşünceden göz alıcı bir esine şaşırtıcı özgünlükteki bir güç çıksa bile bu böyle. Fikir nedir, hatta sanatta dünya vizyonu nedir? Tek başlarına bir şey ifade etmez bunlar. Yalnızca hissedildikleri ve ruhsal olarak tüketildikleri bağlamda, çıktıkları irtifada ve bu irtifadan yansıttıkları parlaklık ölçeğinde anlam kazanabilirler. Sanat eseri bir düşüncenin ya da bir keşfin meselesi değildir; binlerce küçük esinin oluşturduğu bir yaratıdır, kendi madeninde yaşayan ve buradan yeni mineraller çıkaran insanın yaratısıdır.” Türkçede romanlarıyla tanınan Witold Gombrowicz özgün yazınsal kimliğiyle bütünüyle örtüşen “Günlük”ünde otobiyografik karakterini sürdürür. Çok eski bir yazınsal gelenek olan günlük türünde, son derece Polonyalı ve felsefi temalar aracılığıyla kendisi hakkında bu hacimde kişisel bilgiyi dürüstlükle işleyişi, “kitabının gerçek öznesi olmak”la yıllarca “varoluşunun biçimi”ni arayan yazarı benzersiz kılıyor. “Gombrowicz’in Günlük’ünü birkaç yıl önce bir solukta, heves­le okudum; yazılanları içime çektim, içinde boğuldum. Bu Gombrowicz’e, elindeki alaycı kılıçla, Polonya göklerinde soytarıları kovalayan bu muzip Baş Melek Mikail’e âşık oldum.” - Tadeusz Konwicki “Şayet bir yaşam günlük gerektiriyorsa, bu onlardan birisi.” - Paul West
  • Nikolay Gavriloviç Çernişevski
    bilgisayar sesi mp3 - Türkçe
    10 Ayrım
    377,02 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: GVZ Gül
    Ünlü Rus düşünce ve eylem adamı Çernişevski, “Gogol Dönemi Rus Edebiyatı”nda yer alan makalelerinde Gogol’ün ortaya çıkışını ve sahiciliğini Rus edebiyatında bir dönüm noktası olarak nitelemektedir. Çernişevski’ye göre Gogol’ün Rus edebiyatına getirdiği gerçekçi soluk adeta bir devrim niteliğindedir; Gogol’le birlikte Rus edebiyatı, Batı edebiyatlarının etkisinden sıyrılarak gerçek kimliğini kazanmaya başlamıştır. Yazar bu makalelerde ayrıca V. G. Belinski’nin Rus edebiyat eleştirisine yaptığı katkının altını çizmektedir. “Bizim edebiyatımız... retorik olmaktan çıkarak sahici, doğal olmaya çalışmıştır her zaman. Gözle görülür ve devamlı başarılarla kendini gösteren bu arzu, edebiyat tarihimizin anlamını ve ruhunu da yaratmaktadır. Ve biz, hiç tereddüt etmeden, bu arzunun hiçbir Rus yazarında Gogol’de ulaştığı ölçüde başarıya ulaşmadığını söylüyoruz. Bu, sanatın, ancak her türlü idealin dışında, salt gerçekliğe yönelimiyle olabilmiştir; Gogol’ün büyük hizmeti budur ve bununla sanat anlayışını bütünüyle değiştirmiştir.”

Sayfalar