Şahane Bir Kadının Gizli Günlüğü, Yüreğe Söz Geçmiyor, Bana Sevdiğini Söyle adlı çok okunan kitaplarından sonra yeni kitabıyla beklenen, Epsilon okurlarının zevkle takip ettiği yazar Julia Quinn’den yepyeni bir roman…
“Günümüzün Jane Austen’i.”
JILL BARNETT
“Julia Quinn sizi tatlı düşlere sürükleyecek.”
ROMANTIC TIMES
Sophie Beckett, aslında bir kontun kızı olmasına rağmen ne Leydi Bridgerton’un meşhur maskeli balosuna gideceğinin ne de Beyaz Atlı Prensi’nin onu orada beklediğinin hayalini kurmaya cesaret edebilir çünkü kibirli üvey annesi tarafından köşkün hizmetçisi olarak kullanılmaktadır. Ama daha sonra, gizlice içeri girmeyi başardığı baloda çekici ve yakışıklı Benedict Bridgerton’un güçlü kollarının arasında dans ederken kendini kraliyet ailesinden birisi gibi hisseder. Yalnız ortada bir sorun vardır, saat geceyarısını gösterdiğinde bu sihrin sona ermesi gerekmektedir.
Kimdi bu olağanüstü kadın? O büyülü geceden sonra, gümüş elbiseli kadının güzelliğiyle adeta kör olmuş Benedict’in gözü başkasını görmez, ta ki kendini, ona garip bir şekilde tanıdık gelen hizmetçi kıyafeti giymiş o alımlı kadını içine girdiği tatsız durumdan kurtarmak zorunda hissedene kadar…
Şahane Bir Kadının Gizli Günlüğü, Yüreğe Söz Geçmiyor, Bana Sevdiğini Söyle adlı çok okunan kitaplarından sonra yeni kitabıyla beklenen, Epsilon okurlarının zevkle takip ettiği yazar Julia Quinn’den yepyeni bir roman…
Sophie Beckett, aslında bir kontun kızı olmasına rağmen ne Leydi Bridgerton’un meşhur maskeli balosuna gideceğinin ne de Beyaz Atlı Prensi’nin onu orada beklediğinin hayalini kurmaya cesaret edebilir çünkü kibirli üvey annesi tarafından köşkün hizmetçisi olarak kullanılmaktadır. Ama daha sonra, gizlice içeri girmeyi başardığı baloda çekici ve yakışıklı Benedict Bridgerton’un güçlü kollarının arasında dans ederken kendini kraliyet ailesinden birisi gibi hisseder. Yalnız ortada bir sorun vardır, saat geceyarısını gösterdiğinde bu sihrin sona ermesi gerekmektedir.
Kimdi bu olağanüstü kadın? O büyülü geceden sonra, gümüş elbiseli kadının güzelliğiyle adeta kör olmuş Benedict’in gözü başkasını görmez, ta ki kendini, ona garip bir şekilde tanıdık gelen hizmetçi kıyafeti giymiş o alımlı kadını içine girdiği tatsız durumdan kurtarmak zorunda hissedene kadar... Gizemli aşkını bulup onunla evlenmeye yemin etmiş olan Benedict, hayatına giren bu hizmetçinin nefes kesici güzelliğine yenik düşer ve onunla birlikte olmak için, içinde inanılmaz bir istek duyar. Peki kalbini bu hizmetçi kadına sunmayı düşünen Benedict, bir peri masalını andıran ilk aşkını feda etmeyi göze alabilecek midir?
Günümüzde modern tıbbın imkânları çoğaldı ama hastalıklar da aynı şekilde çoğaldı ve yaygınlaştı.
Hiçbir hastalığın gerçek sebebini bilmeyen modern tıp, birtakım hastalık belirtilerine isim verip teşhis koyarak deneme yanılma yöntemleriyle tedavi etmeye çalışmaktadır.
Çünkü sebebi bilinmeyen bir hastalığın tedavisi imkânsızdır.
Bugünkü fen bilimlerini düşündüğünüzde mekanik fizik, elektromanyetik fizik ve sair hakkında kalın kalın kitaplar mevcut olduğunu görürsünüz.
Şimdi ise sibernetik tıp çıktı ve fizik kanunlarının tümü, kimya kanunlarınında %70'i iptal oldu. Hani o bildiklerinize ne oldu?
Hepsi seraptan ibarettir.
Bu yüzden Cenab-ı Hak, kitapta bizim için farzları bildirdi. Peygamberimiz (sav) de bütün sünnetleri gösterdi.
Artık bizim için inanacak başka birşey yoktur.
Cenab-ı Hak Al-i İmran suresi 160. ayette "Allah yardım ederse size galip gelecek kimse yoktur. Eğer sizi bırakıverirse O'ndan sonra size kim yardım eder? Mü'minler ancak Allah'a dayanıp güvensinler." demektedir.
Bu son noktadır, başka da hiçbir şey yoktur.
Bugün olup bitenler bütün insanların zihinlerini birbirine benzetme, insanlar arasındaki farkı kaldırıp küresel bir zihin oluşturma çabasıdır.
Bugün bütün tıbbi ilaçlar ve aşılar domuz DNA'sı üzerinden nanoteknoloji ve gen teknoloji yöntemiyle üretilmektedir. Katkı maddeleri de aynı teknolojiyle üretiliyor. Bugün tıbbi ilaçlar, aşılar ve katkı maddelerinden ötürü total domuzlaşma oluyor. O zaman insanın genotipine domuz ve maymunun DNA'sı ekleniyor ve genotip değişiyor. Böylece insanlar domuzlaşıyor ve maymunlaşıyor. Zihinler de tek bir zihin haline getirilmeye çalışılıyor. Planda bu var. 52 yıl önce başlatılan çalışma tüm hızıyla devam ediyor. Plan sahiplerinin bu konuda çok da başarılı olduklarını söyleyebiliriz. Televizyon, radyo, cep telefonu, ilaçlar, aşılar, katkı maddeleri ve diğer her şey bu planın bir parçasıdır. Eğer bir evde uydu anten varsa o anten bütün programları çeker. O zaman bütün ev halkı onun etkisi altında kalır. Artık insanlar tek zihin, tek insan ve tek domuz olmaya doğru gidiyor. Belki bu anlattıklarım size çok marjinal gelebilir ama durumun ciddiyetini sonra anlarsınız.
Son sayfa: saray cariyesi bir büyükanne, Yahudi bir süt anne, savaşta git giden bir baba, bir nehrin iki yakasında kalıp birbirinden ayrılan iki kız kardeş. Osmanlı’nın parçalandı sancılı dönem. Bir cami, bir havra. Ve saklanan sırlar… Osmanlı’nın unutulan ve Türkiye’nin unutturulan gerçeğindeki insanlar… Havra’larda ki Müslümanlar, Müslüman bayramlarında ki hristiyanlar, Yahudiler… Yurdundan kovulan Musa çarmıha gerilen iyi sağ ve tanrının katına çıkmış Muhammet peygamberler birleşip, Ümmetleri için bir çıkış yolu bulamazlar mıydı? Dünya cenneti topraklarında, yüzyıllardır barış içinde yaşarken, Sevdalar, sevgiler büyütülürken ne oluyordu şimdi?
Yugoslavya parçalanmakta, dünyanın Nazilerden sonra verdiği bütün sözlere rağmen Avrupa'nın göbeğinde bir başka soykırım yaşanmaktadır. Koalisyon kuvvetleri, Saraybosna'nın eteklerinde bulunan Omarska Kampı'ndaki katliamdan sağ kurtulmayı başarmış, ancak yaşadığı derin travma yüzünden konuşmaktan bile aciz küçük bir kız bulur. New York'lu bir hukukçu olan Carla Lane'in, yıllar önce Yugoslavya'da yaşanan "etnik temizlik"le ilgili pek az bilgisi vardır. Genç kadın, hamiledir ve müzisyen kocasıyla ideal bir hayat sürmektedir. Ancak kocasının gizemli bir suikastta öldürülmesiyle, Carla'nın zihnini bir süredir meşgul eden garip görüntüler şiddetlenir. Bunların izini süren genç kadın, çocukluğunda ağır bir psikolojik tedavi gördüğünü ve psikiyatristinin ona annesinin günlüğünü vermesiyle, ailesinin 20 yıl önce Bosna'daki bir ölüm kampında, büyük bir vahşetin kurbanları olduğunu öğrenir. Carla'yı zorlu bir sınav beklemektedir. Gerçek kimliklerini saklamak ve kurdukları suç imparatorluğunu muhafaza etmek adına kanlı geçmişlerinden geriye kalan son tanığı da susturmaya kararlı olan suçluları bulmalıdır.
Yugoslavya parçalanmakta, dünyanın Nazilerden sonra verdiği bütün sözlere rağmen Avrupa’nın göbeğinde bir başka soykırım yaşanmaktadır. Koalisyon kuvvetleri, Saraybosna’nın eteklerinde bulunan Omarska Kampı’ndaki katliamdan sağ kurtulmayı başarmış, ancak yaşadığı derin travma yüzünden konuşmaktan bile aciz küçük bir kız bulur. New York’lu bir hukukçu olan Carla Lane’in, yıllar önce Yugoslavya’da yaşanan “etnik temizlik”le ilgili pek az bilgisi vardır. Genç kadın, hamiledir ve müzisyen kocasıyla ideal bir hayat sürmektedir. Ancak kocasının gizemli bir suikastta öldürülmesiyle, Carla’nın zihnini bir süredir meşgul eden garip görüntüler şiddetlenir. Bunların izini süren genç kadın, çocukluğunda ağır bir psikolojik tedavi gördüğünü ve psikiyatristinin ona annesinin günlüğünü vermesiyle, ailesinin 20 yıl önce Bosna’daki bir ölüm kampında, büyük bir vahşetin kurbanları olduğunu öğrenir. Carla’yı zorlu bir sınav beklemektedir. Gerçek kimliklerini saklamak ve kurdukları suç imparatorluğunu muhafaza etmek adına kanlı geçmişlerinden geriye kalan son tanığı da susturmaya kararlı olan suçluları bulmalıdır.