Eserlere Göre Listeleme

Toplam 5972 sonuçtan 4011 - 4020 arası görüntüleniyor.
  • Konfüçyüs
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    366,50 KB
    Eser Türü: Kitap
    icneleme
  • Aliya İzzetbegoviç
    insan sesi mp3 - Türkçe
    46 Ayrım
    408,28 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Remzi Öztürk
    Kitabı okurken bir düşünür, bir lider ve daha da önemlisi bir insan olarak Aliya'ya dokunduğun Aliya, insanın evrensel sorunları üzerine düşünen Müslüman bir mütefekkir, baskılara boyun eğmeyen bir özgürlük savaşçısı, halkının bağımsızlık savaşına öncülük eden bir lider, askeri ve diplomatik alandaki başarılarıyla devlet kurmuş bir önderdir. Elinizdeki kitap, Aliya'nın çok farklı ortamlarda yaptığı konuşmalardan oluşuyor. Konuşmalar bir lider ve düşünür olarak Aliya'nın anlaşılmasına önemli bir katkı yapmakla kalmıyor, yirminci yüzyılın sonunda yaşanan insanlık trajedisinin ve bunun sorumlusu olan bir 'dünya sistemi'nin doğru okunmasına da hizmet ediyor.
  • Denis Diderot
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    726,63 KB
    Eser Türü: Kitap
    Denis Diderot (1713-1784): Aydınlanma döneminin en önemli yazar ve düşünürlerindendir. Encyclopédie’nin yayın yönetmenliğini üstlendi, yazdığı edebi ve felsefi eserlerin yanı sıra geçinmek için çeviriler yaptı. Bu kitapta yer alan konuşmalardan “D’Alembert” 1830, “La Maréchale” 1776 ve sonradan bulunan “Başrahip Barthélemy” 1920 yılında yayımlandı. “D’Alembert” konuşmaları evrim, evrenin düzeni, yaşam ve ölüm konularını; “Başrahip Barthélemy” konuşması dua, tanrı, ruh, öteki dünya konularını; “La Maréchale” konuşması ise din ve ahlâk arasındaki denklemin sorgusunu içerir. Konuşmalar, ele aldıkları konular itibarıyla diyalektik materyalizme, evrim teorisine ve ahlâka dair zamanından önce ileri sürülmüş düşünceler olarak kabul edilebilirler. Diderot düşünceleri kadar, bu düşünceleri konuşma biçiminde sunuşuyla da ilgi çekmiştir.
  • Gary Chapman
    insan sesi mp3 - Türkçe
    16 Ayrım
    341,21 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Yiğit Uzun
    İşe gitmeye hazırlanırken ayırdığımız süre evliliğe hazırlık için ayırdığımız süreden çok daha fazla deseler inanır mısınız? Dünyaca ünlü evlilik danışmanı Gary Chapman yeni kitabıyla bu fikri kökten değiştirmeyi amaçlıyor. Otuz beş yıldır çiftlere danışmanlık hizmeti veren Chapman’a göre, hazırlıklar tam yapılmadığı ve birlikte bir takım gibi hareket edilmediği sürece mutsuz sonlar da kaçınılmaz olacaktır. Peki mutlu sondan ne anlıyoruz? Bu küçük ama mucizeler yaratabilecek kitapta sevgiyle beslenen, her iki tarafın da huzurlu olduğu ve birbirini desteklediği evliliklerin uzun ve sağlıklı bir şekilde sürmesini sağlayacak bilgeliğe ve ipuçlarına erişebilirsiniz. Bu kitabı bir çırpıda okumayı aklınızdan geçirmeyin. Her bir adımda deneyimlemek ve sonucunu görmek istediğiniz şeyler olacak. Gary Chapman, sevgiyi anlama ve gösterme biçimlerini beş ana noktada topladığı ve kişilerin sevgiyi algılama biçimini çözemediği takdirde iki farklı dil konuşup birbirini anlayamadığı ve uzaklaşmaya başladığını Beş Sevgi Dili adlı kitapta yazarak milyonlarca çiftin ilişkiye bakışını etkilemiştir.
  • Osman Çakmakçı
    insan sesi mp3 - Türkçe
    6 Ayrım
    63,33 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Şule Özen
    "Pek anlamadım. Hele konuşmanın böylesine büyük bir sorun yumağı olabileceğini hiç anlayamıyorum. Ayrıca gereksiz de buluyorum. Abartılı da-" "Evet, ilk bakışta, konuşmak gibi basit bir eylemin böylesine karmaşık bir şeymiş gibi ele alınması saçma. Ama ilk bakış yanıltıcı olabilir, değil mi? Sanırım sen konuşmayı tek yönlü bir aktarım olarak anlıyorsun da ondan. Hâlbuki konuşma, merkezdeki bir noktadan dışarıya akıtılan bir ifade değildir. Aksine en az iki merkez noktanın karşılıklı birbirine akmasıdır. Yani 'ego'ların kendi kabuklarını çatlatması, o zırhta yarıklar açmasıdır. Konuşmak, bu anlamda insanın kendini yenmesini de gerektirir. Tehlikeli bir girişimdir bu; yani konuşmak tehlikeli bir girişimdir. İnsanın kendi varlığını tehlikeye atmasıdır." "Allah Allah, şimdi de konuşmanın tehlikeli bir şey olduğunu söylüyorsun-" (Tanıtım Bülteninden)
  • Murat Yalçın
    insan sesi mp3 - Türkçe
    1 Ayrım
    16.8 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Orçun Çıtır, Sinan Divrik
    Bu öykü, yazarın 'İma Kılavuzu' adlı eserinden alınmıştır. DenizBank Öyküler Yarışıyor 2
  • Özge Baykan
    bilgisayar sesi mp3 - Türkçe
    1 Ayrım
    54,80 MB
    Eser Türü: Kitap
  • Özge Baykan
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    419,50 KB
    Eser Türü: Kitap
  • insan sesi mp3 - Türkçe
    1 Ayrım
    36,79 MB
    Eser Türü: Tiyatro
    Cinayet işlediği için idam cezasına çarptırılan bir mahkum, hakkında sorulan sorulara cevap vermeyi reddeder ve kendini James Dyke olarak tanıtır. Mahkumun infazından bir gün önce, genç bir kız bu adamın abisi olduğunu iddia ederek onunla konuşma talebinde bulunur.
  • Özge Baykan
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    227,50 KB
    Eser Türü: Makale
    Özge Baykan, genç ve genç olmanın tüm olumlu özelliklerini kendinde toplamış bir yazar. Konuşmayan Adam, kısa sayılmayacak bir anlatı. 68 Bölümden oluşan anlatı büyük bir metafordan oluşuyor. Ve daha ilk satırlarında deyim yerindeyse giz çözülüyor: Konuşmayan Adam her keşfinin önceden başkaları tarafından zaten ortaya çıkarılmış olduğunu gördüğünde sustu. Her yeni gün kimileri için yeni şeyler getirir kimileri içinse önceki günlerin tekrarından başka bir şey değildir. Bu ruh durumunun edebiyattaki karşılığı ‘artık yeni bir şey söylenemez’dir. Konuşmayan Adam böyle düşündüğü için susuyor. Fakat yazının kendi içinde barındırdığı paradoksun sonucu olarak kitabın yazarı Özge Baykan bunları yazarak ‘konuşmuş’ oluyor. Söylediklerinin bir çoğunun daha önce söylenmiş olduğunu bile bile konuşuyor. Okurlarına bu hipotetik kahramanını anlatıyor. Kimi zaman adamın zihninin içinden, kimi zaman adamın ilişki içinde bulunduğu diğer insanların ağzından. Kitabı ilk okuduğumda bunu neden yaptığını sordum kendi kendime. Çünkü bir taraftan da işlek bir zekaya işaret eden üslubu, ironik anlatımı, zengin göndermeler dünyası onu kuşağının diğer yazar ve yazar adaylarından ayırıyor; söyleyecek sözleri olan bir yazar sınıfına sokuyor. Anlatı boyunca süregiden mizah duygusu okuyucuyu uyanık tutmaya yetiyor. Peki o halde neden başka bir şey değil de Konuşmayan Adam? Büyük ironi ustası Oğuz Atay’ın neredeyse tek başına bir otoban gibi Türk edebiyatının ortasından geçip giden yoluna çok yakın Baykan’ın anlatısı. Oysa zaman değişmiştir. Tutunamayanlar’ın tarihsel konumunu oluşturan koşullar farklılaştığı için Konuşmayan Adam’ı bir tür devamlılık olarak da görmek olası değil. Ve ikinci bölümün başında yazar ayrımın altını çiziyor: Konuşmayan Adam tutunamayan olarak da görülebilir. Ama tutunamaması konuşmamasından kaynaklanmıyor. Ayrımı iyi yapmak gerek. Asıl sorunu, düşüncelerinin yaratıcı olmadığına inanması. Kendini genellemiş. Sonra da işin içinden çıkamamış. Bu satırları okuduğumda ister istemez Konuşmayan Adam’ın bir Oğuz Atay okuması olduğunu düşündüm, ve güzel tarafı, Atay’ın çizdiği karakterin bir tekrarı olmaması. Ayrımın net bir biçimde yapılmış olması: Yaratıcı düşünce sorunsalı! Düşünen, okuyan, yazan herkesin bir biçimde yüzleşmek zorunda olduğu evrensel bir bilmece gündeme geliyor. Özgün bir şey yaratılabilir mi? Soruyu değiştirip defalarca, başka biçimlerde tekrar sormak olası. Özü hiç değişmeyen bir soru. Atay’ın kahramanları (ya da anlatılarının tek büyük meta-kahramanı) bir biçimde toplumla, yaşadığı kültürle hesaplaşma halindedir. Kültürel iklimin yarattığı kutuplaşmalar (Doğu-Batı sorunu) zaman zaman bir leitmotive olmaktan öteye geçerek anlatılarının merkezine oturur. Oysa Baykan’ın anlatısında bu sorunlar neredeyse bir ustalara saygı köşeleri gibi geçiştirilmiş, asıl sorunun çok daha evrensel bir boyutta olduğunun altı çizilmiştir. ‘Özgün bir şey söyleme’ sorunu sanatsal yaratının bir iç meselesi olmaktan çıkarılıp gündelik yaşamın her katmanına haritalandığında ortaya Konuşmayan Adam anlatısı çıkmıştır. Ve bence en önemlisi, Atay’a bir düzeyde verilen yanıt: Atay kahramanlarının içine düştükleri çıkışsızlığa kültürel bir sorunu adres olarak vermekte; Baykan ise soruyu değiştirerek insanın yaratıcılığı ve özgünlüğü sorunlarını işaret etmektedir. Söz daha önce söylenmiştir, kimin tarafından söylendiği önemli değildir. Yaşam bir alıntıdır diyor Baykan, başkalarının daha önce söyledikleri. Atay’ın kahramanlarının sancısı da bir düzeyde Batı’nın yanıtları ‘biz’den önce söylemiş olması değil midir? Kitabın altbaşlığı asıl başlığın ve kitabın iddiasını belki biraz inceltmek için konulmuş gibi. Yaşamı Kapsamayan Bir Anlatı! Yine de bir iddia barındırıyor. Hatta kitap okuyup bitirildiğinde başka düzeylerde göndermeleri de olduğu anlaşılıyor. Eğer bir anlatının altbaşlığı olarak bu niteleme seçilmişse, yazarının “evet bu yaşamı kapsamayan bir anlatı, fakat yaşamı kapsayan bir anlatı olabilir mi” sorusunu ima ettiğini söylemek de olası. Bir de anlatıya serpiştirilmiş olan, kitabın yapısal özgünlüğüne katkıda bulunan Yaşam Zaten Nedir Ki Serisi var. Bunlar şiir biçiminde yazılmış, anlatıdan bağımsız gibi duran okur tarafından özgürce yorumlanabilecek metinler silsilesi. Anlatı ile şiirin bir arada durabileceklerine iyi bir örnek. Yaşamda raslantılara inanmam. Söz konusu yazı olunca da rastlantılar büyüler beni. Konuşmayan Adam’ı yayına hazırlarken, bir kitap kitaplığımdan adeta kendi başına çıkıp masama kondu: Umutsuzlar Parkı. Edip Cansever’in Yeditepe Yayınları’nca 1958 yılında basılmış bir şiir kitabı. Daha ilk sayfalarında yazının başında alıntılamış olduğum mısralar ile karşılaştım. İlahi bir şaka gibiydi: her şeyin daha önce söylenmiş olduğuna dair küçük bir şaka. Önemli değil, Umutsuzlar Parkı’nı zevkle bir kez daha okudum, üstelik bu sefer Özge Baykan’ın katkılarıyla…

Sayfalar