Eserlere Göre Listeleme

Toplam 5089 sonuçtan 4131 - 4140 arası görüntüleniyor.
  • Ahmet Sabri Göktuna
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    15,98 MB
    Eser Türü: Kitap
    Bu kitapta, Marksist sosyalizmin devlet ideolojisi haline geldiği ülkelerdeki ilim, fikir ve sanat hayatının manzarasına ait örnekler bulacaksınız. Buraya aldığımız örnekler, komünist memleketlerde şimdiye kadar görülmüş ve halen de görülen yüzlerce vakanın sadece küçük bir kısmını teşkil ediyor. Vakaların seçilmesinde bilhassa tipik olanlar, yani ait olduğu sahanın karakteristik örneğin 'teşkil edenlerin alınmasına dikkat edilmiştir. Okuyucunun da göreceği gibi, buradaki özel durumların hepsi de genel bir tavrı aksettirmektedir. Okuyucu buradaki vakaları ve tahlilleri gördükten sonra, Sovyetler Birliği'nin bugün ulaşmış bulunduğu ilmî ve teknolojik seviye ile bizim naklettiğimiz zihniyet arasında büyük bir tezat görecektir. Hakikaten, düşünen kafaları parti emrinde çalıştıran bir memleketin Ay'a insan gönderecek kadar ilerlemiş olması ilk bakışta garip görünebilir. Fakat bilhassa son yıllarda Sovyet ilim adamlarının neşrettikleri protesto mektupları bu işte şaşılacak bir taraf bulunmadığını bize anlatıyor. Devletin resmî ideolojisi ile, doğrudan doğruya çatışmayan, üstelik Sovyetlerin maddî propaganda gücünde gelişmeye yol açan ilmî faaliyetler orada teşvik görmekte, bu faaliyetleri yürütenler de oldukça imtiyazlı bir hayat yaşamaktadırlar. Maamafih, ilimle ideoloji arasındaki bu uzlaşmanın da belli bir hududu vardır; laboratuarından dışarıya nadiren çıkan ilim adamları bile bir gün sosyal mesuliyet hissi duyarlar ve etraflarını saran hürriyetsizliğe karşı tepki gösteriler. Nitekim Sovyetler Birliği'nde şimdi rastladığımız manzara budur. Daha önce genellikle edebiyatçı, sanatkâr ve filozofların yaptıkları protesto hareketlerine şimdi fizikçiler de katılmış bulunmaktadır. Marksist ülkelerde niçin hür düşünceye yer yok? Niçin komünist partisinin hoşuna gitmeyen yazarlar ve sanatkârlar ya Sibirya’ya gönderiliyor yahut batı ülkelerine kaçıyorlar? Niçin Rusya artık edebiyat ve sanat sahalarında bir çorak toprak haline geldi? Nükleer bomba yapmakta Amerika’yı bile geçen bir memlekette niçin felsefe, psikoloji, sosyoloji son derece iptidaî bir haldedir? Niçin iktidardaki tek partinin görüşüne aykırı bir tek fikir bile ileri sürülemiyor? İnsanları zincirlerinden kurtarmak iddiasında bulunan bir doktrin nasıl olup da onların kafalarına bile zincir takmaya çalışıyor? Objektif düşünce ile ideoloji arasındaki ihtilâflar sadece komünist ülkelerde rastlanan şeyler değildir. Tarihin daha önceki devirlerinde olduğu kadar Yirminci Yüzyılda da bu türlü bir çatışmanın örneklerini gör- müş bulunuyoruz. Fakat onların hiçbiri Marksist ideolojinin yarattığı çatışma kadar ıstıraplı ve uzun süreli olmamıştır. Akademik faaliyetlere ve sanat çalışmalarına müdahale eden nazi ve faşist rejimleri bile bu müdahaleyi daha çok pratik maksatlara dayandırmışlardı. Nazizm, medeniyetin gelişmesine ve ırkî verasete ait bazı iddiaları dışında, ilmin yerine geçmek veya ilmî hakikati temsil etmek gibi bir teze sahip değildi. Komünizm, bunlardan farklı olarak, ebedî hakikat ve saadete kapı açan anahtarın kendisinde bulunduğunu iddia etmekle kalmıyor, bu yolun ilmî prensipler ve metodlarla bulunacağını da söylüyor. Hakikatte bu iddia da pek orijinal sayılmaz; Avrupa’da aydınlanma devri öncesinde de dinî ideolojinin aynı zamanda ilmî hakikati temsil ettiğine inanılırdı. Fakat o günlerden bu yana geçen yüzyıllar içinde iki ayrı sistemin, ilim ve dinin, birbirinden ayrı ihtiyaçlara cevap verdiği, binaenaleyh aralarında bir rekabet bulunamayacağı fikrine varılmıştı. Elli yıl kadar var ki bu konudaki eski iddia Marksizmle birlikte tekrar dirildi: Vakıalar arasındaki objektif illiyet münasebetlerini araştıran bir düşünce disiplini (ilim) ile bir sübjektif kıymet sistemi (komünizm) tekrar birleştirildi. Katolik kilisesinin bile ilimle çatışmadığı bir çağda komünizmin ilmî düşünce için çok ciddî bir engel teşkil etmesinin sebebi işte budur. Komünizm, kendisinin hakikî (!) ilmi temsil ettiğini söylemektedir. Hakikati sadece kendisinin bildiğini sanan peşin hükümlü bir şahıs, aksi kanaatları katiyyen kabul etmez ve onlara sırtını çevirir. Onun bu devekuşu tavrı, elinde bir kuvvet bulunmadığı içindir. Siz böyle bir şahsın bir de baba otoritesine, hattâ devlet otoritesine sahip olduğunu düşünün. Komünizm birçok ülkelerde böyle bir peşin hüküm sistemini hâkim kılacak devlet otoritesini de elde etmiş bulunuyor. Önümüzdeki sahifelerde bu despot babanın çocuklarına çektirdiği ıstıraba ibret verici misaller bulacaksınız.
  • İsmet Kemal Karadayı
    insan sesi mp3 - Türkçe
    12 Ayrım
    374 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Yonca Kavaklı
    Kendime ayırabildiğim yıl dinlencelerinden birinde (Mayıs 1994) beni en çok ilgilendiren ikik itaptan biri "Kaos İmparatorluğu", öteki, "Maoizmin Geleceği"idi. Konu hakkında diyeceklerime geçmeden önce izin verirseniz, Samir Amin den çevirisi yapılmış (Kaynak Yayınları) her iki kitaba çok kısa başvurmak istiyorum.
  • Aziz Nesin
    insan sesi mp3 - Türkçe
    16 Ayrım
    273,98 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Umut Çetiner
    Niyazi bu adama, -Bendeniz de bir miktar sosyalistimdir, dedi, ama buyurduğunuz gibi sosyalizmin de hududu var... Bir insan yüzde yirmi, yüzde otuz, hatta yüzde kırk sosyalist olabilir... Ama her şeyin fazlası haram... Daha önce gittiklerimize de uğruyorduk. Onlar da gittikçe sosyalist oluyorlar ve sosyalist oldukça da bize verdikleri para azalıyordu. Son gittiğimiz büyük işadamı, - Ben yüzde altmış sosyalistimdir... dediği gün, Niyazi kahvede bize, - Arkadaşlar, artık bu iş tamam, bu herifler yüzde altmış sosyalist oldu mu, olmadı mı... Bize iş yok... dedi. - Neden? diye sordum. - İşadamları böyledir, dedi, bütün hisse senetlerini alıp şirkete sahip olmak isterler, görüyorsunuz ya heriflerin yüzdeleri gittikçe artıyor, yakında yüzde yüz sosyalist oldular mı, işte o zaman yandık! Baktılar ki, sosyalizmi başka türlü önleyemeyecekler, kendileri sosyalist olup sosyalizmi de bombok edecekleri... - Kitaptaki aynı adlı öyküden
  • Vladimir İlyiç Lenin
    insan sesi mp3 - Türkçe
    9 Ayrım
    157 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Nurdan Sonemel
    Bugünkü toplum tümüyle, işçi sınıfının geniş yığınlarının nüfusun küçük bir azınlığı tarafından, toprak sahipleri sınıfı ve kapitalistler sınıfı tarafından sömürülmesine dayanır. Bu köle bir toplumdur, çünkü ömürleri boyunca kapitalistler için çalışan "özgür" işçilere, kapitalist köleliğin korunup sürdürülmesi için kar üreten köleler olarak ancak yaşamaları için zorunlu geçim araçlarını edinmelerine "hak kazandırır."
  • Ernesto Che Guevara
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    1,07 MB
    Eser Türü: Kitap
  • Oscar Wilde
    insan sesi mp3 - Türkçe
    4 Ayrım
    181,33 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Damla Harputlu
    “İnsanoğlunun kendi doğası hakkında bildiği tek şey değiştiğidir. Değişim insanda bel bağlayabileceğimiz tek özelliktir. Çöken sistemler genelde insan doğasının gelişimine ve büyümesine değil de süregiden durağanlığı üzerine kurulu olanlardır.” “Toplum, klasikleri o ülkede sanatın gelişimini kontrol altında tutmak için kullanır. Klasikleri birer otoriteye indirgerler, güzelliğin yeni biçimlerde özgürce ifade edilmesinin önüne geçmek için adeta sopa niyetine kullanırlar.” “Gerçek şu ki toplumun bilinmeye değer şeyler dışındaki her şeyi bilmek için doymak bilmez bir merakı vardır. Bunun farkında olan ve tüccarların sahip olduğu bazı alışkanlıklara sahip olan gazetecilik, bu merakları giderir.” “Bir sanatçı için en uygun iktidar, var olmayan iktidardır. Kendisi ve eseri üzerindeki her türlü otorite gülünçtür.” “Her insan bir dostunun hastalığı karşısında aynı acıyı hissedebilir ama bir dostun başarısına sevinmek gerçekten çok sağlam bir kişilik gerektirir.”
  • Vladimir İlyiç Lenin
    metin - Türkçe
    16 Ayrım
    295 MB
    Eser Türü: Kitap
  • Vladimir İlyiç Lenin
    insan sesi mp3 - Türkçe
    16 Ayrım
    295 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Nurdan Sonemel
    Savaş bir yıldır sürüp gidiyor. Partimiz, savaşa karşı tutumunu, daha savaşın hemen başında, Eylül 1914'te yazılan merkez komitesi bildirisinde açıklamış ve bunu merkez komitesi üyeleri ile partımizin Rusya'daki sorumlu temsilcilerine gönderdikten ve onların onayını aldıktan sonra, 1 Kasım 1914'te partimizin merkez organı Sosyal-Demokrat n'te yayınlamıştır. Daha sonra n 40'ta (29 Mart 1915), bizim ilke ve taktiklerimizi daha kesinlikle belirten Bern konferansı 3 kararı yayınlandı. Bugün, Rusya'da yığınlar arasında, büyümekte olan devrimci bir tutum ve davranışın açık belirtileri var. Öteki ülkelerde de, kendi hükümetleri ve burjuvazileri yanında yer alan sosyal-demokrat partilerin yetkililerinin büyük bir çoğunluğunca proletaryanın devrimci çabaları baskı altında tutulduğu halde, benzer bir oluşumun belirtileri var. Bu durum, sosyal-demokratların savaşla ilgili taktiklerini özetleyen bir broşürün hemen yayınlanmasını gerektiriyor. Yukarıda sözü edilen parti dökümanlarını bütünü ile yeniden basarken, burjuva ve proletarya taktikleri adına, yayınlarda ve parti toplantılarında belirtilen ana görüşleri anımsatmak amacıyla bunlara kısa açıklamalar ekledik.
  • Esra Güler
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    150,50 KB
    Eser Türü: Kitap
    1991’de Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla sosyalizmden kapitalizme geçişin resmen ilan edildiği Rusya, gerek sahip olduğu ekonomik potansiyeli ve nüfusu, gerekse katı merkeziyetçi bir sistem mirasıyla, geçiş ekonomileri içinde özel bir yere sahiptir. 1992’de Uluslararası Para Fonu öncülüğünde kapitalizme “şok” geçiş yapan Rusya’da dönüşüm süreci oldukça sancılı olmuş ve sürecin başlamasından kısa bir süre sonra, 1998’de ülke, en ciddi ve ağır krizlerden birini yaşamıştır. Sosyalizmden kapitalizme geçişin sadece bir ekonomik sistem dönüşümü olmanın çok ötesinde toplumsal, kültürel, siyasi ve politik dönüşümleri de içeren çok boyutlu ve bir o kadar da karmaşık bir süreç olduğu dikkate alındığında, bu sürecin Rusya gibi köklü bir sosyalist sistem geleneğe sahip bir ülke için çok daha zor ve hassas olduğu bir gerçektir. Bu gerçek, süreci yönlendiren neoklasik reçetelere dayalı “şok terapi” stratejisinin ülkenin kendine özgü koşullarını dikkate almayan ve kurumsal dönüşümü göz ardı eden standart nitelikli reform politikaları ile birleştiğinde, Rusya’da nasıl bir sistem oluştuğunun sorgulanması da kaçınılmaz hale gelmiştir. Bu bağlamda çalışmanın amacı, geçiş sürecinde tercih edilen temel strateji ekseninde uygulamaya konan politikaların Rusya’da gerçek anlamda bir kapitalist sistem oluşturup oluşturamadığının incelenmesidir.
  • Fidel Castro
    insan sesi mp3 - Türkçe
    22 Ayrım
    429 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Nesrin Serindağ
    Henüz hiçbir insan toplumu komünizme ulaşmadı. İnsanı daha üst bir toplum biçimine ulaştıran yollar çok zor. Komünist toplum insanın, durmadan ilerleyen sosyal bilincin en yüksek düzeyine ulaştığı bir toplumdur. Komünist toplumda insan, tıpkı ailesinin dar sınırları içinde olduğu gibi, işte o kadar büyük bir anlayışa, yakınlığa ve kardeşliğe ulaşacaktır. Komünist toplumda yaşamak, bireyci olmadan, halk arasında ve halkla, sanki yurttaşlarımızın hepsi, gerçekten en sevgili kardeşimizmiş gibi yaşamaktır... Ve herşeyden önce, belirli bir bilinç yaratmak için para ya da servet kullanmamalıyız. Tersine zenginlik yaratmak için bilinci kullanmalıyız. Kendisinden beklenenden biraz daha fazla yapması için bir insana daha fazla şeyler sunmak, onun bilincini parayla satın almak olur... Daha önce belirttiğimiz gibi, son derece bol bir zenginlik yaratmazsak, komünizm kesinlikle kurulamaz. Ama bunu sağlamanın yolu, bence, para ya da servetle bilinç yaratmak değil, tersine bilinçle zenginlik yaratmaktır.

Sayfalar