Eserlere Göre Listeleme

Toplam 5061 sonuçtan 4151 - 4160 arası görüntüleniyor.
  • alan swingewood
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    10,78 MB
    Eser Türü: Kitap
    Bu kitap, ne bir sosyoloji tarihi ne de bir sosyoloji teorisi tarihidir; bu kitap, sosyolojik düşünceyi on sekizinci yüzyıl felsefesi, tarihi ve ekonomi politiğindeki kökenlerinden başlayarak ele alan seçmeci bir tarihtir. Burada sosyolojik düşünce derken, toplumun kendi başına özgün bir inceleme nesnesi, yasalar ile süreçler tarafından nesnel olarak belirlenen bir sistem ya da yapı olduğunun farkında olmayı kastediyorum. Alan Swingewood
  • Ülgen Oskay
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    1,07 MB
    Eser Türü: Kitap
  • Zygmunt Bauman
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    873,67 KB
    Eser Türü: Kitap
    Özellikle modernlik ve post-modernlik çalışmalarıyla son dönemin en parlak düşünürlerinden biri olan Zygmunt Bauman, sosyal bilimler alanında son derece ilginç bir kitap sunuyor bizlere. Sosyolojik Düşünmek, sadece sosyoloji öğrencileri için kaleme alınmış bir çalışma değil. Konuya ilgi duyan herkesin sosyolojinin anlamı ve işlevi, sosyolojide değişik tarzlar ve yaklaşımlar üzerine bilgilenmesini sağlayacak önemli bir kaynak kitap. Ama hepsinden önemlisi Bauman, gündelik ve toplumsal hayatımıza sosyolojik bir boyuttan bakmanın anlamını; böyle bir bakışın kazandıracağı kavrayış zenginliğini; tektipliğin ve tamamlanarak donmuş görüşlerin değil, toplum yaşamında müphemliğin kabulüne dayalı bir düşünme tarzının, kısacası sosyolojik düşünmenin önemini ortaya koyuyor. Sosyolojik Düşünmek, akademik kullanım mantığına göre değil, "gündelik hayat mantığı"na göre düzenlenmiş bir kitap. Bauman, sosyolojinin inceleme konusu olan ikilik ve karşıtlıkları çokboyutlu bir bakışla irdeliyor: Birey olma ve toplum içinde var olma arasındaki bütünlük ile çatışma; toplumların ya da genel olarak insan gruplarının kendini ve karşıtını, daha doğrusu karşıtına göre kendini tanımlaması; birey ile grup, doğa ile kültür, millet ile devlet, birliktelik ile ayrılık, bireysel varlığını koruma ile ahlâki yükümlülük arasındaki çatışmalar, kitapta incelenen ikiliklerden bazıları. Bauman, sosyolojinin asla tamamlanmış, kesin, müphemlikten tamamen arınmış bir bakış açısı oluşturamayacağını belirtiyor. Dolayısıyla hiçbir bakış tek başına kusursuz ya da ayrıcalıklı olamaz; hayata ilişkin değişik yorumların her biri, olsa olsa kavrayış bütünlüğümüze kendi zenginliğini katacaktır. Sosyolojik düşünmek, kesinliğe varacak bir yol sağlamak şöyle dursun, her türlü müphemliği çoğaltacaktır. Ama müphemlikten korkmamak gerekir; dünyaya ilişkin gerçek bir kavrayış özgürlüğünün ve hoşgörünün temelinde bu müphemliğin, bakış zenginliğinin kabulü yatar. Bu anlamda sosyoloji ve sosyolojik düşünmek, Bauman'ın sözleriyle ifade edecek olursak "özgürlük davasına hizmet eder." (Tanıtım Bülteninden)
  • Emile Durkheim
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    637,50 KB
    Eser Türü: Kitap
    Fransız sosyolog ve pozitivist filozof Emile Durkheim ülkemizde geniş ölçüde tanınan ve gerek sosyoloji gerek felsefe alanında büyük bir etkiye sahip bulunan bir şahsiyettir. Onun doktrini ve sosyolojik metodu Ziya Gökalp, Necmettin Sadak gibi taraftarları aracılığıyla Türkiye'nin fikir dünyasına girmiş ve liselerimizle üniversitelerimizin sosyoloji öğretiminde benimsenerek adeta resmi bir hüviyet kazanmıştır."Sosyolojik Metodun Kuralları" Durkheim'ın yapıtları arasında önem bakımından en başta gelenidir. Pozitivizm akımının gereğince kavranması ve eleştirilmesi bakımından okunmasında büyük yarar bulunan bu kitabın aslında sadık ve anlaşılabilir bir çevirisini okurlarımıza sunmayı uygun gördük.
  • Rudolf Richter
    insan sesi mp3 - Türkçe
    36 Ayrım
    1402,38 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Yasemin Kır Yıldız
    Toplumsal etkileşim hakkında konuşmak, aile ve okul gibi işlevsel olarak birbirinden farklı toplumsal sistemlerden söz etmek demektir. Sosyolojik kuramların büyük bir kısmı toplumsal gerçekliği kavrama iddiası taşırlar, fakat yalnızca uzmanları tarafından anlaşılabilen özel bir dile sahiptir. Bu süreçte soyut bir kuramın gerçeklikle olan ilişkisinin ortadan kalkması gibi bir tehlike de söz konusudur. Gerçek dünyadaki fenomenlerin nasıl olduğunun kavranması, sosyolojik kuram inşa etme çabasında olan ve bu amaçla modeller öneren bilim adamları için gerçekten zordur; uzman olmayanlar içinse neredeyse imkansız. Bilimsel, sosyolojik kuramlara ihtiyacımız var mı? Buna hepimizin mi yoksa sadece sosyologların mı ihtiyacı var? Bizim bu konuda ne düşündüğümüzün aslında pek de önemi yok; kuram olmaksızın gündelik hayatı ifade edemeyeceğimiz apaçık ortada. Sosyolojik kuramlar, nihayetinde insanî birer faaliyet olarak, toplumsal gerçekliğin nasıl göründüğünü açıklamak için modeller önerirler. Sosyolojik Paradigmalar'da, toplumsal gerçekliği bir araya getirmeyi mümkün kılan pek çok parçayla ilgili ifadeler ve başlangıç noktaları bulacaksınız. Bu kitabın amacı, tüm detayları ve çeşitliliğiyle kuramları araştırmak değil, "sosyolojik paradigma" okumaları üzerinden sosyoloji içerisindeki farklı çıkış yollarını ve perspektifleri birbirinden ayırmak ve anlayabilmektir. (Tanıtım Bülteninden)
  • Kadir Cangızbay
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    1021,50 KB
    Eser Türü: Kitap
    Artık her şeyin bir sosyolojisi var; siyaset sosyolojisi, spor, aile, köy ya da tıp vb... -ve de niye olmasın- pek yakında terzilik, şoförlük, memur vb... Sosyolojileri. Oysa... (Sosyolojiler değil Sosyoloji)... Her neyin sosyolojisi yapılacak olursa olsun, böyle bir iş, sosyolojisi yapılacak şeyden kalkarak değil, tam tersine hiç bir şeyin olmayan bir sosyolojiden kalkılarak... (Gurvich: Sosyoloji ve Felsefe) ve de sosyolojisi yapılanın toplumsal gerçekliğin bütünü içine tekrar yerleştirilmesiyle mümkün olacaktır ve bu işin adı da, şunun ya da bunun sosyolojisi değil, Sosyolojik Praksis'tir.
  • Yusuf Çağlayan
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    3,80 MB
    Eser Türü: Kitap
    Türkiye ve İslam dünyası, alt kimlik fay hatlarının ürettiği sosyolojik depremlerle sarsılıyor. Bu sarsıntıların kaynağında ise kimlikleri, kimlikler arası ilişkileri, dayanışmaları yıkıma uğratarak farklı kimlikleri birbirlerine karşı –Amin Maalouf’un tabiriyle– “ölümcül kimlikler”e dönüştüren bir savaş türü yatıyor. Bu savaş türü, sosyoloji disiplinini, toplumsal olayları sadece açıklayan bir bilim olarak değil, kurgulayan ve yöneten bir bilim dalı olarak da kurnazca kullanıyor. Türkiye ve İslam dünyası ne tür bir saldırı ile karşı karşıya bulunduğunun farkında mı? Doğru düşmanla ve doğru silahlarla mı savaşıyoruz? Elinizdeki kitap, bu can alıcı soruya “sosyolojik savaş” kavramı ile cevap veriyor. Türkiye ve İslam dünyasının sosyolojik kapasitesini hedef alan “sosyolojik savaş” klasik silahların değil sosyolojik silahların kullanıldığı bir savaş türü. Elinizdeki kitap, bize savaş sahasında adeta bir keşif yaptırıyor: Görünmez düşmanı açık ediyor ve Türkiye ile İslam dünyasına, envanterindeki hiçbir rakibinin elinde bulunmayan çok güçlü sosyolojik silahları ve bunların yerlerini gösteriyor. Ve bu silahlar çekildiğinde, “karşı sosyolojik savaş” başlamış olacaktır...
  • Emile Durkheim
    insan sesi mp3 - Türkçe
    10 Ayrım
    458 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Nazlı Özkan
    Emile Durkheim 1895’te yazdığı Sosyolojik Yöntemin Kuralları adlı yapıtında, toplumu inceleyip yorumlayacak bir 'bilim'in yöntemini belirlemeye çalışır; Comte ve Spencer gibi düşünürlerin, toplumu 'hazır önkavramlar'la anlama yöntemlerini eleştirir. Durkheim’e göre, bir 'toplumbilim kurma'nın ön koşulu da gerçekliği sınıflandırarak, geçerli bilimsel yasaları bulmak ve toplumsal gerçekliğin iç doğasını, karakteristik yönlerini yansıtan kavramsal bir dizge oluşturmaktır.
  • Marx Weber
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    336,50 KB
    Eser Türü: Kitap
    Weber, Batı’da özellikle Karl Marx ile birlikte kendisinden sonra gelen bütün sosyal bilimcilerin bir şekilde yüzleşmesi ve hesaplaşması gereken bir sosyal bilimci olmuştur. Onu böylesine etkili kılan hususlardan birisi de kuşkusuz ilgi alanlarının hukuktan iktisada, din tahlillerinden siyasal bilimlere kadar bir çok konuyu kapsaması ve bu alanlarla ilgili temel eserler vermesidir. Günümüzde Weber’e yapılan atıflar bir tarafa, Weber üstüne yapılan çalışmalar bile başlı başına bir literatür oluşturmaktadır. Bu da kaçınılmaz olarak Max Weber sosyolojisinin ne olduğuna dair bir merakı ve ilgiyi uyandırmıştır. Elinizdeki eser hem bir sosyoloji ustasının sosyolojiden ne anladığını hem de bir disiplin olan sosyolojinin nasıl meydana geldiğini göstermesi açısından klasik bir metin olma özelliğindedir.
  • Tony Bilton - Kevin Bonnett - Pip Jones-Tony Lawson David Skinner - Michelle Stanworth - Andrew Webster
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    33,79 MB
    Eser Türü: Dersler
    "Bizimki aslında trajik bir çağ, bu yüzden bu çağı trajik olarak kabul etmeyi reddediyoruz. Tufan gerçekleşti, kalıntılar arasındayız, küçük yerleşimler kurmaya, küçük umutlar edinmeye başlıyoruz. Oldukça zor bir iş: geleceğe doğru düz bir yol yok: fakat engellerin etrafından dolaşıyor ya da onların üzerinden atlayıp geçiyoruz. Yaşamak zorundayız, dünyanın kaç kere battığının önemi yok." D.H. Lawrence (aktaran F.L. Schuman, International Politics, 3. baskı, Mc-Graw~Hill, 1941) 11 Eylül 2001 olaylarının ardından, dünya karanlık ve sorunlu bir yer gibi görünüyor. Kitabımızın bu yeni baskısını, toplumu anlama arayışının her zamankinden daha acili- yet gösterdiği bir zamanda tamamladık. Tehlikeli biçimde çekişen idealleri ve derin bir şekilde bölünmüş yaşam tarzlarını anlamaya ihtiyacımız var ve ayrıca, kendimiz ile olduğu gibi kabul ettiğimiz inanç ve varsayımlarımız arasına ne ölçüde mesafe koyduğu-muzu öğrenmemiz gerekiyor. Toplumdaki sıradan insanların, eğer paramparça olmamışsa, tehdit edilen ve istikrarsızlığa şürılan yaşamlarını bir araya toplama gücüne nasıl sahip olduklarını da anlamaya gereksinimimiz var. Sıradan insanlar, bunu, günlük ortamlarda başkalarıyla girdikleri etkileşimlerle yapıyor ve karşılıklı güven ve desteği ifade eden rutinler kuruyorlar. D. H. Lawrence yukarıdaki sözcükleri, dünya çökse ve tufan gerçekleşse bile 'yaşamak zorunda olduğumuzu' ve bunu da sosyal yaşamın günlük becerileriyle başardığımızı; 'Küçük yerleşimler kurmaya, küçük umutlar oluşturmaya başladığımızı' bize hatırlatarak Birinci Dünya Savaşı'nın hemen ardından yazdı. Korku, eğer onu bilgi ve anlamayla karşılayabilirsek üzerimizde daha az egemenlik kurar.

Sayfalar