En Son Eklenenler

Toplam 58907 sonuçtan 421 - 430 arası görüntüleniyor.
  • Barış Güner
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    330,52 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Makale
    Konusu:
    Bu çalışma, Güncel Sanat pratiğindeki yeni yönelimlere dikkat çekmek ve küreselleşme sürecinde gündeme gelen bir dizi sorunu, kültürel, kimliksel ve politik etkenler ekseninde irdeleyerek, Batı dışındaki dünyanın sanat alanında temsil bulma/görünür olma biçimlerine odaklanacaktır. Bu süreçte beliren alternatif varoluş biçimleri/tarzları ve temsiliyet modelleri üzerinde durulacaktır. Batılı ölçeklerde çalışan ve benzer formatlarda işleyen yapılara karşı ne tür alternatif yollar mevcut ya da nasıl bir karşı koyuş alanı oluşturulmaya çalışılıyor sorusu ise Doğulu, Orta Doğulu vb. sanatçıların küresel sisteme nasıl entegre olduğu ya da kendi kendini nasıl oryantalize ettiği meselesi üzerinden tartışılacaktır. Bu şekilde, küresel ekonomi ve kültür alanının çalışma tarzı da inceleneceğinden dolayı bir çözümleme sunmak da mümkün olabilecektir. Bu önermenin sunulabilmesi için belirli kavramların irdelenmesi ve bazı dönemlerin mercek altına alınması bir gerekliliktir. Bu doğrultuda belirli bir çerçeveyi oluşturup günümüze kadar gelen süreci ve bundan sonrasını yansıtabilmeyi başarabilmek için Post-kolonyalizm, Batıcılık ve Self-Orientalism, Post-fordizm gibi kavramlar üzerine odaklanılacaktır. Bu kapsamda, Küreselleşme-Küyerelleşme (Globalisation–Glocalisation) sürecindeki temsiliyet sorununa yönelerek, Batı dışındaki coğrafyalarda üreten ya da batıda eğitim alarak kendilerini uluslararası sanat pazarında görünür kılma çabası güden sanatçıların yaklaşımlarının hangi açılardan irdelenebileceği üzerinde durulacaktır. Bu sayede küreselleşmenin doğurduğu günümüz sanat politikalarına ilişkin sonuçlara; eleştirel, uzlaşımsal, müzakereci stratejiler üzerinden odaklanabilmek mümkün olacaktır. Anahtar Kavramlar: Globalisation-Glocalisation, self-Orientalisation, Strategies of the Other, Postcolonialism, Post-Fordism, Art, Politics
  • Şule Avlamaz
    insan sesi mp3 - Türkçe
    42 Ayrım
    761,40 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman
    Seslendiren : Derya Çimen
    Konusu:
    Her ateş bir gün söner; külleri yeniden doğacağı günü bekler. Eylül Avcı karanlık bir gecede Aras Karahanlı’yla karşılaştığında hayatının ortasına bir bombanın düştüğünü hissetmişti. Ancak o bomba patladığı zaman duyulacak tek şeyin birbirleri için atan kalplerinin sesi olacağını düşünememişti. Lakin yaşadıkları dünyanın karanlığında bu sesi bastırmaya çalışan kötülükler gizliydi; silah, kan, kirli eller, içinden vicdanın sökülüp çıkarıldığı yürekler… Ateş sönüp küle evrildi, sönmüş bir yangının emaresi olan küllerse kızgın bir lavın iziydi.  Peki bu lav, kanla karışık yağmurlara, güç fırtınalara rağmen coşup yükselebilecek miydi?
  • Paul Lynch
    insan sesi mp3 - Türkçe
    16 Ayrım
    340,75 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman/Öykü
    Seslendiren : İnci Alican
    Konusu:
    Karanlık sularda, insan ruhunun derinliklerine doğru... Peygamberin Şarkısı romanıyla 2023 Booker Ödülü’nü alan Paul Lynch’in kaleminden çıkan Denizin Ötesinde, fırtınalı bir havada Pasifik Okyanusu’nun ortasında mahsur kalan iki balıkçının verdiği yaşam mücadelesini epik bir anlatıya dönüştürüyor. İnsan ruhunu en karanlık, en savunmasız ve en çıplak hâlleriyle ele alan yazar; kendileri ve eylemlerinin sonuçlarıyla baş başa kalmış iki adamın zihnine girerek suyun tuzuna sinmiş hafızalarını ve geçmişin hayaletlerini günyüzüne çıkarıyor. Vahşi doğanın gücüne karşı ölümlülüğümüzü bir kez daha hatırlatan bu psikolojik roman, umutsuzluk ve umut arasındaki çetin savaşın müthiş bir tasvirini sunuyor. Burası ne cennet ne cehennem. Bizim cezamız da bu. Sürülmüşüz biz. Güney Amerikalı iki balıkçı olan Bolivar ve Hector, fırtınanın teknelerini harap etmesiyle çaresizce okyanusun bilinmezliklerine doğru sürüklenir. Sonsuz bir su kütlesi içinde, doğanın haşmetine karşı koymaya çalışan bu iki adam, yalnızca hayatta kalma mücadelesi vermez, aynı zamanda birbirleriyle ve kendi içsel çatışmalarıyla da yüzleşmek zorunda kalır. Karanlık sularda varoluşsal hezeyanlar yaşayan iki adamı hem fiziksel ve hem de duygusal anlamda alabora eden Paul Lynch gerçek bir olaydan esinle kaleme aldığı bu kitabında, insan ruhunun kırılganlığını şiirsel bir üslupla yansıtıyor. Denizin Ötesinde, okura Homeros’tan Tolstoy’a, Beckett’tan Melville’e, Hemingway ve Golding’e, edebiyat tarihinin önemli yazar ve metinleriyle zihinsel bir bağ kurma imkânı da tanıyor. “Dehşet verici ve büyüleyici bir hikâye.” The Guardian
  • Cim Buse Günay Gazioğlu
    metin - İngilizce
    1 Ayrım
    150,96 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Makale
    Konusu:
    Teknoloji çağını yaşadığımız bu günlerde, Sosyal Medya’nın, gerek sosyal, gerek profesyonel hayatımızdaki yeri git gide büyümeye ve ivme kazanmaya devam ediyor. Sosyal Medya’nın her alana uyarlanabilir olması ve ticari adaptasyonunun çabukluğundan dolayı, bir sürü anlık iletişim ve bilgi yayma avantajları olduğu da bir gerçek haline geldi. Bu durum; Spor Federasyonları ve bir sürü profesyonel atlet ve acemi sporcular için de geçerli durumda. SPRONGO profesyonel anlamda, spor federasyonlarına, spor koçlarına ve tum spor alanlarindaki, hem profesyonel hem acemi sporculara, destek verme amaçlı hazırlanan bir web sitesi olarak işlev veriyor. Aynı zamanda mobil aplikasyonu ile de; anlık video çekerek, yükleme ve vidyo analiz yapma ozelligine sahip. Dunyanin her ülkesinde, çoğunlukla; Olimpik Federasyonlar tarafından tercih edilen SPRONGO, kendi kendine pazarlamasını yapmasınin yani sıra, Sosyal Medya ağındaki tüm kanallardan ve özellikle İnstagramdan, fanlarına ulaşıyor. Anlık yarışmalar, bilgi akışı, spor alanındaki yenilikler, yeni ürünler, geliştirmekte oldukları gelecek projeler ve akılli yapay zeka özelliğindeki yenilikleri; fanlarıyla Sosyal Medya üzerinden paylaşarak; hem kendi aralarında bir iletişime hem de marka ile olan fikirlerini direk olarak SPRONGO ile paylaşmalarına olanak sunuyor. Bizim bu çalışmadaki amacımız once Sosyal Medya’nın pozitif bir marka tutumu yarattığını göstererek, SPRONGO’ya olan katkısıni incelemek. Anahtar Kelimeler: Marka tutumu, İnternet, Sosyal Medya, SPRONGO, Video Analizi, Instagram.
  • Cem Göksel Özargun
    insan sesi mp3 - Türkçe
    15 Ayrım
    265,33 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Kişisel Gelişim
    Seslendiren : Hatice macun
    Konusu:
    Hepimizin hayatında her şeyin tepetaklak olduğu, sıkışmış hissettiğimiz, "Bunlar neden başıma geldi?" dediğimiz zamanlarımız olmuştur ve gelecekte tekrar olacak. İlişkilerimiz bitecek, sevdiğimiz insanlar gidecek, umduğumuz bazı şeyler gerçekleşmeyecek… Dayan güzel insan. Seninle acılarımız ortak. Biz, acımasız insanlarca kalpleri kırılmışlardanız. Umut verilip hüsrana uğratılan, beklentiye sokulup yarı yolda bırakılanlardan… İyi günde birileriyle gülerken, kötü günde yaslanacak omuz bulamayanlardan... Hemşeriyiz yani seninle. Yaşadıklarını, düşündüklerini, hissettiklerini anlıyorum. Seni biliyorum. Seni anlatıyorum. Güven bana, ben de yaşadım. Bu kitapta sana hatalarımızı gösteriyorum. Acımızı atlatmanın yollarını öğretiyorum. Eskisinden de güçlü bir şekilde ayağa kalkman için yardımımı teklif ediyorum. Tek başına kaldığını sandığın yolculuğunda seninle yürümeyi öneriyorum. Dönüşeceğin yeni “sen”i dünyaya gösterdiğinde aşk ile ışıldadığını hayal ediyorum. Kâh ağladığın kâh güldüğün bu zorlayıcı serüveninde yanında olacağıma söz veriyorum. Emin ol, hepsi geçecek.
  • Ruhiye Onurel
    metin - İngilizce
    1 Ayrım
    301,07 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Makale
    Konusu:
    Başlangıcı olan her şeyin bir sonu olduğu bilincinden hareketle, gelecekte insanlığı nasıl bir sonun beklediğine ilişkin merak sorunsalı, toplumların inanç biçimlerine göre şekillenmektedir. Apokaliptik düşünce yapısının, Antik dönemden bu yana sunduğu kaynakların yansımaları aydınlanma çağının da ötesine geçerek etkisini sürdürmektedir. Bu araştırma, 16. ve 17. yüzyıl Post-Bizans dönemi Ortodoks Son Yargı İkonaları ile İslâm kıyamet kültürünün yansımasını bulduğu, yaklaşık aynı döneme tarihlenen Osmanlı kıyamet minyatürlerinin incelenmesi temelinde ele alınmıştır. Bununla birlikte, aynı kutsal kaynaklardan beslenen bu iki semavi dine ait iki kültürün etkileşim sürecinde apokaliptik hibrit tasvirlerin ikonografik biçimlenişi ve tipolojik karşılaştırması araştırmanın ana konusunu oluşturmaktadır. Ortodoks Hıristiyan teolojisinde ikonalar, kutsallıklarıyla litürjinin bir parçası konumundadır. İslâm sanat geleneğinde tasvirlerin böyle bir kutsallık alanı olmamakla birlikte, çeşitli konulardaki tasvirlerin yanında dini içerikli olanlar da bulunmaktadır. İnanç bağlamında araştırmanın odaklandığı temel sorunsal, iki kültürün kıyamet tasvirlerinde yer alan hibrit imgelerin yazınsal alandan imgesel olana aktarımında kollektif hafızanın biçimlenişine etki eden dinamiklerin gelenekler doğrultusunda değerlendirilmesi, ikonografik ve ikonolojik bir okumayla benzerlik ya da farklılıkların saptanmasıdır. Bizans ve İslâm geleneklerinde hibrit tasvirlerin gelişiminin izlenmesi bu değerlendirmede tezin önemli bir aşamasını oluşturur. Araştırmada kullanılan metodoloji, araştırma sürecinde elde edilmiş verilerin “nitel veri analizi” yöntemi çerçevesinde, bulguların ayıklanmasını içeren eksiltme yöntemidir. Bu bağlamda araştırmada kullanılan veriler, konu bütünlüğünün sağlanması bakımından örneklem amacıyla azaltılarak seçilmiş bulguları içermektedir. Anahtar Kelimeler: Hibrit İkonografisi, Bizans resim sanatı, Post-Bizans, Osmanlı minyatür sanatı, Kıyamet
  • Ömer Faruk Tuna
    metin - İngilizce
    1 Ayrım
    422,01 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Makale
    Konusu:
    Derin Sinir Ağları modelleri, yaygın olarak rastgele bozulmalara karşı dirençleri ile bilinir. Bununla birlikte, araştırmacılar, bu modellerin, karşıt (hasmane) örnekler olarak adlandırılan girdinin kasıtlı olarak hazırlanmış¸ ve görünüşte algılanamaz bozulmalarına karşı gerçekten son derece savunmasız olduğunu keşfettiler. Bu gibi hasmane saldırılar, Derin Sinir Ağları tabanlı yapay zeka sistemlerinin güvenliğini önemli ölçüde tehlikeye atma potansiyeline sahiptir ve özellikle güvenliğin öncelikli olduğu alanlarda yüksek riskler oluşturur. Bu saldırılara karşı savunma yapmak ve hasmane tehditlere karşı daha dayanıklı mimariler geliştirmek için son yıllarda çok sayıda çalışma yapılmıştır. Bu tez çalışmasında, yeni saldırı ve savunma fikirleri geliştirmek için modelin Monte-Carlo Bırakma Örneklemesinden elde edilen çeşitli belirsizlik metriklerinin kullanımından yararlanıyoruz. Savunma tarafında, hasmane saldırılara karşı yapay sinir ağı modellerinin sağlamlığını artırmak için yeni bir tespit mekanizması ve belirsizliğe dayalı savunma yöntemi öneriyoruz. Saldırı tarafında, etkili hasmane örnekler oluşturmak için modelin kendi kayıp fonksiyonu ile birlikte modelin nihai olasılık çıktılarından elde edilen nicelleştirilmiş¸ epistemik belirsizliği kullanıyoruz. Standart bilgisayarlı gomülü veri kümeleri üzerinde önerilen yaklaşımlarımızın etkinliğini deneysel olarak değerlendirdik ve doğruladık. Anahtar Kelimeler: Derin Sinir Ağları, Karşıt Makine Öğrenmesi, Monte-Carlo Bırakma Örneklemesi, Model Belirsizliği, Epistemik Belirsizlik, Rassal Belirsizlik, Bilinebilir Belirsizlik
  • Mahmut Can Hasateş
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    203,72 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Makale
    Konusu:
    OLUMSUZ ÇOCUKLUK ÇAĞI YAŞANTILARI VE DEPREM SONRASI TRAVMA İLİŞKİSİNDE PSİKOLOJİK SAĞLAMLIĞIN MODERATÖR ETKİSİ Travmatik olayların kişiler üzerindeki psikolojik etkileri üzerine yapılan araştırmalar, başlangıçta travma sonrası stres tepkilerine odaklanmış olsa da bazı bireylerin bu tür deneyimlere karşı neden daha dirençli oldukları merak konusu olmuştur (Gibbs, 1989; Holgersen vd., 2011; Holen, 1990; Werner, 1989). Psikolojik sağlamlık olarak da adlandırılan bu direncin, travmatik deneyimlerle olan ilişkisi farklı değişkenlerle yapılan çalışmalar sayesinde daha da belirginleşmiştir. Psikolojik sağlamlığın algılanan sosyal destek, stresle baş etme tarzları, bütünlük duygusu gibi değişkenlerle ilişkili olduğu birçok çalışma tarafından ortaya konmuştur. Ayrıca, psikolojik sağlamlığı olumsuz yönde etkilediği de bilinen çocukluk çağı travmalarının, kişileri travmatik yaşantıların olumsuz etkilerine karşı daha açık hale getirdiği ve doğal afet veya diğer olumsuz yaşam olaylarına karşı kişilerin incinebilirliklerini arttırdığı belirtilmektedir (Coates vd., 2013; Lowe vd., 2015; Sakız ve Aftab, 2019; Taylor vd., 2010; Todd ve Worell, 2000). Bu çalışma ile hem algılanan sosyal destek düzeyi, stresle baş etme tarzları ve bütünlük duygusu gibi değişkenlerin psikolojik sağlamlık üzerinde yordayıcı gücü olup olmadığının hem de çocukluk çağı travmaları ve deprem sonrası deneyimlenen TSSB arasındaki ilişkide psikolojik sağlamlığın biçimlendirici bir etkisinin olup olmadığının araştırılması amaçlanmıştır. Çalışmada, 6 Şubat 2023 tarihli ve Kahramanmaraş merkezli depremleri deneyimlemiş 140 katılımcı (%47 kadın) ve deprem bölgesi dışındaki kontrol grubunu oluşturan 240 katılımcı (%67 kadın) olmak üzere toplamda 346 katılımcıya ulaşılmıştır. Uygun örnekleme yöntemi ile veri toplanmıştır. Demografik Bilgi Formu, Yetişkinler için Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği, Çocukluk Çağı Travmaları Anketi, DSM-5 için Travma Sonrası Stres Bozukluğu Kontrol Listesi, Revize Edilmiş Tutarlılık Duygusu Ölçeği, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği ve Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği veri toplama araçları olarak kullanılmıştır. Analizler, SPSS paket programı ve AMOS programı ile gerçekleştirilmiştir. Kontrol grubu örnekleminde Revize Edilmiş Tutarlılık Duygusu, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek, Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeğinin alt boyutlarından olan Kendine Güvenli Yaklaşım, Çaresiz Yaklaşım, Boyun Eğici Yaklaşım ve Sosyal Destek Arama değişkenlerinin psikolojik sağlamlığı anlamlı bir şekilde yordadığı görülse de (p<.00) psikolojik sağlamlığın, çocukluk çağı travmaları ve TSSB arasındaki ilişkide biçimlendirici etkisi istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır (β2= .27, p= .88). Benzer biçimde, deprem sahası örnekleminde Revize Edilmiş Tutarlılık Duygusu, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek, Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeğinin alt boyutlarından olan Kendine Güvenli Yaklaşım ve Boyun Eğici Yaklaşım değişkenlerinin psikolojik sağlamlığı anlamlı bir şekilde yordadığı görülmüş olup (p<.00) psikolojik sağlamlığın, çocukluk çağı travmaları ve TSSB arasındaki ilişkide biçimlendirici etkisi istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır (β2= 1.09, p= .30). Gerçekleştirilen bu çalışma ile literatürde bahsi geçen değişkenlere dair araştırmaların bulgularının genellenebilirliklerini sorgulamaya ve daha kapsayıcı araştırma modelleri oluşturmaya fırsat sunabileceği düşünülmektedir. İleride yürütülecek araştırmalar için daha büyük ve çeşitli örneklemlerle çalışılması, psikolojik sağlamlığın etkisinin daha net görülebileceği boylamsal bir çalışmanın gerçekleştirilmesi, psikolojik sağlamlığı etkilediği bilinen iyimserlik, umutlu olma gibi kişilik özelliklerinin bağımsız etkilerinin de incelenmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Psikolojik Sağlamlık, Deprem, TSSB, Çocukluk Çağı Travmaları
  • Nilüfer Özkan
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    233,40 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Makale
    Konusu:
    KEKEMELİĞİ OLAN VE OLMAYAN 18-24 YAŞ ARASI BİREYLERİN ERKEN DÖNEM UYUMSUZ ŞEMALARI İLE YAŞAM KALİTELERİ ARASINDAKİ İLİŞKİDE ŞEMA BAŞA ÇIKMA STRATEJİLERİNİN ARACI ROLÜ Bu araştırmada, kekemelik tanısı olan ve olmayan 18–24 yaş arası geç ergenlik dönemindeki bireylerde, erken dönem uyumsuz şemalar ile yaşam kalitesi arasındaki ilişkide şema başa çıkma stratejilerinin aracı rolü incelenmiştir. Araştırmaya 103’ü kekemelik tanısı olan, 110’u olmayan toplam 213 kişi katılmıştır. Veriler; Kişisel Bilgi Formu, Young Şema Ölçeği Kısa Form 3 (YŞÖKF3), Şema Başa Çıkma Ölçeği, Yaşam Kalitesi Ölçeği (SF-36) ve Kısa Semptom Envanteri (KSE) ile toplanmıştır. İstatistiksel analizlerde Ki-kare testi, Bağımsız Gruplar T-Testi, Pearson Korelasyon Analizi ve SPSS Process Macro v4.2 (Model 5) kullanılmıştır. Bulgular, “zedelenmiş otonomi”, “zedelenmiş sınırlar”, “aşırı uyarılmışlık” ve “kopukluk” şema alanlarının yaşam kalitesi üzerinde anlamlı ve negatif etkileri olduğunu; teslimiyet ve kaçınma stratejilerinin bu ilişkide aracı rol oynadığını ortaya koymuştur. Aşırı telafi stratejisinin ise aracılık etkisi bulunmamıştır. Ayrıca kekemelik tanısının, yalnızca "zedelenmiş sınırlar" şema alanı ile yaşam kalitesi arasındaki ilişkide düzenleyici (moderatör) bir rol üstlendiği belirlenmiştir. Yaşam kalitesi düzeyi, demografik ve klinik değişkenler açısından da değerlendirilmiştir. Kekemelik tanısı, cinsiyet ve kronik hastalık öyküsüne göre yaşam kalitesi düzeylerinde anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Ancak psikiyatrik veya psikolojik rahatsızlık tanısı olan bireylerin yaşam kalitesi düzeylerinin, bu tanıya sahip olmayan bireylere kıyasla anlamlı düzeyde daha düşük olduğu saptanmıştır. Psikolojik destek alma durumu ise yaşam kalitesi açısından anlamlı bir fark yaratmamıştır. Ek olarak, cinsiyet ile kekemelik tanısı arasında anlamlı bir ilişki bulunmuş; erkek bireylerde kekemeliğin görülme oranının kadınlara kıyasla belirgin şekilde daha yüksek olduğu görülmüştür. Eğitim düzeyi açısından, kekemelik tanısı olan bireylerin eğitim seviyelerinin görece daha düşük olduğu belirlenmiş ve bu durum kekemeliğin akademik yaşama olası olumsuz etkilerine işaret etmektedir. Çalışma durumu ile kekemelik arasında anlamlı bir ilişki saptanmamış olsa da literatür bu ilişkinin bireysel ve çevresel faktörlere bağlı olarak değişebileceğini göstermektedir. Bu bulgular, kekemeliğin yalnızca psikolojik değil, aynı zamanda sosyal ve mesleki işlevsellik üzerinde de çok boyutlu etkiler doğurabileceğini ortaya koymaktadır. Elde edilen bulgular, kekemeliğin yüzeyde gözlemlenebilen bir konuşma bozukluğuna indirgenemeyeceğini; bireyin derin psikolojik yapısı, şemaları, bu şemalarla baş etme biçimleri ve psikiyatrik geçmişi gibi çok katmanlı içsel dinamiklerle şekillendiğini açıkça ortaya koymuştur. Özellikle teslimiyet ve kaçınma gibi başa çıkma stratejilerinin yaşam kalitesi üzerinde belirleyici bir etkiye sahip olması, psikolojik müdahalelerde yalnızca semptomlara değil; bu semptomların kökeninde yatan bilişsel ve duygusal yapıya odaklanılması gerektiğini göstermektedir. Bu doğrultuda, şema terapisi gibi yapısal yaklaşımlar, kekemelikle başa çıkan bireylerin yaşam kalitesini artırmada önemli ve dönüştürücü bir potansiyel taşımaktadır. Anahtar Kelimeler: Kekemelik, Erken Dönem Uyumsuz Şemalar, Yaşam Kalitesi, Şema Başa Çıkma Stratejileri, Moderatör Değişken, SPSS Process
  • Can Çelik
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    148,12 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Makale
    Konusu:
    Sanatta taklit ve sahtecilik meselesi tarih boyunca birçok yaklaşımla ele alınarak günümüze kadar gelmiş, sanatın giderek estetik bir ilişki – iletişim biçimine dönüşmesi, yeni üretim tekniklerinin sanat alanına girişi ve sanatsal biçimler arasındaki etkileşimin kuramsal temellere tam olarak oturtulamamasıyla birlikte başlangıçtaki anlam ve içeriği değişmiştir. Bu süreç, kültür endüstrisinin etkisiyle birlikte sanat eserinin bir tüketim ürünü gibi alınıp satılabilmesine olanak sağlamıştır. Sanatın eserinin bir tüketim ürününe dönüşmesi zamanla yerini tüketim ürünü olarak üretilen sanat eserlerine bırakmıştır. Bu durum, kendi içinde özgünlük barındıran eserlerden farklı olarak sadece ticari amaçla üretilmiş birbirinin kötü kopyası eserlerin ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Bu çalışmada kopyalanamayan değerli bir sanat eseri için gereken nitelik olan özgünlük/orijinallik kavramı, temelde tescilli ve anlatımsal özgünlük olarak ikiye ayrılarak irdelenmiştir. “Kültür Endüstrisi” kavramından hareketle sanat eserinin metaya dönüşmesi ve bunun sonucunda ortaya çıkan eserlerin benzerliği ele alınmıştır. Hangi eserlerin kopya, hangi eserlerin anlatımsal özgünlük ile oluşmuş sanatsal bir esinlenme olarak kabul edilebileceği tartışılmıştır. Sanatın bugün geldiği noktada özgünlük kavramının varlığını sürdürüp sürdüremediği eleştirel bir yaklaşımla sorgulanmıştır. Bir eser hangi amaçla üretilirse üretilsin özgün olabilir. Dolayısıyla kültür endüstrisi ve sanat ilişkisi bağlamında oluşan yığınlaşmayı sadece ticari amaçla veya popüler kültür amacıyla üretilmiş eserlerin değil, yeni ve özgün olarak ortaya sürülen fakat içinde sanatçıya ait bir üslup barındırmayan kopya eserlerin oluşturduğunun altını çizmek gerekir. Bu nedenle bu çalışma, sanatçının süreçteki yer alma düzeyinin, özgünlük kavramı ile sıkıca bağlı olduğunu ve özgünlük arayışlarının bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğini bir öneri olarak sunmaktadır. Anahtar kelimeler: Özgünlük, anlatımsal özgünlük, alıntı, kopya, kültür endüstrisi INSPIRATION, IMITATION, QUOTATION, PLAGIARISM IN THE CONT

Sayfalar