Gaiblerden bir ses geldi: Bu adam,
Gezdirsin boşluğu ense kökünde!
Ve uçtu tepemden birdenbire dam;
Gök devrildi, künde üstüne künde...
Pencereye koştum: Kızıl kıyamet!
Dediklerin çıktı, ihtiyar bacı!
Sonsuzluk, elinde bir mavi tülbent,
Ok çekti yukardan, üstüme avcı.
Ateşten zehrini tattım bu okun.
Bir anda kül etti can elmasımı.
Sanki burnum, değdi burnuna (yok)un,
Kustum, öz ağzımdan kafatasımı.
Çağdaş Türk edebiyatının en sevilen kalemlerinden Ayşe Kulin, ilklerin yazarı olmayı sürdürüyor. Daha önce yüzbinlerce satılan Veda ve Umut adlı kitaplarının devamı niteliğindeki iki kitabı birden Everest Yayınları tarafından yayımlanan Ayşe Kulin, yeni yıla damgasını vuruyor.
Veda ve Umut'u severek okuyanlar için şimdi Hayat ve Hüzün günleri başlıyor.
Hayat ve Hüzün Ayşe Kulin'in kaleminden bu kez kendi hayatına bir yolculuk
Edebiyat eleştirisi okumayı, tadına doyulmaz bir keşif ve maceraya, eleştiri metninin kendisini ise usta işi bir edebiyat ürününe dönüştüren bir eleştirmen... Fethi Naci.Çalışmalarındaki titizliği, hiçbir ayrıntıyı es geçmeyen dikkati ve özellikle romancılığımıza getirdiği özgün yorum gücüyle rafine bir edebiyat adamı olan Fethi Naci'nin, Ahmet Mithat Efendi'yle başlayıp günümüze ulaşan Türk romancılığının gelişimine, değişimine, devinimine eleştirel ve kalıcı bir tanıklık... "60 Türk Romanı", Kötü romanlar için de güzel eleştiriler yazılabileceğinin kanıtlarıyla birlikte.Edebiyatın gerçek tadına varmak isteyenlere.(Arka Kapak)
Bizim 68'liler, 1960'ların, 1961 Anayasası'nın getirdiği özgürlüklerin açılımında, toplumsal gelişmede sorumluluk üstlenen gençliğin öyküsüdür. Ulusalcılığı, çağdaşlığı, sosyalizmi, Atatürkçülüğü; emperyalizme, özellikle de ABD emperyalizmine karşı duruşu bayrak yapmış bir kuşaktır 68'liler... Türkiy''de daha geç gelişecek sol siyaset ve işçi hareketinin öncesinde, aydınlanmacı açılımda kendini sorumlu tutan, bu nedenle de ağır bedeller ödemeye gönüllü olmuş bir kuşak...Şükran Soner öğrenci ve gazeteci olarak odağında yaşadığı eylemlerden bir demet anı sunuyor.
Uzaylı çocuğumuz Ulya bu kez de Neval’in günlüğünü okurken kendini Mardin’de bulur. Burada farklı dinlere inanan, farklı dillerde konuşan insanların nasıl bir arada, hoşgörü içinde yaşadıklarına tanık olur.