En Son Eklenenler

Toplam 59314 sonuçtan 4451 - 4460 arası görüntüleniyor.
  • Osman Pamukoğlu
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    665,98 KB
    Eser Türü: Kitap
    Konusu:
    Karanlık, ümitsiz ve çaresizlik dolu günlerdi… Senelerce sürüp giden savaşlardan geri dönebilenler, parmakla sayılacak kadar azdı… Arkasından daha beteri geldi! İngilizin İstanbul’u işgali yetmezmiş gibi, bir de Yunanlılar İzmir’e çıkıp Ankara’nın üzerine yürümez mi! Zaten yoksulluktan kırılmış olan halk, büsbütün şaşkına döndü ve kendisini daha da zavallı hissetmeye başladı… Tam bu sıralarda çarşıda pazarda bir söz dolaşıyordu; deniyordu ki: “Anadolu’da sarı bir paşa, padişaha asi olmuş, düşmanları memleketten kovmak için mücadele başlatmış.” Halk buna sevinemedi, insanların bir kısmı da, “Ohoo… Osmanlı ne paşalar gördü. Uzun sürmez, onu da tepeler,” dedi… Aradan fazla vakit geçmeden, konuşulanların rotası değişmişti. Bu defa, “O paşa herhangi bir paşa değil, Çanakkale Cephesi’ndeki Mustafa Kemal’miş…” denilince; insanlar “Mustafa Kemal’se, o yapar,” dediler…
  • Ali Ekber Yıldırım
    insan sesi mp3 - Türkçe
    44 Ayrım
    414,88 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Araştırma/İnceleme
    Seslendiren : Levent Filyos
    Konusu:
    Tarımda yeni bir dönem, yeni bir düzen var. Pandemi, iklim krizi, kendine yeterlilik, yasaklar, kısıtlamalar, korumacılık, yoksulluk bu döneme damgasını vurdu. Gıda egemenliğinin önemi arttı. Tarım potansiyeli ve üretimi yüksek olan ülkeler yeni tarım düzeninde “zengin ülkeler” olarak adlandırılacak. Türkiye, iklimi, ürün çeşitliliği, kendine yeterli olma potansiyeli ile yeni tarım düzeninde önemli ülkeler arasında yer alabilir. Üretirse açlık, kıtlık olmaz. Üretmezse açlık da olur, kıtlık da olur. Ulusal politikalarla bu potansiyelini değerlendirmezse dışa bağımlı, varlık içinde yokluk çeken bir ülke olur. Türkiye, yaşadığı ekonomik krizde tarımın gücünden yararlanmak yerine tarımı yok etmeye çalışıyor. Oysa çıkış yolu tarımda. ALİ EKBER YILDIRIM Tarım konusunda Türkiye’nin önde gelen gazeteci yazarlarından olan Ali Ekber Yıldırım, büyük ilgi gören bir önceki kitabı Üretme Tüket’in izinden giderek bu kez aslında bitek topraklara, müthiş bir tarım gücüne ve çeşitliliğine sahip ülkemizin, dış ülkelere bağımlılıktan kurtularak, ithalatını değil ihracatını artırarak ve çağdaş teknolojilerden yararlanarak tarım alanında nasıl öncü konuma gelebileceğinin, zenginliğini nasıl artırabileceğinin yollarını öneriyor.
  • Olen Steinhauer
    insan sesi mp3 - Türkçe
    38 Ayrım
    357,59 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: roman
    Seslendiren : Levent Filyos
    Konusu:
    Amerikalı diplomat Emmett Kohl Budapeşte'de karısının tam da ihanetini itiraf ettiği bir akşam yemeğinde vurulduğunda, ardında pek çok soru işareti ve dul bir eş bırakmıştır. Eşini kaybeden Sophie Kohl, bu cinayetin gizemini çözmek için Emmett'in görev yaptığı, bir önceki durakları Kahire'ye döner. Arap Baharı'nın bir kasırga misali önüne çıkanı devirdiği, Mısır'dan sonra sıranın Libya'ya geldiği bir dönemde Sophie; kendini istihbarat teşkilatlarının ikili oyunlarının tam ortasında bulur. Bulmacanın parçalarına CIA ajanı Stan Bertolli ve CIA'in kirli işleri için kullandığı John Calhoun da eklenince bütün işaretler tek bir noktayı göstermeye başlar: CIA'in Kaddafi rejimini devirmek için oluşturduğu Stumbler projesini. Kalaşnikoflu Bedevilerin cirit attığı Arap çöllerinden 90'ların başındaki eski Yugoslavya'nın elektrikli ve savaşa gebe atmosferine geniş bir zaman-mekan'ı tarayan roman, bütün bu siyasal ve tarihsel cümbüş içerisinde; kararları yanında ufak tikleri, alışkanlıkları ve zevkleri ile de var olan elle tutulur karakterler sunmaktan geri kalmıyor. Sıklıkla, casusluk romanlarının usta ismi John Le Carre ile karşılaştırılan bol ödüllü yazar Olen Steinhauer, Kahire Olayı’nda kişisel ve ulusal ihanetleri iç içe geçirirken okuyucuyu da bu zekice kurgulanmış serüvende kendi hakiki soruları ile baş başa bırakıyor. "Steinhauer'i Le Carre ile karşılaştırmak moda oldu, ama meşalenin devir zamanı geldi: gelecek nesil için, diğer yazarların kıyas standardı Steinhauer olacak." Booklist "Dikkatli bir şekilde hazırlanmış, incelikli bir casusluk hikâyesi". New York Times
  • Osman Pamukoğlu
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    181,31 KB
    Eser Türü: Kitap
    Konusu:
    Felsefe, bilgelik aşkıdır. Ama bilgeliğin ne anlama geldiği, insanın neyi düşündüğüne veya neye baktığına bağlıdır. Bilge olmayanlar zihinlerini, duygularını ya da duyumlarını kapatır; bakmamayı, hissetmemeyi düşünmemeyi tercih ederler. Sıradan insanların yolları ırmaklara, denizlere, dağlara, derelere, tepe ve vadilere, bitkilere, ağaçlara ve böceklere benzer... Her biri kendi sınırları içinde gerçekleşir, hepsi bu... Bunun dışında olup biteni bilmezler. İnsanlar ikiye ayrılır: sıradan olanlar ve sıradan olmayanlar... Tekrar ikiye ayrılırlar: yaşamın bozduğu ve yaşamın bozmadığı... Bir kez daha ikiye ayrılırlar: alt grup ve üst grup... Alt grup sadece çoğalır ve boyun eyer; üst grup ateşlidir ve engel tanımaz... Osman Pamukoğlu’nun kaleme aldığı Başka Bir Hikâye’de evrene, yaşama, insanlığa, duygulara dair her yaştan ve her kesimden insanın düşünüp sorgulayacağı ders niteliğinde notlar bulacaksınız…
  • Anders De La Motte
    insan sesi mp3 - Türkçe
    40 Ayrım
    385,80 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Polisiye Roman
    Seslendiren : Levent Filyos
    Konusu:
    Janus… Herkesin konuştuğu ama kimsenin görmediği bir hayalet. David Sarac, Stockholm Polis Teşkilatı’nın İstihbarat Birimi’nde görevli bir polis memurudur. Görevi, organize suç örgütleriyle mücadelede emniyet güçlerine bilgi sağlayacak muhbirler bulmak, onları işe almak ve organize etmektir. Sonuç aldığı sürece manipülasyon, rüşvet ve tehdit gibi kimi yöntemleri kullanmasına izin de verilir. Ancak David, bir trafik kazasının ardından hastanede hafızasını büyük ölçüde kaybetmiş bir halde uyanır. Bu da onu elindeki gizli bilgilere erişmek isteyen herkes için bir av haline getirir. David hem kendisini hem de haber kaynaklarını korumak istiyorsa daha fazla şey hatırlamalı ve muhbirler hiyerarşisinde en tepede olan Janus’la temas kurmalıdır. Fakat Janus’u bulmak ve gerçek kimliğini ortaya çıkarmak için her türlü suçu işlemeye hazır olan başkaları da vardır… Tehlike bir örümcek ağı gibi örülürken David’in, niyetleri yardım etmek mi, tuzak kurmak mı belli olmayan yakın çevresi, kardeşinin cenazesi için İsveç’e dönen eski bir kiralık katil, şüpheli bir ölümle bağlantısı olduğu düşünülen adalet bakanı gibi pek çok isim bu ağa dâhil olacaktır. Breaking Bad’i anımsatan bu iddialı seri, okurları âdeta büyülüyor. “Büyüleyici bir roman.” Tranås-Posten “MemoRandum, David Sarac’ın belleğindeki kırıntıları tekrar bir araya getirmeye çalışan, ilk sayfadan son sayfaya kadar yüksek bir gerilim vadeden, çok önemli bir roman.” Ölandsbladet “Anders de la Motte’nin yazdığı bu güçlü suç romanında ana karakter, İsveçli Jason Bourne’a benziyor.” BTJ “Okuyucular bu heyecan verici suç romanını bir an önce bitirmek için sayfaları yutarcasına okuyacaklar. Bu kitap Stieg Larsson’un Millennium serisinin ve Anders de la Motte’nin Oyun üçlemesinin hayranları için birebir!” School Library Journal “Oyun üçlemesinin baş döndürücü temposunu daha olgun bir anlatımla zenginleştiren Anders de la Motte, ölümcül bir örümcek ağının karmaşık yapısı nihayet görünür hale gelene kadar bu ağın ipliklerini ustalıkla örüyor.” Publishers Weekly “Anders de la Motte, okuyucuları istihbarat birimi ve hiç kimsenin göründüğü gibi olmadığı ittifaklar dünyasına götüren sert, tempolu bir psikolojik gerilim romanı yazmış. Okuyucuları sonuna kadar David Sarac’ın hayatındaki bulmacayı çözmeye teşvik ediyor. Onları Sarac’ın zihninin derinliklerine gönderip onun kendi etrafına ördüğü ağı keşfe çıkarıyor.” RT Book Reviews “Zamanda heyecan verici geri dönüşlerle dolu bu mükemmel romanı okumanız gerek... Şiddetle tavsiye edilir, hatta bu kitabı okumak bir zorunluluktur.” The Crime Warp
  • Danielle Lori
    insan sesi mp3 - Türkçe
    36 Ayrım
    604,22 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman/Öykü
    Seslendiren : Esra İçer
    Konusu:
    Kadın dar kıyafetler ve upuzun topuklu ayakkabılar giyerdi. Yüksek sesle kahkaha atar, edepsizce yemek yer ve bilinen çoğu deyimi yanlış söylerdi. Bunların, her seferinde bir panik atağı gizlemek için yaptığı numaralar olduğunu bir bilselerdi… Gianna’nın maskesini kimse düşüremezdi… Fakat o adam hayatına girince her şey değişti. Çoğu kişi o adama baktığında bir ahlak abidesi ya da kanunu koruyan özel bir ajan görürdü. New York yeraltı dünyasında ise hırslı bir katil olarak tanınır, kalbi kadar soğuk olan kişiliğini herkes bilirdi. Christian Allister, gençliğinde soğuk ve nemli bir hücrenin sert ışıkları altında hayal ettiği yaşam planını her zaman takip etmişti. Düzene ve üç rakamına olan eğilimi onu güvende tutmuş, rotasından sapmak için asla kışkırtılmamıştı. Belki de asla asla dememeliydi… Bir kış gecesi Christian ile Gianna’nın hayatı kesişti. Kadın, adamdan –onun soğukkanlı tavrından, kibrinden ve her şeyi anlayan bakışlarından– nefret etmişti ama yıllar geçtikçe onunla oynadıkları oyunlar için yaşamaya başladı. Bu oyunlar birbirlerinin görünüşlerine ve zekâsına hakaret etmekten ibaret olsa bile… Christian’ın hiçbir planında Gianna’ya yer yoktu. Kadın kaosun vücut bulmuş haliydi ve hiç tipi değildi. Ayrıca evliydi ama bunların hiçbiri, Christian’ı onu gittiği her yerde takip etmekten alıkoyamıyordu. Gianna başından beri ona ait olduğunu bilmiyordu bile. O, Christian’ın hem hüsranı hem de büyülenişiydi… En çılgın takıntısıydı. (Tanıtım Bülteninden)
  • Osman Pamukoğlu
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    331,10 KB
    Eser Türü: Kitap
    Konusu:
    "Beni Öldürecek kurşun daha dökülmemiştir!" Unutulanlar Dışında Yeni Bir Şey Yok kitabıyla on altı hafta en çok satan kitaplar listesinde birinci sırada yer alan Osman Pamukoğlu'ndan yine çok konuşulacak, fırtınalar kopartacak bir roman Cehennemdere Kanyonu. Yirmi asker ve bir yüzbaşı. Zemheri ayazında karlı ve dumanlı dağlarda, derin vadilerde, rüzgarlı ovalarda adım adım iz sürüyorlar.Bu dağlarda korkuya, kuşkuya ve aptallığa yer yok. Her hareketleri ölüm ve yaşam arasındaki ince sınırın ne tarafında olacaklarını belirliyor. Amaçları vatanı korumak. En son varacakları hedef ise Cehennemdere Kanyonu! Osman Pamukoğlu, Güneydoğu'nun sarp dağlarında, kar kış demeden, vatan aşkıyla pkk'nın izini süren yirmi bir komandonun muhteşem mücadelesini kendi tanık olduğu olaylardan yola çıkarak romanlaştırdı. Cilo Dağları'ndan Han Yaylası'na, Sat Dağları'ndan Cehennemdere Kanyonu'na uzanan bu nefes kesen öykü; sadece Türk Askeri'nin zor şartlar altındaki kahramanlıklarını anlatmakla kalmıyor, Türkiye Gerçeği'ni görmezden gelenlere Mehmetçiğin acısını, korkusunu, sevincini ve her şeyden ama her şeyden de çok yüreklerinde taşıdıkları sonsuz cesareti haykırıyor. Osman Pamukoğlu'ndan destansı bir roman...
  • Attila İlhan
    insan sesi mp3 - Türkçe
    7 Ayrım
    101,20 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Şiir
    Seslendiren : Ayşegül Çetinkaya
    Konusu:
    Size, bize "mevcutlu" götürülen, az sonra karısından ayrı düşecek olana, Beyoğlu'nun ar ka sokaklarında çamurlara bata çıka yürüyene, karanlık odalarda kendini arayana, "eksik" sevene, dövülmüş halini kimseler görmesin isteyene cam yeşili etek giyene, sonbahar uğultusu duymamış olana bakıyor Attila İlhan, bakıyor ve onlardan, sizden, bizden şiir yapıyor. İlk kez 1962'de basılan Bela Çiçeği'nde onun, kendine, hayatından şöyle ya da böyle gelip geçen insanlara, dostlarına, sevgililerine, sokaklara, meydanlara, toplumsal olaylara bakarak yaptığı şiirler bulacaksınız; belki kendinizi de...
  • Hasan İzzettin Dinamo
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    658,02 KB
    Eser Türü: Kitap
  • Hasan İzzettin Dinamo
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    212,57 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Anı/Mektup
    Konusu:
    Bir ikindi üstü bu komedyada ben de ufak bir rol aldım. İnce uzun boylu sarışın mavi gözlü sevimli bir asker sorgu yargıcı beni beş dakika bile sürmeyen bir sorguya çekti. Sonra, zindana döndüm... Yatsı vakti benimle birkaç arkadaşın adı okundu. Geri kalan arkadaşlarla helallaştık. Yataklarımızı ertesi gün almak üzere arkadaşlara emanet ederek caddeye çıktık. Alışkanlık dolayısiyle çevremde zararlı insan gölgeleri aradım. Kimse yoktu. Bir dolmuşa atlayarak Sirkeci’ye indim. Baktım, o yörede kırılıp dökülen bütün evlerin, mağazaların camları takılmış, içleri yine mobilya ile malla dolmuştu. Yalnız Altı - Yedi Eylül kasırgasının benim insan yüreğimde açtığı korkunç yaralar yaşadıkça işleyecekti. Onları hiçbir güç onaramazdı.

Sayfalar