En Son Eklenenler

Toplam 58585 sonuçtan 45051 - 45060 arası görüntüleniyor.
  • Peyami Safa
    insan sesi mp3 - Türkçe
    41 Ayrım
    589 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman/Öykü
    Seslendiren : Berat Utkan Menteş
    Konusu:
    Peyami Safa'nın mizac ve ruh yapısına uygun düşen bir konuyu ihtiva etmektedir. Ruhçu ve akılcı dünya görüşünün yazarın anlayışı çerçevesinde birleştirilmesi esasına dayanır.
  • Yusuf El Kardavi
    insan sesi mp3 - Türkçe
    9 Ayrım
    206 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman/Öykü
    Konusu:
    En büyük cihadın zalim idareciye karşı hakkı söylemek olduğunu bilen. Ümmet koyunlaşırken kitapları bırakıp kıyama koşan. Alimlerin mürekkeplerini, şehidlerin kanlarına dönüştüren bir alim. Tağut'a evet efendim demeyi, Firavun'a Bel'am olmayı, rahatı sosyal konumu ve canı uğruna reddeden bir alim. Said.. Cübeyr'in oğlu Said.. Zalim idarenin Hakkı mağlup edip nefsini ilah edinen inatçı zalim ve tağut devlet adamlarının, tipik örneği. Bir zalim. Haccac.. Haccac'ı zalim... Zulüm kan ve ölüm.. Cihat sabır ve şehadet Çağlar boyu süren, çağlar boyu sürecek olan, mücadeleden çarpıcı bir kesit.
  • Jean Paul Sartre
    insan sesi mp3 - Türkçe
    44 Ayrım
    714 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman/Öykü
    Seslendiren : Sema Kendir
    Konusu:
    Yaşanmayan Zaman, çağımıza damgasını vurmuş büyük Fransız yazarı ve düşünürü Jean-Paul Sartre'ın, edebiyat alanında kaleme aldığı yapıtları arasında çok büyük bir yeri olan Özgürlük Yolları başlıklı üçlemesinin ikinci kitabı. Üstelik bu üçleme, yazarın yapıtları arasında tek gerçekçi bir örnek. Romanın kahramanı Mathieu, üçlemenin ilki olan Akıl Çağı'nda özgürlük tutkusu ve birey olarak kendi kendinin sorumlusu olma kararlılığıyla, insanlarla toplumla yabancılaşarak, bir tür yalnızlığa mahkûm olmanın hüznünü yaşar. Yaşanmayan Zaman'da, yazar, Mathieu'nün kendi kendisiyle hesaplaşmasının yanı sıra, İkinci Dünya Savaşı'nın o korkunç uçurumunun kıyısında, savaş korkusuyla barış umudu arasında gidip gelen bir Avrupa'da geçmişinden koparılarak geleceğe akan yolun başında beklemek zorunda bırakılmış bir avuç insanın durağan ve sessiz acısını anlatmaktadır. (Arka Kapak)
  • Namık Kemal Zeybek
    insan sesi mp3 - Türkçe
    3 Ayrım
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Din
    Seslendiren : Necla Ayber
  • Rasim Ekşi
    insan sesi mp3 - Türkçe
    44 Ayrım
    665,45 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Türk Siyaset Tarihi
    Seslendiren : Mehlika Mete
    Konusu:
    27 Mayıs darbesinin üzerinden yarım asra yakın bir zaman geçti. Acılar küllendi. Olayın kahramanlarının çoğu öldü ve adları unutuldu. Mağdurlar ise, milletin gönlündeki yerlerini muhafaza ediyorlar. Geri kalanların bir çoğu da günden güne aramızdan ayrılıyorlar. Bir çoğu sırları ile birlikte göçüp gidiyor; hatıralarını yazanların sayısı çok az. 27 Mayıs'ın üç büyük mağduru Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan'dan geriye zor şartlar altında mahkameye sundukları savunmaları ile yakınlarına yazabildikleri birkaç satırdan ibaret olan mektuplardan başka bir şey kalmadı. Menderes, Zorlu ve Polatkan bazı davalardan müşterek, bazılarında ayrı ayrı yargılandılar. Bütün sanıkların ortak suçlu kabul edildiği tek konu, Anayasa Davasıdır. Üçü de aynı davadan mahkum oldular. Başbakan Menderes, sadece 29 sayfadan oluşan son müdafaasını 07.08.1961 tarihinde Mahkeme Başkanlığına sundu ve 2916 sayı ile kayda alındı. Zorlu'nun müdafaası nispeten genişti. Derli toplu ve dirayetli bir devlet adamı olan Zorlu, son savunmasının fihristini yaptığı gibi özetini de çıkartmış. 29.07.1961 tarihini taşıyan 75 sayfalık savunmaya bazı belgeleri de ilave etmiş. Mahkeme kalemi, müdafaayı 11.08.1961 tarihinde kayda almıştır. Hasan Polatkan'ın 68 sayfalık müdafaasının kayıt tarihi ise 02.08.1961'dir. Savunma metnine iki de dilekçe ilave edilmiş. Mahkeme, savunmayı aynı gün kayda geçirmiştir. Yassıada Mahkemesi'nin bütün kayıtları doğrudan Milli Birlik Komitesi'ne bağlı olarak çalışan İstanbul İrtibat Bürosu Başkanlığı'na intikal etmiş, mahkemenin sona ermesi üzerine de bütün belgeler TBMM Muhafız Taburu Arşivi'ne gönderilmiş. Yassıada'da idama mahkum edilen üç sanığın yazılı olarak sundukları son müdafaaları, yıllar sonra gazeteci Hulusi Turgut tarafından ele geçirilerek, önce bir gazetede tefrika edilmiş, daha sonra da "YASSIADA BELGESELİ Menderes/Zorlu/Polatkan'ın kendi el yazıları ile YAPTIRILMAYAN SAVUNMALAR" (İstanbul, 1988) adı altında kitaplaştırılmıştı
  • Can Dündar
    insan sesi mp3 - Türkçe
    35 Ayrım
    585 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Biyografi
    Seslendiren : Tolga Sezer
    Konusu:
    Bundan kırk sene önce, dış haberleriyle Türkiye'ye Avrupa'nın gündemini getirdi; 32. Gün'le, yaklaşık otuz senedir siyasetin nabzını tutuyor. Yazdığı kitaplarla, çektiği belgesellerle yakın tarihimize ayna tuttu. Tabuları yıkarak Abullah Öcalan ve M. Ali Ağca'yla; Thatcher, Mitterrand, Arafat gibi yaşadıkları döneme damgasını vurmuş politikacılarla röportajlar yaptı. Haber programları, otuz beş yılı bulan köşe yazarlığı, araştırmalar... Kazandığı sayısız ödül ve adının üstünde kopan fırtınalar... O hâlâ zirvede; en çok izlenen haber bülteninin anchorman'i olarak hemen her gün milyonların karşısına çıkıyor. Ancak çok azı, ekrandaki adamın ardındaki hikâyeyi bilir. Bebek yaşta babasız kaldığını; talihsiz bir kaza sonucu, çocukluğunu ve gençliğini ameliyatlarla geçirdiğini; zorluklar içinde büyüyerek kendini yoktan var ettiğini... Defalarca mayınlı tarlada ilerlediği hayatında, son olarak ölümcül hastalığına karşı görkemli bir mücadele verdiğini. Görkemli... Zira Birand kaybetmeyi de kazanmayı da, başarısızlığı da başarıyı da bilmeyen biri aslında. Onun tek bildiği ilerlemek, devam etmek; yeni olanı, yapılmamışı yapmak... Her şeye rağmen, ayakta durabildiği müddetçe, kemoterapi odasında bile... "Kitabı, sadece her gece ekrandan evlerinize konuk ettiğiniz bir ismin bilinmeyen dünyasını ele veren bir biyografi olarak değil, aynı zamanda zorluklar içinde yetişen bir insanın hayatla baş etme, zirveye yürüme yolculuğu ve 'Türkiye'de gazetecilik kılavuzu' olarak da ibretle okuyacağınızı umuyorum," diyor Can Dündar, Birand / Bir Ömür, Ardına Bakmadan kitabının önsözünde. Ve onun çeyrek asırlık çalışma arkadaşı, meslektaşı ve her şeyden önce, bir "yazar" olarak, "ardına bakmadan" yaşanmış bu sıra dışı hayatın hakkını fazlasıyla veriyor. (Tanıtım Bülteninden)
  • Jean Baudrillard
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    769 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Sosyoloji
    Konusu:
    Tüketim, doğal ihtiyaçların rasyonel olarak tatmin edilmesi midir? Tüketim daha ziyade, ilerleme ve mutluluk anlamına mı gelir? Tüketimin yaygınlaşması sınıf farklarının giderilmesi midir? Uluslararası markaların tüm dünyaya yayıldığı, yeni alışveriş merkezlerinin en geleneksel toplumların tüketim alışkanlıklarını bile değiştirdiği, insani ilişkilerin yerini giderek nesnelerle ilişkiye bıraktığı ve kitle iletişiminin tüm bu süreci yönlendirdiği çağımızı Baudrillard bu sorular aracılığıyla tartışıyor. Baudrillard'a göre günümüzde tüketim, doğal ihtiyaçların mal ya da hizmet aracılığıyla tatmin edilmesi olarak değil, kodlar ve kurallarla düzenlenmiş glo-bal ve tutarlı bir göstergeler sistemi olarak yorumlanmalıdır. Bu sistemde ih-tiyaç ve hazların olumsal dünyasının, doğal ve biyolojik düzenin yerini, bir toplumsal değerler ve sınıflandırmalar düzeni almıştır. Gerçek ihtiyaçlar ile sahte ihtiyaçlar arasındaki ayrımın ortadan kalktığı tüketim toplumunda birey tüketim mallarını satın almanın ve bunları sergilemenin toplumsal bir ayrıcalık ve prestij getirdiğine inanır. Böylece genel bir toplumsal farklılaşma mantığı ortaya çıkar. İhtiyaç artık tikel bir nesneye duyulan ihtiyaçtan çok, bir farklılaşma ihtiyacıdır. Toplumsal olarak üretilmiş rasyonel ve hiyerarşik ihtiyaçlar sisteminde tüketici tek tek nesnelere değil, mal ve hizmetler sistemini bütünüyle satın almaya yönlendirilir; bu süreçte bir yandan kendini toplumsal olarak diğerlerinden ayırt ettiğine inanırken, bir yandan da tüketim toplumuyla bütünleşir. Dolayısıyla tüketmek birey için bir zorunluğa dönüşür. Çünkü temel toplumsal etkinlik ve bütünleşme biçimi, geçerli ahlâk, tüketim etkinliğinin ta kendisidir. Bu anlamda tüketim bireyin özgür bir etkinliği değildir. Tersine hem ihtiyaçlar sistemini üreten ve yönlendiren üretim düzeninin, hem de birer gösterge olarak tüketim mallarının kazandırdığı görece toplumsal prestiji ve değeri belirleyen anlamlandırma düzeninin zorlaması altındadır. Sonunda bu yabancılaşma o
  • Jean Baudrillard
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    549 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Sosyoloji
    Konusu:
    Baudrillard Amerika'da Avrupa kültürünün Amerika ile hesaplaşmasına alışılmadık bir boyut getiriyor. Amerika'yı ne modern Avrupa'yı tanımlayan kavram ve değerlerin tükenmişliğine ya da tıkanmışlığına bir alternatif olarak gören, ne de Avrupa merkezci bir kültür ve uygarlık anlayışıyla eleştirmeye yönelen bir kitap bu. Üçüncü bir yaklaşımın, Amerika'yı Amerika olarak anlamanın ve bunu da yerinde, Amerika'nın kendisinde yapmanın zorunluluğunu savunuyor. Öte yandan Baudrillard'a göre Amerika'yı yerinde anlamanın yolu müzelerini, kütüphanelerini gezmek, geleneksel anlamda kültürel ürünler olarak adlandırdığımız şeyleri aramak değildir. Tersine, doğanın insandan önce geçirdiği bütün evrimleri sergileyen ilkel bir coğrafya, kent kavramlarımıza sığmayan bir kentleşme, farklı bir birey, ahlak ve sağlık anlayışı, bir "başka-kültür" sunan Amerika'yı görmek gerekir. Bunu yapmaksa Batı'nın çöllerini boydan boya kateden otoyollarda gözden kaybolma noktasına varacak kadar hız yaparak Avrupa'da hiçbir zaman rastlanamayacak bir mekan ve yataylık deneyimi yaşamayı; Las Vegas'ı çölden fışkıran yapay bir ışık demeti olarak görebilmeyi; ne bir merkezi ne de dış sınırları olan ve böylece kent kavramını yeniden tanımlayan Los Angeles'ı gece karanlığında uzaktan seyretmeyi; New York'un siluetinde beliren yepyeni dikeyliği algılayabilmeyi gerektirir. Sağlık çılgınlığı, özel bir look arayışı, başarma saplantısı içindeki Amerikalılar New York maratonunda nefesleri tükenene kadar koşarak ya da Ortaçağ işkence aletlerine benzer aletlerle vücut geliştirerek acı çekerler. Ancak her şeyden önemlisi, başarının sırrı olan bu acı, yapayalnız çekilen, hiçbir dayanışma içermeyen bir acıdır. Bu tür saptamalardan yola çıkarak ince bir mizahla yüklü bambaşka bir Amerika resmi çiziyor Baudrillard. Ancak özgün betimlemelerden ibaret bir gezi kitabı değil bu. Güçlü bir sosyopolitik çözümleme ve eleştiri üretiyor. Daha da önemlisi modern Batı'yı tanımlayan temel değer ve ilkelerin Amerika'da aldığı
  • Jean Baudrillard
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    381 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Sosyoloji
    Konusu:
    Video, etkileşimli ekran, multimedya, Internet, sanal gerçeklik: Karşılıklı etkileşim bizi her yandan tehdit ediyor. Her yerde mesafeler birbirine karışıyor, her yerde mesafe ortadan kaldırılıyor: Cinsiyetler arasında, zıt kutuplar arasında, sahneyle salon arasında, eylemin başkahramanları arasında, özneyle nesne arasında, gerçekle gerçeğin sureti arasında bir mesafe yok artık. Bu kavram kargaşası, zıt kutupların bu çatışması, olası değer yargısının artık hiçbir yerde olmadığını ortaya koyuyor: Ne sanatta, ne ahlakta, ne politikada. Jean Baudrillard Tam Ekran'da gerçeğinin yerini almaya başlayan sanal dünyanın günümüz yaşantısına, politikasına, ekonomisine ne yönde etki ettiğini artık Türk okuruna da yabancı olmayan biçemiyle irdeliyor. Baudrillard'ın 1987-1997 arasında yazdığı çeşitli metinlerden oluşan bu kitabın Fransızca başlığı Ecran Total. Ecran Total Türkçeye "Tam Ekran", "Topyekun Ekran" vb biçimlerde çevrilebileceği gibi, Fransızca bir terim olarak güneşten korunma kremleri söz konusu olduğunda "tam koruma" deyişiyle de karşılanabiliyor. Biz bu kitapta ecran'ın "perdeleme, gölgeleme" işlevini göz önüne almak yerine, ele alınan konular açısından, bilgisayarlar dilinde kullanılan terimi, yani Tam Ekran'ı yeğledik. (Arka Kapak)
  • Jean Baudrillard
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Felsefe
    Konusu:
    Çağdaş Fransız felsefesinin en çarpıcı yazarlarından biri olan Baudrillard Siyah 'An'larda, 1980-1990 yılları arasında kendisi için tuttuğu notları okuyucuyla paylaşarak hayatı algılamanın, onu parmaklarının ucunda hissetme çabasıyla mümkün olabildiğini ortaya koyuyor. Daha önce yayınevimizde, Amerika, Kötülüğün Şeffaflığı, Kusursuz Cinayet ve Tüketim Toplumu adlı kitapları yayımlanmış olan Jean Baudrillard, bu kitabıyla inançlarına yapışık yaşayanları sorgulayıp didiklerken kendilerini yok sayarak başkalarına yer açabilenleri yüceltiyor. Yoğun, zehir gibi gözlemleriyle tarihin hiç alışılmadık bir yorumunu sunuyor. Bütün toplumsal, siyah yapıların yanı sıra entelektüelliği de mahkum ediyor. Doğanın, bütün ritüelleriyle ölümü kusursuzluk mertebesine yükselttiğine; düşüncenin ise paradokslar zincirinden ibaret olduğuna inanıyor. Kavramlara takilip kalan ve hayatın ötesine savrulan felsefeleri eleştiriyor. Hayatın bütün anlarını, bütün "siyah anlar"ını dolu dolu algılamak istiyor ve bunu yaparken seçkinliğe taviz vermiyor. Baudrillard'a göre dünyamız kendi gerçeklerini var etmek için yokoluşa sürükleniyor; onu ilgilendiren de işte bu yokoluşun öyküsü. Ona göre yazmak, kendini ifade etmenin bir biçimi değil yokluğa yönelik bir tutku; çünkü yazı dili değiştiriyor, var ettiği anlamı da yok ediyor. Elimizde kalan tek hayati yoğunluğun baştan çıkarma olduğuna inanıyor Baudrillard. Güzelliğiyle onu şaşırtan kadın karşısında hayranlık duyuyor; kaybettiğinde derin bir yara alacağını bile bile... Baudrillard'ın Siyah 'An'lar'ı, son demlerini yaşayan uygarlığımızın son yirmi yılına dair yalın ve görkemli bir tanıklık, bir ayna. Bizleri, bütün duyularımızla çevremizde olup biten her şeyi algılamaya çağırıyor sanki. Hayatı parmaklarının ucunda hissetmek isteyenler için... (Arka Kapak)

Sayfalar