Yazara Gore Listeleme

  • Komisyon
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    1,32 MB
    Eser Türü: Kitap
  • Vahap Coşkun, İhsan Dağı, Nezir Akyeşilmen, Bican Şahin, Kıvanç Ulusoy, Atilla Yayla
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    970,81 KB
    Eser Türü: Kitap
  • Sait Y. Kaygusuz, Ümmühan Aslan, Nazlı Kepçe
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    1,76 MB
    Eser Türü: Kitap
  • Gülşah Nezaket Maraşlı
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    2,50 MB
    Eser Türü: Kitap
    Günahıyla Sevabıyla Yeşilçam, Türk sinemasının dinle imtihanın hikâyesini anlatıyor. Gülşah Nezaket Maraşlı, Yeşilçam’ın din ve dindarlık aleyhtarı tutumunun, cumhuriyetin ilk günlerinden, Muhsin Ertuğrul Sineması’ndan, bugünlere nasıl dönüştüğünü inceliyor. Sinemanın endoktrinasyon fonksiyonundan yüklendiği toplumsal misyona farklı cephelerini de nazara alarak, bu zamana kadar incelenmemiş bir yönüne, Türk sinemasının dine bakışına ışık tutuyor. Dinin anlam dünyasından habersizliğin ve (sabah ezanını güneş doğduktan sonra okutacak ölçüde) dini kurallar ve ibadetler konusundaki cehaletin, nasıl ön yargıların ördüğü şablonlarla kendini tekrar eden, tekrar üreten bil sinema dili geliştirdiğini gösteriyor. Tabii bu aleyhtarlığın istisnaları yok değil, ama mesela müstehcen film dalgasına karşı gelişen dinî filmler kuşağında bile ticari kaygıların bazı hassasiyetleri gölgelediği görülebiliyor. Kitap Türk sinemasının, cinsellikle dini motiflerin iç içe kullanılması, dindar karakterlerin küçük düşürülüp alaya alınması gibi vazgeçemediği alışkanlıklarının kökenlerini tespit ediyor. Okul müsameresi seviyesine erişmeyen dekorlar, makyaj ve kıyafetlerle gerçekleştirilen trajikomik tarihsel mizansenler de meseleleri ne seviyede ciddiye aldığının bir göstergesi. Türk sinemasının evliyaları, darmadağınık halleri, düşecekmiş gibi duran takma sakal-bıyıkları, acayip sarık-kavukları ve cübbe niyetine büründükleri renkli çarşaflarıyla gerçekten bize has bir geçit resmi yapıyorlar. Modern dönemde ise adeta bütün kötülüleri kendinde toplayan, ikiyüzlü, açgözlü, fırsatçı, hasis, hatta aşağılık, kalleş, nefret edilecek tipolojiler olarak rol biçiliyor dindarlara. Maraşlı, Yeşilçam’da dindar karakterin, yani çok boyutlu olarak, insani derinlikleriyle ele alınan karakterinin değil, basmakalıp imam-hacı-hoca tipolojilerinin olduğunu ve dindarların ancak zaman içinde karakter olarak işlenmeye başladığı söylüyor. Özellikle son senelerde nasıl bu karakterlerin daha merkezi rollerde, insani de
  • Ahmet Turan Alkan
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    1,49 MB
    Eser Türü: Kitap
    "Canım anneciğim, babama sakın Mevlevi dervişi olduğumu söyleme; o beni hâlâ pizzacıda hamurkâr zannetsin daha iyi; Mevlevîlik kim biz kim anneciğim; vaktiyle bunlar derli toplu, efendi, tahsilli, kibar adamlarmış. Geçenlerde bir kitapta okudum, eskiden dervişler öyle "ha" deyince bizim gibi dönmeye başlamazlarmış, uzun bir merasimi var bu işin. Aslına bakarsan bazen dönerken heyecana kapılıp güzel şeyler hissetmiyor değilim fakat genellikle utanıyorum bir tanıdık çıkar diye, o zaman gözlerimi kapatıyorum. Hani düğüncülük, şarkıcılık olsa neyse... Bu bir dinî törenmiş aslında anne, hattâ âyin diyorlar. Şimdi babam benim âyine katıldığımı, hattâ bu işten para kazandığımı duysa yüreğine iner. Hâsılı kelâm içime bir türlü sinmiyor. Necdet'e kalsa, "Oğlum işin püf noktasını kaptım; gel beraber kendi ekibimizi kuralım," filan diyor ama ben bu sektörde durmam artık. O yüzden hâtıra resmi bile çektirmiyorum. İlerde birilerinin eline geçerse ne derim sonra..."
  • Ayfer Tunç
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    540,51 KB
    Eser Türü: Kitap
    “Bu kadar çirkinleşen ve kimliğini kendi elleriyle tahrip eden şehirler bende memleket hissi değil, öfke ve öfkeden yorgun düşünce de acıma ve teessüf hissi uyandırıyor. Memleket hissi ile köklere bağlılık arasında bir korelasyon olsa gerek. Bir bütün olarak ülkeme bağlıysam da köklerime bağlı değilim. Çünkü köklerimin nerelere uzandığından habersizim. Köklerinin sızladığını duymayan insan nasıl bir memleket arar ki kendine?” Kendi şehir arşivini açıyor Ayfer Tunç. Biraz, bu memleketin doğal ve toplumsal coğrafyasını hor kullanışımıza diz döverek... Biraz Adapazarı, biraz Karasu, biraz İstanbul… “Memleket nere” sorusunun cevabını veremeden – bütün memlekete merakî… Memleket duygusunda bir gezinti; “memleket insanıyla” yarenlik eden hikâyeler… “Çerkez gelinlerinin hürmetkârlığı, Bulgar muhacirlerin çalışkanlığı, Boşnak kızlarının güzelliği… Arnavutların inatçılığı, Lazların siniri, Abhaz erkeklerinin tembelliği, Gürcü kadınlarının huysuzluğu…” Taşra bandosu, Büyük Çarşı’daki fotoğrafçı, kadınlar hamamı, mesire yeri… Yengeler, gelinler, refakatçiler… Çitlenen ayçekirdeklerinin gürültüsüyle yazlıkçılar… “Sakarya Nehri’nin kıvrılarak genişlediği manzaraya karşı rakı”… Yemekte mutlaka evvela çorba… Piknik tüp, “iyi” çay, sonsuz sohbet… Dere tepe düz giden, kapı kapı gezen, halis muhlis hikâyeler… Refik Halit Karay’ın 1919’da yayımlanmış Memleket Hikâyeleri’ne selamla. Ayfer Tunç’un teferruatçı, gören ve dinleyen kaleminden…
  • Hekimoğlu İsmail
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    906,16 KB
    Eser Türü: Kitap
    Vazoda iki karanfil, biri beyaz, biri kırmızı... 'Neden böyle? ' diye sordum. 'İkimiz' demez mi? -Hangisi sen? -Renkler önemli değil, ikisi de karanfil. Biz de, ikimiz de insan... İnsanın olduğu yerde problem vardır, önemli olan problemleri büyütmemek ve çok çok şükretmek... -Benimle evli olduğuna şükrediyor musun? -Hem de çok... Yuva yıkan o kadar kadın var ki... Yuva yıkan pek çok erkek de var deyip, karşısına dikilemezdim, onun şükrüne ben de teşekkür ettim... Hiç kimseye benzemeyen bu adama deli denmez mi? (Arka Kapak)
  • Marjane Satrapi, Vincent Paronnaud
    insan sesi mp3 - Türkçe
    1 Ayrım
    126 MB
    Eser Türü: Sesli Betimleme
    Seslendiren: Serpil Arslanbogan
    Tahran'da ailesiyle birlite yaşayan Merjane, işlek zekası ve korku tanımayan yüreği ile punk müzik, ABBA ve Iron Maiden'i keşfeden küçük bir kızdır. Bir muhalif olan amcasının trajik intiharına tanıklık eder. İran-Irak Savaşı yüzünden Tahranın çevresine bombalar düşerken, bu savaş onun günlük hayatının içine işler. Büyüme çağındaki Marjanenin cüretkârlığı ailesini endişeye düşürür. 14 yaşına geldiğinde, ailesi zor bir karar vererek onu Avusturyaya özel bir okula gönderir. Avusturyada savunmasız ve yalnızdır, bu onun için dayanıklılık testidir. Marjanenin orada okurken düzeysiz aşk deneyimleri de olur, fakat liseden sonra kendini yalnız ve vatan hasreti çekerken bulur. Marjane, İrana dönerek ailesine yakın olmaya karar verir. Bu zorlu dönemde sanat okuluna girer ve ardından evlenir. Bir zaman sonra onun açık söylemi, ikiyüzlülüklere karşı devam eder. 24 yaşına geldiğinde, İranda daha fazla yaşayamayacağını anlar. Üzücü bir karar vererek memleketinden ayrılır ve Fransaya yerleşmeye karar verir. Acı geçmişi zihnine asla silinmeyecek bir şekilde kazınmıştır ama geleceğinden de umutludur.
  • Seray Şahiner
    insan sesi mp3 - Türkçe
    10 Ayrım
    154 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Gözde ALTIPARMAKOĞLU SAKARYA
    Genç, çok genç bir öykücü Seray Şahiner. Sait Faik yaş kemale ermişken bile kendisine "genç hikâyeci," diyenlere öfkelenirmiş. Bunda bir "sen daha toysun," tavrı gördüğü için. Seray Şahiner, daha ilk kitabında öz'el ve biçemsel bir kişilik getiriyor. Bence, genç öykücü değil öykücü olarak sıçrıyor; ilk kitabıyla kim böyle sıçramıştı? Leyla Erbil. "İsyan grameri," demiştim onun getirdiğine. Seray için de doğru bu, yazarın adını kapatın, okuyun, "bu Seray Şahiner öyküsü," dersiniz. Öykülerin odağı, terminali Gelin Başı. Ama daha ilk öyküde (Sorumlu ile Sorunlu) nebüyük/neküçük/neaydınlık/nekaranlık bir dünyaya giriyoruz. Seray Şahiner, kişilerinin ruhundan süzülerek okurun ruhuna giriyor... Acımasız ama hüzünlü olmayı başarıyor... Acı gölün acı öyküsü bu... Bu öyküyü bir erkek yazamazdı. İkinci başarı, yazar anlatı ile benanlatı'yı ustaca evlendirmesinde: Yazar dimdik konuşuyor (Seray Şahiner midir o?), kişiler italik, eğik dünyalarda. HULKİ AKTUNÇ
  • Khaled Hosseini
    insan sesi mp3 - Türkçe
    42 Ayrım
    815 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Gülsüm Tan Yıkılmaz
    Gece vakti, çölü bir el arabasını çekerek geçen bir baba. Arabanın içinde annesiz iki çocuk; iki kardeş; biri kız, biri erkek. Küçük Peri için ağabeyi Abdullah, ağabeyden çok öte. On yaşındaki Abdullah'a sorsanız Peri, her şey demek. Köylerinden Kâbil'e varmak için çıktıkları yolculuğun sonunda aileyi yürek parçalayıcı bir son bekliyor. Fakat aslında bu bir son değil... Kardeşlerin başlarına gelenler -yakın ya da uzak- ilişki kurdukları tüm insanların hayatlarında nesiller boyu yankılanacak... Hayat farklı aileleri sevgi ve fedakârlık, ihanet ve sadakat gibi ortak duygularla sınarken, karakterlerin başlarına gelenler ve yaptıkları seçimler, kitabın her biri ayrı bir renk ve lezzet taşıyan katmanlarını oluşturuyor. Afganistan'ın küçük bir köyünde doğan ve okuru Kâbil'den Paris'e, San Francisco'dan Tinos adasına taşıyan bu öykü, her sayfada renklenip güçleniyor. Ve Dağlar Yankılandı, bizi biz yapan değerler üzerine düşündüren, ustalıkla yazıldığını her bölümde yeniden kanıtlayan, büyüleyici bir roman. Uçurtma Avcısı ve Bin Muhteşem Güneş ile dünya çapında sevilen bir yazar olan Khaled Hosseini'nin yazarlığında bir dönüm noktası. (Tanıtım Bülteninden)

Sayfalar