Yazara Gore Listeleme

  • Nami Başer
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    726 KB
    Eser Türü: Kitap
    Farklı Freud okumalarıyla psikanalizi yeniden temellendiren Lacan, 26 yıl boyunca verdiği seminerleriyle ünlüdür. Bu seminerler, öğrencilerin ve katılımcıların notlarından bir araya getirilmiştir. Lacan, bu seminerlerle psikanalizin mevcut algılarını ve sınırlarını pek çok açıdan zorlamış hatta iş Lacan'ın, Uluslararası Psikanaliz Derneği'nden atılmasına kadar varmıştır. Bu da Lacan'ın, fikirlerinin çarpıtılacağından endişe ederek, ölümünden kısa süre önce kapatacağı psikanaliz okulunu kurmasına neden olmuştur. Lacancı okulların ve okumaların yoğun bir şekilde devam ettiği günümüzde, Lacan'ın kendisi de farklı okumalara her zaman açık olacaktır. (Tanıtım Bülteninden)
  • Noam Chomsky
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    550 KB
    Eser Türü: Kitap
    Neoliberal Washington Sözleşmesi, ABD hükümeti ile büyük oranda belirlediği uluslararası finans kuruluşları tarafından tasarlanan ve gene bunlar tarafından çeşitli yollarla saldırıya daha açık toplumlarda, zora dayalı yapısal uyum programlarıyla yürürlüğe konan piyasa merkezli ilkelerin bir araya getirilmesidir. Başlıca kuralları kısaca şöyledir: Ticareti ve finansı serbestleştir, piyasanın fiyatları belirlemesine (uygun fiyatlar biçilmesine) izin ver, enflasyonu sona erdir (makroekonomik istikrar) ve özelleşir. Sonuçları her ne olursa olsun, hükümet dolayısıyla, hükümet demokratik olduğu oranda halk yoldan çekilmelidir. Sözleşmeyi dayatanların kararları, doğal olarak, küresel düzende oldukça etkilidir. (Arka Kapak)
  • Noam Chomsky
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    690 KB
    Eser Türü: Kitap
    Bugün Amerikan müdahaleciliğinin ya da "insani müdahale" denilen şeyin gerçek anlamı nedir? ABD'nin dünyanın tek süper gücü olma yolunda kazandığı başarı insanlığın yararına mı zararına mı? Devasa ideolojik aygıtlar (medya, eğitim kurumları vs.) soğuk savaşın ardından ABD'nin inşa ettiği dünya hegemonyasını insanlık değerlerini yüceltme başarısı olarak gösteriyorlar. Noam Chomsky bu devasa ideolojik aygıtların tekerine çomak sokmayı ilke edinmiş bir dünya entelektüeli olarak gerçeğin çirkin yüzünü cesaretle ortaya koyuyor. ABD bencil, acımasız ve kural tanımaz politikalarıyla dünya düzensizliğinin mimarıdır. İnsan hakları ihlalleri ancak ABD çıkarlarını tehdit ediyorsa "insani müdahalenin" konusu haline gelebilir. ABD himayesindeki işbirlikçi bölgesel güçler ise insan haklarını ihlal etme özgürlüğüne dilediklerince sahiptirler. Kural tanımaz güç kullanımı ve zulüm politikaları müthiş bir etik çürümeyi kışkırtırken, asgari düzeyde dürüstlükte ısrar eden vatandaşlar ve entelektüeller ne yapabilirler? Chomsky bu sorunun yanıtlanmasının acil olduğunu ısrarla vurguluyor. (Arka Kapak)
  • Noam Chomsky
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    2,13 MB
    Eser Türü: Kitap
    Yıllar önce, zavallı bir kuşun petrole bulanmış, çaresiz görüntüsü karşısında dehşete kapılıp lanetler yağdıracak kadar hassas olduğumuz günlerde, çoğu kadın ve çocuk, 100 bine yakın insanın gökyüzünden yağan bombalar altında ölümünü, sıcak odalarımızda kahvemizi yudumlayıp koltuğa yayılırken, havai fişek gösterileri gibi izlemiştik. Anlaşılan, kıyamet habercilerinden Guy Debord’un 1968’lerde öngördüğü "Gösteri Toplumu" gerçekleşmişti. Bundan tam on yıl sonra da, tüm dünya nefesini tutup o müthiş 11 Eylül saldırısını izledi. Gösteri mekânı bu defa dünyanın en büyük ticaret ve finans merkeziydi. Hemen ardından ABD’nin bir "cezalandırma eylemi" olarak giriştiği Afganistan operasyonu, Ariel Şaron’un bütün pervasızlığıyla Filistin şehirlerini yakıp yıkması ve Arafat’ı kuşatma altında tutmasının yanında, yalnız kovboyun dünyaya inat "muhtemel Irak operasyonu" o günlere hem ne kadar uzak, hem de ne kadar yakın olduğumuzu gösterdi. Bu süreç içinde, medyanın "rızanın üretilmesi"ndeki ve "güdümlü gerçeklik yaratılması"ndaki rolü hiç değişmedi. Medya daha incelikli yöntemlerle düşmanları şeytantırırken, yandaşlarını melekleştirmekten vazgeçmedi. Medyanın sermaye ve iktidarla ilişkisi her geçen gün tarafların meşruiyetini daha çok kemiren bir sorun olarak ortaya çıktı. Buna bağlı olarak, etik kavramı her zamankinden daha çok medyayla ilişkilendirilerek tartışılırdı. İşte, dünyaca tanınmış dilbilimci ve müzmin muhalif Noam Chomsky, Medya Gerçeği adıyla yayımladığımız bu kitabında, medyanın hükümet, sermaye ve elit kesimlerle sıkı fıkı bağları ve çıkar ilişkileri temelinde işleyiş mekanizmasını, özellikle Ortadoğu, Filistin ve Nikaraguadan zengin örnekler sunarak, çok çarpıcı bir biçimde gözler önüne sermektedir.
  • Noam Chomsky
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    335,09 KB
    Eser Türü: Kitap
    Propaganda, siyasi etkinin sağlanmasında önemli bir faktör oldu her zaman. Özellikle geçen yüzyılda bolca kullanılan bu yöntem, çok geçmeden 'dans edeceği' alanı da buldu: medya! Her türlü basın-yayın organında, üstü kapalı ya da aşikâr bir biçimde yapılan propaganda, toplumun doğru ve yanlış değerlerini etkiledi, demokrasinin nasıl olması gerektiğini biçimlendirdi. Çağımızın en önemli siyasi aktivistlerinden Noam Chomsky, Medya Denetimi'nde propagandanın gücünü ve etkinlik alanı medyayı bütün detaylarıyla irdeliyor. Kendine özgü bakış açısıyla görünmeyeni görünür kılan yazar, her gün gazete sayfalarından ya da televizyonlardan bize servis edilen haberlerin içyüzünü örneklerle açığa çıkarıyor. Medya Denetimi, propagandanın gücünü tarihi süreç içinde işleyip günümüze kadar getiriyor. Kitabın son bölümü "Marslı Gazeteci"de Chomsky, bir model oluşturup onu günümüzdeki örneklere uyguluyor. Kitap, okuduğunuz haberlerin, izlediğiniz programların ve siyasi kampanyaların 'satır aralarını' okumak için önemli bir rehber. (Tanıtım Bülteninden)
  • Jean Baudrillard
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    Eser Türü: Kitap
    Çağdaş Fransız felsefesinin en çarpıcı yazarlarından biri olan Baudrillard Siyah 'An'larda, 1980-1990 yılları arasında kendisi için tuttuğu notları okuyucuyla paylaşarak hayatı algılamanın, onu parmaklarının ucunda hissetme çabasıyla mümkün olabildiğini ortaya koyuyor. Daha önce yayınevimizde, Amerika, Kötülüğün Şeffaflığı, Kusursuz Cinayet ve Tüketim Toplumu adlı kitapları yayımlanmış olan Jean Baudrillard, bu kitabıyla inançlarına yapışık yaşayanları sorgulayıp didiklerken kendilerini yok sayarak başkalarına yer açabilenleri yüceltiyor. Yoğun, zehir gibi gözlemleriyle tarihin hiç alışılmadık bir yorumunu sunuyor. Bütün toplumsal, siyah yapıların yanı sıra entelektüelliği de mahkum ediyor. Doğanın, bütün ritüelleriyle ölümü kusursuzluk mertebesine yükselttiğine; düşüncenin ise paradokslar zincirinden ibaret olduğuna inanıyor. Kavramlara takilip kalan ve hayatın ötesine savrulan felsefeleri eleştiriyor. Hayatın bütün anlarını, bütün "siyah anlar"ını dolu dolu algılamak istiyor ve bunu yaparken seçkinliğe taviz vermiyor. Baudrillard'a göre dünyamız kendi gerçeklerini var etmek için yokoluşa sürükleniyor; onu ilgilendiren de işte bu yokoluşun öyküsü. Ona göre yazmak, kendini ifade etmenin bir biçimi değil yokluğa yönelik bir tutku; çünkü yazı dili değiştiriyor, var ettiği anlamı da yok ediyor. Elimizde kalan tek hayati yoğunluğun baştan çıkarma olduğuna inanıyor Baudrillard. Güzelliğiyle onu şaşırtan kadın karşısında hayranlık duyuyor; kaybettiğinde derin bir yara alacağını bile bile... Baudrillard'ın Siyah 'An'lar'ı, son demlerini yaşayan uygarlığımızın son yirmi yılına dair yalın ve görkemli bir tanıklık, bir ayna. Bizleri, bütün duyularımızla çevremizde olup biten her şeyi algılamaya çağırıyor sanki. Hayatı parmaklarının ucunda hissetmek isteyenler için... (Arka Kapak)
  • Jean Baudrillard
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    381 KB
    Eser Türü: Kitap
    Video, etkileşimli ekran, multimedya, Internet, sanal gerçeklik: Karşılıklı etkileşim bizi her yandan tehdit ediyor. Her yerde mesafeler birbirine karışıyor, her yerde mesafe ortadan kaldırılıyor: Cinsiyetler arasında, zıt kutuplar arasında, sahneyle salon arasında, eylemin başkahramanları arasında, özneyle nesne arasında, gerçekle gerçeğin sureti arasında bir mesafe yok artık. Bu kavram kargaşası, zıt kutupların bu çatışması, olası değer yargısının artık hiçbir yerde olmadığını ortaya koyuyor: Ne sanatta, ne ahlakta, ne politikada. Jean Baudrillard Tam Ekran'da gerçeğinin yerini almaya başlayan sanal dünyanın günümüz yaşantısına, politikasına, ekonomisine ne yönde etki ettiğini artık Türk okuruna da yabancı olmayan biçemiyle irdeliyor. Baudrillard'ın 1987-1997 arasında yazdığı çeşitli metinlerden oluşan bu kitabın Fransızca başlığı Ecran Total. Ecran Total Türkçeye "Tam Ekran", "Topyekun Ekran" vb biçimlerde çevrilebileceği gibi, Fransızca bir terim olarak güneşten korunma kremleri söz konusu olduğunda "tam koruma" deyişiyle de karşılanabiliyor. Biz bu kitapta ecran'ın "perdeleme, gölgeleme" işlevini göz önüne almak yerine, ele alınan konular açısından, bilgisayarlar dilinde kullanılan terimi, yani Tam Ekran'ı yeğledik. (Arka Kapak)
  • Jean Baudrillard
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    549 KB
    Eser Türü: Kitap
    Baudrillard Amerika'da Avrupa kültürünün Amerika ile hesaplaşmasına alışılmadık bir boyut getiriyor. Amerika'yı ne modern Avrupa'yı tanımlayan kavram ve değerlerin tükenmişliğine ya da tıkanmışlığına bir alternatif olarak gören, ne de Avrupa merkezci bir kültür ve uygarlık anlayışıyla eleştirmeye yönelen bir kitap bu. Üçüncü bir yaklaşımın, Amerika'yı Amerika olarak anlamanın ve bunu da yerinde, Amerika'nın kendisinde yapmanın zorunluluğunu savunuyor. Öte yandan Baudrillard'a göre Amerika'yı yerinde anlamanın yolu müzelerini, kütüphanelerini gezmek, geleneksel anlamda kültürel ürünler olarak adlandırdığımız şeyleri aramak değildir. Tersine, doğanın insandan önce geçirdiği bütün evrimleri sergileyen ilkel bir coğrafya, kent kavramlarımıza sığmayan bir kentleşme, farklı bir birey, ahlak ve sağlık anlayışı, bir "başka-kültür" sunan Amerika'yı görmek gerekir. Bunu yapmaksa Batı'nın çöllerini boydan boya kateden otoyollarda gözden kaybolma noktasına varacak kadar hız yaparak Avrupa'da hiçbir zaman rastlanamayacak bir mekan ve yataylık deneyimi yaşamayı; Las Vegas'ı çölden fışkıran yapay bir ışık demeti olarak görebilmeyi; ne bir merkezi ne de dış sınırları olan ve böylece kent kavramını yeniden tanımlayan Los Angeles'ı gece karanlığında uzaktan seyretmeyi; New York'un siluetinde beliren yepyeni dikeyliği algılayabilmeyi gerektirir. Sağlık çılgınlığı, özel bir look arayışı, başarma saplantısı içindeki Amerikalılar New York maratonunda nefesleri tükenene kadar koşarak ya da Ortaçağ işkence aletlerine benzer aletlerle vücut geliştirerek acı çekerler. Ancak her şeyden önemlisi, başarının sırrı olan bu acı, yapayalnız çekilen, hiçbir dayanışma içermeyen bir acıdır. Bu tür saptamalardan yola çıkarak ince bir mizahla yüklü bambaşka bir Amerika resmi çiziyor Baudrillard. Ancak özgün betimlemelerden ibaret bir gezi kitabı değil bu. Güçlü bir sosyopolitik çözümleme ve eleştiri üretiyor. Daha da önemlisi modern Batı'yı tanımlayan temel değer ve ilkelerin Amerika'da aldığı
  • Jean Baudrillard
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    769 KB
    Eser Türü: Kitap
    Tüketim, doğal ihtiyaçların rasyonel olarak tatmin edilmesi midir? Tüketim daha ziyade, ilerleme ve mutluluk anlamına mı gelir? Tüketimin yaygınlaşması sınıf farklarının giderilmesi midir? Uluslararası markaların tüm dünyaya yayıldığı, yeni alışveriş merkezlerinin en geleneksel toplumların tüketim alışkanlıklarını bile değiştirdiği, insani ilişkilerin yerini giderek nesnelerle ilişkiye bıraktığı ve kitle iletişiminin tüm bu süreci yönlendirdiği çağımızı Baudrillard bu sorular aracılığıyla tartışıyor. Baudrillard'a göre günümüzde tüketim, doğal ihtiyaçların mal ya da hizmet aracılığıyla tatmin edilmesi olarak değil, kodlar ve kurallarla düzenlenmiş glo-bal ve tutarlı bir göstergeler sistemi olarak yorumlanmalıdır. Bu sistemde ih-tiyaç ve hazların olumsal dünyasının, doğal ve biyolojik düzenin yerini, bir toplumsal değerler ve sınıflandırmalar düzeni almıştır. Gerçek ihtiyaçlar ile sahte ihtiyaçlar arasındaki ayrımın ortadan kalktığı tüketim toplumunda birey tüketim mallarını satın almanın ve bunları sergilemenin toplumsal bir ayrıcalık ve prestij getirdiğine inanır. Böylece genel bir toplumsal farklılaşma mantığı ortaya çıkar. İhtiyaç artık tikel bir nesneye duyulan ihtiyaçtan çok, bir farklılaşma ihtiyacıdır. Toplumsal olarak üretilmiş rasyonel ve hiyerarşik ihtiyaçlar sisteminde tüketici tek tek nesnelere değil, mal ve hizmetler sistemini bütünüyle satın almaya yönlendirilir; bu süreçte bir yandan kendini toplumsal olarak diğerlerinden ayırt ettiğine inanırken, bir yandan da tüketim toplumuyla bütünleşir. Dolayısıyla tüketmek birey için bir zorunluğa dönüşür. Çünkü temel toplumsal etkinlik ve bütünleşme biçimi, geçerli ahlâk, tüketim etkinliğinin ta kendisidir. Bu anlamda tüketim bireyin özgür bir etkinliği değildir. Tersine hem ihtiyaçlar sistemini üreten ve yönlendiren üretim düzeninin, hem de birer gösterge olarak tüketim mallarının kazandırdığı görece toplumsal prestiji ve değeri belirleyen anlamlandırma düzeninin zorlaması altındadır. Sonunda bu yabancılaşma o
  • Can Dündar
    insan sesi mp3 - Türkçe
    35 Ayrım
    585 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Tolga Sezer
    Bundan kırk sene önce, dış haberleriyle Türkiye'ye Avrupa'nın gündemini getirdi; 32. Gün'le, yaklaşık otuz senedir siyasetin nabzını tutuyor. Yazdığı kitaplarla, çektiği belgesellerle yakın tarihimize ayna tuttu. Tabuları yıkarak Abullah Öcalan ve M. Ali Ağca'yla; Thatcher, Mitterrand, Arafat gibi yaşadıkları döneme damgasını vurmuş politikacılarla röportajlar yaptı. Haber programları, otuz beş yılı bulan köşe yazarlığı, araştırmalar... Kazandığı sayısız ödül ve adının üstünde kopan fırtınalar... O hâlâ zirvede; en çok izlenen haber bülteninin anchorman'i olarak hemen her gün milyonların karşısına çıkıyor. Ancak çok azı, ekrandaki adamın ardındaki hikâyeyi bilir. Bebek yaşta babasız kaldığını; talihsiz bir kaza sonucu, çocukluğunu ve gençliğini ameliyatlarla geçirdiğini; zorluklar içinde büyüyerek kendini yoktan var ettiğini... Defalarca mayınlı tarlada ilerlediği hayatında, son olarak ölümcül hastalığına karşı görkemli bir mücadele verdiğini. Görkemli... Zira Birand kaybetmeyi de kazanmayı da, başarısızlığı da başarıyı da bilmeyen biri aslında. Onun tek bildiği ilerlemek, devam etmek; yeni olanı, yapılmamışı yapmak... Her şeye rağmen, ayakta durabildiği müddetçe, kemoterapi odasında bile... "Kitabı, sadece her gece ekrandan evlerinize konuk ettiğiniz bir ismin bilinmeyen dünyasını ele veren bir biyografi olarak değil, aynı zamanda zorluklar içinde yetişen bir insanın hayatla baş etme, zirveye yürüme yolculuğu ve 'Türkiye'de gazetecilik kılavuzu' olarak da ibretle okuyacağınızı umuyorum," diyor Can Dündar, Birand / Bir Ömür, Ardına Bakmadan kitabının önsözünde. Ve onun çeyrek asırlık çalışma arkadaşı, meslektaşı ve her şeyden önce, bir "yazar" olarak, "ardına bakmadan" yaşanmış bu sıra dışı hayatın hakkını fazlasıyla veriyor. (Tanıtım Bülteninden)

Sayfalar