En Son Eklenenler

Toplam 57356 sonuçtan 47801 - 47810 arası görüntüleniyor.
  • Robert Ludlum
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman/Öykü
    Seslendiren : Tarayan: Kitap sevenler
    Konusu:
    İki adam kaptan kulesinde duruyordu. Biri alman donanmasından subay üniforması giymişti, komutan olduğu anlışılıyordu. Öteki koyu renk, uzun paltosunun yakasını kaldırmış, uzun boylu sivildi. İkisi de gemilerin arkasından geçerek ağır ağır iskeleye yaklaşan yolculara bakmaktaydı. İskeleye gelen yolcunun adı bir listede işaretleniyordu. Sonra bu yolcu iskeleden çıkıyor ya da kucakta taşınarak içeri alınıyordu
  • Şener Aksu
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    1,31 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman/Öykü
    Seslendiren : Tarayan: Kitap Sevenler
    Konusu:
    Yolun üstündeki kayalara martılar tünemişti. Casim, "Nasıl asker gibi sıraya girmişler gâvurlar" dedi. "Bunlar kışın ne yiyor Allah aşkına?" diye sordu Hilmi. Casim, "İki metre karda ne bulup da ne yiyecek... Yazın kebabın artıklarıyla besleniyorlar... Her zıkkımı yiyorlar. Baksana karınlarına, patlayacaklar neredeyse..." Yahya, konuşmanın yarısından sonrasını duymadı bile... Bu martılara ne kadar çok benzediğini düşündü. Dağa aykırı duruyordu, yabancıydı... Tıpkı onlar gibi bir gün göçüp gidecekti bu dağlardan. Tıpkı onlar gibi dağlılarca hor görülüyordu.
  • Fulya Ertekin
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    917,50 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman/Öykü
    Seslendiren : Tarayan: Kitapsevenler
    Konusu:
    Yağmurlu bir günde kerpiçten eve bir paket geldi. İçerisinde bir kavanoz, kavanozda sarı altın liralar... O dul kadın için biriktirilmiş sarı altın liralar. Dul kadının hiç göremediği sarı altın liralar. Ağlıyordu büyükannem... Saçlarım ellerindeydi. Elleri terlemişti. O dul kadın kızkardeşiydi. Parasız bir şairi sevdi diye yaşlı bir adamla evlendirilmişti. Begonyalarda dillendirdi, sembolleştirdi aşkını. Her gün şafak göz kırptıktan tam bir saat sonra begonyaları sularken.. Sadece beş dakika, sadece gözleriyle konuştu o adamla.. Gözleriyle elveda dedi adam... Bir gün sonra peşinden yalvardı Azraile, puslu yollardan geçmek istedi, mor kilidi açmak her gün.. Elleri kanasa da begonyalarla doldurmak salkımlı koca bahçeyi. Törede yazılmıştı dul kadını almanın kanunu... elli sarı altın lira.. altın liralar birikti, birikti, birikti... Elli altın lira tamamlandığı gün adam dünyadan göç etti. Büyükannem kavanozun içerisinden bir sarı altın lira çıkardı. Ellerimin arasına sıkıştırda ve fısıldadı kulağıma... "Asla vazgeçme... Öleceğini bilsen bile.. istediğin şeyden asla vazgeçme!"
  • Mine Sota
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    254,60 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman/Öykü
    Seslendiren : Tarayan: Kitap Sevenler
    Konusu:
    Bu kitabı alın... Çünkü bu kitap ne bir kişisel gelişim kitabıdır ne de ütopik bir hayat felsefesi. Okunduktan sonra dertlerimizi kaldığımız yerden çekebilme gücümüzü arttıran ve gerçekçi gülüşlerle yola devam azmi veren sadık bir yol arkadaşıdır. Bu kitabı alın çünkü; gülmek artık insanların para verip alacakları kadar azaldı. Bu kitabı alın çünkü; dünyanın yer üstü gülüş rezervleri tükenmek üzere...
  • İnan Çetin
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    107,05 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman/Öykü
    Seslendiren : Tarayan: Kitapsevenler
    Konusu:
    yazar. Kahramanlarının iç dünyalarını işlemede çok başarılı; öykü kişilerinin gerilimli dünyaları özgün bir yazı atmosferinin oluşmasını sağlıyor. İçimizdeki Şato'da ikisi uzun, ikisi kısa dört öykü yer alıyor. Kitapla aynı adı taşıyan öykü, gündelik yaşamın içerisinde yavaş yavaş dilsizleşen bir kahramanın ağzından anlatılmakta. Öykü, çağımızın evrensel bir temasına: 'dilsizliğe' bir belge gibi sunuluyor. Kitabın ikinci öyküsü Avlu'nun da bir önceki öyküye benzer bir teması var: körlük. Anlatıcı, evinin avlusundaki bir taş koltuğun karşısında durur, avlunun kendisine hatırlattığı öyküleri bir bir düşünmeye başlar. İçimizdeki Şato'daki öykülerin birbirini tamamlayan bir yönü de var. İnan Çetin, bu kitaptaki öyküleriyle bir soyağacı kurmakta, öyküler bu ağaçtan dal verip varlık kazanmaktadır. İlk kitabı Bin Yapraklı Lotus ile edebiyat çevrelerinden olumlu yankılar almıştı İnan Çetin. İçimizdeki Şato, onun öykücülüğünde yepyeni
  • Murat Menteş
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    182,32 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman/Öykü
    Seslendiren : Tarayan: Kitap Sevenler
    Konusu:
    " ... Biz yetimler intikam iştiyakıyla doluyuzdur. Dehşeti dengelemeye yatkınızdır. Başkalarının öçlerini de almaya hevesleniriz. Yetimlik bize kanlı doğaçlamalar yapma cüreti verir. Suçlamakla ya da suç işlemekle kaybolmayan bir masumiyet imtiyazına sahibizdir İtiraf etmeliyim ki, aziz okur, benim ömrüm, her birini gebertmek istediğim insanlarla aramdaki buzdağlarını eritmeye çalışmakla geçiyor. Mesela zenginlerden nefret ediyorum, ne yapayım, elimde değil. O restoran sürüngenleri, fiyaka kumkumaları, yapmacık kasvetin mıymıntı bekçileri, ticari bir şiveyle konuşan zehirli papağanlar, hileli bir neşe içinde geviş getiren bunak vampirler, modanın ipiyle kuyuya inen kibirli cambazlar, tatile gebe fırlamalar, alaturka bir sadizmle zıvanadan çıkanlar, alafranga bir mazoşizmle yılışıklaşanlar... Hepsine teker teker Kolombiya kravatı takmak istiyorum! [Kolombiya kravatı: Meksika mafyasının uyguladığı bir cezalandırma biçimi: Kurbanın gırtlağına bir delik açılır ve dili bu delikten sarkıtılır.] Gerçi zamanla esnekleştim. Ulaşılması ve vazgeçilmesi en zor nimetin sükunet olduğunu anladım galiba. Tamam, zenginlere merhamet duyacak kadar güçlü değilim hâlâ, fakat sayıların artışındaki boşunalığın eşiğini görebiliyorum. İbrahim Kurban'dan öğrendiğim kadarıyla, yeşil banknotlar kamuflajdan başka bir şeye yaramıyor: Aptallığı, beceriksizliği, acizliği, yalnızlığı kamufle ediyorlar... Ayrıca, yetimlik zaman aşımına uğramaz, haddizatında yetim olmayanlar da yetimliğe doğru seyreder. Yani kimsesizlik, kimsenin tekelinde değildir: Kainat ve tarihin bekleme salonunda biraz soluklanıyoruz, çoğunlukla da adımız anonslanmadan kainata ve tarihe gömülüyoruz..."
  • İrem Barutçu
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    339,01 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Biyografi
    Seslendiren : Tarayan: Kitapsevenler
    Konusu:
    Simavi ailesi, "Hürriyet" ve "Günaydın" gazetelerinin hikayesi... Sedat Simavi kimdi? Babası, Abdülhamid'in gazabına niçin uğramıştı? Atatürk'ün yardımını niçin reddetmişti? Hürriyet gazetesini kurduğu gün, ceketinin zula cebine niçin siyanür şişesi yerleştirdi? Hürriyet gazetesi Yahudi sermayesiyle mi kuruldu? Simavi'ler 'Selanik Yahudisi'miydi? Fuat Köprülü dava edince Sedat Simavi mahkemede niçin ağladı? Yazı işleri müdürü, Haldun ve Erol Simavi'ye, "Aklı kıt zengin evlatları", deyinci neler oldu? Askerler, 27 Mayıs'ta Hürriyet'in genç patronlarına niçin diş bilediler? Erol Simavi, 22 Şubat darbe girişiminin 'içinde' miydi? Mason locasında neden yere yığılmıştı? Gönül Yazar, sevgilisi Erol Simavi'den niçin tokat yedi? Haldun Simavi kardeşini niçin terk etti? Günaydın gazetesini kurarken niçin Orhan Gencebay dinliyordu? Günaydın gazetesi Demirel ailesine dil uzattı mı? Aralarındaki kavga nasıl patlak verdi? Haldun Simavi'nin evindeki 'İngiliz casus' kimdi? Haldun Simavi Vehbi Koç'un geliniyle nasıl evlendi? Erol Simavi, gazetesinden Başbakan Özal'a nasıl meydan okudu? Erol Simavi'nin açık mktubundaki şifreler neydi? Üstat-ı Muhterem, Özal'la barıştığı gün hangi mason biraderini ele verdi? Erol Simavi, Özal'a neyin satışı için komisyon teklif etti? Günaydın gazetesi Asil Nadir'e neden satıldı? Hürriyet gazetesi Maxwell'e neden satılımadı? Erol Aksoy, Hürriyet'e nasıl ortak oldu? Aksoy, Hürriyet koridorlarında neden avaz avaz bağırıyordu? Erol Simavi, Erol Aksoy'u nası 'şahmat' etti? Erol Simavi, Hürriyet'i niçin sattı ve oğlunu neden suçladı?20. yüzyıl Türkiye basın tarihine damgasını vuran Babıali Tanrıları olarak Sedat Simavi, oğulları Erol ve Haldun Simavi ile Simavi ailesinin etrafında Hürriyet, Günaydın ve bütün bir basın camiasının bilinmeyen yönlerini, deneyimli gazeteci İrem Barutçu'nun bu kitabında okuyacaksınız...
  • Nihat Genç
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    166,74 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman/Öykü
    Seslendiren : Tarayan: Kitap Sevenler
    Konusu:
    "Şu, bütün hayata kuvvet veren. Tüm ormanı kucaklayan, şu arkası karanlık ağaçların yanına, usulca girebilsem. Şu zırva dünyadan kurtulup, karanlıklara gömülü köyün ardındaki ormanların içine... Kuşlar geliyor, "o dünyanın en güzel ağbisi, işte bak okuttu seni, öğretti sana, soyle bir mesleğin oldu, sakın ağlama!" Başka bir serinliği var ağaçların, çiğ damlaları başka, kurumuş kuş tüyleri başka, yabancısı olmadığım bir yer. Geniş bir düzlük saklıyor içinde. Orada simsiyah gözlü yorgun atlar olmalı, çok çalışmalar, koşmuşlar, kardeşlerini, ailesini utandırmamış, aç koymamış."
  • Steven Banks
    insan sesi mp3 - Türkçe
    7 Ayrım
    37.9 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Çocuk Kitabı
    Seslendiren : Barın Emir Yücal
    Konusu:
    Sandy ve Sünger Bop'un birlikte yaşadıkları maceralar.
  • Engin Aktel
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    230,38 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman/Öykü
    Seslendiren : Tarayan: Kitapsevenler
    Konusu:
    1940'ların sonunda Burgazada'da geçen Kestane Karası, yıllarca gazetecilik yapan Engin Aktel'in ilk romanı. Dinlediklerinden ve tanıklıklarından yola çıkarak yazdı Engin Aktel bu kitabı. Kestane Karası denizin başrol oynadığı, balıkların ve insanların yardımcı rollerde hayatta kalma kavgasını sürdürdüğü bir roman ve okuru peşinden sürüklüyor. Sürüklendiğiniz bu öyküde adanın insanlarıyla tanışacak, -öykülerine konuk olacaksınız. Onlarla birlikte balığa çıkacak, kimi zaman eli kolu dolu, kimi zaman denizin gazabından yorgun döneceksiniz. Burgazada'nın kahvelerinde oturup, sohbete dalacak, meyhanelerinde bir tek atacaksınız. Ama her seferinde yaşamı elinde tutan asıl gücün deniz olduğunu fark edeceksiniz. Coğrafi sınırları böylesine kısıtlı olan bü adada, insanların öfkelerinin, nefretlerinin olduğu kadar, dostluklarının, sevgilerinin de deniz gibi uçsuz bucaksız olduğuna tanık olacaksınız. Bir de denizin her zaman payını aldığına... Kestane Karası... En korkunç fırtınalardan biri. Burgazada... Kozmopolit ahalisi ve doğal güzellikleriyle Marmara'nın en gözde adalarından biri. Zaman ise 1940'ların sonu. Tanıdık bir dünyanın bilinmeyen öyküsü. Engin Aktol "Dünyamıza hoş geldin küçük. Bu senin sonun, benim ise kurtuluşum olacak. Ne olur bana öyle hainmişim gibi bakma. Sen nasıl yaşamak için kısacaları, kolyosları, çaçaları, hamsileri yiyorsan, ben de seni yemek zorundayım. Bu dünyanın en gaddar yaratıkları, biz insanlarız. Anan sana bunu belki öğretmiştir. Belki de öğretmeye vakit bulamadan bir oltanın ucuna, bir ağın içine takılmıştır. Devran böyle dönüyor... Gırtlak meselesi..."

Sayfalar