Yazara Gore Listeleme

  • İsmail Hakkı Aydın
    insan sesi mp3 - Türkçe
    11 Ayrım
    208,17 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Zerrin Saklıca
    “Evrenin gizemini anlamak istiyorsanız enerji, frekans ve titreşim üzerinden düşünün.” Nikola Tesla Evrende var olan ne varsa, etrafta gördüğümüz, göreceğimiz her şeyin bir frekansı var. Günümüzde çok sık karşımıza çıkan düşük frekans, frekans yükseltme çalışmaları hatta şimdi frekans savaşları… Frekanslar her yerde, her şeyde… İyi hoş da bu konu hakkında ne kadar bilgimiz var? Frekansımızı neler düşürür, neler yükseltir? Frekansımızı nasıl koruruz? Frekans etkileşimi var mı? Frekanslar çözülebilir mi? Frekansımız çözülürse ne olur? Atom savaşlarının dillendirildiği ama artık öneminin pek kalmadığı (!) günümüzde, bu tehlikenin yerini almaya aday frekans savaşları nasıl tasarlanır? … Ve en can alıcı soru: Biz böyle bir geleceğe ne kadar hazırız? Prof. Dr. İsmail Hakkı Aydın’ın son eseri, Frekansa Büründüm, Beyin Diye Göründüm, frekanslara ve geleceğe dair pek çok sorunuza cevap veriyor.
  • Gonca Rubacı
    insan sesi mp3
    15 Ayrım
    636,18 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Gonca Rubacı
            “Merdiven” Gonca Rubacı’nın, babasının yaşamını ve onunla ilgili anılarını kaleme aldığı kısa hikâyelerden oluşan ilk kitabıdır. Hikâyeler bir çocuğun gözünden babasını ve ona olan duygularını anlatmak, bununla birlikte de bu duygulara tanık olan aynı zamanda da eşlik eden sevenlerine, sevdiklerine bir teşekkür amacıyla yazılmıştır. Kitapta zaman zaman günümüz Türkiye ’si ile değişen yaşamlarımıza da vurgu yapılmakta ve en çok da geçmişe, çocukluğa özlem dile getirilmektedir.         Gonca Rubacı kitabında, babası İrfan Rubacı’dan, hem hayatımın hem de bu kitabın kahramanı, yoldaşım, sırdaşım, yol göstericim, kavalyem, koçum, efsanem, canım babam sözleriyle bahsetmektedir. İrfan Rubacı, 1966-1971 yıllarında Bursaspor ‘un sol kanatının unutulmaz futbolcusu ve aynı zamanda da Bursaspor’u 1.lige taşıyan efsane kadronun sol bekidir. Bursaspor tarihinin ilk üniversite mezunu futbolcusu ünvanını almıştır. Hem yönetici hem de avukat olarak Bursaspor’a hizmet eden Türkiye ’deki ender futbolculardan biridir.   
  • Gürcan Sağlam
    insan sesi mp3 - Türkçe
    9 Ayrım
    253,32 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Kadir Kadakal
    Hâmüşân'da yatanlar ölü değildir onlar yalnızca susmuşlardır. Öyle eserler vardır ki onları var eden sanatcılarından daha meşhurdur. Ruhumda sızı, obur dünya, evde yoklar, bir eflatun ölüm; herkesçe tanınmaya ihtiyaç duymayan alcak gönüllü sanatcıların herkesçe bilinen esleriydi. Onlar madımak'ta susmuşlardı. Hâmüşân-30. yılında sivas, 2 temmuz 1993 günü madımak otelinde kaybettiğimiz 33 sanatcımızı, aydınımızı; Behçet Aysan, Metin Altıok, Muhlis Akarsu, Nesimi Çimen, Uğur Kaynar adına ithaf edilmiş sekiz öykü ile yad ediyoruz. '' Değişen bir şey yok hiç Ölüm hariç Aynı gökyüzü, aynı keder''
  • Zübeyir Kındıra
    insan sesi mp3 - Türkçe
    16 Ayrım
    317,27 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Ömer Yılmaz
    Bazı kitaplar vardır ki yazmak, mangal gibi yürek ister.İşte elinizdeki eser onlardan biri…Ayrıca Fethullah Gülen Terör Örgütü (FETÖ) konusunda en önemli kaynak kitap olma özel-liğini de taşıyor.Bu örgüte herkes alkış tutup yakınlaşmanın yollarını ararken, 17 yıl önce değerli meslektaşım Zübeyir Kındıra, “Fethullah”ın Copları” nı yazma yürekliliğini göstermişti.“Fethullah”ın Copları” nda bu yapılanmaya ilk kez “terör örgütü” diyen ve başta devlet olmak üzere hepimizi uyaran Zübeyir Kardeşim, yeni kitabıyla da FETÖ” nün adeta röntgenini çeki-yor.Bana gönderdiği kitap taslağını okudukça nasıl yoğun bir emek verdiğini, iddialarını belgelere dayandırdığını, ilginç olduğu kadar tuhaf ve karmaşık ilişkiler ağını dupduru bir dille anlaşılır kıldığını fark ettim.Okudukça etkilendim ve bir solukta bitirdim. Sevgili okurlar, Bu örgütün siyasi ayağı henüz ortaya çıkarılmadı. En etkin olduğu polis örgütlenmesi de gi-zemini koruyor. İşte Zübeyir, yeni eseri “Şeytanın İmamları” ile bu karanlık alanlara ışık tu-tuyor. İlk kitabında yaptığı gibi yine çok ciddi uyarılarda bulunuyor.Dilerim onun daha önceki uyarılarını duymazdan gelen devletimiz bu kez aynı hataları yapmaz ve böylece yanlışların, aymazlıkların sürüp gitmesi önlenir.Mesleğimizin etik değerlerine sıkı sıkıya bağlı kalarak soruşturmacı gazeteciliğin çarpıcı bir örneğini sunan değerli dostum Zübeyir”i yürekten kutluyorum. Kalemin tükenmesin sevgili kardeşim… -Uğur Dündar-
  • Birol Öztürk
    insan sesi mp3 - Türkçe
    10 Ayrım
    205,51 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Ömer Yılmaz
    Duygulara karşı taammüden işlenen suçları cezasız bırakacak kadar duygusuz olduk, işte ondandır bu evrensel sonuç; aslolan, gerçek olan, kötülüktür! Herkes ve her şey kötü! En kötü Kötü Az kötü En az kötü Aslolan, gerçek olan, kötülüktür! İyi, iyilik dedikleri henüz icat edilmedi. Şeyh Bedreddin çağlar öncesinden gelip, çağımıza ışık tutan o muazzam öğretilerden biridir. Bu inançla yazdığım kitabım 3.bakıyı gerçekleştirdi. Yaşadığımız her an Şeyh Bedreddin'in davasında ne kadar haklı olduğunun da resmidir. Nasıl olsa vurulan ilk çocuk öldü. Şimdi sıra herkeste! Verip de geri alamayacağımız bir nefes var! Ve herkes verecek o nefesi ve kimse alamayacak verilen son nefesi geri...
  • Cevat Şenol
    insan sesi mp3 - Türkçe
    27 Ayrım
    420,17 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Hatice Özcan
    Atatürk daha önce de bazı rahatsızlıklar geçirmiştir. Ancak onu esas sarsan, sonunda onu ölüme kadar götürecek olan bir karaciğer rahatsızlığı olan "siroz"dur. Ama sirozun başlangıcını doktorlar 1936 yılına kadar götürürler. Çünkü halsizlik ve yorgunluk Atatürk'te o yıllarda görülmeye başlar. Hastalığın gerçek belirtileri 1937'de ortaya çıkar. Gittikçe sıklaşan burun kanamalarını, vücutta kaşıntılar izler. Ne var ki, bu kaşıntılar değişik nedenlere bağlanır, hatta 1937 sonbaharında karıncaların bastığı Çankaya Köşkü'nde yoğun bir karınca savaşı bile yapılır. Doktorlar, Atatürk'teki belirtileri görmelerine rağmen doğru teşhis koyamazlar ve hastalığın ilerlemesine neden olurlar. 11 Kasım 1923'te Çankaya'da öğle yemeğinden sonra göğsünde ve sol kolunda ağrı hisseden Gazi'yi ve eşi Latife Hanım'ı orada tesadüfen bulunan Dr. Refik Saydam tedavi etmiş ve Atatürk'ün krizi atlatmasını sağlamıştı. Cumhurbaşkanı iki gün sonra, 13 Kasım 1923'te bir kriz daha geçirince, Prof. Dr. Neşet Omer, Ankara'ya çağrılmış ve Atatürk ile Latife Hanım'ı tedavi etmiştir. İstanbul Üniversitesi'nden Prof. Dr. Neşet Omer (İrdelp) rahatsızlığın çok çalışmaktan, yorgunluktan kaynaklandığını, alkolü, tütünü, kahveyi azaltması, dinlenmesi gerektiğini, bu dinlenmenin Akdeniz sahillerinde yerine getirilmesinin iyi olacağını ifade etmişti. 28 Mart 1938'de, Ankara'ya gelen Dr. Fissenger, Atatürk'ü muayene eden ve karın kısmında az miktarda da olsa su toplandığını belirtti. Dr. Asım Aral ve Neşet Ömer beylere durumu açıkladı ve hastanın istirahat etmesini önerdi. Dr. Asım ifadesine göre Türk doktorları, Atatürk'ten çekindikleri için her şeyi olduğu gibi Atatürk'e söyleyemiyorlardı. 30 Mart 1938'de, Atatürk'ün sıhhatinin endişe verici olmadığı ve bir buçuk ay istirahat edeceği açıklandı. 8 Haziran 1938'de, Prof. Dr. Fissenger tekrar Türkiye'ye gelip, İstanbul'da Savarona Yatı'nda Atatürk'ü muayene etti ve 10 Haziran 1938'de gerekli direktifleri verdikten sonra ayrıldı. Atatürk bu rahatsızlığı arasında Hatay sorunu ile çok ilgilenir. Hatta 19 Mayıs 1938'de hasta hasta Mersin'e, İskenderun'a gider. Adana'da güneş altında Türk ordusunun geçit törenini izler. Atatürk, Mersin dönüşü Ankara'ya uğrar. Ankara'da fazla kalmaz, 27 Mayıs günü İstanbura gider. Dr. Reşat Belger'in ifade ettiği üzere, Atatürk'ün hafızasında bir zayıflama olmamıştır. Oysa bunun tersini ortaya atanlar vardı. Ancak, durumu iyi değildi ve Fissenger de durumu iyi görmüyordu. Eylül sonlarına doğru Atatürk'te kımıldayacak hâl kalmamıştı. Hâlsizliğinden sigarayı parmaklarının arasında tutamıyordu. Atatürk, ilk kez ağır komaya, 16 Ekim 1938'de girdi.
  • Paullina Simons
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    6,08 MB
    Eser Türü: Kitap
    Tatyana ve Alexander savaşın ve yıkımın hüküm sürdüğü yılların, yirminci yüzyılın sahne olduğu en büyük acılara göğüs germiştir. Leningrad Kuşatması’nı, açlığı, korkuyu, ihaneti ve ayrılığı geride bırakıp mucize eseri Amerika’da yeniden bir araya gelirler ve şimdi aşklarının bir de hediyesi vardır: oğulları Anthony. Hâlâ genç olsalar da çektikleri acılar onları değiştirmiştir. Yerle bir olmuş bu dünyada, ayrı geçirdikleri onca zamandan sonra bir arada kalmanın bir yolunu bulmalıdırlar. Soğuk Savaş etkisini artırırken, sığındıkları topraklardaki karanlık güçler yaşamlarını, ailelerini ve uğruna savaştıkları huzuru tehdit etmektedir. Bir zamanlar tattıkları mutluluğu yeniden elde etmek, acılarını dindirmek için Tatyana ve Alexander yeni bir hayat kurmalı ve oğulları Anthony’yi kendi kaderlerinden korumalıdır. Ustaca kaleme alınmış bu müthiş roman yirminci yüzyılın üçte ikisine ve üç kıtaya yayılarak okuyucuyu eşsiz, yürek burkan duyguların dünyasına götürüyor. “Tatyana ve Alexander’ın aşkı tarihe geçecek kadar muazzam. Simons duygu ve heyecan dolu bir eser kaleme almış.” Sydney Morning Herald (Avustralya) “Yürek sızlatan, çırılçıplak bir hikâye. Bronz Atlı’yla başlayan destansı serinin son kitabı.” The Southland Times “Paullina Simons’ın sesi okuyucuyu âdeta büyülüyor ve Leningrad Kuşatması’nı, Vietnam Savaşı’nı, Rusya’dan göçüp mutluluğu sonunda Amerika’da bulan bir ailenin destanını kapsayan hikâyesi çok derin.” The Age “Kalbinizde saklamak isteyeceğiniz bir üçleme. Paullina Simons romantik hikâyelere bakış açımı değiştirdi.” Autoras en la Sombra “Paullina Simons okuyucuya sayfaları nasıl çevirteceğini iyi biliyor.” Courier Mail
  • Rachel Cusk
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    500,54 KB
    Eser Türü: Kitap
    İnsanlardan uzakta, deniz kıyısında kocasıyla beraber yaşayan bir kadın, resimleriyle hayatını değiştirdiğine inandığı dünyaca ünlü bir ressamı yaz boyunca kalıp çalışması için evine davet eder: Evin yer aldığı gelgit alanının ele gelmez, gizemli manzarasının ressamı da büyüleyeceğini, bu manzaranın resmedilmesiyle hayatının anlamının açığa çıkacağını ummaktadır. Fakat ressamın uzlaşmaz, esrarengiz kişiliği ailenin huzurlu görünen yaşamındaki çatlakları ortaya çıkaracak, bu sessiz mekân hayatla ilgili temel soruların su yüzüne çıktığı ve amansız hesaplaşmaların yaşandığı bir drama sahne olacaktır. Çerçeve, Geçiş ve Övgü romanlarından oluşan üçlemeyle dünya çapında ilgi gören Rachel Cusk, Diğer Ev’de aile, annelik, kadın özgürlüğü ve erkek ayrıcalığı üzerine bir hikâye anlatıyor; sanatçının özgürlüğü, sanatçılardan beklentilerimiz ve bu beklentiler karşılanmadığında yaşadığımız hüsran, sanatın yıkıcılığı üzerine çarpıcı sorular soruyor. “Cusk fikirlerle ilgileniyor: Nasıl yaşanır, özgürlük ne anlama gelir, kadınlar başkalarının hayatlarının içinde nasıl kaybolurlar? Ortaya çıkan melez form –kısmen roman, kısmen başka bir şey– zamanın ötesinde, kalıcı bir niteliğe sahip.” -John Self, The Times “Cusk’ın Diğer Ev’de yaptığı şeylerden biri de, ‘zanaat’ ve ‘süreç’ sözcüklerini kullanmayı tercih ettiğimiz bir çağda, sanatçının dehası fikrine eskiden sahip olduğu gizemin bir kısmını iade etmesi.”-Christian Lorentzen, The Times Literary Supplement “Diğer Ev, sanatı hayat yerine koyduğunuzda neler olabileceği hakkında felsefi bir kitap.” -Vulture
  • Robert Louis Stevenson
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    319,79 KB
    Eser Türü: Kitap
    Dr. Jekyll ve Mr. Hyde ve Diğer Fantastik Öyküler, Stevenson’ın üç öyküsünü bir araya getiriyor. Yazarın gördüğü bir rüyadan esinlenerek kaleme aldığı “Dr. Jekyll ve Mr. Hyde”, gotik edebiyatın köşetaşlarından biri. Biri doktor, diğeri psikopat bir katil iki farklı ruhu aynı bedende yaşatan bir adamı anlatan öykü, psikiyatrinin temel konularından biri olan çifte kişilik sorununu işliyor. Bilime hizmet kisvesi altında, para ve iktidar hırsıyla sınır tanımayan genç cerrahları anlatan “Ceset Hırsızı” gerçek bir olaydan kaynaklanıyor. “Olalla” ise aşk, gizem ve sömürü motiflerini incelikle bir arada örüyor. Kötülüğün ve özyıkımın insanın doğasında var olduğuna inanan Stevenson’ın öyküleri, XIX. yüzyılın baskıcı ortamında, bireyin mutluluğuna da sefaletine de kayıtsız kalan bir dönemin ürünleri olarak şekillenmiştir. Her açıdan köşeye sıkışmış insanın çaresizliğini yansıtan bu öyküler, bölünmüş benlerin içsel belirsizliklerini estetik düzleme taşır.
  • Rollo May
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    857,50 KB
    Eser Türü: Kitap
    “İyi” olanın saf iyilikten ibaret olduğunu sandığım yıllarım oldu. Kendimle buluşmayı, kendimi küçük bir tanrıya dönüştürmek zannettiğim çok uzun zamanlar geçirdim. Sıkıntılardan tamamen uzaklaşınca mutluluğu ve huzuru bulacağımı söyleyen bir bataklığa düşmüştüm. Şeytanımla buluşmak yerine kuyruğumu koparmaya çalışıyordum. Sırf sorumluluğumu almamak için olmayacak işler peşindeydim. İnsan olmanın bana hem yüklediği hem de hediye ettiği trajediyi asla kucaklayamıyordum. Acılarımı, yaralarımı, eksiklerimi yok etmeye çalıştıkça kendimi yok etmeye çalışıyordum. Oysa yok etmek istediğim özgürlüğüm ve özgürlüğümün bana yükleyeceği sorumluluklarımdı. Ancak sorumluluğunu aldığım bir yaşama deneyiminin özgürlükle taçlanabileceğini kanaya kanaya ve kanata kanata hissettim. Tamamlanmadım. Tamamlanmayacağım. Eksiğimin tamlık olduğunu anladım. Yürüdüğüm onca yolda zaman zaman karanlığa ve korkuya, kimi zaman da aydınlığa ihtiyacım oldu. Rollo May, bazen aydınlatan bazen nefis bir karanlığa gömerek yoluma yoldaş olan imgelerden biridir benim için. Bu kitabı okurken de adeta kutsal diyebileceğim satırların arasında dolaştım. Görkemli bir ormanda yürürcesine ürpererek, coşarak geçtim bu kitabın içinden. — Cem Mumcu

Sayfalar