En Son Eklenenler

Toplam 58067 sonuçtan 53021 - 53030 arası görüntüleniyor.
  • Mahmoud Shahin
    insan sesi mp3 - Türkçe
    20 Ayrım
    551 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman/Öykü
    Seslendiren : Sema Özpaçacı
    Konusu:
    Kucaklarda, omuzlarda, hayvanların üstünde taşınan cesetler... Çıldırmış gibi kaçışan koyunlar... Binlerce insan, çadır ve kömlerinden çıkıp, yaralı ve ölülerini karşılamaya koşuyor. Çığlıklar, gırtlakların derinliğinden kopuyor. İsyankar sesler yeri göğü inletiyor. Toprak, öfkesinden çatlıyor, gök, hüzne boğuluyor. Um Emin hüznün ve acıların tümüne galip geliyor! Yüreğinin çakmaktaşı gibi katı olmasına çabalıyor! Etrafındakilere sesleniyor: ´Haydi ey halkım! Bırakın yakınmayı, ağlamayı. Yaralılarımızın yaralarını sarın! Sökün çadırlarınızı, cesetlerinizi yüklenin. Terk edelim bize yasak bu toprakları, kendi diyarımıza dönelim! " Um Emin elbisesini yırttı, parçaladı, göğüsleri açıkta kaldı. Saçlarının örgülerini açtı, dağıttı. Tüm kadınlara çağrıda bulundu: "Ey halkımızın bağrı yanık kadınları! Tüm hüznünüzü patlatın. Yırtın elbiselerinizi. Kesin saçlarınızı. Yüzünüzü siyaha bezeyin. Bağrınızı göğsünüzü dövün. Ağıtlar yakalım canlarımıza." Elbiseler yırtıldı. Yüzler siyaha bezendi. Saçlar kesildi. Yakınma ve ağıtlar yükseldi. Halk, öfke ve hüznünü dile getirdikten sonra, ölülerini omuzlayıp göç kafilesiyle beraber yürüdü. Ama nereye? Nereye, hangi yöne gideceklerini bilmiyorlardı. Güneyde yörelerine, topraklama dönmeleri yasaktı. Kuzeye gitmeleri yasaktı. Peki nereye gideceklerdi?
  • Sunay Akın
    insan sesi mp3 - Türkçe
    20 Ayrım
    375 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Deneme
    Seslendiren : Canan Atay
    Konusu:
    Sunay Akın'ı tanıyan okurları gerçek bir şairle karşılaştıklarını duyumsarlar. Eskilerin deyimiyle bir 'aziz'dir o... Peki gerçekten bu kadar ince, bu kadar özverili midir? Öyledir. Tanıdığım edebiyatçılar içinde yazdıklarına benzeyen ve yazdığı gibi yaşayan birkaç kalemden biridir. Gerçek bir şairdir Sunay Akın... Bir yazar olmaktan daha fazla bir şeydir bu. Düz yazılarında da bir şairin elinden çıkmanın etkisini görürüz. Olaylar birbirleriyle incecik noktalarda buluşturulmaktadır. Bir şair yeryüzünde olan biteni yüreğiyle anlamaya çalışmaktadır. Bilgiyle, emekle ve imgeyle... Eski şarkıcı ozanlara benzer Sunay Akın. Ortaçağda kasaba kasaba dolaşan, köy meydanlarından türkülerini söyleyen ozanlara. Geçtiği her yerde insanların yüreğine bir şair izi bırakır. Ama aynı zamanda bir tarih yazarıdır o. Şiirsel gizli tarihimizin yazarı! Açarsanız bu kitabın kapağını geçmişe, denizlerin derinliklerin ineceksiniz. Denizdeki kavun kabuklarının izinin Che Guevara'ya, astronot James Irwin'in uzay gemisinin kendi çocukluğuna çıktığını ve 1942'de Boğaz sularında yüzlerce insanın nasıl öldürüldüğünü okuyacaksınız.
  • James Roy MacBean
    insan sesi mp3 - Türkçe
    40 Ayrım
    685 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Sinema
    Seslendiren : Canan Atay
    Konusu:
    Bu kitap "devrim" sözcüğünün moda, radikalliğin popüler olduğu günlerin içinden gelip o günlerin sinemasına karşı sesini yükseltiyor. Militan filmlere arka çıkmak, Marksist bir sinemayı hem pratik hem de teorik olarak inşa çabalarına katkı sunmak yegane amacı.
  • Hıncal Uluç
    insan sesi mp3 - Türkçe
    16 Ayrım
    456 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Edebiyat
    Seslendiren : Hafize Kudret Uzuner
    Konusu:
    Ve yine perde açılıyor! Bildik bir ses, tanıdık bir yüz, eski bir dost, Hıncal. Duyduğunuz, gördüğünüz, hissettiğiniz ama paylaşamadığnız, kimi zaman gülüp de geçtiğiniz, kimi zaman ürküp de kaçtığınız yaşam yine tüm çıplaklığı ile Hıncal'ın kaleminden size göz kırpıyor.
  • Özer Kanburoğlu
    insan sesi mp3 - Türkçe
    7 Ayrım
    127 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Fotoğraf
    Konusu:
    ‘Yaşasın! Fotoğrafçılık yeniden icat edildi!” gibi yorumları sıkça duyar olduk; ancak fotoğrafçılık, gerçekten, yeniden icat edildi ise bu konuda bildiğimiz her şeyi bir kenara atmak gerekir mi? Bu güne kadar rüyalarımızda bile göremediğimiz nitelikte fotoğrafları çekmek için, tek bir dijital fotoğraf makinemiz olsa yeterli mi? Artık kimse neyi, nerede çekmem gerekir diye düşünmeyecek; yani yeni teknoloji, her şeyi kendiliğinden yapacak mı? Artık, bir tuşa basarak, muhteşem nitelikte ve görkemli resimler elde edebilecek miyiz? Fotoğraf galerileri ve reklam ajansları bize, fotoğraflarımızı alabilmek için, çok cazip teklifler yapacaklar mı? Bu söylemler doğru mu? Diğer yanda: Fotoğraf camiasının birçok saygıdeğer mensubu, dijital fotoğrafçılığa karşı çıkışlarını sürdürerek, ülkemizde yüzyıllardır süregelen “istemezük” geleneğini devam ettiriyorlar. Fotoğraf çektirmekten geri kalmayan 19. yy idarecilerinin ve alimlerinin, halkın muasır medeniyete ulaşmasını engellemeye çalışan yaklaşımları, sesli sinemanın sanat olmadığını savunan 30’lu yılların çatlak sesleri ve fotoğrafın renkli olamayacağını anlatmaya çalışan 70’li yılların ustalarının geleneği bugün, fotoğrafın bir “halk sanatı” olduğunu itiraf etmek istemeyen zihinsel dinozorların “sayısal fotoğraf olur muymuş?” veya “en iyi makine otomatik olmayan makinedir” gibilerinden görüşleri ile, istibdat devrini yad edici bir halde sürüyor. Kişiliği ifade etmenin özel ve zevkli bir yöntemi olan fotoğrafın, kendini elit ilan eden bir kesimin tekelinde kalması için çaba göstermek, kişisel ifade özgürlüğünün kısıtlanmak istenmesi olarak görülmelidir. Pekala, gerçekte neler oluyor?
  • Rionnan E. Stephenson
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    481,84 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Kategorisiz
  • Nora Roberts
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    574,37 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman/Öykü
    Konusu:
    Her zaman İrlanda efsanelerinden etkilenmiş ve kendini o sihirli öykülere yakın hissetmiş olan Nora Roberts, 'Anahtar' üçlemesinin ikinci kitabı olan 'Bilgeliğin Anahtarı'nda da dizinin ilk kitabı 'Işığın Anahtarı'nda olduğu gibi, hayal gücünün sınırlarını zorlayarak bir yirmi birinci yüzyıl masalı anlatmaya devam ediyor. Kişilikleri birbirinden fazlasıyla farklı üç genç kız, hayatı aydınlatan sanatın, bilgi ile gerçekliğin ve cesaretle yiğitliğin anahtarlarını ararken, kendileriyle yüzleşip mutluluğu ve aşkı buluyorlar. Bu kez, ikinci kitabın baş kahramanı olan kitap kurdu Dana, Bilgeliğin Anahtarı'na ulaşmak için, kitap sayfaları arasında zorlu bir yolculuğa çıkmak zorunda kalıyor... Erkek kahramanlarını çok iyi anlayan ve anlatan; güçlü kadın kahramanlarını hayata çok yakın çizen ve aşkı en güzel yazan Nora Roberts, bu üçlemesinde okurunu hem heyecanlandırıyor hem de düşündürüyor.
  • Ian Caldwell, Dustin Thomason
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    749,99 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Kategorisiz
  • İhsan Oktay Anar
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    423,52 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman/Öykü
    Konusu:
    "Olağanüstü" dünyaların yaratıcısı İhsan Oktay Anar yine, tarihin gizemli sayfalarını aralayan, adeta masalsı; ironik ama derin felsefi anlamlar yüklü, şaşırtıcı, sürükleyici bir romanla çıkıyor karşımıza... Aynalar, atlaslar, okunması yasak sır dolu kitaplar, savaşlar, gülleler, yeniçeriler... üç direkli, iki güverteli ve 58 toplu bir kalyonda ilâhî düzeni bozmaya meyyal bir kaptan, karanlığa ve kırmızı atlasa sarılı bir deniz seferi... Kıyıda ise üç direkli, iki güverteli ve 58 toplu bir kalyon, o karanlıkta usturmaçalarını puta edip iskeleye palamar vermişti. Yelkenlerin sarılı olduğu serenler hisa edilmiş ve tez zamanda yola çıkacağını ilân için mizana direğine mavi bayrak çekilmişti. Esrarengiz adam, kalabalığı yarıp elinden tuttuğu İsrâfil'le iskeleden gemiye doğru yürümeye başladı. Kalyonun dikmesinin palangalarına asılan ve tıraka tutan gemicilere vardiyan, Yisa, sizi gidi sütü bozuk sünepeler! Yisa beraber! Varda ruhsuzlar! Varda! Bre aman! Laşka! Laşka!? diye feryat ediyor ve hurçların, sandıkların ve fıçıların ambarlara usûlünce istifine nezaret ediyordu. Güneşin doğmasına 7 saat kala esrarengiz adam, sürme iskeleden kalyonun çukur güvertesine çıkmak istedi. Fakat eline ne kadar asılırsa asılsın Eşek İsrâfil yerinden bir türlü kımıldamıyordu. O karanlıkta eline son bir kez daha asılıp Gel yâ mübarek diye nida eyledi. Bunun üzerine çocuk her nedense inat etmekten vazgeçti. Ne var ki, sürme iskelenin kayganlığından dolayı düşmemek için midir, İsrâfil'in kuşağına 40-50 yaşlarında, iri yapılı, sırma işlemeli siyah kaput giymiş biri yapışmıştı. İşte bu adam kuşağı bırakıp küpeşteye tutundu ve güverteye ayak bastı. Bunun ilâhi düzenin bozulması demek olduğunu hiç kimse bilmeyecekti.
  • İlber Ortaylı
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    487,23 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Kategorisiz

Sayfalar