En Son Eklenenler

Toplam 58532 sonuçtan 53321 - 53330 arası görüntüleniyor.
  • Selim Doğanay
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    475,95 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Kategorisiz
  • Şule Yüksel Şenler
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    605,00 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Kategorisiz
    Konusu:
    Şule Yüksel Şenler, başta Huzur Sokağı olmak üzere yazdığı kitaplarla, verdiği konferanslarla birkaç neslin inancıyla tanışmasına, şuurlu bir hayatı seçmesine öncülük eden isimlerin başında gelen bir kanaat önderi. Bugünün Türkiye’sini kuran aksiyon ve düşünce mimarlarından biri. Hidayet, bir Demir Perde ülkesinde dünyaya gelen, anne babasının ve ülke rejiminin sertliğine rağmen gencecik yaşında verdiği cesur bir kararla Müslüman olmuş bir genç kızın, Maria’dan Cemile’ye dönüşmesinin hikâyesi. Şenler, Hidayet adını verdiği kitabında Barbara, Maria, Crean iken Cemile, Salime olmayı seçmiş, İslamiyet’le tanıştıktan sonra adeta yeniden doğmuş genç kadınların ibretlik öykülerini anlatıyor. Ve esasında kulağımıza şunu fısıldıyor: Hidayet aslında yanı başınızda…
  • Ahmet Köklügiller
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    1,72 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Edebiyat
    Konusu:
    Bu eser, başlangıçtan günümüze Türk edebiyatının seçkin yazar ve şairleri hakkında bilgi içermektedir. Yaşamları, edebi kişilikleri ve eserleri hakkında bilgi verilen bu sanatçılar; bağlı bulundukları dönem ve topluluklar gözetilerek sıralanmıştır.
  • Ahmet Tezcan
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    249,50 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Hikaye
    Konusu:
    Mevlâna’nın tüm dünya insanlığına ışık tutan eseri Mesnevi, içinde birçok mesaj barındıran hikâyelerle doludur. Bu hikâyelerden on tanesi seçtik. Kuyruksuz, kulaksız tavşan nasıl olur? Fareler nasıl uçabilir? Cevapları bu kitapta.
  • Ahmet Tezcan
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    255,00 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Hikaye
    Konusu:
    Mevlâna’nın tüm dünya insanlığına ışık tutan eseri Mesnevi, içinde birçok mesaj barındıran hikâyelerle doludur. Bu hikâyelerden on üç tanesini seçtik. Gereksiz bir merak yüzünden başına gelmedik iş kalmayan adamın hikâyesi; ayıyla dost olan adamın başına gelenler... Hepsi bu kitapta.
  • Ali Zafer Topşir
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    468,00 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Kategorisiz
    Konusu:
    Bu gezi yazıları 1997-2006 yıllarını kapsayan on yıllık bir dönemde, yazarın eşiyle birlikte yaptığı yurtiçi ve yurtdışı kültür gezilerinin arkasından bir kısmının kaleme alındığı anılardır. Bu anılar gezip görülen eserlerin, güzelliklerin dile getirilmesi değil, bu kültür deneyiminin düşündürdüğü gözlemlerdir.
  • Annaguli Nurmemmet
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    1017,15 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Kategorisiz
    Konusu:
    “OĞUZLAR: Dilleri, Tarihleri ve Kültürleri” Oğuzlar, Göktürkler devrinde, devleti ve toplumu oluşturan en önemli unsurlardan birisidir. Bu durum, Göktürk yazıtlarında Bilge Kağan tarafından hâkimiyeti altındaki topluluklara hitap ederken, “Türk ve Oğuz” adlarının birlikte zikredilmesi ile tescil olunmuştur. Uygur hâkimiyeti döneminde de Oğuzların etkin siyasî roller üstlendiği bilinmektedir. Oğuzlar X. yüzyılda Aral Gölü’nün kuzeyinde görüldüklerinde devletleşme sürecine girmişlerdi. Bu dönem aynı zamanda Orta Asya’da İslamiyet’in yayılmasına denk düşmektedir. Dolayısıyla Türklerin İslamlaşma sürecine dair canlı tanıklıklar da bu dönemde başlar. Oğuzların Türk-İslam tarihindeki rollerinin artması ve toplumsal-siyasal sistemde etkin olmaları Büyük Selçuklular devrinde gerçekleşmiştir. Bu yönüyle Selçuklular, İran’dan Balkanlara; Kafkaslar’dan Basra körfezine ve Bağdat’a kadar uzanan Türk fetihlerinin öncüsüdürler. Anadolu’nun Türk yurdu haline gelmesi de yine Selçukluların eseridir. Oğuzlar İslamiyet’e girmeye başladıktan itibaren Türkmen adıyla anılmaya başlamışlardır. Bu yeni isim Oğuzların esas isminin yerini almaya başlamış, XIII. yüzyılın sonlarına gelindiğinde Oğuz adı, yerini bütünüyle Türkmen adına bırakmıştır. Ancak en önemli gelişme Türk adının yükselmesinde görülmüştür. Göktürkler devrinden sonra Türk adı en geniş manası ile Oğuzların hâkimiyet sahasında yaygınlaşmış; yerleşik hayatın, devlet otoritesinin ve gücün simgesi haline gelmiştir. Dolayısıyla Oğuzlar, Türk adını Batı Türk illerinde tek başına temsil eder hale gelmiştir. Bu yeni temsil gücü Türklerin milletleşme sürecinde de önemli rol oynamıştır. XIV. yüzyılın en önemli tarihçilerinden Reşidüddin, Oğuz Kağan Destanını kaleme alırken, o zamana kadar Batı Türk illerindeki hükümdarların Salur, Yazır, Eymür, Avşar ve Kayı gibi Oğuzlar boylarından çıktığını bildirmektedir. Bununla birlikte Oğuzların Kınık boyu Selçuklu, Kayı boyu Osmanlı, Bayındır boyu Akkoyunlu, Avşar boyu İran’da Afşar hanedanını kurmuşlardır. Karakoyunlu, Danişmendli, Artuklu, Beğteginli, İldenizli vs. beylik veya devletlerin Türkmenlerin bir eseri olduğu gibi Ramazanoğulları’nın Üçoklu, Dulkadirlilerin Bozoklu Türkmenler tarafından kurulduğu bilinmektedir. X. yüzyıldan itibaren özellikle İran, Anadolu ve Balkanlar sahalarında kurulan tüm beylik ve devletler doğrudan Oğuzların/Türkmen hanedanlar tarafından kurulmuştur. Bununla birlikte bu devletlerin Oğuz kökenlerine dair çalışmalar dağınık vaziyette bulunmaktadır. Merhum Faruk Sümer’in vaktiyle yayımladığı Oğuzlar/Türkmenler adlı eseri (Ankara 1967) Oğuzlar hakkında en derli toplu çalışmadır. Ne var ki, eserin yayınlandığı 1967 yılından bu yana son olarak Ergin Ayan tarafından yayımlanan Oğuz İsyanı (İstanbul 2007) adlı kitap dışında, mahsusen Oğuzlar üzerine bütünlüklü ve kapsamlı bir çalışma yapılmamıştır. Oğuzların Asya’daki kökenlerine dair Türkmenistan, Azerbaycan, Rusya ya da başka ülkelerde ne tür çalışmalar yapıldığı hususunda da bilgilerimiz zayıftır. Sergey Grigoroviç Agacanov’un Oğuzlar (İstanbul 2002) adlı eserinin Türkçeye kazandırılması sevindirici olmuştur. Ancak durumun bununla sınırlı olmadığı bilinmektedir. Oğuzların/Türkmenlerin yayıldığı sahalar ana hatlarıyla şöyledir: Türkmenistan, Afganistan, İran, Irak, Türkiye, Suriye, Azerbaycan, Makedonya, Kosova, Yunanistan, Bulgaristan ve Romanya. Bu yönüyle anılan bölgelerdeki Türklerin ataları Oğuz/Türkmen’dir. Bu geniş saha aynı zamanda Oğuzcanın, kültürünün ve folklorunun da yayılma sahasıdır. Oğuzcanın günümüzdeki en yaygın temsilcisi olan Türkiye Türkçesidir. Bunun yanında Azeri, Türkmen, Gagauz Türkçeleri Oğuzcanın diğer ana temsilcileridir. Dolayısı ile Batı Türkçesi ya da eski adıyla Oğuzcanın tarihi kökenlerine, gelişme seyrine, coğrafi dağılım ve yaygınlıklarına, ağız yapıları arasındaki benzerlik ve farklılıklara dair çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır. Bu alanda yapılan çalışmaların tartışılması ve sonuçlarının değerlendirilmesi yararlı olacaktır. Aynı şekilde, Oğuzname türündeki eserlere dair çalışmaların ve varılan sonuçların bir sempozyum çerçevesinde tartışılması önemlidir. Bu kabilden Dede Korkut hikâyeleri, Köroğlu destanı ve benzeri diğer eserlerin yeniden incelenmesi, mitolojik bağların ortaya konması önem arz etmektedir. Oğuzların maddi kültür verilerinden (halı, kilim, damga, mezar taşları vs.) elde edilen bilgiler ile somut olmayan kültür unsurlarının (doğum, ölüm, düğün vs. gelenekleri) da tartışmaya açılmasında fayda görülmektedir. “Oğuzlar: Dilleri, Tarihleri ve Kültürleri” 5. Uluslararası Türkiyat Araştırmaları Sempozyumuna, Oğuzlar konusunda çalışmalar yapan tüm akademisyenlerin katılımı beklenmektedir. Böylece Doğu Avrupa’dan Çin’e kadar uzanan geniş bir sahada varlığını sürdürmekte olan Türk topluluklarının dil, kültür, folklor ve tarih bakımından birliktelikleri bütüncül bir perspektif, disiplinler arası yaklaşım ve karşılaştırmalı bir yöntemle ele alınmış olacaktır.
  • Annaguli Nurmemmet
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    1,01 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Kategorisiz
    Konusu:
    MİLYONLAR HALİNDE HAREKET ET TEK BAŞINA HAYATTA KAL Botsvana'nın sıcaktan kavrulmuş tuzlalarından Antarktika'nın buzullarına... 645 bin kilometre yol... 800 gün çekim... Tam üç yıllık bir çalışma... National Geographic bir ilke daha imza attı.Ve yaban hayvanlarının büyük göçünü belgeledi. Hareket,heyecan ve güzelliklerle dolu Büyük Göç,doğanın oluşturduğu ihtişamlı bir arka fon eşliğinde hayvanların yaptığı destansı yolculukların görkemi ve zorluklarını gözler önüne seriyor. Filmde işlenen temaları kitaba yansıtan yazar K.M.Kostyal, gezegenimizdeki hayvan türlerinin sağ kalabilmesi için bu yolcukların neden yaşamsal önemde olduğunu gösteren iç ve dış güçlerin öyküsünü anlatıyor. Yaşadığımız çağda giderek önem kazanan bir konuya ışık tutan kitap,yaşam alanı kaybı,aşırı sömürme ve iklim değişiminin hayvan göçleri üzerindeki etkisinin yanı sıra,bilim dünyasında sürekli hareket halindeki yabanıl dünyayı daha iyi anlamamıza yardımcı olan yeni keşifleri de gözler önünde seriyor...
  • Aziz Nesin
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    216,08 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Kategorisiz
    Konusu:
    Komiser, -Yaptık, dedi, seni şehir meclisine üye yaptık. Hadi kardeşim, in aşağı da arkadaşlarını bekletme!... -İnmem! Belediye başkanı yapın ineyim!İhtiyar, -Gördünüz mü, dedi, vaktiyle gerekti. Şimdi hiç inmez.Ter içinde kalan itfaiye komutanı, -Yani belediye başkanı yapsak ne olur, dedi, yapalım.Sonra iki elini ağzına boru yapıp yukarı seslendi: -İn kardeşim!.. Seni belediye başkanı yaptık, in de görevine başla’ Deli göbek atarak, inmem, dedi, bir deliyi belediye başkanı yapanların arasında benim ne işim var? İnmem! Peki, ne istiyorsun? -Bakan yaparsanız inerim!
  • Aziz Nesin
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    226,15 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Mizah
    Konusu:
    Kurttan korkusu olmayan Ölmüş Eşek'in Tahtalıköy'den yeryüzündeki arkadışı Eşekarısı'na yazdığı mektuplar, Sevgili Eşekarısı, Mektubumu alınca şaşıracaksın. Biz onu çoktan nalları dikti biliyorduk, yine hangi ahırdan çıktı, diye afallayacaksın. Hiç şaşma, Tahtalıköy'deyim. Sana bu mektubumu Tahtalıköy'den yazıyorum. Bir zamanlar yeryüzünde yaşamış bütün büyükler, ünlüler, ileri gelenler, hepsi burda. Ben de onların arasındayım. Sen şimdi, Vah vah, sağlığında değerini bilememişiz! diyerek ne denli dizini dövsen yeridir. Neden, Kör ölür, badem gözlü olur! denildiğini, o kör olası dünyada değeri anlaşılmamış olanların son umudu Tahtalıköy'e gelince çok iyi anladım...

Sayfalar