En Son Eklenenler

Toplam 58574 sonuçtan 54271 - 54280 arası görüntüleniyor.
  • Ömer Seyfettin
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    113,50 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Çocuk Kitabı
    Konusu:
    bah Çarşı Camii'nin arkasındaki harap zaptiye ahırlarının önünden, bir serçe sürüsü gibi cıvıldayarak geçerdik. Mektep biraz daha ileride, alçak duvarlı, oldukça geniş bir avlunun ortasında idi. Tek kattı, etrafında yükselen büyük kestane ağaçlarının birbirine karışmış koyu gölgeleri, bütün çatısını kaplardı. Biz daha avlunun kapısından girmeden Hoca Efendi'nin bulunup bulunmadığını, şöyle bir bakar, anlardık: "Abdurrahman Çelebi gelmiş mi be?""Gelmiş, gelmiş..." Abdurrahman Çelebi, Hoca Efendi'nin ihtiyar eşeğiydi. Siyah, huysuz, inatçı bir hayvan... Her sabah bizim gibi erkenden mektebe gelir, akşama kadar kalır; evlerimizden nöbetle getirdiğimiz kucak kucak otları, yazsa ağaçların, kışsa sol taraftaki abdestlik sundurması altında yavaş yavaş yerdi. Ona su vermek, onu tımar etmek mektepte bir imtiyazdı. Hoca Efendi'ye kim yaranırsa bu mükafatı kazanırdı. Mektebin kapısına dar, taş bir merdivenle çıkılırdı. İçeri girilince ta karşıya Hoca Efendi'nin rahlesi gelirdi. Rahlenin önünde top yavrusu, müthiş, tuhaf bir tüfek gibi, siyah kayışlı, ağır falaka asılı dururdu. Hepimiz kırk çocuktuk. Kızları birkaç ay evvel bizden ayırarak başka yere kaldırmışlardı. Sınıf taksimi filan yoktu. Elifbe'yi, Amme'yi her şeyi bir ağızdan okuyor, rakamları bir ağızdan sayıyor, bir ağızdan ilâhi söylüyorduk. Bütün derslerimiz yeknesak umumi bir bestenin, mânâlarını asla anlamadığımız güfteleriydi. Hoca Efendi, ak sakallı, uzun boylu, bağırtkan bir ihtiyardı. Yaz, kış, daima cübbesiz, abdest almaya hazırlanmış gibi kolları paçaları çıplak, sıvalı, yerinde otururdu. Öğleden sonra Çarşı Camii'ni süpürmeye gidip hiç gelmeyen kalfa daha gençti. Müezzinlik de yapıyordu. Bize şeker, leblebi, keçiboynuzu, hünnap, iğde vesaire satardı.
  • Ömer Seyfettin
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    594,00 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Kategorisiz
  • Ömer Seyfettin
    metin - Türkçe
    20 Ayrım
    258 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman/Öykü
    Konusu:
    Ömer Seyfettin, yaşadığı dönemin geleneksel dil ve edebiyat anlayışına bağlı kalmayan yenilikçi kişiliği ile düz yazımızın gelişme aşamasında büyük dönüşümler yarattı. "Tabii lisan, konuşulan lisandır." ilkesi üzerinde inatla durarak yalın bir anlatım kurdu. Öykünün akışında sağladığı hızlılık, olay kişi çevre bağlantılarındaki doğallık ve en önemlisi ustalıkla yarattığı yergi havasıyla bugün de canlılığını koruyan eserler verdi. Döneminin eski dil beğenisine saplanıp kalan yazarlarını okunmaz duruma düşüren "zaman" onu haklı çıkardı.
  • Ömer Seyfettin
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    227,00 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Hikaye
  • Tos
    Ömer Seyfettin
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    171,50 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Kategorisiz
  • Rıfat Ilgaz
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    532,00 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman/Öykü
    Konusu:
    «İdris efendiiiii!..» Yazıhanesinin kapısında durmuş, ambarın içinde vızır vızır kaynaşan kalabalığa doğru sesleniyordu: «İdris!.. İdris efendiiii!..» Oysa şu Ekrem denilen sivri akıllı yeğen, adam çağırmak için neler, ne donanımlar yaptırmamıştı. Geç başına, o düğmeli ses kutusunun, iç yazıhanedeki daktilo kızı mı çağıracaksın, tık! Dokun düğmesine, «Sevim hanım!... Bir dakika!» İkinci ambardaki İdris efendiye mi sesleneceksin: «Heeey!.. İdris efendi!..» Hayırsız yeğen Ekrem mi lâzım? Aç muhasebeyi, tık! «Ekreeem!..» Sen Bey'ini unut da «Ekrem bey» siz bir çağır bakalım! Kılını bile oynatmaz züppe!. (Kitaptan)
  • Rıfat Ilgaz
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    1,57 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Kategorisiz
    Konusu:
    Kel Mahmut, İnek Şaban, Güdük Necmi, Hafize Ana, Tulum Hayri, Kalem Şakir, Domdom Ali, Hayta İsmail, Badi Ekrem ve diğerleri… İşte Hababam Sınıfı’nın unutulmaz kadrosu. Kendisi de uzun yıllar yatılı okullarda okumuş ve öğretmenlik yapmış olan Rıfat Ilgaz’ın, anılarından yola çıkarak yazdığı Hababam Sınıfı ve bu sınıfın karakterleri, yıllardır yediden yetmişe herkesi kimi zaman güldürdü kimi zaman ağlattı. Ilgaz, eğitim sistemindeki bozukluğu, yöneticilerin ve eğitimcilerin halini öğrencilerin bakış açısıyla anlattı bizlere. Öğretmenleri tarafından tembel, yaramaz, kopyacı diye suçlanan bu sınıfın parasız yatılı öğrencileri, otoriter eğitim sistemine uyum sağlayamayıp kendilerini farklı yollarla ifade ettiler. Onların istedikleri, sevgi ve anlayıştan başka bir şey değildi. Bir türlü değişmek bilmeyen bu sistemle mücadelenin sembolü olan Hababam Sınıfı’nda hepimizin ortak anıları var. Bu sınıf, hepimizin sınıfı…
  • Rıfat Ilgaz
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    570,50 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Kategorisiz
    Konusu:
    Rıfat Ilgaz, yeni toplumsal koşulların baskısı altında Hababam Sınıfı’nın haytalarıyla dostluğunu sürdürüyor. llgaz’ın 1957’de zile basarak derse çağırdığı Hababam Sınıfı’nın yaramaz çocuklarının maceraları aradan geçen bunca yıla rağmen milyonları etkilemeye devam ediyor. İlk kez 1987 yılında yayımlanan Hababam Sınıfı İcraatın İçinde, Türkiye’nin olduğu kadar dünyanın da nereye gideceğini daha o günden işaret eden bir kitap. Hababam Sınıfı’nın haylazları baskıcı eğitim sistemine isyan etmeye ve onu yaratanlarla ince ince dalga geçmeye bu kitapta da devam ediyor. Rıfat Ilgaz’ın usta kalemiyle herkesin kalbinde özel bir yer edinen Hababam Sınıfı’nın yepyeni maceralarını merak ediyorsanız buyurun sınıfa... Biraz acele edin zil çalıyor!
  • Rıfat Ilgaz
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    934,50 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Kategorisiz
    Konusu:
    Yıl 1944… İkinci Dünya Savaşı sınırlarımıza kadar dayanmıştır. Hitler faşizminin tüm Avrupa’yı ateşe attığı günler… Türkiye bu savaşa dâhil olmamak için dirense de etkileri tüm ülkede hissedilecektir. Ekmek, şeker, yakacak gibi temel ihtiyaç maddeleri karneye bağlanmış, dışarıdan gelebilecek ani baskınları önlemek amacıyla geceleri her yerde karartma uygulaması başlamıştır. Ülkenin aydınlarına da baskı uygulanan bir dönemdir bu aynı zamanda. Rıfat Ilgaz, Karartma Geceleri’nde işte bu kapkaranlık günleri anlatır. Bir aydın, şair ve edebiyat öğretmeni olan Mustafa Ural, yazdığı ve toplatılan şiir kitabı nedeniyle aranmaktadır. Sağlık problemleri vardır, bu nedenle de hemen teslim olmak istemez. İstanbul’un soğuk ve karartılmış sokaklarına, eş dost evlerine sığınır. Tutuklandığı zaman savaş bitmiştir, ama savaş yıllarının Türkiye’de bıraktığı izler uzun süre silinemeyecektir. Rıfat Ilgaz, Mustafa Ural’ın kaçış öyküsünü anlatırken, savaşın etkisindeki ülkemizin 1940’lı yıllarına da ışık tutuyor. Yurdumuzda ve uluslararası yarışmalarda birçok birincilik ödülü alan Karartma Geceleri’nin filmi de romanı kadar büyük bir ilgi görmüştür.
  • Rıfat Ilgaz
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    454,00 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Kategorisiz
    Konusu:
    Merhaba, benim adım Yılmaz. Ailemle birlikte Cide'de yaşıyorum. Geçen yaz tatilinde kasabamızdaki Yalı Gazinosu'nda çalışırken, tatil için İstanbul'dan Cide'ye gelen Sarmaşık ailesiyle tanışmıştım. Doğrusu küçük oğulları Tural'la birbirimizden pek hoşlanmadık. Çalıştığım için, çok sevdiğim denizden uzak kalmıştım. Yüzmeye bir türlü fırsat bulamıyordum. Yine de Cide'de her yıl Deniz Bayramı dolayısıyla düzenlenen yüzme yarışmasına katılmak ve birinci olup büyük ödülü almak istiyordum. Heyecanla beklediğim büyük gün gelmişti. Yarışa çok iyi başladım, ancak bizi seyreden Tural ve babasının başına kötü bir kaza geldi. Az kalsın boğuluyorlardı. Hemen yarıştan ayrılıp onları kurtarmaya gittim ve başardım. O gün Tural'ın annesi benim çok iyi bir cankurtaran olabileceğimi söyledi. Belki büyük ödülü değil, ama ondan çok daha değerli bir şeyi, dostum Tural'ı kazanmıştım... Dünyaya hep gülümseyerek bakmamızı isteyen Rıfat Ilgaz, hikâyemi sizlerle paylaşmamı sağladı. Siz onu okurken, belki hep birlikte dalgalara kulaç atabiliriz.

Sayfalar