Yazara Gore Listeleme

  • Rıfat Ilgaz
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    527,50 KB
    Eser Türü: Kitap
    kitap eski olduğundan konusu internette bulunamamıştır.
  • Rıfat Ilgaz
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    532,00 KB
    Eser Türü: Kitap
    «İdris efendiiiii!..» Yazıhanesinin kapısında durmuş, ambarın içinde vızır vızır kaynaşan kalabalığa doğru sesleniyordu: «İdris!.. İdris efendiiii!..» Oysa şu Ekrem denilen sivri akıllı yeğen, adam çağırmak için neler, ne donanımlar yaptırmamıştı. Geç başına, o düğmeli ses kutusunun, iç yazıhanedeki daktilo kızı mı çağıracaksın, tık! Dokun düğmesine, «Sevim hanım!... Bir dakika!» İkinci ambardaki İdris efendiye mi sesleneceksin: «Heeey!.. İdris efendi!..» Hayırsız yeğen Ekrem mi lâzım? Aç muhasebeyi, tık! «Ekreeem!..» Sen Bey'ini unut da «Ekrem bey» siz bir çağır bakalım! Kılını bile oynatmaz züppe!. (Kitaptan)
  • Rıfat Ilgaz
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    247,50 KB
    Eser Türü: Kitap
    "Ya polis gene görürse bizi?" Bacaksız Bahri'nin, çeşme başında kovalarını doldurmaya çalışan Gülten'e yardım etmek için yine parlak bir fikri var: Çeşmeye taktığı hortumu Gülten'in evine kadar uzatmak. Ancak işler planladığı gibi gitmez. Başına gelenlerden kurtulmaya çalışırken Paytak Yılmaz'la karşılaşır ve bu iki kafadar kendilerini büyüklerin dünyasında bir maceranın içinde bulur. Rıfat Ilgaz'ın Bacaksız'ın başından geçenleri anlattığı Bacaksız Kamyon Sürücüsü, Bacaksız Okulda, Bacaksız Paralı Atlet ve Bacaksız Tatil Köyünde adlı diğer kitapları da büyük keyifle okuyacaksınız. (Tanıtım Bülteninden)
  • Rıfat Ilgaz
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    567,00 KB
    Eser Türü: Kitap
    kitap eski olduğundan internette bulunamadı.
  • Ömer Seyfettin
    metin - Türkçe
    4 Ayrım
    601,96 KB
    Eser Türü: Kitap
    Çocukluk ve ilk gençlik çağlarının duyarlılıkları doğrultusunda yazdığı hikayelerini sekiz kitap halinde okurlarımıza sunuyoruz: İlk Namaz... Üç Öğüt... Müjde.. Keramet.. Diyet.. Pembe İncili Kaftan.. Topuz.. İlk Düşen Ak..
  • Tos
    Ömer Seyfettin
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    171,50 KB
    Eser Türü: Kitap
  • Ömer Seyfettin
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    227,00 KB
    Eser Türü: Kitap
  • Ömer Seyfettin
    metin - Türkçe
    20 Ayrım
    258 MB
    Eser Türü: Kitap
    Ömer Seyfettin, yaşadığı dönemin geleneksel dil ve edebiyat anlayışına bağlı kalmayan yenilikçi kişiliği ile düz yazımızın gelişme aşamasında büyük dönüşümler yarattı. "Tabii lisan, konuşulan lisandır." ilkesi üzerinde inatla durarak yalın bir anlatım kurdu. Öykünün akışında sağladığı hızlılık, olay kişi çevre bağlantılarındaki doğallık ve en önemlisi ustalıkla yarattığı yergi havasıyla bugün de canlılığını koruyan eserler verdi. Döneminin eski dil beğenisine saplanıp kalan yazarlarını okunmaz duruma düşüren "zaman" onu haklı çıkardı.
  • Ömer Seyfettin
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    594,00 KB
    Eser Türü: Kitap
  • Ömer Seyfettin
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    113,50 KB
    Eser Türü: Kitap
    bah Çarşı Camii'nin arkasındaki harap zaptiye ahırlarının önünden, bir serçe sürüsü gibi cıvıldayarak geçerdik. Mektep biraz daha ileride, alçak duvarlı, oldukça geniş bir avlunun ortasında idi. Tek kattı, etrafında yükselen büyük kestane ağaçlarının birbirine karışmış koyu gölgeleri, bütün çatısını kaplardı. Biz daha avlunun kapısından girmeden Hoca Efendi'nin bulunup bulunmadığını, şöyle bir bakar, anlardık: "Abdurrahman Çelebi gelmiş mi be?""Gelmiş, gelmiş..." Abdurrahman Çelebi, Hoca Efendi'nin ihtiyar eşeğiydi. Siyah, huysuz, inatçı bir hayvan... Her sabah bizim gibi erkenden mektebe gelir, akşama kadar kalır; evlerimizden nöbetle getirdiğimiz kucak kucak otları, yazsa ağaçların, kışsa sol taraftaki abdestlik sundurması altında yavaş yavaş yerdi. Ona su vermek, onu tımar etmek mektepte bir imtiyazdı. Hoca Efendi'ye kim yaranırsa bu mükafatı kazanırdı. Mektebin kapısına dar, taş bir merdivenle çıkılırdı. İçeri girilince ta karşıya Hoca Efendi'nin rahlesi gelirdi. Rahlenin önünde top yavrusu, müthiş, tuhaf bir tüfek gibi, siyah kayışlı, ağır falaka asılı dururdu. Hepimiz kırk çocuktuk. Kızları birkaç ay evvel bizden ayırarak başka yere kaldırmışlardı. Sınıf taksimi filan yoktu. Elifbe'yi, Amme'yi her şeyi bir ağızdan okuyor, rakamları bir ağızdan sayıyor, bir ağızdan ilâhi söylüyorduk. Bütün derslerimiz yeknesak umumi bir bestenin, mânâlarını asla anlamadığımız güfteleriydi. Hoca Efendi, ak sakallı, uzun boylu, bağırtkan bir ihtiyardı. Yaz, kış, daima cübbesiz, abdest almaya hazırlanmış gibi kolları paçaları çıplak, sıvalı, yerinde otururdu. Öğleden sonra Çarşı Camii'ni süpürmeye gidip hiç gelmeyen kalfa daha gençti. Müezzinlik de yapıyordu. Bize şeker, leblebi, keçiboynuzu, hünnap, iğde vesaire satardı.

Sayfalar