Eserlere Göre Listeleme

Toplam 2347 sonuçtan 561 - 570 arası görüntüleniyor.
  • İbrahim Kafesoğlu
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    2,67 MB
    Eser Türü: Kitap
  • - Türkçe
    3 Ayrım
    24,89 MB
    Eser Türü: Kitap
  • Ayşe Benek Kaya
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    1,51 MB
    Eser Türü: Kitap
    Sivas Kitaplığı Dizisi'nin ikinci kitabı da raflardaki yerini alıyor: Sivas Türküleri'nden sonra Sivas Masalları... Türküler şehri Sivas, aynı zamanda masallar şehridir de... Dizideki kitapların sayısı arttıkça bu toprakların her türlü güzelliğe kucak açtığını görecek, gördükçe de hep birlikte göneneceğiz. Her taşı, her ağacı, her bostanı, her evi ve her şeyi masal denilen o engin denizin suyu ile ıslanmış bir yer; sonsuz sesler ormanında söylenen padişah kızlarının, şehzadelerin, yoksul köy çocuklarının ete kemiğe bürünmüş hikayeleri, duaları, göz yaşları; anlatan ağlatan, kızan, iç çektiren sonlar, her sonun ardını süsleyen nazlanması bol yeni başlangıçlar...
  • Filiz Şakar
    insan sesi mp3 - Türkçe
    25 Ayrım
    831,95 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: HAZAL AŞKIN
    Bir veda mıydı yaşananlar, yoksa yeni bir başlangıç mı? Geçmişe mi dönüyoruz, yoksa geleceğe mi bu yolculuk? Bir kâğıt parçası neleri değiştirebilir? İçeriden kahkahaların yükseldiği bir evin kapısı, ömre bedel kaç dakikada açılır? Tüm soruların cevabı altın gününü bölen kapı zilinde saklı… Gelen mi? Has Kız Hazal… İçindeki intikam ateşini söndürmeye ve bir pipo dumanıyla son verilen nefeslerin savaşına ortak olmaya geliyor. Sahte gülücüklerin ardında acı çeken binlerce deneği hapsoldukları adadan kurtarmaya ve sisteme karşı savaşını kazanmaya geliyor Has Kız… Sırtında dededen yadigar Yatağan kılıcı, bir tarafı keskin, bir tarafı kör... Öldürecek mi? Dövecek mi? Ev Kızı Evren ile sonlanmayan macera şimdi yeniden başlıyor! "Ben girişsem, o sonuçtu. Ben karmaşaysam, o çözümdü. Ben zorsam, o kolaydı. Ben cehaletsem, o bilgelikti. O, benim hiç yapamadıklarım, hiç olamadıklarımdı. Benim eksik yanımdı.’ diye tanıtmıştı bize Evren onu. Kimden bahsettiğimi biliyorsunuz. Hazal'dan! Has Kız Hazal'dan bahsediyorum! Bir yan karakterden çok, her daim sahip olmak istediğimiz, alıp bağrımıza basıp, sarıp sarmalak istediğimiz bir dost olarak girdi hayatımıza. Ve boğazımızda kocaman bir yumru bırakıp gitti. Peki gitti mi gerçekten? Hadi ama? Ondan bu kadar kolay vazgeçebileceğimizi düşünmediniz değil mi? Ev Kızı Evren ile başlayan Altın Günü Serisi, Has Kız Hazal ile kaldığı yerden devam ediyor. Eğer hazırsanız başlıyoruz. Yine çok ama çok eğleneceğiz.”
  • Halil İnalcık
    insan sesi mp3 - Türkçe
    56 Ayrım
    891,74 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Sevgi Gezergen
    “Tarihçilerin Kutbu” Halil İnalcık’ın o dönemlere ait özgün ve güvenilir kaynaklardan derlediği çalışması, sosyal tarihimizin az bilinen bir yönünü gündeme taşıyor. Abbasi ve Emevi geleneğinde de “saltanatın gereği” sayılan sazlı sözlü, içkili sakîli işret geleneğinin tarihini ve bu âdetin Osmanlı sarayındaki uygulamalarını anlatıyor. Bu âdete karşı gösterilen tepkileri de aktarıyor. Hâs-Bağçe’de ‘Ayş u Tarab: Nedimler, Şâirler, Mutribler Osmanlı sarayında padişahların has-bağçede geçirdiği hoş vakitleri ve bu âdetin İslam öncesi İran imparatorluğundan Emevî, Abbasî ve Timurî saraylarına uzanan köklü geleneğini, o dönemlerde yazılmış değerli kaynaklardan derleyerek sunan bir çalışma. Padişah işret meclisi adıyla anılan bu eğlencelere yakın adamları olan nedimlerle birlikte katılır; şiir, musikî, ve raks sanatlarının en seçkin örnekleri eşliğinde eğlenirdi. Bu meclisler, hükümdarın ve imparatorluktaki seçkin sınıfların zevklerini ve yaşam tarzlarını hem yansıtır, hem yeniden biçimlendirirdi. Çiçek bahçeleri, havuzlar, fıskiyeler, su kanalları, nahiller, buhurdanlar arasında, genç sâkîlerin içki sunduğu bir mecliste şiir okuyan, saz çalan, şarkı söyleyen usta sanatkârlar eşliğinde sürülen zevk u safa, tüm Ortadoğu saraylarında vazgeçilmez bir gelenekti. Emevî ve Abbasî dönemlerinden beri bu meclisler levâzim-i saltanat yani hükümdarlığın vazgeçilmez bir âdeti olarak kabul edilirdi. Avrupa saraylarında da bu geleneğin karşılığı olan regalia, yani olağanüstü ziyafetler ve eğlenceler, hükümdarlığın gerekleri arasında sayılmıştır. Doğu’da olsun, Batı’da olsun saray kültürü halk kültüründen her zaman farklı olmuş ve bu farklılık işret meclisi geleneğine ve gösterilen tepkilere de yansımıştır. Bir yandan lalalar üzerinden şehzadelere, diğer yandan sâkînâmeler ve kabusnâmeler yoluyla üst sınıf mensuplarına en ince ayrıntısıyla aktarılan bu geleneğin muhalifleri de fütüvvetnâmeler ile kendini ifade ederdi. Halk için yazılmış ahlâk kitapları olan fütüvvetnâmelerde dinin emirlerine karşı hareketler daima kötülenmiş, şarap başlıca günah sayılmıştır. Ne var ki, sâkînâmeler ve kabusnâmeler dini kurallara aykırı sayılan unsurları İslamiyet ile bağdaştırmayı bir ödev saymıştır: bu eserlerde işret meclislerinin daima Tanrı ve Peygamber’e duâ ile başladığı ve tövbe ile son bulduğu hep vurgulanır. Zira insan zayıftır, günah işler, sonunda Gaffâru’l-zünûb -günahları affedici olan- rabbine sığınır. Osmanlı sosyal-kültürel tarihine bir katkı olarak hazırlanan bu eser, sarayın ve ona bağlı zarîfler denilen yüksek sınıfın kendine has geleneksel kültürü ile yaşamının az bilinen bir yanına ışık tutmaya çalışıyor.
  • Halil İnalcık
    metin
    2 Ayrım
    8,24 MB
    Eser Türü: Kitap
    Has-Bağçede ‘Ayş u Tarab: Nedimler, Şairler, Mutribler Osmanlı sarayında padişahların has bağçede geçirdiği hoş vakitleri ve bu adetin İslam öncesi İran imparatorluğundan Emevi, Abbasi ve Timuri saraylarına uzanan köklü geleneğini, o dönemlerde yazılmış değerli kaynaklardan derleyerek sunan bir çalışma. Padişah işret meclisi adıyla anılan bu eğlencelere yakın adamları olan nedimlerle birlikte katılır; şiir, musiki, ve raks sanatlarının en seçkin örnekleri eşliğinde eğlenirdi. Bu meclisler, hükümdarın ve imparatorluktaki seçkin sınıfların zevklerini ve yaşam tarzlarını hem yansıtır, hem yeniden biçimlendirirdi. Çiçek bahçeleri, havuzlar, fıskiyeler, su kanalları, nahiller, buhurdanlar arasında, genç sakîlerin içki sunduğu bir mecliste şiir okuyan, saz çalan, şarkı söyleyen usta sanatkarlar eşliğinde sürülen zevk u safa, tüm Ortadoğu saraylarında vazgeçilmez bir gelenekti. Emevi ve Abbasi dönemlerinden beri bu meclisler levazim-i saltanat yani hükümdarlığın vazgeçilmez bir adeti olarak kabul edilirdi. Avrupa saraylarında da bu geleneğin karşılığı olan regalia, yani olağanüstü ziyafetler ve eğlenceler, hükümdarlığın gerekleri arasında sayılmıştır. Doğu’da olsun, Batı’da olsun saray kültürü halk kültüründen her zaman farklı olmuş ve bu farklılık işret meclisi geleneğine ve gösterilen tepkilere de yansımıştır. Bir yandan lalalar üzerinden şehzadelere, diğer yandan sâkînâmeler ve kabusnameler yoluyla üst sınıf mensuplarına en ince ayrıntısıyla aktarılan bu geleneğin muhalifleri de fütüvvetnâmeler ile kendini ifade ederdi. Halk için yazılmış ahlâk kitapları olan fütüvvetnâmelerde dinin emirlerine karşı hareketler daima kötülenmiş, şarap başlıca günah sayılmıştır. Ne var ki, sakinameler ve kabusnâmeler dini kurallara aykırı sayılan unsurları İslamiyet ile bağdaştırmayı bir ödev saymıştır: bu eserlerde işret meclislerinin daima Tanrı ve Peygamber’e duâ ile başladığı ve tövbe ile son bulduğu hep vurgulanır. Zira insan zayıftır, günah işler, sonunda Gaffaru’l zünub günahları affedici olan rabbine sığınır. Osmanlı sosyal-kültürel tarihine bir katkı olarak hazırlanan bu eser, sarayın ve ona bağlı zarîfler denilen yüksek sınıfın kendine has geleneksel kültürü ile yaşamının az bilinen bir yanına ışık tutmaya çalışıyor.
  • Vural Savaş
    insan sesi mp3 - Türkçe
    28 Ayrım
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Mehmet Zafer Ulusan
    Bu kitabı okuyup bitiren herkes, "Ergenekon soruşturmalarındaki hukuksuzluklar ve bu soruşturmaların perde arkası; Federasyon tartışmaları ve 'Kürt açılımı'; gerçek Türk aydınlarının bilmesi gereken hemen her şey, bu kitapta tam bir açıklığa kavuşmuş!" diyecektir. Bugünlerde en büyük ihtiyacımız bu çeşit kitapların yazılması ve okuyanların çoğalması...
  • Mustafa İslamoğlu
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    758,16 KB
    Eser Türü: Kitap
    Din Sosyolojisi'nin babası Max Weber, sadece inancın ina- nanları değil, inananların da inancı şekillendirdiğini söyler. O, kendi adına konuşsun. Bu, Hıristiyanlık için yüzde yüz doğ- rudur. Zira Hıristiyanlık, başta Pavlus olmak üzere, münte- sipleri tarafından icad edilmiş bir inançtır. Müslümanların ge- leneksel din tasavvurları için ise, kısmen doğrudur. Zira bazı Müslümanlar, Hıristiyanlaştıkları oranda dinlerini şekillendir- meye soyunmuşlardır. Fakat İslam için, yüzde yüz yanlıştır. Zira İslam, Allah'ın dinidir. Allah onu Kur'an'la, sadece karşıt- larının değil, müntesiplerinin şerrinden de korumuştur. Kalıcı bir mucize olan Kur'an indiği günkü berraklığı içe- risinde elde bulunduktan sonra, Müslümanların hayatlarında ve bilinçlerinde meydana gelen ve gelecek olan kayma, sapma ve hatta tahriflerden dolayı ümitsizliğe kapılmaya lüzum yok- tur. Zira böylesi bir durum, telafisi kabil ziyanlar içerisinde sa- yılır. Günümüzden 13.5 asır önce kaleme alınmış olan Kader Risalesi'ni neşr ve şerhetmemizin en büyük sebebi de budur.
  • insan sesi mp3 - Türkçe
    1 Ayrım
    38,17 MB
    Eser Türü: Radyo
    Radyo Programıdır
  • Enes Türkoğlu
    insan sesi mp3 - Türkçe
    36 Ayrım
    1261,35 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Merve Taş
    Bu kitap Serik Kültür Sanat ve Eğitim Derneği tarafından hazırlanan “Tarihe Ses Ver, Bir Kitap da Sen Oku” projesi kapsamında seslendirilmiştir. Tarihte terör, korku, dehşet ve suikasttan bahsedildiğinde akla gelen ilk isim Hasan Sabbah ve cennet fedaileridir... Mekânsa elbette ki şimdilik yeryüzünde var olmayan Alamut Kalesi… Hasan Sabbah’ın liderliğinde tam 33 sene devam eden, ancak aradan geçen yüzyıllara rağmen dünyada milyonlarca insanın zihninde aynı korku atmosferini yayacağı endişesi yaşatan Haşhaşiler’in sırrı neydi? Hz. Muhammed’in torunu İmam Cafer’us-Sadık’ın oğlu İsmail’i imam kabul eden İsmalîyye Mezhebi’ni yaymak için Alamut Kalesi’ni üs seçen Hasan Sabbah ve fedailerinin kazanmak için kullandıkları tek metod vardı: Terör… Selçuklu İmparatorluğu’nun meşhur veziri Nizamülmülk başta dönemin önde gelen pek çok devlet yöneticisi ve komutanını kanlı hançerleriyle öldüren Haşhaşiler’in motivesinde kullanılan yöntemler halen tartışılıyor… Hasan Sabbah’ın ‘müritlerini’ terör ve suikast işlemeye ikna için kullandığı yöntem günümüzde terör örgütlerinin vazgeçemediği taktiklerinin başında geliyor; şehvetli bir kadın ve uyuşturucu… Şeyhlerini memnun etmek için her türlü çılgınlığı bir an bile düşünmeden yapabilen, binlerce kişilik, yüzyıllardır faal bir ordu… Ölümden korkmadan hatta ona koşa koşa gidebilenlerin dehşet verici hikâyesi... Hasan Sabbah’ın kurduğu ‘sahte cennet bahçeleri’ bu bahçeye girebilenlerin her türden ihtiyacına cevap vermeye hazır yüzlerce güzeller güzeli kadın… Hasan Sabbah’ın ‘öldür’ emrini bekleyen binlerce mürit bu sahte yeryüzü cennetini bir kere tatmış ve kendilerini hayatlarının geri kalanını burada geçirmeye adamıştı. Moğollar tarafından 1256’da lanetli olduğu düşüncesiyle yıkılan Alamut Kalesi’ni yakın zamanda yeniden inşa edeceğini açıklayan İran’ın, Hasan Sabbah ve Haşhaşilerle nasıl bir bağlantısı vardı?

Sayfalar