Yer yer çatlamış eski kemanından görünürde ekmeğini çıkartmaya çalışan çalgıcı Jakob öteki sokak çalgıcılarından farlıdır. Önünde notalar vardır ama o zaman ölçüsünden melodiden yoksun sadece kendisi için varolan bir dünyada sadece kendisinin anladığı hissettiği bir şeyler çalıp durur; dolayısıyla da önündeki ters çevrilmiş eprimiş şapkasının içi genellikle boş kalır. Avusturya edebiyatının önemli simalarından Franz Grillparzer Yoksul Çalgıcı’da 19. yüzyılın vazgeçilmez edebiyat tipi “toplum dışı insanı” karşımıza çıkartır. Kendinden geçmişçesine kemanını “gıygıylayan” bu yaşlı adam aykırı bir sanatçı bir karşı tiptir; onun kişiliğinde sanat ile hayatın sanat ile toplumun ilişkisini sorgulayan küçük bir anlatı buluruz. Sanat Jakob için estetik-ahlaki bir ideal düzeyine çıkmış hayat demektir.
"Sanırım Yerdeniz Büyücüsü’nün en çocuksu yanı, konusu: Büyümek. Büyümek, benim yıllarımı alan bir süreç oldu; bu süreci otuzbir yaşımda tamamladım-ne kadar tamamlanabilirse; o yüzden de çok önemsiyorum. Çoğu genç de önemser. Ne de olsa esas işleri budur: Büyümek."
Amerikan televizyonunun otuz üç yaşındaki ünlü muhabiri Bill Fitzgerald, görevli olarak uzun bir süre Bosna'da kaldıktan sonra, savaştan bıkmış, yorgun düşmüştür. 1995 Kasım'ının son günlerinde, eski arkadaşı Time dergisinin savaş muhabiri Francis Xavier Peterson ile buluşmak üzere Venedik'e gider. Bradford, sabırsızlıkla beklenen bu romanında akıllardan silinmeyecek bir aşkın öyküsünü anlatıyor.