Yazara Gore Listeleme

  • insan sesi mp3 - Türkçe
    Eser Türü: İlaç Prospektüsleri
    Seslendiren: Eczacı Elif Şahin

    İlaç prospektüsüdür.

  • insan sesi mp3 - Türkçe
    Eser Türü: İlaç Prospektüsleri
    Seslendiren: Eczacı Füsun Tunalıoğlu

    İlaç prospektüsüdür.

     

  • Banu Avar
    insan sesi mp3 - Türkçe
    14 Ayrım
    126,72 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Feyza Daldal
    Elitler ne ister? Uyuyan halklar! Neden? Halkın ürettiklerine ve halka ait doğal zenginliklere rahatça el koymak için.Halkın güdülmesinde en etkili araç nedir? Medya.. Yöneticiler, TV programcıları, gazeteciler, sanatçılar, yazarçizerler halkı şekillendirirler. O zaman onlar denetimde tutulmalıdır. Alaycı Kuş duyduğu her sesi taklit yeteneğine sahip bir kuştur. Amerikan istihbaratı bu nedenle olmalı ki Soğuk Savaş döneminde, "Alaycı Kuş" adını verdiği operasyon ( Mockingbird Operation) ile gazetecileri kullanmıştı. Ve bu operasyon devam ediyor...Elitler bu Alaycı Kuş'larla halkı ikna etmeye çalısırlar. İkna edemediklerini de oluşturdukları "sahte muhalefet"e havale ederler. Özetle bunlar, halkı bekleyen çok katmanlı operasyonlardır.
  • insan sesi mp3 - Türkçe
    8 Ayrım
    711,91 MB
    Eser Türü: Dersler
    Seslendiren: Anadolu Üniversitesi Çalışanları
    Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi (AÖF) Genel Uygarlık Tarihi Dersidir. Yazarlar: Doç. Dr. Hakan SİVAS (Ünite 1, 2), Doç. Dr. Rifat Eser KORTANOĞLU (Ünite 3), Dr. Öğretim Üyesi Nilgün ELAM (Ünite 4), Doç. Dr. Hayrettin PINAR (Ünite 5), Dr. Öğretim Üyesi Sema ALTUNAN (Ünite 6), Doç. Dr. Sedat BİNGÖL (Ünite 7), Prof. Dr. Zafer KOYLU (Ünite 8),
  • Paul Tremblay
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    16,08 MB
    Eser Türü: Kitap
    Locus En İyi Korku Romanı Ödülü Adayı British Fantasy En İyi Korku Romanı Ödülü Adayı Goodreads Yılın Korku Romanı Ödülü Adayı “İnanılmaz sürükleyici. Richard Matheson’un efsane dönemini aratmıyor.” –Stephen King “Tremblay, Kurtuluş Şarkısı’nda sınırlı bir zaman ve mekâna odaklanıyor; birkaç saat içinde, şehrin bir ucundan diğerine geçmeye çalışan iki kadının öyküsünü anlatıyor. Hem yürek burkan hem de dehşet veren bir anlatı, hızlı tren gibi soluksuz ilerliyor.” –Nathan Ballingrud “Kurtuluş Şarkısı nefes kesici bir serüven: Güçlü, sarsıcı ve fazlasıyla tanıdık bir kâbus.” –Ramsey Campbell Massachusetts, haftalar içinde sessiz bir kabusa sürüklendi. Tükürükle bulaşan, kuduz benzeri bir virüs akıl almaz bir hızla yayılıyor; bulaşanlar dakikalar içinde deliliğe kapılıp herkesi ısırmaya başlıyordu. Hastaneler dolup taşmış, sokaklar karantinaya alınmış, devlet protokolleri çökmüştü. Dr. Ramola Sherman, bir sabah sekiz aylık hamile arkadaşı Natalie’den panik dolu bir telefon aldı: Natalie enfekte bir adamın saldırısına uğramıştı. Tek kurtuluşu, kısa sürede bir hastaneye ulaşıp aşı olmaktı. Ramola ve Natalie, çöken bir toplumun kalbinde ölümcül bir kaosun içinden geçmek zorundaydı. Her adımda zamanla yarışacak, deliliğin sınırlarını yeniden keşfedeceklerdi. Virüs sadece bedenleri değil zihinleri de ele geçirirken, iki kadının yaşam savaşı bir ağıta dönüşecekti.
  • Lucy Clarke
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    21,57 MB
    Eser Türü: Kitap
    Hepimiz tatil yapmak için ölüyorduk. Ama hangimiz bunun için öldürürdük? Altı kadın güneşte kavrulmuş kumsalların, kan portakalı renginde gün batımlarının hayaliyle bu güzel Yunan adasına geldiğimizde, arkadaşlarımızla geçireceğimiz bir hafta sonunun sonsuz özgürlüğünde kendimizi kaybetmeye hazırdık. İlk gece Yıldızların altında yüzdük. İkinci gece Uçurumun tepesindeki terasımızda oyunlar başladı. Üçüncü gece Rüya bozuldu, rüzgâr sırları ve yalanları etrafa savurdu. Son gece Aşağıdaki kayalıkların üzerinde bir ceset yatıyordu…
  • Suraiya Faroqhi
    metin - Türkçe
    4 Ayrım
    16,09 MB
    Eser Türü: Kitap
    Ekmek Aslanın Ağzında, Osmanlı tarih çalışmalarında uzun süre ihmal edilmiş bir alana, Osmanlı coğrafyasında el emeğiyle üretim yapmış ve hayat mücadelesi vermiş “zanaatkâr”ların hayatlarına odaklanan araştırmalardan oluşuyor. İktisat tarihinin coğrafi bilgi sistemi gibi yeni araştırma yöntemleriyle, sosyal tarih ve arkeolojiyle yaratıcı şekillerde birleştirildiği bu makalelerden, İstanbul’dan Şam’a, Kahire’den Kütahya’ya kadar Osmanlı şehirlerinin sokak ve çarşılarında yüzyıllarca faaliyet göstermiş terzihane ve hamamlarda, marangozhane ve kahvehanelerde, fırın ve değirmenlerde, ayakkabıcı, berber, bıçakçı, demirci, mumcu, sahaf, kasap, kürkçü ve attâr dükkânlarında gündelik hayatın neye benzediğini, esnafı birbirine ve devlete karşı koruyan idari-ahlaki-manevi örgütlenmenin, yani “lonca” sisteminin nasıl işlediğini, nasıl bir dönüşüm geçirdiğini ve sonunda nasıl çözülüp yok olduğunu öğreniyoruz.
  • Steven Mithen
    metin - Türkçe
    4 Ayrım
    8,59 MB
    Eser Türü: Kitap
    Gezegenimiz küresel bir su kriziyle karşı karşıya. Biliminsanları, tatlı su kaynaklarındaki tükenişin 2050’de dünya nüfusunun yüzde 75’ini etkiler hale geleceğini öngörüyor. Sınır tanımayan bir kentleşme, doğanın tahrip edilmesi ve iklim değişikliği bu krizin başlıca körükleyicileri. Steven Mithen, yaşadığımız su krizini Susuzluk’ta tarihsel bir perspektif sunarak ele alıyor. Neolitik Devrim’den bu yana su, bir meta ve ekonomik güç kaynağı olarak görülmüştür. Tarih birbirinden iddialı su yönetim projeleri ve hidrolik mühendisliği örnekleriyle doludur. Mithen, okuru zamanlar arasında bir yolculuğa çıkarıyor: Tarımsal sulamadaki başarılarıyla uygarlık haline gelen Sümerlerden çölün ortasında bir vaha yaratan Nebatilere, sifonlu tuvaletin mucidi Minoslulardan Roma İmparatorluğu’nun hamamlarına, Konstantinopolis’in şehirler arası sukemerlerinden Çin’in su kanallarına dünyanın dört bir yanına uzanan Susuzluk, geçmişin deneyimlerini geleceğe yol göstermek üzere bir araya getiren kapsamlı bir kitap. Steven Mithen arkeoloji profesörü, Reading Üniversitesi’nde rektör yardımcısı.
  • Stephen Graham
    metin - Türkçe
    4 Ayrım
    14,80 MB
    Eser Türü: Kitap
    Siyasi ve ekonomik dünya harita üzerindeki iki boyutlu çizgilerden mi ibarettir? Dünyanın her yerindeki inşaat çılgınlığının arkasında ne var? Neden Dubai’deki yapay adalar Google Earth’ten görülecek şekilde yapılıyor? Brezilyalı “über” zenginlerin gökdelenlerin tepesindeki yaşamları nasıl? Milyarderlerin Londra evlerinin bodrumlarındaki kazıların sırrı nedir? Dikey Dünya’da Stephen Graham, dünyayı ve kenti eksik olan üçüncü ekseni de yerleştirerek baştan resmediyor; eşitsizlik, siyaset ve kimliğin coğrafyasını bu eksik üçüncü boyutu da hesaba katarak keşfe çıkıyor. Uzaydaki uyduların her şeyi gören gözlerinden, katil dronlar ve helikopterlerle dolu atmosferimize, oradan dünyanın dev şehirlerinin en zengin ve yoksullarının evlerine doğru nefes kesici bir gezintiye çıkarıyor bizi. Hiç düşünmeden kullandığımız asansörlerin arkasındaki teknolojide yaşanan ilerlemelerin yansımasını hem zenginlerin gökdelen tepelerindeki hayat tarzlarında hem de yeraltının derinliklerine inen çetin çalışma koşullarına sahip madenlerde bulduğuna dikkat çekiyor. Graham, yoksul ülkelerin yeraltı kaynaklarının emperyalist güçlerce ve dev şirketlerce sömürüsünün insani maliyetinin de altını çiziyor. Dikey Dünya yaşadığımız kentlere, atmosfere, ayağımızın altındaki dünyada olup bitenlere yepyeni bir gözle bakmamızı sağlıyor. Sınıf mücadelesinde üçüncü boyutu gözler önüne sererken dünyadaki yerimize dair kavrayışımızda bir devrim yaratmayı amaçlıyor.
  • Simone de Beauvoir
    metin - Türkçe
    4 Ayrım
    5,12 MB
    Eser Türü: Kitap
    “Kadın doğulmaz, kadın olunur”. Bu meşhur cümle, 1949 tarihli İkinci Cinsiyet’in odak noktasını oluşturur. Simone de Beauvoir böylece cinsiyet meselesini doğanın alanından çıkarıp kültürün ve tarihin alanına yerleştirirken, bir anlamda toplumsal cinsiyet tartışmasını da erkenden başlatmış olur. Bunu yaparken hem varoluşçuluk, fenomenoloji ve yapısalcı antropoloji gibi kendi çağdaşı olan düşünceleri hem de Hegel ve Marx gibi felsefe klasiklerini cinsiyet düzleminde yeniden okur. Beauvoir’a göre kadın, kendine has bir durum tarafından, tarih boyunca farklı koşullar altında yeniden üretilen Başkalık durumu tarafından belirlenmiştir: Kadın ile erkek arasında eşitsizlik vardır, kadın ikinci cinsiyettir ve hem bireysel hem de toplumsal bakımdan ezilmiştir. Bu durumun temelinde yatan öncesiz sonrasız kadınlık efsanesi, ataerkilliğin başlıca unsurlarındandır. Ataerkillik sadece kadını değil, erkeği de bu çerçevede üretir ve belirler. Öyleyse kadın ile erkek arasındaki eşitsiz ilişki kadının veya erkeğin doğasından kaynaklanmaz. Kadın ve erkek, doğal veya biyolojik belirlenimlerden ziyade tarihsel ve kültürel birer kurgudur. Öte yandan kadının ezilmişliği diğer ezilenlerin durumundan farklıdır. Kadınlar, aralarındaki farkları aşan ve kapsayan kadınlık durumunun bilinciyle hareket etmezler. Öncesiz sonrasız kadınlık efsanesinin etkisi altında kadın içkinliğe hapsolmuş, adeta içkinlikle özdeşleşmiştir. Bu kavramsal çerçeveden hareketle Beauvoir, kadının özgürlüğü, ev içi emek, annelik, evlilik kurumu, kadın bedeninin tahakküm altına alınması gibi, feminist düşüncenin güncel meselelerine dokunan birçok konuyu tartışmaya açar. Son kertede kadın ve erkek kurgularının tarihin diyalektik hareketine tâbi olduğunu ve bu hareket içinde aşılıp yıkılacağını düşünür. Ama bunun olmazsa olmazı kadının etkili eylemidir. Kadının ve erkeğin özgürleşmesi Beauvoir düşüncesinde kadının dünyada eylemesiyle ve üretmesiyle mümkündür ancak. 1970’lerden beri Türkçe basımı bulunmayan İkinci Cinsiyet’i yeni çevirisiyle Türkiyeli okura sunuyor, feminizm tartışmalarına katkıda bulunmasını diliyoruz.

Sayfalar