Eserlere Göre Listeleme

Toplam 3429 sonuçtan 601 - 610 arası görüntüleniyor.
  • Marshall Sahlins
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    3,43 MB
    Eser Türü: Kitap
    Dünyaca ünlü antropolog Marshall Sahlins’in bu eseri, akademide ve toplumsal alanda büyük yankı buldu, tartışma yarattı. Yayımlanmasının ardından iki polemik kitabı ve birçok makale yazıldı. 1981’de yayımlanan bu önemli yapıt, nihayet Türkçeye kazandırıldı. Tarihsel Metaforlar, antropoloji ve sosyoloji bölümlerinde hak ettiği ilgiyi görecektir. Özgürlükçü antropolojinin öncü isimlerinden Marshall Sahlins’in “Tarihsel Metaforlar ve Mitsel Gerçeklikler” kitabı, antropoloji literatüründe önemli bir yere sahiptir. Sahlins, bu eserinde zor bir sorunun üstesinden gelmeye çalışır: Yapısalcı antropoloji, tarihsel değişimi açıklayacak bir çerçeve geliştirebilir mi? Kitabı ayırt edici kılan, teorik tartışmaya sıkışıp kalmadan bu soruyu yanıtlamasıdır. Kısa ve zor bir teorik bölümü tarihsel bir dönemin analizi izler: Kaptan Cook’un Hawai Adaları’na gidişi ve tanrılaştırılmasıyla başlayan olaylar, iki farklı kültür karşılaştığında ortaya çıkan tarihsel dönüşüm için eşsiz bir örnektir. Hawaili soylular, rahipler, sıradan kadın ve erkeklerin sömürgeci İngilizlerle ayrı ayrı kurduğu ilişkiler, yerleşik Hawai kategorilerini altüst eder. Sonunda, ilk Hıristiyan misyoner daha Adalar’a ayak basmadan, Hawili seçkinler geleneksel dini lağvederler. Yine de dönüşüm, verili bir yapının sürekliliği içinde meydana gelmiştir.
  • György Lukacs
    metin - Türkçe
    4 Ayrım
    2,59 MB
    Eser Türü: Kitap
    "Bu kitapta, Tarihsel ruh ve toplumun tümünü tasvir eden büyük edebiyatın etkileşimini incelemek istedik. Doğal olarak mesele bu şekilde ortaya konduğunda problemin, iç, teorik, en soyut diyalektiği bile tarihsel nitelikte ortaya çıkacaktır. Oysa çalışmamın hedefi sadece bu tarihsel diyalektiğin ana çizgilerini işlemekle sınırlıdır. Kısacası, sadece bu tarihsel gelişimin teorik açıdan karakteristik ve vazgeçilmez tipik yönelimlerini, ayrışmalarını ve düğüm noktalarını çözümleme ve inceleme konusu yapıyor. Bu yüzden tarihsel bütünselliğe gayret etmiyor.
  • Theda Skocpol
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    2,93 MB
    Eser Türü: Kitap
    Yüzyılımızda sosyal bilimlerin ortaya attığı sorulardan en önemlilerini tarih ve toplumsal kuramın çakıştığı alanlarda çalışan bilimin insanları sordular. Bu kitapta yer alan makaleler bu sosyal bilimcilerin dokuzunu ele alıyor: Marc Bloch, Karl Polanyi, S. N. Einsenstadt, Reinhahrd Bendix, Perry Anderson, E. P. Thompson, Charles Tilly, Immanuel Wallerstein ve Barrington Moore. Makalelerde bu bilimin insanlarının yapıtlarında yansıttıkları görüşler ve değerler anlatılırken, en önemli çalışmalarında kullandıkları yöntemler de inceleniyor. Ayrıca, kendisi de karşılaştırmalı tarih alanında yetkin bir isim olan Theda Skocpol, sosyolojide epeyce eski bir geçmişi olan tarih temelli araştırmaları, tarihin getirdiği kanıtlar ile kuramın nasıl birbirini tamamladığını tartışıyor. Çağdaş sosyal bilimcilerin en tanınmış kuramcılarının düşüncelerini ve yöntemlerini öğrenmek isteyen herkes bu kitabı büyüleyici bulacaktır.
  • Elisabeth Özdalga
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    967,50 KB
    Eser Türü: Kitap
    Philip Abrams, Tarihsel Sosyoloji'yi şu şekilde tanımlar: "Tarihsel sosyoloji, geçmiş ile bugün arasındaki ilişkiye evrimsel gelişim şemaları giydirmeye çalışma meselesi değildir. Yalnızca bugüne bir tarihsel arka plan tanıtma meselesi de değildir. Bir yandan kişisel faaliyetler, diğer yandansa toplumsal örgütlenme arasında, zaman içinde bilinçli bir biçimde inşa edilmiş olan ilişkiyi anlamaya dönük bir çabadır. Tarihsel sosyoloji, sürekliliğe sahip olan bu inşa sürecini toplumsal çözümlemenin odak noktası haline getirir. Bu süreç pek çok farklı bağlamda; kişisel biyografiler ve kariyerler, uygarlıkların yükseliş ve çöküşleri, devrim ya da seçim gibi belirli olayların ortaya çıkışı ya da işçi sınıfı oluşumu ya da refah devletinin yaratılması gibi belirli gelişmeler bağlamında ele alınabilir". Elisabeth Özdalga'nın yorumu ise şöyledir: "Tarihsel sosyoloji, tarih ile sosyoloji arasında ortak bir girişimi temsil eder. Birlikte kullanıldıklarında bu iki disiplinin kayda değer bir sinerji yarattığı fikrine dayanır. Bir araya geldiklerinde, bu iki disiplin, toplamlarından daha fazla bir şey ifade eder." Bir atölye çalışması olarak Elisabeth Özdalga'nın öncülüğünde hazırlanan bu kitap, Tarihsel Sosyoloji alanında şimdiye kadar yayımlanan az sayıdaki çalışmalardan biridir. Kitapta konuyla ilgili olarak sosyolog ve tarihçiler ile yapılan söyleşiler bulunmaktadır. Söyleşiler, özellikle Türkiye'nin yakın tarihine bakışında Tarihsel Sosyoloji gibi taze ve yeni bir disiplinin kendi özgün dilini nasıl oluşturabileceğini ve ondan nasıl faydalanabileceğini göstermesi bakımından önemli bir belge niteliği taşımaktadır. Özdalga, Tarihsel Sosyoloji ile ilgili uzun giriş yazısında, bu alandaki birikimini ve derinliğini yansıtarak okura genel bir çerçeve sunmaktadır. Tarihsel Sosyoloji hangi koşullar altında doğmuştur? Bir ustalık ve tasavvur olarak tarihsel sosyoloji disiplinini nasıl düşünebiliriz? Yeni bilgilerin ışığında nasıl bir yol takip edilmeli ve hangi kaynaklara başvurulmalıdır? Özdalga, sadece Batı'daki değil, doğu toplumlarındaki farklı sosyolojik tecrübelere de dikkati çekmektedir. Ayrıca kitapta Philip Abrams, Norbert Elias, C. Wright Mills, Marshal Hodgson, Immanuel Wallerstein Evans-Pritchard ve Peter Burke gibi ustaların bu alandaki katkılarına yer verilmektedir.
  • Mahfi Eğilmez
    insan sesi mp3 - Türkçe
    26 Ayrım
    436,28 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Ebru Latifoğlu
    Dünya ekonomisinin sıra dışı tarihi...   • Nasıl oldu da insan tüketicilikten üreticiliğe geçti? • Saban ve tekerleğin icadı ekonomileri nasıl etkiledi? • Feodalitede üretim nasıl yapıldı, nasıl paylaşıldı? • Bütçe hakkı nasıl doğdu? • Sanayi devrimi yaşamı nasıl etkiledi? • Çinliler niçin dünyaya kapandı? • İlk ticaret savaşı nasıl başladı? • İslam uygarlığı nasıl yükseldi? • Amerika’ya ilk kim gitti? • Sosyalist meydan okuma nasıl başladı, nasıl gelişti, nasıl sonlandı? • Sanayi 4.0 nedir?   Mahfi Eğilmez’in, sade bir anlatımla kaleme aldığı ekonomi tarihi, birçok açıdan dünyaya bakış açınızı değiştirecek.
  • Mehmet Kalaycı
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    2,51 MB
    Eser Türü: Kitap
    Günümüz tarih yazıcılığında üstesinden gelinmeye çalışılan en önemli sorunlardan birisi, sosyal ve siyasi tarih ile düşünce tarihi arasındaki kopukluğun giderilmesidir. Sosyal ve siyasi tarih, düşünce tarihinden soyutlanınca kuru bir olaylar yığınına dönüşmekte; düşünce tarihinin sosyal ve siyasi tarihle bağının koparılması ise yapay kristalizasyonları beraberinde getirmektedir...
  • Karl Popper
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    376,77 KB
    Eser Türü: Kitap
    Ünlü bilim ve toplum felsefecisi Karl R. Popper'in "Tarihselciliğin Sefaleti" adlı eseri, her iki felsefe disiplininin de problemlerini kendi kavşağında buluşturan çarpıcı bir kitaptır. Filozofun, gerek "Açık Toplum ve Düşmanları" gerekse "Bilimsel Buluş Mantığı" adlı eserleri, daha temelli bir probleme ışık tutmak üzere bu kitapta bir araya gelmişlerdir. Görünürde sosyal bilimlerin tabiat bilimlerine indirgenip indirgenmeyeceği probleminin tartışıldığı eser, daha temelde "tarihin bilimsel yöntemlerle tahmin edilebilir yasaları" olduğuna inanan toplum felsefelerinin bilimsellik iddialarını çürütmek istemektedir. Bilim ve sosyal bilim ilişkilerinin incelendiği kitap boyunca merkezi kavram "tarih"tir. Fakat yoksulluğu öne sürülen asıl fikir "tarihsel" yöntem değil, tarihin modern ve tehlikeli bir kavranışı olan 2tarihselci" düşünce tavrıdır. Yazarın fikirlerine iştirak edilsin ya da edilmesin, birçok konudaki uyarıcı ve uyandırıcı tespitleriyle eser, okunmaya değer olduğunu hemen hissettirecektir.
  • Süheyl Ünver
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    30,65 MB
    Eser Türü: Kitap
    Biz matbu tarih kaynaklarımızdan mazimizin ve yaşayışımızın ancak siyasî ve askerî olaylarım öğrenebiliriz. Lâkin bundan hariç ve çok defa aranılmayıp kaynaklarımız arasına az konan öyle eserlerle karşılaşıyoruz * ki onlar bizim eski yaşayışımız ve kültür tarihimizin ana hatlarını ve misâllerini taşımaktadır. Hattâ bunlar bizirm matbu menbalarımıza az geçmiş ve Garba da az intikal etmiştir. Türkiyede yaşıyanlar muhakkak ki dünyada istifa geçiren cidden büyük milletlerden biridir. Öyle yüksek kültürleri ve adamları vardır ki gittikleri ve yaşadıkları her yere götürmüşlerdir. Bugün yurdumuz içinde bulunan Selçuk ve Osmanlı Türklerinin yaşayış ve medeniyetleri büyük bir misaldir. Osmanlı Türkünün kurduğu büyük imparatorlukta bizim kendimize hâs bir yaşayışımız ve üstün bir medeniyetimiz vardır. Yurdumuzdaki eserler bunların yüksek birer misalidir. Kütüphanelerimiz Türkün en inçe zevklerine makes olan süslü ve resimli eserlerle zenginleşmiştir. Şehirlerimizin medeniyette ilerlediğini ve ufak kasaba ve köylerimizin temizlik, imar ve güzellikte bir nümune olduğunu görürüz. Bunların fevkinde bir yüksek ahlâkımız ve adaletimiz vardır. Bu ruhu hâlâ taşıyanlarımızın sayısı nüfusumuzun onda dokuzudur. Biz bu temiz ve yüksek ruha sahip olduğumuz içindir ki hâlâ mevcudiyetimizi dünyanın takdirlerde karşılaşarak muhafaza ediyoruz. Pek eski tarihlere gitmiyelim- Şu 5, 6 asırlık Osmanlı tarihimize bakalım. Bizim hayat sürdüğümüz evler birer saadet yuvası idi. Dünya¬ nın en temiz ve zevkli bir milleti olarak bu yuvalarımızda hayat sürdük. İç hayatımız dış hayatımızın makesi oldu. Temiz yedik, içtik, bittabi bunun verdiği enerji ve ruh safiyetiyle temiz ve asil yaşadık. O kadar ki ruh asaleti yalnız fakirlerimizde değil, zenginlerimizde de vardı. Kimse fakir sayılmazdı. Zira zenginler kendi servetlerini kendi şahıslarına Allah tarafından verilmiş bir nimet değil, kendi elleriyle dağıtılmak üzere fakirlerin hakkı sayıyorlardı. Türkiyede bu cihetle kimse aç ve açıkta değildi. Fikirler asla bazı şahsî menfaatlerin uydurduğu prensiplere kaymıyordu. Ne oldiyse oldu, milyonlarla bizi gerileten sebeplerle inkıraz bulduk. Nihayet öyle olduk ki bizden ileri medeniyetleri kabullenmeğe başladık. Lâkin onların da hakikî fen taraflarını değil, sanki bizim de kendimize göre âdet ve yaşayışımız yok imiş gibi onların beğenilmiyecek taraflarını aldık. Tam ilerleme esaslarını alamadığımızdan yine ilerliyemedik. Buna işte bir misal vereyim. Bundan bir buçuk asır önce Garp medeniyetini kabullendiğimiz zaman işin gösteriş ve bünyemize uymıyan İçtimaî olaylarını alırken onların yeme, içme usulleri de bizim memlekete girmeğe başladı. Evet bunun zarurî ve yapılması gereken tarafları yok değildi, vardı. Lâkin bu cereyan tesiriyle memleketimizde bilhassa yemek ve içmek hususunda bizim cihanın beğendiği Türk yemekleri çok ağır ve karışıktır, demeğe bile başladık. Lâkin onun yerine alafranga diye daha karışığını ve hoşa gitmiyeceklerini aldık ve an’ane ile tarihtenberi gelen yemeklerimizin isim ve mahiyetlerini bile unutmağa koyulduk. Selçuk ve Osmanlı Türklerinin 8-9 asırlık bir İçtimaî yardım faslı vardır ki dünyanın en büyük İçtimaî müessislerini biz yaptık. Bize Garpta İstanbul gibi bir şehir gösterin ki umuma mahsus iki yüz hamamı olsun - Konak ve ev hamamları birkaç bini geçerdi. Bana bir muadil şehir gösterin ki yalnız Fatih semtinde 800 çeşmesi olsun. Yalnız İstanbuldaki gibi 5 asır zarfında 50 hastane yaptırmış bulunsun. Bizdeki kadar imaret ve medrese gösterebilsinler. Elbetteki bu medenî bucakta gayet sade lâkin asıl ve temiz yiyorduk. Acaba ne yiyorduk?
  • Georg Wilhelm F. Hegel
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    517,29 KB
    Eser Türü: Kitap
    Hegel'e göre insanın tarihselliği onu doğadan ayırır. Kant'ın bütün insanların temelde aynı düşünce ya da kategorileri paylaştıkları görüşü kabul edilemez. Felsefi bir sistem insan düşüncesinin zaman içinde geliştiğini gözetmek zorundadır.
  • George W. F. Hegel
    insan sesi mp3 - Türkçe
    17 Ayrım
    352,78 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Figen Sönmez
    Hegel'e göre insanın tarihselliği onu doğadan ayırır. Kant'ın bütün insanların temelde aynı düşünce ya da kategorileri paylaştıkları görüşü kabul edilemez. Felsefi bir sistem insan düşüncesinin zaman içinde geliştiğini gözetmek zorundadır. Epistemoloji ve ontolojinin dayatmaları sonucunda tutarlı bir felsefe sistemi insanla ilgili her sorunun yanıtını verebilmelidir. Bu yaklaşım, devrimler çağında yaşayan Hegel'i sayısız teorik ve pratik sorunla karşı karşıya getirdi. Coşkuyla karşıladığı Fransız Devrimi sonrasında nasıl bir yeni düzen kurulacaktı? Bireyin farklılaştırıcı özgürlüğü ile toplumun aynılaştırıcı birleştiriciliği nasıl uzlaştırılabilirdi? Bireyin tini mevcut durumun yansımasıdır; ancak büyük insanlar bunun ötesine geçerler, varolanı kavradıktan sonra önceden varolmayan bir düşünce geliştirirler. Son kertede tinin doruk noktası olan devlet, bireylerin kendilerinin bilincine ulaşmalarını sağlamalıdır. Çünkü, "Dünya tarihi, özgürlük bilinçliliğinin gelişmesinden başka bir şey değildir."

Sayfalar