Eserlere Göre Listeleme

Toplam 2270 sonuçtan 661 - 670 arası görüntüleniyor.
  • Liane Schneider Janina Görrissen
    insan sesi mp3 - Türkçe
    21 Ayrım
    28,49 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Lutfullah Duman
    Elif de bu dönemde dünyadaki çocuklar gibi anaokuluna gidemiyor, arkadaşlarıyla parkta oynayamıyor. Annesi ve babası tüm bunlara korona isimli bir virüsün neden olduğunu anlattı. Söz konusu virüs belli bir süre hayatımızı etkilemeye devam edecek. Virüsün ve sebep olduğu hastalığın hayatımızı neden bu kadar etkilediğini çocuklara uygun bir dille anlatabiliriz. Hastalığa yakalanmamak için hangi önlemleri almamız gerektiğini anlatan öykü, çocukların sorularını da yanıtlayacaktır: Virüs nedir ve virüsü neden göremiyorum? Akrabalarımla ve arkadaşlarımla arama neden sosyal mesafe koymalıyım? Düzenli olarak el yıkamak neden bu kadar önemli? Karantina ne anlama geliyor? Evde canım sıkılırsa neler yapabilirim?
  • Maria Liane Schneider
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    18,02 KB
    Eser Türü: Kitap
    Elif Kurabiye Yapıyor Elif günlerdir annesiyle birlikte kurabiye yapmak istiyordu. Ancak annesinin hiç vakti yoktu. Elif tek başına kurabiye yapmaya karar verdi… Elif kurabiye yapacağı malzemeleri hazırlarken, yumurtalardan biri masadan yuvarlanıp yere düşüverdi. Annesi, mutfağın halini görünce, tek başına kurabiye yapmaya kalkışan Elif’e kızdı mı dersiniz? Elinizdeki bu kitap, Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri tarafından yazıya geçirilmiş ve tüm resimleri betimlenmiştir. Ayrıca, orijinal baskıdaki sayfa sayılarıyla Word dosyanızdaki sayfa numaraları aynı tutulmuştur. Böylece kitabın kör ebeveyn ve gören çocuğuyla aynı anda takibinin kolaylaştırılması amaçlanmıştır. Kitapların temininde destek olan Gizem Alakaya ve Şeyma Cafer'e, resimlerini çekip bilgisayar ortamına aktaran Meral Topçu, Feride Bilgiç ve Ayşen Uralgil'e, tüm süreci koordine eden Filiz Özerdem'e teşekkür ederiz.
  • Liane Schneider
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    27,57 KB
    Eser Türü: Kitap
    ilk OKUMA Kitabım Elif Saatleri Öğreniyor Saat kaç acaba? Elif bir saate baktığında, saatin kaç olduğunu anlayamıyordu. Annesi ona saatleri öğrettiğinde, Elif saatleri öğrenmenin o kadar da zor olmadığını düşündü. Çok geçmeden sabah kaçta kalktığını, kaçta öğle yemeği yediğini ve tabii ki uykudan önce kaçta öykü dinlediğini kolayca söyleyebiliyordu. Elif’in Maceraları Elinizdeki bu kitap, Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri tarafından yazıya geçirilmiş ve tüm resimleri betimlenmiştir. Ayrıca, orijinal baskıdaki sayfa sayılarıyla Word dosyanızdaki sayfa numaraları aynı tutulmuştur. Böylece kitabın kör ebeveyn ve gören çocuğuyla aynı anda takibinin kolaylaştırılması amaçlanmıştır. Kitapların temininde destek olan Gizem Alakaya ve düzeltilmesinde görev alan Filiz Özerdem'e teşekkür ederiz.
  • Julia Boehme
    insan sesi mp3 - Türkçe
    6 Ayrım
    194,58 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Sibel Sevgi
    Elif, babasının iş yerinde, yani bir inşaat alanında tuhaf bir keşif yapar. Gizemli bir fosil, keşfedilmek için uzunca bir zaman Elif’i beklemiştir sanki… Bulduğu kemiği Doğa Tarihi Müzesi’ne götüren Elif, kemiğin bir dinozora ait olabileceğini öğrendiğinde inanamaz. Ayak bastığımız yerin altında dinozorların yattığını kim tahmin edebilirdi ki… Kemikle birlikte Elif için yeni maceraların kapısı da açılmış olur.
  • Liane Schneider
    insan sesi mp3 - Türkçe
    1 Ayrım
    7,04 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Mustafa Erkam Dikici
    Elif yüzmeyi öğrenmek istediğinde, annesi onu yüzme kursuna yazdırdı. Suyun üstünde batmadan kollarla bacakları hareket ettirebilmek kolay iş değildi. Elif günlerce çalıştı, en sonunda sınavı başarıyla tamamlayarak yüzme sertifikasını almaya hak kazandı.
  • Ayşegül Erdoğ
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    617,00 KB
    Eser Türü: Kitap
    Allah'ı anlamak yaradılış için dört kademede mümkündür. Bu dört kademe her insan için aynı şekilde değildir. Şöyle ki Allah, bütün yaratmış olduğu mahlukuna yansır. Bu her yaradılmış için farkıl yansımalar şeklinde olur. Bazı yaradılmış olana yansımış olsa dahi bu yansımayı yine kendi muradı ile perdeler. Yansımaya tasavvuf lisanında tecelli diyoruz. Allah'ın hem canlı hem cansız varlıklara hem de olaylara tecellisi vardır. İşte dört kademeli tecelliyi şu şekilde anlayabiliriz: - Fill tecelliyatı - İsim tecelliyatı - Sıfat tecelliyatı - Zati tecelliyat
  • Sevan Nişanyan
    metin - Türkçe
    4 Ayrım
    82,58 MB
    Eser Türü: Kitap
    Kullandığımız sözcüklerin inanılmaz bir tarihi var. Türk dilinin bilinen geçmişi 1300 yıllık. Oysa bugün kullandığımız bazı kelimelerin kökeni daha binlerce yıl öncesine dayanıyor. Üvendire ve evlek gibi iki kadim Anadolu sözcüğüne 2800 yıl önce yaşamış olan Homeros'un destanlarında rastlıyoruz. Aferin deyimi Zerdüşt dininin 3000 yıllık kutsal metinlerinde "seni kutsuyorum" anlamıyla karşımıza çıkıyor. Kimilerinin Amerikan icadı zannettiği seks, bizi Roma'nın henüz imparatorluk bile olmadığı bir devrin haremlik-selamlık düzenine geri götürüyor. 3000 küsur yıl önce Fenikelilerin kendi alfabelerinin ilk harfine verdikleri elif adı ise 21. yüzyıl Türkiye'sinde popüler bir kadın adı olarak yaşamaya devam ediyor.
  • Sevan Nişanyan
    insan sesi mp3 - Türkçe
    30 Ayrım
    477,56 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Ebru Latifoğlu
    – Latince “kalem torbası” anlamına gelen “kalamar” ile bizim Arapçadan aldığımız kalem aynı kökten iki sözcük. – İtalyanca “berber” saç değil sakal traş eden kişinin adı, “barbunya” ise aslında “sakallı” demek. – Put Buddha’nın Eski Türklerdeki adı, “pagoda” ise Budist tapınaklarına verilen “putkede” adının Portekizcesinden Batı dillerine giren bir sözcük. – “Boğaça” “ateşte pişmiş hamurişi” anlamına gelen Latince “focacia”dan, “fuel ise “yakacak odun” anlamında “focalia”dan geliyor. Birincisi İtalyanca, ikincisi Eski Fransızcadan İngilizce yoluyla Türkçeleşmiş. – “Bukalemun” ile “pantolon”da Eski Yunanca “aslan” sözcüğü saklı. – Farsça “beygir” “yük tutan”, “kevgir” “köpük tutan” “peşkir” ise “ön tutan” anlamına gelen bileşik isimler. – “İrtica” sözcüğü (ve tartışması) Türkçeye 1909’da girmiş. Fransızca “écolé”den esintiler taşıyan “okul” ise Dil Devrimi bünyesinde 1934’te yaratılmış. (…) Kullandığımız sözcüklerin inanılmaz bir tarihi var. Türk dilinin bilinen geçmişi 1300 yıllık. Oysa bugün kullandığımız bazı kelimelerin kökeni daha binlerce yıl öncesine dayanıyor. “Üvendire” ve “evlek” gibi iki kadim Anadolu sözcüğüne 2800 yıl önce yaşamış olan Homeros’un destanlarında rastlıyoruz. “Aferin” deyimi Zerdüşt dininin 3000 yıllık kutsal metinlerinde “seni kutsuyorum” anlamıyla karşımıza çıkıyor… Kimilerinin Amerikan icadı zannettiği “seks”, bizi Roma’nın henüz imparatorluk bile olmadığı bir devrin haremlik–selamlık düzenine geri götürüyor. 3000 yıl önce Fenikelilerin kendi alfabelerinin ilk harfine verdikleri “elif” adı ise 21. yüzyıl Türkiye’sinde popüler bir kadın adı olarak yaşamaya devam ediyor… Sevan Nişanyan’ın bu şaşırtıcı kitabı 1000’i aşkın Türkçe sözcüğün inanılmaz tarihini, esprili ve kolay okunur bir dille anlatıyor, her gün kullandığımız sözcüklerin aralarındaki umulmadık köken ilişkilerini göz önüne seriyor. “ELİFİN ÖKÜZÜ”, geniş bir tarih kültürüne ve titiz bir araştırmaya dayandığı halde okuması keyifli, tüy kadar hafif bir kitap. Dili ve sözcükleri sevenler için ideal bir armağan…
  • Baki Evkaralı
    insan sesi mp3 - Türkçe
    8 Ayrım
    142,81 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Ömer Yılmaz
    Sen çoktan öldürmüşsün beni… Neydi ruhunu benden esirgemekteki bahanen? Eski aşklarından farklı olan ya da eksik kalan yanım, sana sadık olup da seni yirmi birinci yüzyılın Mecnun’u gibi bir sevdayla sevmem miydi? Sen sevdikten sonra unutmalara alışmışsın sevgili… Eski sevdiklerini ruhunda saklayıp taşıyacak kadar sadık ama sana kendini her şeyiyle adayan bir adamı, senin gözlerinde kendini bulduğu anda öldürecek kadar cesursun… Ve artık, bunca yıl bekleyişimin sonunda gelmeyecek, açtığı kan revan yaraları sarmayacak, birlikte kuracağımız yuvanın hayalini bende bırakacak kadar da özgürsün sevgili…
  • Mehmet Zahit Şahin
    insan sesi mp3 - Türkçe
    11 Ayrım
    196,44 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Figen Barsbay
    Şehre yaklaşan kara elbiseli adamları durduran tek şey genç kadınların zılgıtıydı. O zılgıtlar karanlıkları aydınlatıyordu. Annem ve komşu kadınlar onların delik deşik elbiselerini yıkarken leğendeki su anında kırmızıya kesiyordu. Ben kardeşim Ali’yi yanımdan ayırmadan bir o yana bir bu yana koşturuyordum. Tandırdan çıkan ekmekleri götürüyordum onlara, matarada su, varsa birkaç domates ve biraz zeytin… Uzattığım mataradan su içen kızın terli yüzünü ve gülen kocaman gözlerini hatırlıyorum. Bir gece onu sedyeyle bodruma indirdiler, elini kaldırıp bana gülümsedi, sonra da gözlerini yumdu. Uyuduğunu sandım ama bir daha gözlerini açmadı. O gece bodrumda böyle yedi sedye saydım. Üzerlerine kefiyeleri örtüyordu kadınlar. Zılgıtlar azaldıkça evlerini terk edenler de çoğalıyordu. Şehrin bitimindeki noktaya bakıyorduk. İnsanlar grup grup oraya yürüyordu, sınırı aşıp karşıya geçiyordu. Orada patlamalar yoktu, dumanlar yükselmiyordu. Ne varsa buradaydı. Taşın, toprağın, kayaların arasından hep siyah elbiseli adamlar çıkıyordu. Birdenbire çıkıp birdenbire kaybolan kertenkele gibiydiler. Annem onlar için böyle söylüyordu.

Sayfalar