Yazara Gore Listeleme

  • Mehmet Durmaz , Ilyas Örskaya, Serbay Yiğit, Mennan Kızıltunç, Özlem Şimşek Eser
    insan sesi mp3 - Türkçe
    21 Ayrım
    1086,86 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Şebnem Ulusan
  • Mine Soysal
    insan sesi mp3 - Türkçe
    20 Ayrım
    335,34 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Bedriye Alkan
    İki yaşam arasındaki uçurumu kaç katla ölçebilirsin? Şantiyeye, yatakhane zindana ne kadar uzaktı burası. Uykuya dalmadan önce son düşündüğü şey, ‘Hep burada, hep uzakta kalsam...’ oldu. Erdo ve Dünya, biriktirdikleri türlü dertlerle örselenmiş bambaşka yaşamlarında, ilk kez aynı çatının altında, birbirlerinden habersiz uyudular. Uyku adildi. İkisine de aynı güçle el verdi, ikisini aynı şefkatle bağrına bastı, kolladı. Uyku onları eşit ve bir kıldı. Büyük şehir. Vahşi bir çekim merkezi. Vaatleri de büyük, keşmekeşi de. O kadar büyük ki, herkes birbirinden ölçülemeyecek kadar uzak. Farklılıklar ve karşıtlıklar bitmeyen bir kaos içinde, bir arada. Binalar yükseldikçe hayatlar daralıyor. Şehir büyüdükçe insanlar küçülüyor. Varsıllık arttıkça yoksunluk yayılıyor; yeni “yaşam” alanları, yakın durması beklenen hayatları öteliyor uzaklara. Erdo, üniversite hayaliyle geldiği metropolde boğulurken; Dünya, varlıklı ama daracık dünyasında yarınını arıyor. Erdo başkalarının hayatını inşa ederek, Dünya ise başkalarının hayatından silkinip kurtularak bir gelecek kurmaya çalışıyor kendine. Türkiye’nin genç nabzına kulak veren yazar Mine Soysal’dan, birkaç kareden fazlasını göremediğimiz iki hayatın öyküsü.
  • Serol Teber
    insan sesi mp3 - Türkçe
    35 Ayrım
    505,38 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Nuriye Aygün
    paranoid-melankolik şinasi’den kendi intiharının vakanüvisliğini yapan beşir fuad’a... fahişe mehpeyker’den fahişe fantezileri içinde kıvranan bihter’e... özgür-mutsuz çaresiz mihri müşfik’ten melankolik tevfik fikret’e... kimliğini, kişiliğini ve kültürün temelini oluşturan dilini yitiren bihruz bey’den çankaya’da korkuyu bekleyen mustafa kemal’e... huzursuz mümtazlar’dan baba kompleksli hayri irdal’lara.. değişmezliği simgeleyen nizam-ı âlemin daire-i adliyesinden insanın kendisi olamaması ve hiç-leşmesinin aynası alâaddin’in dükkânına... “Bunları yazmakla çıldırmaktan kurtulunur mu?” 2004 yılının Kasım ayında, hayata gözlerini yummadan sadece 1 hafta önce teslim etti kaleme döktüğü bu satırları Serol Teber... Oğuz Atay’ın Tutunamayanlar’ından yola çıkarak, hayatı boyunca sorguladığı ezberletilmiş Türkiye siyasi tarihini, Tanzimat’tan günümüze edebiyat ve psikoloji perspektifinden yorumladı. Acaba yıllarca bize okulda ve her yerde anlatılan şanlı ceddimizin hikâyeleri ne kadar doğruydu? Neden bazıları Osmanlı’yı, diğerleri ise T.C.’yi yüceltiyordu? Osmanlı aydınları ne kadar aydındı? İttihatçılar kimlerdi? Ermeni soykırımı yapıldı mı? İlk kongre neden Erzurum’da toplandı? Kuva-yı Milliyeciler vatan kahramanı mı? Gerçekleşen hakikaten bir ‘Milli Mücadele’ miydi? Türkiye Cumhuriyeti gerçekten bağımsız mı? “Tutunamayanlar”ın Politik Psikolojisi, şu ana kadar dikte ettirilen bilgilere ‘acaba’ sorusunu sorduruyor. Serol Teber, yaratılmaya çalışılan millet kavramı üzerinden Türkiye toplumunun psikolojik okumasını yapıyor ve bugün boğuştuğumuz pek çok sorunun kaynağına ışık tutuyor. Bu kitap, herkesin kızacağı ve herkesin rahatını bozacak, kimsenin memnun olmayacağı ama okuyanları sarsarak uyandıracak, başka türlü bakmayı öğretecek bir eser. “Yüzleşilmemiş bir geçmiş, ruhumuz ve kimliğimizde bir apse gibidir. Yüzleşmek bir bisturi gibi acıtır, rahatımızı kaçırır ama iyileşmenin başka da bir yolu yoktur.” - Cem Mumcu
  • Simon Beckett
    insan sesi mp3 - Türkçe
    34 Ayrım
    1138,00 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Binnur OLGUNER
    Ölülerin Fısıltısı'nı siz de duyacaksınız... Adli antropolog Dr. David Hunter, "ceset çiftliği" olarak anılan bir araştırma merkezinde çalışmak için ABD'ye gittiğinde, kendisini bekleyen kâbustan habersizdir. Uzmanlarla aynı konuya "merak salan" takıntılı bir katil, kendi dehşet verici deneylerini yapmak için kurban aramaktadır. Tennessee'de çürümeye yüz tutmuş cesetler keşfedildikçe, Dr. Hunter da "gerçek vakalar" üzerinde çalışmak zorunda kalır. Korkunç cinayetler, tüyler ürperten ayrıntılar... Tennessee'nin yaz sıcağında David Hunter, ıssız Puslu Dağ'daki bir kulübede işlenmiş cinayeti incelemesi için çağrılmıştı. Karşısındaki sahne hem dehşet verici hem de tuhaftı. Ceset masaya bantla yapıştırılmıştı. Yaralardan, en ufak delillere kadar her şey adli tıp uzmanlarının yöntemlerini boşa çıkaracak şekildeydi. Çok geçmeden Hunter bir seri katille karşı karşıya olduğunu ve bu kişinin adli tıp hakkında birçok şey bildiğini anlamıştı. Ancak katil, Hunter'ı kandırmaya devam ediyordu. Cesetleri tuzak kurmak için kullanıyor, bir ceset bulunduktan sonra yerine yenisini yerleştiriyordu. Fakat çok geçmeden katil gözlerini David Hunter'a dikecekti... “Beckett gerilimi iyice artırıyor. Sonuna kadar da kopacak kadar gerilmişken sizi hiç beklemeyeceğiniz bir yerden yakalıyor. Ölülerin Fısıltısı, Beckett’ın polisiye türünde ön sıralarda olması gerektiğini bir kez daha kanıtlıyor.” —Publishers Weekly
  • Buse Ünal
    insan sesi mp3 - Türkçe
    17 Ayrım
    284,96 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Tülay Erduran
    Yeni bir kalemden duygusal bir aşk öyküsü.. Akasya ve Çınar.. Hayat onları genç yaşlarında bir araya getirir ancak büyük bir aşkla kesişen yolları derin bir üzüntüyle ayrılır..Aradan geçen yıllar,bu aşkın gücünü eritmeye,birbirlerini kalplerinden atmaya yetebilir miydi? Hayat insanlara bazen beklemedikleri anlarda sürprizlerle dolu yüzünü gösterir.Acaba Akasya ve Çınar’a da bir sürpriz hazırlamış mıydı?
  • Aslı Erdoğan
    insan sesi mp3 - Türkçe
    14 Ayrım
    212,63 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Ayşe Baş Gönül
    Yaşlı ve çirkin bir mandarin, karşılığını parayla ödeyeceği zevk gecesi için olağanüstü güzel, ama taş kalpli bir fahişeye gitmiş. Sabaha karşı, yaşlı adamın uykuya dalmasını fırsat bilen genç kadın, soyguncu dostlarını çağırmış. Ne var ki mandarin, tilki uykusundan fırladığı gibi olanca gücüyle karşı koymaya, dövüşmeye başlamış. Haydutlar hem kalabalık, hem de işinin ehliymiş. onu kolayca köşeye sıkıştırmışlar. Ancak ne kadar vururlarsa vursunlar, bu zayıf, çirkin bedende yara açılmadığını, can alıcı darbelerin iz bırakmadığını görmüşler. Bıçaklarını, kılıçlarını çekmişler, ama en keskin bıçak, en acımasız kılıç bile mandarine hiçbir şey yapamıyormuş. Sonunda korkup kaçmışlar. Dövüşü izleyen kadın, yaşlı adamın mucizevi gücünden etkilenmiş, bir kez daha, bu sefer aşk adına sevişmek istemiş. Onu hayranlıkla, arzuyla, şefkatle okşamaya başlamış. Gelgelelim güzel kadının her donuşunda mandarinin bedeninde yeni bir yara beliriyormuş, dövüşün, darbelerin, bıçakların, kılıçların açtığı yaralarmış bunlar. İçten bir ilgi ve şefkat görene dek gizli kalmışlar. Sonunda mandarin kanlar içinde kadının kollarında yığılmış, ölmüş. Bir zamanlar izlediğim Mucizevi Mandarin adındaki bir balenin, eski Çin efsanelerinden alınma öyküsünü, ilk sevişmemizden hemen sonra Sergio'ya anlatmıştım. Nedense anlattıklarımdan pek hoşlanmadı, ama bu öykü benim en sevdiklerimden biridir.
  • Dilek Kuvvet
    insan sesi mp3 - Türkçe
    62 Ayrım
    665,15 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Cansu Aslan, Dilek Tok, Tolunay Konyalı
  • Atilla Şenkon
    insan sesi mp3 - Türkçe
    3 Ayrım
    64,85 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Ömer Yılmaz
    Yaşlı kadının plastik bir kutu içinde sunduğu lokumları sever, hele pembe olanlara bayılırdı. Yaşlı kadın güllü diyordu onlar için. Tadını tam çıkaramadığı, ama limona benzettiği sarılarını da severdi. Yalnız yeşil olanlardan hoşlanmaz, ağzını yakan keskin nane tadından nefret ederdi. Bazen yaşlı kadın kutuyu masanın üzerinde bırakıp giderdi. Küçük kız o zaman kutudaki lokumları dilinin ucuyla ıslatıp tozlarını siler, renklerini açığa çıkarıp pembelerini seçerdi. Sonra öbürlerini kutunun dibinde biriken toza bular, bir şey olmamış gibi yerine otururdu. Attilâ Şenkon’un, 1991 Akademi Kitabevi Öykü Özendirme Ödülü’nü alan bu ilk kitabı, gerçek ile masalın, var ile yokun arasında erimiş incecik çizgide gezinen kısacık ve duygu dolu öykülerden oluşuyor. Her Gün Perşembe Olsa, otuz yıl önce kaleme alınmış olmasına rağmen güncelliğini hiç yitirmemiş öykülerin kitabı. (Tanıtım Bülteninden)
  • Attila Şenkon
    insan sesi mp3 - Türkçe
    6 Ayrım
    103,05 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Ömer Yılmaz
    “Ne acayip şeymiş bu yaşlılık. İki beden küçük bir takım elbisenin içine zorla sığdırılmışım sanki. Üzerimdeki ceket ve pantolon öyle dar ki, kollarımı bacaklarımı kımıldatmakta zorlanıyorum. Dikkatsiz bir hareket sonucu her an yırtılabilirler. Kıyafetime uyum sağlayıp bir köşede ağırbaşlılıkla oturabilsem sorun olmayacak aslında. Ama damarlarımda kaynayan kanı soğutamıyor, yüreğimdeki deli tayı dizginleyemiyorum bir türlü. Kendime verdiğim sözü tutup yaşlılığımla çocukluğumu buluşturmakla hata mı ettim yoksa? İlkokul müsameresinde saçları pudrayla beyazlaştırılıp zorla dede rolüne çıkartılmış öğrenci gibiyim. Dışım kış, içim bahar... Ünlü bir şair olan Hüsrev Pertev, ölmeden önce bir vasiyette bulunmuştur: Özgür iradesiyle yayımlanmış kitaplarının dışında geriye tek bir satır bile bırakmak istemiyordur... Attilâ Şenkon, merhum bir şairin çalışma odasında bulunan yayımlanmamış bir metinle başlayan, genç ve azimli bir editörün dedektif titizliğiyle birleştirdiği parçalarla açıklığa kavuşan özgün bir hikâye anlatıyor. Hoş Bulduk Hayat, okuru, yazarların ve yayıncıların dolambaçlı yollarında kaybolmaya davet ediyor, edebiyatın dünü ve bugünü arasında bir yolculuğa çıkarıyor
  • Ercan Kesal
    insan sesi mp3 - Türkçe
    6 Ayrım
    107,26 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Ömer Yılmaz
    “Hikâye hep aynı aslında doktor. Fakir oğlan, kızı sever. Kavuşamaz. Çaresiz terk eder, ayrılır oradan. Kız başkasıyla evlenir. Oğlan döndüğünde zengin ve güçlüdür. İntikamı korkunç olur. Dünyada tüm filmler hâlâ aynı konuyla çekiliyor. Benim ‘Acı Hayat’ da böyle değil midir Allah aşkına?” METİN ERKSAN Susuz Yaz ve Sevmek Zamanı gibi iki kült filmin yaratıcısı olan, sinema tarihimizin en üretken ve özgün yönetmenlerinden Metin Erksan hakkında bir küçük kitap… Ercan Kesal, usta yönetmenin hayatının son demlerine eşlik edişini, onunla arkadaşlıklarını, yaptıkları sohbetleri anlatıyor. Sadece sinema değil, insan halleri, memleket, İstanbul, her şey hakkındaki sohbetleri… Meslektaşlarına ve “sektöre” kızgın, zaten “huysuzluğuyla” maruf ama aklıyla, enerjisiyle hemfikir olmayanlara bile ilham ve can veren bir adam. Kesal, Erksan’ı adeta bir roman kahramanı gibi tasvir ediyor. Kitabın sonunda Erksan’la yapılmış son mülakat yer alıyor - Sevmek Zamanı üzerine. Ercan Kesal, “Abim, dostum, yad ellerde babam, arkadaşım, şahidim, hastam, hocam ve ustamdı” diyor Erksan hakkında. Bu kitap, aynı zamanda bir yarenlik, bir dostluk, bir muhabbet hikâyesi.

Sayfalar