Yazara Gore Listeleme

  • Şehnaz Tahir Gürçağlar
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    12,64 MB
    Eser Türü: Kitap
    Kelimelerin Kıyısında: Türkiye’de Kadın Çevirmenler, konusu açısından Türkçede bir ilk girişimi temsil ediyor. Boğaziçi Üniversitesi Çeviribilim Bölümü’nün doktora programında Şehnaz Tahir Gürçağlar’ın rehberliğinde başlayan bu çalışma, zaman içinde genç ve deneyimli başka akademisyenleri de içine alarak genişledi ve en sonunda, Cumhuriyet tarihinin özellikle birinci ve ikinci kuşağının önde gelen kimi yazılı ve sözlü çevirmenlerini kapsayan betimleyici bir tarih çalışması ortaya çıktı. Portreleri sunulan şahsiyetlerin çeviriyle kurdukları ilişkileri somut bir tarihsel-kültürel bağlam içinde, sosyolojinin ve çeviribilimin gözünden inceleyen makalelerden oluşan bu derleme, dünyanın edebi ve kültürel birikimini bu topraklara taşımış kadın çevirmenlerin görünürlüğünü vurgulamayı, haklarını teslim etmeyi amaçlıyor. Bu alanda başka çalışmalara da esin vermesini umduğumuz Türkiye’de Kadın Çevirmenler’in, akademisyenler, öğrenciler ve çevirmenlerin olduğu kadar, çeviriyle ve edebiyatla yakından ilgilenen pek çok okurun da dikkatini çekebileceğini düşünüyoruz.   “Feminist çeviribilim araştırmalarına göre tarih boyunca çevirmenlik genellikle erkeğin ‘özgün’ ve ‘birincil’ olarak görüldüğü bir dünyada ‘ikincil’ ve ‘kadın’ olarak nitelenmiştir… Bu derlemede yer alan kadınların çevirmen kimlikleri bu metaforu doğrular gibi görünse de aslında onu tam tersine çevirdikleri söylenebilir. Çevirinin ikincil değil, birincil rol üstlendiği bir kültürel ortamda onun yenilikçi ve dönüştürücü gücünü edebiyatın farklı türlerine ve toplumsal yaşama taşıyan bu kadınlar ikincilliğin değil, olsa olsa üretkenliğin simgesi olabilir.” – Şehnaz Tahir Gürçağlar   Kitapta ele alınan kadın çevirmenler:   Halide Edip Adıvar,  Sabiha Sertel, Seniha Bedri Göknil, Azra Erhat, Melahât Togar, Adalet Cimcoz, Mîna Urgan, Güzin Dino, Nihal Yeğinobalı, Gönül Suveren ve Gülten Suveren, Tomris Uyar, Pınar Kür, Belgin Dölay, Fatma Artunkal, Zeynep Bekdik.  
  • Ahmet Önel
    insan sesi mp3 - Türkçe
    4 Ayrım
    74,03 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Zerrin Saklıca
    Sevgili Günlüğüm, Bugün bir kitaba rastladım. İsmi Sevgili Günlük Öykü Anlatıyor. İçinde mutsuz bakkal amcaların sakladığı tonton sırlardan, saklambaç seven kocaman fillere, özgürlüğünü ilan eden kuşlara kadar pek çok şey anlatılıyormuş. Aslında bu anlatılanlar yaşıtlarımızın günlüklerinde geçiyormuş. Onların öyküleri, okuyanı yeni hayatlarla tanıştıracak, kalemlerinden damlayan sözcükler bizimle sohbete dalacakmış. Ben de ilk sayfalara şöyle bir göz attım. Bir yeteneği olsun isteyen Can'ın yazdıklarını gördüm. Acaba neler hissediyor, ne yapacak? Meraklandım doğrusu, günlükler kimi heyecanlandırmaz ki! Birazdan okumaya devam edip neler olduğunu öğreneceğim. Bu, günlüğümün ilk sayfası. Kim bilir, belki yazmaya devam ederim. Hatta belki senin de bir günlüğün olur, ne dersin? (Tanıtım Bülteninden)
  • Lizzie Fry
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    10,84 MB
    Eser Türü: Kitap
    “Düşündürücü, soluksuz bir yolculuk. Damızlık Kızın Öyküsü ve Cadı Avcısı’nın Vika geleneğine uygun yazılmış hâli gibi. Zorlayıcı ve sinematik bir gerilim.” –The NewYork Times “Kesinlikle harika bir kitap… Alıp okuduğunuz için memnun kalacaksınız!” –Independent “Kendi dünyamızla korkutucu ölçüde benzerlikler taşıyan, ileri görüşlü ve okuyucuyu saran bir alternatif dünya.” –Morning Star “Kadınların gücü ve potansiyeli hakkında yazılmış, sürükleyici ve canlı betimlemeleri olan distopik bir fantezi.” –Heat “Zihni harekete geçiren, sürükleyici ve güçlü bir gerilim hikâyesi.” –Paula Daly Cadıların ve büyünün gerçek olduğu bir dünya hayal edin; insanlarla cadıların yan yana, barış ve uyum içinde yaşadığı bir dünya! Cadılar Meclisi, cadılık ve okültizmin lokal kültür ve tarihçeyi oldukça etkilediği Batı Amerika’da başlayan, büyünün ve büyücülerin gerçek olduğu bir öykü kurguluyor. Büyü, cadılar tarafından kendi kızlarına aktarılan önemli bir güç ve miras... Ergenliğe girer girmez Elementalist bir cadı olduğunu öğrenen 18 yaşındaki Chloe de bu kızlardan biri ve onu güçlerine kavuşturup bu öyküyü başlatan, epey sarsıcı bir ritüel. Kadınlar arasındaki bu güç aktarımının farkında olan ve gerçeğin aksine, sahip oldukları potansiyeli onlara layık görmediğinden kötüye kullanabileceklerini düşünen bir liderse bu evrenin çürük dişi. Emrinde çalışan Nöbetçiler’le birlikte dünyadaki tüm cadıları, kendi elleriyle kurdukları gettolarda toplamayı hedef-leyen Başkan, ülkedeki terörün önemli bir kısmını cadılara dayandıran tezini, ulusa sesleniş konuşmalarından birinde dillendirecek kadar gerçekçi buluyor: “Artık cadıların kadınsal aşırılıklarının bozduğu dengeyi düzeltmek için çalışmalıyız. Kendimizi korumamız gerektiği kadar, onları da kendilerinden korumalıyız. Yüce İsa Mesih’in sözlerini tekrar etmek gerekirse: Onları bağışlayın çünkü ne yaptıklarını bilmiyorlar.” Ne var ki gerçek, kendi ekibinden birinin ihanetiyle açığa çıktığında kartlar herkes için yeniden karılacak... Cadılar Meclisi, fantastik bir kurgu içinde kadının gücünü anıtlaştıran, soluksuz okunacak bir macera!
  • Alex Latimer- David Litchfield
    insan sesi mp3 - Türkçe
    2 Ayrım
    5,11 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Zülal Karabulut
    Çekirdek ile Yumurta bir elmanın iki yarısı gibiydiler.   Arkadaşlıkları büyüdükçe, onlar da büyüdüler.   Çekirdek için bu, fidan olup kök salmak demekti.   Yumurta içinse kuş olup Çekirdek'in gelemeyeceği uzaklara doğru kanatlanmak.   Ama yıllar geçse de buldular yine birbirlerini, tüm gerçek dostlar gibi.    Ödüllü yazar Alex Latimer ve Waterstones Ödüllü çizer David Litchfield’dan büyümek ve dostluk üzerine büyüleyici bir resimli kitap.
  • John Kobler
    insan sesi mp3 - Türkçe
    58 Ayrım
    557,47 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Levent Filyos
    Halk ona Yaralı Yüz diyordu, FBI ona Bir Numaralı Halk Düşmanı diyordu, arkadaşları ona Snorky diyordu. Ancak Capone en çok hatırlanan isimdir. Ve John Kobler'in Capone'u yeraltı krallarının bu en acımasız ve gösterişli biyografisinin eksiksiz biyografisidir; Al Capone'a ve onun şatafatlı dönemine dair eksiksiz bir bakış sunan samimi ve dramatik bir kitap. İşte Capone'un hikayesi: Brooklyn'de şiddet dolu çocukluğu, Johnny Torrio'nun teğmenliği, yeraltı dünyasının saflarındaki yükselişi, kötü şöhretli St. Valentine Katliamı, sonunda tüm Chicago şehrini kontrol etmesi ve hapishanedeyken düşüşü. Alcatraz. Capone en iyi gangsterdi ve Capone da gangster biyografilerinin en iyisiydi; suç edebiyatında bir klasik
  • Faruk Manav , Ömer Kızıltan , Mehmet Ali Dombaycı , S. Gülay Doğru , Fahri Kars , Dilek Başerer , Ekrem Ziya Duman , Aylin Arslan , Beyhan Zabun , Nebile Eroğul , Zeynep Başerer Berber
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    28,85 MB
    Eser Türü: Kitap
    Ortaöğretim alan öğretmenlikleri içerisinde felsefe, mantık, sosyoloji ve psikoloji derslerinin bir araya gelerek oluşturduğu felsefe grubu alanı, bu özelliğinin yanı sıra, bu derslerin etkili ve verimli bir şekilde öğretilmesi/öğrenilmesi sonucunda sağlayacağı yararlarla da özel bir konuma sahiptir. Elbette her dersin yarar/yararlar ekseninde değerlendirilmesi doğru olmayabilir. Ancak felsefe grubu derslerinin genel bir bilgi kazandırmanın dışında her öğrenciyi insanî özellikler açısından her anlamda geliştirme potansiyeli taşımasına bağlı olarak gerek bireysel gerekse toplumsal ölçekte yararlar sağladığı söylenebilir. Söz gelimi, kişinin kendini tanıması, toplumu tanıması, başkalarıyla sağlıklı iletişim kurması ve onları anlaması, insana insan olarak değer vermesi, her anlamda bilinçli bir birey olması, düşünme ve sorgulama becerisine sahip olan ve aklını iyi yöneten bir insan olması gibi özelliklerin ya da niteliklerin bu kapsamda değerlendirilmesi mümkündür.
  • Cahit Ülkü
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    473,49 KB
    Eser Türü: Kitap
    Tarihi Roman değil, Tarihin Romanı! Aleviler Hazaryalı Musevi Türklerin ardılları mı? Osmanlı Anadolu’ya geldiğinde Alevi miydi? Padişahlar kardeşlerini katlederken haklı mıydılar? Osmanlı, ne zaman ve neden Müslüman oldu? Ve II. Selim sarhoş, sefih birisi miydi; yoksa Osmanlı Tarihi?nin en büyük strateji dehası mı? Bunlardan başka daha pek çok sorunun üzerine cesaretle eğilen Cahit Ülkü, hepsine çarpıcı ve gündem sarsıcı yanıtlar veriyor. Denebilir ki bu romanı okumadan Osmanlı’yı anlamak olanaksızdır. Bu romanda, aynı zamanda Resmi Tarih in bizleri ne denli aldattığını görerek yüzleştiğiniz gerçeklerle allak bullak olacaksınız. Suların Getirdiği Padişah başlı başına bağımsız bir roman olduğu kadar yazarın çok tartışılan, uzun süre en çok satanlar listelerinde yer alan “Son Hazaryalı” adlı romanının ayrılmaz devamı niteliğinde Üstelik dil açısından Türk edebiyatına damgasını vurmaya aday bir yapıt. Bu romanla gerçek Hürrem’i yakından tanıyacak, şehzadeler arasındaki kanlı savaşlara, evlât katillerine yüreğiniz yanarak tanık olacak; en görkemli çağında Osmanlı’nın içten içe nasıl çürümeye başladığını görerek hüzünleneceksiniz.
  • Aziz Üstel
    - Türkçe
    1 Ayrım
    311,61 KB
    Eser Türü: Kitap
    iz yola, ya devlet başa ya kuzgun leşe diye çıktık... İttihatçı avı alabildiğine sürüyordu… İtilafçı subaylar, aramadık delik bırakmıyor, bohçacı kadın kılığında, Arnavut zerzevatçı kimliğinde, İttihatçıların mesken tuttuğu mahalleleri tarıyordu. Sokaklar ıssız, hava sıkıntılı, gözler yaşlı, nazlı sancak boynu büküktü… İttihatçıların bazısı yargılanıyor, bazısıysa Boğazlıyan Kaymakamı Mehmed Kemal gibi idam ediliyordu. Ve işte o zaman İttihatçı tayfası pabucun pahalı olduğunu anladıİstanbul’un dört bir yanına dağıldı, tam siper oldu! Peki, ne olmuştu da Osmanlı gibi koca bir imparatorluğu elinde tutan İttihatçılar bu duruma düşmüştü? Bir grup İttihatçı, Baytar Miralay Nuri Bey’in evinde toplanarak ülkenin gidişatından, savaştan, Talat ve Enver beylerden, millete hürriyet ve özgürlük getirme düşüncesinden konuşuyor, planlar yapıyordu. İtalya’nın Trablusgarp’a saldıracağı söylentileri dolaşmaya başlamıştı. Trablusgarp sorunu, İtalya’da Osmanlı düşmanlığını artırmış, Türkler korku ve dehşetle anılır olmuştu. 1911 Eylülü’nde İtalya ile Osmanlı arasındaki gerilim ise tırmanıyordu. Savaş kaçınılmazdı… Ve Osmanlı’nın Trablusgarp’taki varlığı da son bulmuştu.Böylesi gerilimli bir ortamda karşı karşıya gelen Enver Paşa ile Mustafa Kemal’in Millî Mücadele öncesi rolleri ne olacaktı? Aziz Üstel’den Osmanlı’nın Son Kartalları’nın sürükleyici hikayesi…
  • Murat Soylu
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    164,26 KB
    Eser Türü: Kitap
    Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Atatürk, milli Mücadele’den sonra ülkenin doğusuyla, batısıyla, güneyiyle, kuzeyiyle bir kalkınma hamlesine girişmişti. Bunun için çeşitli projeler geliştirdi. Ülkenin kalkınması için iç yönetim kuruluşlarını yurdun doğu bölgelerinden başlayarak genişletme gereği duydu. Dersim bölgesinde önemli bir reform programının uygulanması da düşündü. Ülkeyi bir baştan bir başa demir yolları ile bağladı. Ancak ne hazindir ki, özellikle dış güçlerin ve emperyalist devletlerin kışkırtmasıyla Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde bu kalkınma politikalarına karşı çıkanlar oldu. Bu karşı çıkışlar bazen de iç isyanları beraberinde getirdi. Bu kalkışmalar ülkenin kalkınmasına ve ilerlemesine büyük darbeler vurmuştur. Atatürk döneminde Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde meydana gelen bu isyanların temel karakterinin emperyalistlerin kışkırtmasıyla Doğu ve Güneydoğu Anadolu halkını çeşitli vasıtalarla ulusumuzun bir parçası olmaktan çıkarmak olduğunun altını çizmiş ve şöyle değerlendirmiştir:“Kürt sorunu, Türklerin çıkarı için kesinlikle söz konusu olamaz. Çünkü, bizim ulusal sınırlarımız içinde Kürt öğeleri öylesine yerleşmişlerdir ki, pek sınırlı yerlerde yoğun olarak yaşarlar. Bu yoğunluklarını da kaybede ede ve Türklerin içine gire gire öyle bir sınır oluşmuştur ki, Kürtlük adına bir sınır çizmek istesek, Türkiye’yi mahvetmek gerekir.”
  • Ryan Gingeras
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    240,65 KB
    Eser Türü: Kitap
    Bu eser modern Türkiye'nin kurucusunu anlamlı bir tarihsel perspektife yerleştiriyor ve onun temel fikirlerinin aynı ölçüde derinlikli bir analizini sunuyor. M. Şükrü Hanioğlu, Princeton Üniversitesi. Osmanlı İmparatorluğu sona yaklaştıkça pek çok Osmanlı askeri vatanı kurtarmak için liderlik vasfına soyundu. Birinci Dünya Savaşı yalnızca Osmanlı topraklarının çözülmesine değil, öne çıkan bu liderlerin de farklı fikirler ortaya atmasına yol açtı. Enver, Talat ve Cemal Paşa troyka yönetimi ile birlikte İttihat ve Terakki Cemiyeti de siyaset sahnesinden silinirken Selanik’ten yeni bir lider çıktı. Hem dönemin bütün hizipleriyle irtibatta olan hem de onlardan ayrı bir yola çıkan Mustafa Kemal, İmparatorluk’tan kalan mirasla bir Cumhuriyet kurdu. İtilaf Devletleri’ni hem savaş meydanında hem de masada mağlup ettikten sonra devraldığı mirası tüm dünyanın gözleri önünde ileriye taşıdı. Bu mirasın içinden alınanlar ile geçmişe terk edilenler modern Cumhuriyet’in yapılarını oluşturdu. İmparatorluğun kaderiyle oynamaya aday Selanikli bir gençten, asker Mustafa Kemal’e oradan devlet kurucusu Atatürk’e yolculuğu ele alan bu kitap, hem geç dönem Osmanlı İmparatorluğu’nun hem de erken Cumhuriyet’in sancılı yıllarının da özlü bir anlatımını sunuyor.

Sayfalar