Yazara Gore Listeleme

  • Susan C. Stokes, S. Erdem Aytaç
    metin - Türkçe
    4 Ayrım
    6,39 MB
    Eser Türü: Kitap
    İnsanlar oy kullanıp kullanmamaya, protestolara katılıp katılmamaya nasıl karar verir? Seçmenleri sandıktan caydırmaya yönelik uygulamalar neden bazen geri teper? Göstericilere karşı sert polis müdahalesi nasıl oluyor da küçük protestoları ulusal hareketlere dönüştürebiliyor? Politikacılar ve aktivistler insanları harekete geçirmek için duyguları nasıl kullanıyor? Ne Değişir ki?’nin yazarları, bireylerin siyasette kolektif eylemlere katılımı üzerine yeni bir kuram ortaya koyuyor ve kuramın öngörülerini seçimler ve protestolara katılım bağlamında irdeliyor. Aytaç ve Stokes, kişiler için siyasete katılımın maliyetleri olduğu gibi bazı durumlarda katılmamanın da maliyetleri olabileceği düşüncesini geliştiriyor. Katılmamanın psikolojik olarak rahatsızlık verici ve dolayısıyla maliyetli olabileceği fikri, seçimlere ve protestolara katılımla ilgili mevcut kuramların açıklayamadığı birçok duruma ışık tutmaktadır. Aytaç ve Stokes bu kitapla başta Türkiye, Brezilya, Ukrayna ve ABD olmak üzere birçok ülkeden anket verileri, mülakatlar ve deneysel yöntemlerden yararlanarak kapsamlı bir siyasete katılım kuramı sunuyor. S. Erdem Aytaç, Koç Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde öğretim üyesi. Susan Stokes, Chicago Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümü’nde öğretim üyesi ve Chicago Center on Democracy direktörü.
  • Peter Fleming
    metin - Türkçe
    4 Ayrım
    4,08 MB
    Eser Türü: Kitap
    “Çalışmak özgürleştirir” sözü tedavülden kalkmış olsa da, başka bir kılık altında hayatımızı yönetmeyi sürdürüyor. Çalışma ideolojisinin son dönemde iyiden iyiye güçlenip bir “hayat tarzı” haline gelmesinin gerekçelerinden biri, hâlâ hayatta kalmayla ve kaçınılmaz zorunluluklarla karıştırılmasıdır. Peter Fleming bu mitin neoliberal aklın büyük dalaverelerinden biri olduğunu ve çalışmak için yaşamak zorunda kalanlara bu ideolojinin kabul ettirildiğini gösteriyor. Kapitalizmde çalışmanın fazla mesaiden, vardiya eziyetinden, esnek çalışmadan, şirketlerin ikiyüzlü sosyal sorumluluk projelerinden vb. ayrı düşünülemeyeceğini ortaya koyan Fleming, “Ben, İş” fonksiyonu adını verdiği kapitalist dayatmaya karşı yeni bir çalışma perspektifi geliştiriyor. Hastalanmanın da uyumanın da “kapitalizme karşı bir direniş biçimi olarak” görülebileceğini vurguluyor. İnsanca yaşanabilir bir ücret, çalışmanın zorunluluk olmaktan çıkması, devletin ötesine geçen demokratik örgütlenmeler, haftada sadece 3 gün ve azami 20 saat çalışma - hiçbirinin ütopya olmadığını anlatıyor. Peter Fleming, Londra Şehir Üniversitesi’nde işletme ve toplum profesörü.
  • insan sesi mp3 - Türkçe
    8 Ayrım
    962,26 MB
    Eser Türü: Dersler
    Seslendiren: Anadolu Üniversitesi Çalışanları
    Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi (AÖF) Eğitim Psikolojisi Dersidir. Yazarlar: Prof. Dr. Coşkun BAYRAK (Ünite 1), Doç. Dr. Şerife YÜCESOY (Ünite 2), Prof. Dr. Esmahan AĞAOĞLU (Ünite 3), Prof. Dr. Uğur SAK (Ünite 4), Doç. Dr. Ramazan AKDOĞAN (Ünite 5), Prof. Dr. Meral GÜVEN (Ünite 6), Dr. Öğretim Üyesi Yücel ŞİMŞEK (Ünite 7), Dr. Öğretim Üyesi Çetin TERZİ (Ünite 8).
  • Patricia Springborg
    metin - Türkçe
    4 Ayrım
    9,72 MB
    Eser Türü: Kitap
    Batı kavramı nasıl oluştu? Şarkiyatçılığın kökenleri nereye dayanır? Doğu ile Batı arasındaki bir zamanlar belli belirsiz olan siyasi sınır ne zaman ve neden belirgin hale geldi? Demokrasi Batı’ya, despotluksa Şark’a ait olgular olarak nasıl kodlandı? Batı, siyasal ve kültürel kimliği, nasıl oldu da siyasal özgürlük, vatandaşlık ve demokrasi ile eşanlamlı hale geldi? Antik Yunan’dan Rönesans’a kadar uzanan döneme odaklanarak siyasal düşündeki Batılı temel metinlere yeni bir bakış açısıyla yaklaşan Springborg, geleneksel siyaset kuramı yöntemlerini Batı kimliğinin temellerini sorgulamadan benimsemeyi reddediyor ve tarihin çarpıtılması olarak gördüğü pratikleri ters yüz ediyor. Tarihi revizyonist bir bakışla sorgulayarak bizi Yunan polis’ini Batı’nın beşiği olarak değil, Doğu’nun bir mahsulü olarak düşünmeye davet ediyor. Savını desteklemek üzere farklı akademik disiplinlerden yararlanan Springborg, Batı siyaset tarihinin merkezine şehir devletlerini değil, krallığı; antik Yunan ve Roma’yı değil, Mısır ve Mezopotamya’yı koyuyor. Kitap, bugünkü Türkiye siyasetine de biçim veren kültürel savaş alanının tarihsel koordinatlarını kusursuz biçimde gözler önüne seriyor. İçerideki ve dışarıdaki tartışmalar ülkeyi ya Batı siyasal ve kültürel cumhuriyetçiliğinin ya da Şarki despotluk geleneğinin mirasçısı olarak konumlandırıyor. Springborg, okuru bu seslerden ayrılmaya, söz konusu ayrımı yüzeysel olarak ele almamaya ve bu ayrımın dolambaçlı tarihsel yapılanmasını anlamaya çağırıyor. Patricia Springborg, the Humboldt-Universität zu Berlin’in, disiplinlerarası alanda araştırmalar yapan enstitüsü Centre for British Studies’de siyaset kuramı profesörü.
  • Prof. Dr. Şebnem AKİPEK ÖCAL (Ünite 1, 2, 3, 4, 5), Dr. Öğretim Üyesi Nazmiye ÖZENBAŞ BOYDAĞ (Ünite 6, 7), Prof. Dr. Mustafa AVCI (Ünite 8)
    insan sesi mp3 - Türkçe
    8 Ayrım
    884,50 MB
    Eser Türü: Dersler
    Seslendiren: Anadolu Üniversitesi Çalışanları
    Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi (AÖF) Sağlık Hukuku Dersidir.
  • Patricia S. Churchland
    metin - Türkçe
    4 Ayrım
    4,41 MB
    Eser Türü: Kitap
    PEN/E.O. Wilson Bilim Yazını Ödülü finalisti olan Vicdan, tüm sosyal hayvanların neden ahlaki sistemlere sahip olduğunu ve bu sistemlerin nasıl oluştuğunu araştırıyor. Ünlü nörobilimci ve nörofelsefeci Profesör Patricia S. Churchland, beyinlerimizin nasıl bağ oluşturacak ve çocuklara özen gösterecek şekilde yapılandırıldığını aydınlattığı ve aynı zamanda ahlak dışı psikopatların neden ortaya çıkabileceğini araştırdığı bu kitabında nörobilim, genetik ve fiziksel çevrenin etkilerini bir araya getiriyor. Vicdanımızı ve ahlakımızı genel olarak nörobiyolojik terimlerle tanımlayan kitap, bu gelişmiş sosyal doğamızın bazal gangliyonlarımız ile yönetici frontal korteksimiz arasındaki karmaşık etkileşimi içerdiğini gözler önüne seriyor. Churchland ayrıca kitabın ikinci yarısında, ahlakın nesiller boyunca nasıl aktarıldığını ve neden tüm toplumların temeli haline geldiğini anlamak için felsefe tartışmalarını masaya yatırarak, Sokrates’ten Bertrand Russell’a kadar 2500 yıllık felsefe geleneğini güncel nörobilimsel bulgular ışığında gözden geçiriyor. Nörofelsefenin öncüsü kabul edilen Patricia S. Churchland, 1984 yılından bu yana University of California San Diego'da öğretim üyesidir.
  • Nick Lane
    metin - Türkçe
    4 Ayrım
    17,28 MB
    Eser Türü: Kitap
    Gezegenimizdeki yaşamın tarihi hakkında epeyce şey bilsek de, biyolojinin en büyük sorularını henüz yanıtlayabilmiş değiliz. Yaşam tuhaf ve karmaşık bir süreç; ilk kez 4 milyar yıl önce bir bakteri hücresi olarak ortaya çıktığı ve bu hücrenin, neredeyse bugün yaşayan bir insanın hücreleri kadar incelikli olduğu düşünülüyor. Hücrelerin yapısı ve milyonlarca yıl içindeki evrimi hakkında çok şey öğrendiysek de, genom çalışmalarıyla ortaya çıkarılanlar çok heyecan verici olsa da, cansızdan canlıya geçişin nasıl gerçekleştiğini hala pek bilmiyoruz. O günden bugüne gelene dek yaşamın izlediği karmaşık yolun nasıl belirlendiğini, tuhaf görünen tercihlerin neden yapıldığını, başka türlü yapılsa neler olacağını da tam olarak bilmiyoruz. Yaşam Neden Var?’da biyolojinin temel sorularına yanıt arayan Nick Lane, yaşamın evrilişindeki anlaşılmaz noktalara bakarken, hücrelerin enerji sağlama biçimlerini bir yol gösterici olarak kullanıyor. Enerjiyle yaşam arasındaki ilişkinin başlangıca dek uzandığını öne sürdükten sonra, yalnızca yaşamın kökeni değil, sağlık ve ölüm üzerine de yeni fikirler geliştiriyor. Yaşam Neden Var? enerjiye ve yaşama yepyeni bir bakış açısı sunuyor.
  • Nichola Wapshott
    metin - Türkçe
    4 Ayrım
    5,13 MB
    Eser Türü: Kitap
    20. yüzyıl iktisadi düşüncesinin iki büyük kutbu olan Keynes ile Hayek arasındaki tartışma, devletin ekonomiye müdahalesi ile serbest piyasanın erdemleri arasındaki, günümüze kadar gelen ayrıma ışık tutuyor. 1929’daki borsa krizinin tetiklediği Büyük Buhran yıllarında bu iki düşünürden dünya ekonomisinin nasıl toparlanacağına dair iki farklı iddia geldi. Mevcut sistemin devamı ve aşırılıkçılığın önlenmesi gibi konularda hemfikir olan Hayek ve Keynes bunun nasıl yerine getirileceği konusunda birbirine zıt yöntem ve politikaları benimsediler. Cambridge iktisatçısı John Maynard Keynes kamu harcamalarının artırılması gerektiğini savunurken, Avusturya Okulu iktisatçısı Friedrich Hayek devletin ekonomiye müdahalesinin hem işe yaramayacağını hem de potansiyel tehlikeler barındırdığını ileri sürdü. Böylece, devletin ekonomideki rolü ile piyasaya müdahale etmenin bireysel özgürlüklere getirdiği tehditleri kapsayan hararetli bir tartışma başladı. Büyük Buhrandan Keynes’in reçeteleriyle çıkılması sonucunda Keynesçi iktisat II. Dünya Savaşı’ndan sonraki on yıllara damgasını vurdu. 1970’lerdeki krizden sonra ise bu sefer sahne Hayek’indi. 2008 krizinden sonra yeniden alevlenen tartışma 1930’lardaki şiddetiyle devam etti ve ateşli müritleri, iki düşünür öldükten sonra da bu amansız savaşı sürdürdü. 20. yüzyılın bu iki büyük iktisatçısı arasındaki tartışmayı akıcı bir hikayenin içine yerleştiren Nicholas Wapshott, hem kişisel tanışıklıklarını, hem içinde bulundukları toplumsal koşulları hem de iktisat tartışmalarını mercek altına alıyor. İster Keynes’in ister Hayek’in isterse başka bir iktisatçının görüşlerine yakın olun, bu kitapta mutlaka yeni bir şey bulacaksınız. Nicholas Wapshott, biyografi yazarı ve Newsweek editörü.
  • Nebahat Avcıoğlu
    metin - Türkçe
    4 Ayrım
    27,16 MB
    Eser Türü: Kitap
    On sekizinci ve on dokuzuncu yüzyıllarda Batı Avrupa’daki Osmanlı/Türk esinli mimarinin incelenmesine adanmış ilk kitap boyutundaki bu çalışmada Nebahat Avcıoğlu, kültürel sınırlar meselesinde ayrımları değil, çeşitliliğin uyumunu vurguluyor. Egzotizmin sınırlarına indirgenen turquerie'yi, kültürlerarası bir sanat formu olarak değerlendiriyor. Yazar, bugüne kadar ihmal edilmiş resimlere, tasarımlara ve binalara bakarak Batı’nın Osmanlı İmparatorluğu ilgisini öztemsil ve milli politika mefhumlarına bağlıyor. Turquerie ve Temsil Politikası, 1728-1876, Avrupalıların ilham için, ne gibi etkiler altında, neden Türklere döndüğünü araştırırken, bu dönemdeki sanat ve mimarinin kapsamlı bir kültürel yorumlamasını sunuyor. Avcıoğlu, üç özel bina tipini inceliyor: köşkler, camiler ve hamamlar. Bunları da Batı Avrupa’da inşa edilen ilk dört başı mamur örneklerinden seçiyor ve bu yapılarla mimari form ve üslupların kültürel siyasetini derinlemesine araştırıyor. Yazara göre bu bina tiplerinin özümsenmesi kazara olmadığı gibi sadece Avrupa’nın başka bir kültüre hakimiyetini de göstermez. Özünde diyalektik bir süreçti bu ve hem Batı’da hem de Doğu’da kültürlerötesileşmeye katkıda bulunmuştu.
  • Nato Thompson
    metin - Türkçe
    4 Ayrım
    5,30 MB
    Eser Türü: Kitap
    Reklamların, televizyonun ve sosyal medyanın ürettiği, ardı arkası kesilmeyen bir enformasyon ve görüntü akışının içinde yolumuzu bulmaya çalışıyoruz. Her birimiz, birer şirket gibi sermayemizi artırmanın peşindeyiz; ama maddi değil toplumsal sermaye bu, sahip olduğumuz niteliklerden ve diğer insanlarla kurduğumuz ilişkilerden oluşuyor. Her şey pazarlanıp satılabiliyor artık ve aslında biz de sürekli o nihai ürünü satmaya çalışıyoruz: Kendimizi. Küratör ve eleştirmen Nato Thompson, bütün bunların toplumsal meselelere angaje sanatçı ve aktivistler için ne anlama geldiğini soruyor. Dünyayı bir görüntü ve enformasyon seli basmışken insanın kendine ait bir ses bulması mümkün müdür? Sanat tarihinden pek çok şeyi ve yakın zamanlarda da siyasal taban örgütlenmesinin çoğu yöntemini kendine mal etmiş olan şu tüketici kapitalizmi denen dev makineyle nasıl başa çıkılabilir? Thompson, günümüzün en yenilikçi sanatçı ve aktivistlerinin çalışmalarına odaklanarak, kendi topluluklarını iktidarı görmek ve baştan hayal etmek için cesaretlendiren mekân, kurum ve toplumsal hareketleri ele alıyor. Alternatif sanat mekânlarından kooperatif evlerine, Occupy hareketinden Arap Baharı’na kadar, yakın zamanda ve hâlâ kitleler için iktidara meydan okuma yollarını açan mekân ve pratiklerin nasıl mümkün olabildiğini gösteriyor. Nato Thompson, yazar ve küratör. Bağımsız sanat platformu Philadelphia Contemporary’nin sanat yönetmenliğini yürütüyor.

Sayfalar