Eserlere Göre Listeleme

Toplam 4994 sonuçtan 821 - 830 arası görüntüleniyor.
  • Can Dündar
    insan sesi mp3 - Türkçe
    19 Ayrım
    297 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Serhat Duru
    Atatürk'ün son 300 gününü ve ölümünün hikayesini anlatan Sarı Zeybek belgeseli ilk kez 1993'ün kasım ayında ekrana geldi. Gördüğü ilgi üzerine birkaç ay içinde 3 kez daha yayımlandı. Ardından video kaset olarak piyasaya çıktı.Türkiye'de ilk kez bir belgesel, bu kadar büyük satış rakamına ulaştı. Kaset, yurdun dört bir yanında ilk ve orta dereceli okullarda eğitim filmi olarak gösterildi. Sonra ödüller geldi. Sarı Zeybek, Hürriyet'in Kelebek eki tarafından 1993'ün En Başarılı Belgeseli seçildi. Orhan Apaydın Demokrasi ve Barış Vakfı 1994 Ödülü'nü ve Radyo Televizyon Muhabirleri Derneği Özel Ödülü'nü aldı. Can Dündar, şimdi de Sarı Zeybek'i kitap olarak sunuyor. Belgeselde yer verilemeyen ayrıntılarla zenginleştirilen bu kitapta Atatürk'ün hastalığının 1923'ten başlayan gelişimini, "Ölümünde doktorların ihmali var mı?" sorusunun yanıtını, tedaviye çocukça direnişinin ve son dönemdeki yalnızlığının öyküsünü, İnönü'yle kavgasının perde arkasını ve o, ölüm döşeğindeyken başlayan iktidar kavgasının bilinmeyen ayrıntılarını bulacaksınız.
  • Çiğdem Tüzün
    insan sesi mp3 - Türkçe
    30 Ayrım
    497,30 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Özge Onat
    " 1930 yılında Üsküp'te doğdum. Ailemin imkânları genişti, mürebbiyeler ve hizmetliler arasında el üstünde tutularak büyüdüm. Güzel bir çocukluk yaşadım. İkinci Dünya Savaşı başlayınca ailem beni 12 yaşındayken Bulgar pasaportuyla İstanbul'a dayımın yanına gönderdi. Birdenbire varlıktan adeta yokluğa yuvarlandım. Ailem ancak iki yıl sonra yanıma gelebildi. İstanbul'da zor şartlar altında yaşamımızı sürdürdük. Annem, babam bu dönemde birçok şeyden fedakârlık ettiler ama çocuklarının eğitiminden asla. Bizim iyi bir eğitim almamız için ellerinden geleni yaptılar. Lise yıllarından itibaren ben de çalışarak aile bütçesine katkıda bulundum. İnşaat mühendisi olmak istiyordum, onun için İTÜ'yü tercih ettim. İTÜ'lü olmak benim bütün hayatımın gidişatını belirledi. 1957 yılında sınıf arkadaşım, yakın dostum ve eniştem Sadi Gülçelik'le birlikte Enka'yı kurdum. Enka'yı bir dünya şirketi yapmak için çok çalıştım ve muvaffak oldum. "
  • Çiğdem Tüzün
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    8,57 MB
    Eser Türü: Kitap
    " 1930 yılında Üsküp'te doğdum. Ailemin imkânları genişti, mürebbiyeler ve hizmetliler arasında el üstünde tutularak büyüdüm. Güzel bir çocukluk yaşadım. İkinci Dünya Savaşı başlayınca ailem beni 12 yaşındayken Bulgar pasaportuyla İstanbul'a dayımın yanına gönderdi. Birdenbire varlıktan adeta yokluğa yuvarlandım. Ailem ancak iki yıl sonra yanıma gelebildi. İstanbul'da zor şartlar altında yaşamımızı sürdürdük. Annem, babam bu dönemde birçok şeyden fedakârlık ettiler ama çocuklarının eğitiminden asla. Bizim iyi bir eğitim almamız için ellerinden geleni yaptılar. Lise yıllarından itibaren ben de çalışarak aile bütçesine katkıda bulundum. İnşaat mühendisi olmak istiyordum, onun için İTÜ'yü tercih ettim. İTÜ'lü olmak benim bütün hayatımın gidişatını belirledi. 1957 yılında sınıf arkadaşım, yakın dostum ve eniştem Sadi Gülçelik'le birlikte Enka'yı kurdum. Enka'yı bir dünya şirketi yapmak için çok çalıştım ve muvaffak oldum. "
  • Köprülülü Şerif İlden
    insan sesi mp3 - Türkçe
    26 Ayrım
    464,18 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Figen Üsküp Baygın
    İlk kitabı ile edebiyat dünyasına giren Köprülü Şerif İlden tarafından kaleme alınan Sarıkamış kitabı Tarih, türünde okuyucusu ile buluşuyor. İş Bankası Kültür Yayınları yayınevinden 1970 yılında 9789754581485 isbn kodu ile kitapçılarda satışa sunulan Sarıkamış isimli kitap 267 sayfadan oluşuyor.
  • Osman Pamukoğlu
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    354,75 KB
    Eser Türü: Kitap
    Zifiri karanlık… Tipiyle karışık bir fırtına vardı. Soluk alıp vermek zor. Askerler sırtını tipiye vererek yürümeye gayret ediyordu. Sabah… Fırtına ve tipiden eser kalmamıştı. Hava soğuk fakat sakindi… Teğmen İsmail Hakkı komutasındaki on dokuz kişilik müfreze Rus savunma mevzilerinin gerisinde keşif ve gözetleme faaliyetindeydi. Amaçları, Rusların cephedeki kuvvetlerini ve hazırlıklarını öğrenmekti... Sızdıkları Rus mevzilerinde sabaha dek yürümüş ve cephenin otuz kilometre gerisindeki üç yol ağzına varmışlardı. Müfreze yola yakın küçük bir koruluğa gizlenmiş yolları ve güneye açılan geniş düzlükleri gözlemeye koyulmuştu. Her taraf karla kaplı olduğundan, kilometrelerce uzaklıktaki kıpırdamalar bile kolayca fark ediliyordu… Teğmen İsmail Hakkı, öğleye kadar çoğu yiyecek çuvalı ve fıçı yüklü at arabalarının geçişini izledi. Saydı. Tam 230 araba… Saat 14.00’te cephe yönünden gelen Kazak süvarilerini gördü. Onların ardından gelenlerin, başlarındaki kalpak ve şapkalardan, kürk yakalı üniformalarından, omuzlarındaki işaretlerden yüksek rütbeli subaylar olduğu anlaşılıyordu. Kendilerini belli etmemeleri, ateş açmamaları ve çok zor durumda kalmadıkça çatışmaya girmemeleri konusunda kesin emir almış olan Teğmen İsmail Hakkı, avını kaçıran avcının yürek burukluğuyla kafileyi seyretmek zorunda kaldı... Teğmen İsmail Hakkı’nın müfrezesinin tüfeklerinin önünden resmigeçit yapar gibi geçenler, Çar ve ona refakat edenlerdi... Keskin nişancıların da aralarında olduğu müfrezenin açacağı seri bir ateş sonrası, Çar’ın yaralanması veya ölmesi büyük olasılıktı. Böyle bir sonuç Rus ordusunun bütün gücüyle Türk mevzilerini ezer gibi büyük bir taarruza kalkışmasına neden olabilir ya da her şeyi bırakıp çok uzaklara geri çekilmelerine yol açabilirdi. Her iki durumda da Sarıkamış’ı ele geçireceğim diye bir taarruza ihtiyaç duyulmayacak, diğer bir ihtimalle de kış koşullarında harekâtın yapılmasında ısrarcı olunmayacaktı... Savaş sanatında “talihli olmak” önemli faktörlerden biridir. Tersi olunca da buna, “yazgı” denir
  • İsmail Bilgin
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    1,05 MB
    Eser Türü: Kitap
    Sarıkamış'la ilgili birçok bilinmeyen olay günışığına çıkarıyor... Harekât öncesi göz ardı edilen raporlar 31. ve 32. Tümen’in birbirleriyle çarpışması... Rus Çarı II. Nikolas'ın emir verildiği için tutuklanmaması... Osmanlı askerinin ve halkın tek vücut olarak açlığa, karakışa yani tüm imkânsızlıklara karşı gösterdiği insanüstü mücadeleç Milletlerin hafızalarında bazı yer adları âdeta mermere kazınmış gibidir. O yer adları, yıllar geçip gitse de milletlerin hafızasından silinmez. Her an hatırlanarak, nesilden nesile aktarılır. Bu yerlerden bazıları Galiçya, Yemen, Sarıkamış, Çanakkale, Dumlupınar ve Sakarya’dır… Bu adlardan birini veya birkaçını duyduğumuzda gönül telimiz hep titrer, bir garip oluruz. Tarihimiz nice zaferlerle doludur. Zaferlerimizin yanında yenilgilerimiz de vardır. Bir millet, zaferleriyle övünürken, yenilgilerden de gerekli dersleri çıkarmaya çalışır. Sarıkamış Harekâtı, her türlü imkânsızlıklar içinde, kırık bir ümidi gerçekleştirmeye yönelik, sonu hazinle biten bir harekâttır... Bu harekâtta askerimiz Rus’tan çok tabiat ile mücadele etmiştir. Bu topraklarda yaşayan herkesin ya bir akrabası ya da bir yakını bu harekâttan etkilenmiştir. Binlerce şehit kâh Ruslarla çarpışarak kâh iklimle, karakışla, imkânsızlıklarla mücadele ederek vatanı savunmuştur… Bu kitap; okurları tarihin acılarla dolu bir sayfasına, bütün olanaksızlıklara ve karakışa rağmen Osmanlı askerinin vatanını korumak için inançla ve azimle savaşmasına tanıklığa davet eden bir hüznün hikâyesidir. Sarıkamış/Beyaz Hüzün'de bir hüznün hikâyesini, 90 yıldır unutulanları okurken kâh gururlanacak, kâh ağlayacaksınız...
  • İsmail Bilgin
    insan sesi mp3 - Türkçe
    39 Ayrım
    731 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Canan Akyürek
    Sarıkamış'la ilgili birçok bilinmeyen olay günışığına çıkarıyor... Harekât öncesi göz ardı edilen raporlar 31. ve 32. Tümenin birbirleriyle çarpışması... Rus Çarı II. Nikolas'ın emir verildiği için tutuklanmaması... Osmanlı askerinin ve halkın tek vücut olarak açlığa, karakışa yani tüm imkânsızlıklara karşı gösterdiği insanüstü mücadeleç Milletlerin hafızalarında bazı yer adları âdeta mermere kazınmış gibidir. O yer adları, yıllar geçip gitse de milletlerin hafızasından silinmez. Her an hatırlanarak, nesilden nesile aktarılır. Bu yerlerden bazıları Galiçya, Yemen, Sarıkamış, Çanakkale, Dumlupınar ve Sakaryadır. Bu adlardan birini veya birkaçını duyduğumuzda gönül telimiz hep titrer, bir garip oluruz. Tarihimiz nice zaferlerle doludur. Zaferlerimizin yanında yenilgilerimiz de vardır. Bir millet, zaferleriyle övünürken, yenilgilerden de gerekli dersleri çıkarmaya çalışır. Sarıkamış Harekâtı, her türlü imkânsızlıklar içinde, kırık bir ümidi gerçekleştirmeye yönelik, sonu hazinle biten bir harekâttır... Bu harekâtta askerimiz Rustan çok tabiat ile mücadele etmiştir. Bu topraklarda yaşayan herkesin ya bir akrabası ya da bir yakını bu harekâttan etkilenmiştir. Binlerce şehit kâh Ruslarla çarpışarak kâh iklimle, karakışla, imkânsızlıklarla mücadele ederek vatanısavunmuştur. Bu kitap; okurları tarihin acılarla dolu bir sayfasına, bütün olanaksızlıklara ve karakışa rağmen Osmanlı askerinin vatanını korumak için inançla ve azimle savaşmasına tanıklığa davet eden bir hüznün hikâyesidir. Sarıkamış/Beyaz Hüzün'de bir hüznün hikâyesini, 90 yıldır unutulanları okurken kâh gururlanacak, kâh ağlayacaksınız...
  • Sara Gürbüz Özeren
    insan sesi mp3 - Türkçe
    41 Ayrım
    988,55 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: SABAHAT VAROL İNSEL
    Gökyüzünden umutları donmuş gözlerle bize bakan binlerce şehit ruhuna armağan edecek başka neyimiz vardı ki? Sevinçle geldiğimiz Tozlu Yol’dan geri dönerken istisnasız hepimizin yüreğinde bir sızı, gözünde bir damla yaş vardı. Bir taşın altından doğarak meyile uyup ince arkçıklar oluşturan gözeler, çoluğuna çocuğuna hasret giden Mehmetçiklerin hiç dinmeyen gözyaşları gibi geliyordu bize… Bir de akşam rüzgârıyla eğilip bükülen, kâh toprağı öpen kâh başını semaya dikip o ilahi ağıdı söyleyen gelincikler, içimizi acıtıyordu. Acaba Allahuekber yaylalarında gelinciklerin bu kadar kırmızı oluşlarının sebebi, koç yiğitlerin donduğu için toprağa akamayan kanları mıydı? Bu yüzden mi her bahar kanar, kış gelince buz tutardı? Bu naçiz çalışma, Ruslarla Almanların emperyalist planları ile İttihad ve Terakki’nin maceraperest yöneticilerinin hülyaları arasına sıkışan Mehmetçiklerin, taze delikanlıların, Hasan ve Ayşelerin donmuş umutlarının hüzünlü öyküsüdür. Allahuekber Dağı’nda yatan ve Sarıkamış önünde kahramanca savaşan Mehmetçiklerimizin aziz hatıraları, hâlâ kulaklarımızda yankılanmaktadır. Bizim yaptığımız, şehitlerimizin aziz hatıralarına karşı minnet borcu için ödenen küçük bir hizmetten başka bir şey değildir. Ruhları şad olsun!..
  • Hanri Benazus
    insan sesi mp3 - Türkçe
    24 Ayrım
    495,03 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Ömer Yılmaz
    Ölümün beyaz olanı var mıdır, bir insan nasıl donar hiç hayal ettiniz mi? Ayaklarınızdan yukarı doğru gelen ağır bir yorgunluğun yavaş yavaş bedeninize yayıldığını hiç hissettiniz mi? ‘Birkaç dakika uyursam gücümü kazanırım, her şey düzelir' duygusuna hiç kapıldınız mı? Tam o tatlı uykuya geçerken sevgilinizin, karınızın, çocuklarınızın siluetlerinin önünüzden süratle geçtiğini hayal ettiniz mi? Eğer bunları hayal edebilirseniz Sarıkamış'ta on binlerce Mehmed'in yolun kenarında tüfeğine yaslanarak ‘Şöyle bir çömeleyim hemen kalkarım' derken, terli bedeninin 3 dakika içinde nasıl donduğunu anlayabilirsiniz. O gencecik insanların karanlık ormanlara, uçurumlara çığlıklar atarak neden koştuklarını daha iyi anlar, en acısı da, bu kahramanların şehit kütüklerine kaydedilmeyip savaşın yitikleri olarak adlandırılmalarının acısını içinizde hissedersiniz. Eğer 93. Alay 26 Aralık gecesi Allahuekber zirvesinde tipiye yakalanıp sabaha yarısı kaybolmuş ise, onları yitik olarak isimlendirmek yazıktır, onlar bizim için kutsal şehitlerdir. Sevgili Hanri Benazus'a bize Sarıkamış şehitlerini, onların "Beyaz Ölüm"lerini (şehadetlerini) hatırlattığı için tüm şehitler adına teşekkür ediyorum. Prof. Dr. Bingür Sönmez (Tanıtım Bülteninden)
  • Hanri Benazus
    metin - Türkçe
    4 Ayrım
    3,85 MB
    Eser Türü: Kitap
    Ölümün beyaz olanı var mıdır, bir insan nasıl donar hiç hayal ettiniz mi? Ayaklarınızdan yukarı doğru gelen ağır bir yorgunluğun yavaş yavaş bedeninize yayıldığını hiç hissettiniz mi? ‘Birkaç dakika uyursam gücümü kazanırım, her şey düzelir’ duygusuna hiç kapıldınız mı? Tam o tatlı uykuya geçerken sevgilinizin, karınızın, çocuklarınızın siluetlerinin önünüzden süratle geçtiğini hayal ettiniz mi? Eğer bunları hayal edebilirseniz Sarıkamış'ta on binlerce Mehmed'in yolun kenarında tüfeğine yaslanarak ‘Şöyle bir çömeleyim hemen kalkarım’ derken, terli bedeninin 3 dakika içinde nasıl donduğunu anlayabilirsiniz. O gencecik insanların karanlık ormanlara, uçurumlara çığlıklar atarak neden koştuklarını daha iyi anlar, en acısı da, bu kahramanların şehit kütüklerine kaydedilmeyip savaşın yitikleri olarak adlandırılmalarının acısını içinizde hissedersiniz. Eğer 93. Alay 26 Aralık gecesi Allahuekber zirvesinde tipiye yakalanıp sabaha yarısı kaybolmuş ise, onları yitik olarak isimlendirmek yazıktır, onlar bizim için kutsal şehitlerdir. Sevgili Hanri Benazus'a bize Sarıkamış şehitlerini, onların "Beyaz Ölüm"lerini (şehadetlerini) hatırlattığı için tüm şehitler adına teşekkür ediyorum. Prof. Dr. Bingür Sönmez

Sayfalar