Yazara Gore Listeleme

  • Komisyon
    insan sesi mp3 - Türkçe
    58 Ayrım
    955,28 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Emine Külünk
    Kpss Genel Yetenek Genel Kültür Çözümlü fasiküller halinde beşli deneme Önemli uyarı: Bu kitap, 2022 için hazırlanmış olup denemelere yer alan özellikle Coğrafya, Güncel bilgiler ve vatandaşlık sorularında değişiklikler olabileceğinin göz önüne alınması gerektiği unutulmamalıdır. Seçkin Kitap Gönüllüleri Yönetiminin notu
  • Hamza Kaya
    insan sesi mp3 - Türkçe
    153 Ayrım
    1829,23 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Güzin Ural Özkan, Melek Görk, Mine Karsan, Nejla Anul, Neşe Yalçınkaya, Nurten Güzelsoy, Sayragül Şişmanlar
  • Sait Mete Eker, Demet Cansu
    insan sesi mp3 - İngilizce
    63 Ayrım
    806,35 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: İrem Yaşar, Buse Yıldırım, Nilüfer Duna, Zeynep Gürdal, Banu İlhan
  • Ayfer Tunç
    insan sesi mp3 - Türkçe
    40 Ayrım
    1324,04 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Mustafa Saydam
    Saatin içindeki kum taneleri gibi parmaklarının arasından akıp giderken hayat, hikâyeleriyle birbirini tamamlayan iki aşık, belirsizlik içinde sevgilerini var ediyor. Ama bazen kum saati sadece akmıyor, yere düşüp kırılıyor, kumlar ortaya saçılıyor. Böyle anlarda ailenin sadece huzur ve güzelliği değil geçmişe terk edildiği sanılan hatıraları, marazları da taşıdığı anlaşılıyor. İki aşığın genetik bir hastalıkla kesişen yolları bir noktada ayrılsa bile biri İstanbul’da, diğeri New York’ta aynı nefesi alıp vermeyi sürdürecekler… nefesleri yettiği sürece. Ayfer Tunç, ilmek ilmek işlediği cümleleriyle modern bir destan yazıyor. Aşıklar Delidir ya da Yazı Tura ailenin, arkadaşlığın, sadakatin, hastalığın ama en çok deliliğin ve acının öyküsü.Çünkü âşıklar delidir ve deliler acı çeker. Umutlandı. Yüzü açık kalmış bir kitap gibiydi, aşk hakkında hiç söylemediği sözler satır satır okunuyordu. Mucizeler her zaman beklenir hayattan. Aşkın kendi varlığından gelen, iyileştirici bir gücü vardır ve kıyaslanacak olursa, aşkla geçen zamanın özgül ağırlığı, saatlerin gösterdiği zamanınkinden kat kat fazladır. Aşk zamanın yoğunluğunu arttırmaya muktedir olan tek kimyadır.
  • Verda pars
    insan sesi mp3 - Türkçe
    21 Ayrım
    516,08 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Özge Öndoğan
    "Polisiye edebiyatın büyük yeteneği Verda Pars, sürükleyici romanı “Ölüm Fısıldar Geceye”den sonra kaleme aldığı “Kız Kardeşim”le okurlarını selamlıyor. Her şey anne olmaya hazırlanan bir kadının ölümüyle başladı. Çünkü bir kadın öldüğünde anne ölürdü, küçük bir kız çocuğunun hayalleri ölürdü, bir kız kardeş ölürdü. Bir kadın öldüğünde onunla birlikte kocaman bir dünya ölürdü. Küçük kız çocukları ne kadar büyürlerse büyüsünler annelerinin kokularını asla unutmazdı. Ve annesiz büyüyen kadınlar için en zoru anne olmayı başarabilmekti. Misli iki yılın sonunda İstanbul’a geçmişinin hayaletleriyle savaşmak için gelmişti. Onu annesinden ayıran katilin kim olduğunu öğrenmek zorundaydı ve benim dediği her şey, evi, anıları, sevdiği ve değer verdiği her şey, minik bahçe katı dairesiyle birlikte yıkılmak üzereydi. Kendini ilk bakışta sıradan görünen bir cinayetin olay yerinde bulduğunda, hayatının en zorlu sınavını vereceğini henüz bilmiyordu."
  • Sultan Çetinkaya Tahtacı
    insan sesi mp3 - Türkçe
    21 Ayrım
    83,18 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Sibel Özman
    "Annem köyü terk ettiğim günü şöyle tarif eder: “Naylon terliklerini giydin, keçileri dağa götürdün, sonra geldin, çantanı hazırladın, anne ben gidiyorum, tamam artık dedin ve çektin gittin. Zaten hep ‘Bir gidersem asla arkama bakmayacağım,’ derdin. Ve dediğini yaptın, gidiş o gidiş bir daha dönmedin.”
  • Demir Özlü, Ferit Edgü
    insan sesi mp3 - Türkçe
    24 Ayrım
    373,71 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Asiye Teksoy
    Bu kitapta, 1950 kuşağından iki yazarın mektupları yer alıyor. Dostlukları 65 yıl öncesine giden, ayrı düştüklerinde, birbirlerine okuduklarını, yazdıklarını, düşündüklerini ileten yüzlerce mektuptan kayıplara karışmamayı başarmış 139 mektubun odak noktasında doğal olarak kendileri var. Ama aynı zamanda onlar kadar birer yabancı olarak yaşadıkları özyurtları.
  • Paul Slack
    insan sesi mp3 - Türkçe
    22 Ayrım
    280,02 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Tuğba Kıskaç
    "“Veba tarihi kitapları bize salgınların ortaya çıkmasında ve onlara verilen tepkilerde kültürlerin ve kurumların, bağlamların ve etkenlerin önemini anlatır. İnsanların düşünce ve yaşam tarzlarının, ulaşabildikleri bilgi türlerinin ve benimsedikleri davranış biçimlerinin (kaçmak, mücadele etmek ya da düpedüz kaderci davranmak) fark yarattığını gösterir. Fakat bir salgının başlamasından sonra acısız zafer ihtimalini vaat etmezler.” Oxford Üniversitesi’nin cep kitapları serisinden yayımlanan bu kitapta Paul Slack bizleri ne yazık ki hâlâ sonlanmamış bir küresel yolculuğa çıkarıyor. Bu yolculukta 1347’de başlayıp Avrupa’yı büyük bir kırıma uğratarak Çin ve Hindistan’a dek uzanan Büyük Veba Salgını “Kara Ölüm”den 1665’teki Büyük Londra Salgını’na, bahsi geçen tarihlerin öncesinde karşımıza çıkmaya başlayıp günümüze dek uzanan büyük ölümcül felaketlere tanık oluyoruz. Vebanın, pençesine düşen insanlar açısından ne anlama geldiğini araştıran yazar, büyük salgınların doğurduğu krizlerde insanların ölümle ve hastalıkla nasıl baş ettiklerini odağına alıyor. Devletlerin onunla savaşa nasıl başladığını araştırıyor, bu illetin modern halk sağlığı yaklaşımını nasıl etkileyip tarihimizi nasıl şekillendirdiğini ortaya koyuyor. Vebanın tarihte yüzyıllar boyunca yarattığı etkinin izini sürerek onun yorumlanma biçimlerine, sanatta ve edebiyatta doğurduğu güçlü imgelere özellikle dikkat çekiyor. Ortaya çıkan salgın tablosu, yakın zamanda yaşanan COVID-19 pandemisine bakış açısından okurlara derin bir tarihsel perspektif sunuyor. "
  • Barbara Ehrenreich, Deirdre English
    insan sesi mp3 - Türkçe
    13 Ayrım
    123,87 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Canan Kırmacı
    "Cadılar, Ebeler ve Hemşireler, Amerika Birleşik Devletleri'ndeki ikinci dalga feminizm hareketi içinden çıkan bir belgedir.1970'lerin başında feministler, sağlık sisteminin kadınları çeşitli şekillerde suistimal ettiğini veya onlara adaletsizce davrandığını fark etmeye başladılar. Sağlık alanında çalışan kadınların rolleri, büyük oranda hemşirelik ve yardımcı hemşirelik gibi alt rollerle sınırlandırılıyordu. Kadınların her zaman, her şart altında kendi bedenleri ve sağlıklarıyla ilgili bu derece güçsüzleştirilmiş olamayacağından şüphelenmeye başladık. Kadınların bilgisizliği ve güçsüzleştirilmesi meselesinin eskiden beri süregelen bir durum olmadığını, aksine bilimsel tıbbın ortaya çıkmasından hemen önce, 19. yüzyıl başlarında Amerika'da cereyan eden uzatmalı bir iktidar mücadelesinin sonucu olduğunu öğrendik. Avrupa'da erken modern döneme kadar giden benzer bir iktidar mücadelesinin belirtilerine rastladık ve bu dönemin alaylı kadın şifacılarının nasıl sıklıkla ""cadılar"" olarak hedef gösterildiğini anladık. Tarihsel olarak kadınların şifacılık rollerinden dışlanmasını meşrulaştıracak hiçbir tutarlı gerekçe yoktur. Cadılar, pragmatik, empirist ve edepsiz oldukları gerekçesiyle saldırıya uğradı. Ama 19. yüzyılda retorik tersine döndü: Kadınlar son derece bilim dışı, hassas ve duygusal oluverdiler. Stereotipler, erkeklerin işine gelecek şekilde değişir, biz değil. Bizim ""doğuştan gelen kadınsı doğamız"" da bugünkü itaatkârlığımızı haklı çıkaracak hiçbir şey bulunmuyor. "
  • Resul Bulama
    insan sesi mp3 - Türkçe
    11 Ayrım
    168,93 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Gülsemin Ersaraç
    Bir tek safiri gördüm, kıyıda yalnız yatan. Suya en yakın yerde, benim gibi yorgun. Renginin parlaklığı gitmiş. Sırtı bana dönük, denizi seyrediyor. Belki o çevirdi onları. Geride başka iz yok. Safiri alıyorum elime. Biliyorum ne istediğini. Gidenlerin peşinden fırlatıyorum onu da. Denize kavuşmaktan mutlu, sekerek kayboluyor gözden. Suya dalmadan önce son bir defa bana bakıyor. Hiç kimseye anlatma diyor bunları. Ben de batan bir taş gibi içimde tutuyorum. Taşları nasıl da basite alıyoruz. Bazen neşeyle yürürken önümüze çıkan çakıl taşını bir tekmede uçururuz. Bazen soluklanmak için ilişiveririz bir taşın kenarına. Tarlada sınır olur, mezarlıkta sınırsızlık. Hepimiz çocukluğumuzda alıp elimize, suya fırlatmışızdır birini. Çocukluk geride kalıp büyüdükçe taşlarımız katılaşmış ama görünmez olmuştur. Kolay değildir artık taşıdığımız yükü indirmek, onları sakin bir kıyıda sektirmek, yüzeye dokunup dokunup kaybolmasını izlemek… Bir kasabada sıkışmış bu adam, çocukluktan yaşlılığa taşların sektiği ve battığı anları yaşıyor. Bu ustalıklı işin zarif işlenmiş öyküleri Taş Sektirme Ustası’nda.

Sayfalar