Yazara Gore Listeleme

  • insan sesi mp3 - Türkçe
    Eser Türü: İlaç Prospektüsleri
    Seslendiren: Veli Alpar

    İlaç Prospektüsüdür.

  • insan sesi mp3 - Türkçe
    Eser Türü: İlaç Prospektüsleri
    Seslendiren: Deniz Gökdağ
  • Birsel Aybek
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    10,28 MB
    Eser Türü: Kitap
    Günümüzde nitelikli insanlara duyulan ihtiyaç giderek art­ maktadır ve toplumların nitelikli insan güçleri de ancak nitelikli bir eğitimle sağlanabilir. Türkiye’nin çağdaş bir toplum olmak için gösterdiği çabalar incelendiğinde, bütün bu çabaların te­ melini eğitimin oluşturduğu görülür. Çünkü, bir ülkenin çağdaş devletler arasında sağlam bir yer edinip, bu yerini korumasında rol oynayan önemli öğelerden birisi eğitimdir. Bilgi çağı olarak nitelendirdiğimiz, 21. yüzyılda, bilim ve teknolojinin hızla iler­ lemesi toplumların yapısını değiştirmekte, böylece eğitim siste­minde de diğer alanlarda olduğu gibi yenileşme zorunlu bir hale gelmektedir. Bundan dolayı da hem bireylerin hem de toplumla- rın geleceği açısından, büyük bir önem taşıyan eğitim konusun­da ilgisiz kalmayı düşünmek mümkün değildir.
  • Jose Rodrigues Dos Santos
    insan sesi mp3 - Türkçe
    68 Ayrım
    1404,59 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Jale Anıl
    Çinli bir bilim insanının, genleri mutasyona uğramış iki bebeğin dünyaya geldiğini duyurmasının hemen ardından kaçırıldığı haberi bütün dünyada basını ayağa kaldırmış, gizli istihbaratçıları harekete geçirmiştir. ABD ileri savunma teknolojileri araştırma dairesi DARPA’da görevli bir bilim insanı olduğunu söyleyen bir yabancı, Lizbon’da Tomás Noronha’yla iletişime geçer ve ona Leonardo da Vinci’nin Vitruvius Adamı’ndan esinlenilerek yaratılmış gizli bir projeden bahseder. Ancak o anda bulundukları binada korkunç bir patlama olur ve kaçtıkları metro geçidinde ölümcül bir çökme meydana gelir. Tüm dünyada yer yerinden oynarken Tomás, insanlık tarihinin gelmiş geçmiş en büyük olayına şahitlik etmek üzere olduğunu anlar: ölümsüzlüğün keşfi. Tanrı’nın Formülü’nün yazarı José Rodrigues dos Santos’un modern kahramanı Tomás Noronha, bu kez son yıllarda herkesin zihnini meşgul eden yapay zekâ konusuyla karşımızda. İnsanlığın sonu mu geliyor, yoksa sadece yeni bir başlangıcın eşiğinde miyiz? Ölümsüz, bilimin ölümsüzlüğü keşfetmeye ne kadar yakın olduğu gerçeğine dikkat çekiyor ve okuru insanlığın her şeyi altüst edecek kaderine doğru nefes kesici bir yolculuğa çıkarıyor. “Dos Santos bizi dünyanın ‘çığırından çıkması’ üzerine düşünmeye zorluyor; algoritmalar tarafından kontrol edilen ve denetlenen, geri dönüşü olmayan bir şekilde değişmiş bir dünya… Bu roman, gerçeğe dönüşmesi ihtimali çok da düşük olmayan o dünyaya bir yolculuk niteliğinde.” “Çok korkutucu. İnsanlığın neye dönüşeceğini gözler önüne seren bir roman… Dos Santos’un kalemi gerçekten güçlü ve Ölümsüz çok sürükleyici.” “Dos Santos her zamanki gibi insanlığın sıra dışı yönüne ışık tutuyor. Bu kitap yüreğinizin sıkışmasına neden olacak.” “Gelecekte bizi nelerin beklediğine dair bir uyarı niteliğinde.” “Ölümsüz, tıbbın, insanın yaşam süresini uzatmaya ve hatta ölümü yenmeye olanak sağlayacak teknolojik yeniliklerinden bahsediyor.” “Ürkütücü bir hikâye ama aynı zamanda da insanı düşünmeye sevk ediyor. Dos Santos, Avrupa’nın en büyük gerilim yazarlarından biri.” “Dos Santos, son derece gerçekçi ve sürükleyici bir dille, bilimin insan yaşamının en büyük gizeminin üstündeki sır perdesini kaldırmaya çok yaklaştığı fikrini detaylı bir şekilde ele alıyor.” “Konusunu bilimden alan nefes kesici bir gerilim… Bağımlılık yaratan bir roman.”
  • Emre Taşgın
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    744,29 KB
    Eser Türü: Kitap
    Yirminci yüzyılın sonunda yükselişe geçen posthümanist düşünce, insanı doğanın merkezinden indirerek canlılar arası hiyerarşilere meydan okuyan bir paradigma sunar. Elinizdeki bu eser, posthümanizmin radikal eşitlikçi vizyonunu engellilik alanına uygulayarak Türkiye’de bir ilki gerçekleştirmektedir. Emre Taşgın’ın yüksek lisans tezinden geliştirilmiş bu kitap, engelliliği yalnızca toplumsal bariyerlerin değil, aynı zamanda insanmerkezci düşüncenin sonucu olarak ele alıyor. Engellilik modellerinin tarihsel dönüşümünden başlayarak posthümanizm, transhümanizm ve yapay zekâ ile engellilik arasındaki ilişkileri kuramsal derinlik ve yerel örneklerle işliyor. COVID-19 pandemisi ve 6 Şubat 2023 depremleri gibi yakın dönem olaylar üzerinden güncel politika eleştirileri sunarken, hak temelli mücadelenin sınırlarını ve imkânlarını yeniden düşünmeye çağırıyor. Kitap, yalnızca teorik çerçevesiyle değil, aynı zamanda en güncel ulusal ve uluslararası literatürü güçlü bir şekilde tarayarak hazırlanmış olmasıyla da alandaki çalışmalara sağlam bir referans noktası oluşturuyor. Türkçe literatürde posthümanizm ile engellilik çalışmalarını doğrudan ilişkilendiren ilk kapsamlı akademik çalışma olma özelliği taşıyan bu kitap, kültürel çalışmalar, engellilik araştırmaları, yapay zekâ ve teknoloji politikalarıyla ilgilenen herkes için yeni bir düşünme alanı açıyor. Kapsayıcı, eleştirel ve dönüştürücü bir bakışla yazılmış bu eser, yalnızca engellilik değil, insan kavramının kendisi üzerine de yeniden düşünmeye davet ediyor. Sinan Akıllı
  • Muvaffakuddin İbn Kudame EL-MAKDiSi
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    1,37 MB
    Eser Türü: Kitap
  • Ahmet Uğur Karakuza
    insan sesi mp3 - Türkçe
    90 Ayrım
    999,91 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Nazire Polatoğlu
    2026 Kpss/ags Tarih Soru Bankası
  • A. S. Tritton
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    3,04 MB
    Eser Türü: Kitap
    Oryantalistler İslam dünyasında öteden beri “kötü niyetli araştırmacılar” olarak algılanmış, Batı’da yapılan İslam’la ilgili çalışmaların altında çoğunlukla bir art niyet aranmış, üretilen ürünler genelde sömürgeci güçlerin emri altında çalışan kişilerin İslam’ı kötülemek üzere yaptıkları çalışmalar olarak görülmüştür. Bu ön yargı oryantalistlerin bilimsel bir şekilde İslam’ı incelemelerinde bile kötü niyet aramaya neden olmuştur. Gerçi, bu algılamayı haklı çıkaracak birçok çalışma vardır. Batılı ilim adamlarının İslam dünyasında algılandığı gibi kötü niyetli olduklarını -ki içlerinde kötü niyetli olanları mutlaka vardır- farz etsek bile, bizim bilim tarihimize hizmetleri inkar edilemez. İslami ilimlerin gelişmesinde ve ilk elden kaynakların neşrinde yaptıkları hizmetler bile bunun göstergesidir.
  • Necmettin Şahinler
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    169,53 KB
    Eser Türü: Kitap
    Kur'ân, insanın yaratılışından bahsederken, önce onun toprak yönüne vurgu yapar. Bu yönümüzün ne olacağı belli; bir gün zamanı geldiğinde yine aslına kavuşacak/dönüşecektir. İkinci yön ise, beşeri/kabuğu insân yapan, çamuru kıyâma kaldıran, ona melekleri secde ettiren yöndür. Ona da Rûh diyoruz. Rûh da, beden ömrünü tamamladığında Azrâil aracılığıyla çekilir ve toprak yönü terk eder. Rûh, Allah'tan gelir ve yine O'na döner. İşte bizi hayata/Hayy'a bağlayan "tek ip" Rûhumuzdur. Yeryüzü sahnesinde Allah'ın ipine bağlı kuklalar gibiyiz. Lâtif olan bu ipi "beş duyu" ile ne yazık ki görme iznimiz yok. Bu hakikati öğrenmenin ise tek yolu var. Ya ferdî kıyâmetimiz olan zarurî ölüm gelmeden ihtiyarî ölümümüzle bunu idrâk edeceğiz; ya da Evrensel Kıyâmet'i yaşayarak göreceğiz. Günü saklı olan bu Evrensel Kıyâmet'i beklemek/düşünmek yerine, insânın "ölmeden önce ölerek" ferdî kıyâmetini içinde yaşamaya tâlib olması, hakikati tecrübe etmesi açısından en ideâl/kurtarıcı yaklaşımdır. Böylece insân, varlığının izâfi olduğunun bilincinde, hakîkatinin yalnızca Allah'ın İpi'nden ibâret olduğunu anlayacak; ef'âlinin de, sıfâtının da, zâtının da Allah'ın celâl ve cemâl iki kudret eline bağlı iplerle hareket ettiğini yakînen öğrenecektir. "Görünen ipler, görünmeyen iplerin yansımasıdır" bu âlemde. Allah ile bağı/ipi güçlü olanların, varlıkla da bağı/ipi güçlüdür. Mâsivâya dönük "Nefs Kılıcı"nın, rûhânî ipini kesmesine izin verme ey Tâlib! Gayret kemerini kuşan, keskin kılıcını "takvâ" taşında körelt ki kalbin "Sirâc-ı Münîre dönüşsün.
  • Sadettin Merdin
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    22,52 MB
    Eser Türü: Kitap
    Cinler, İslam’ın en girift, işin içinden çıkılması en zor ve bir o kadar da netameli bir meselesidir. Adını anmaktan bile korktuğumuz, üç harfliler diye telaffuz ettiğimiz, iyi saatlerde olsunlar diyerek kendilerine rüşvet-i kelam verdiğimiz efsanevi varlıklardır. Cinler,genellikle ilahî/aşkın âlemin bir ön savunma hattı olarak görüldüğünden, cinler konusunda söz söylemek, onlar etrafında oluşan devasa mitolojik efsaneleri eleştirmek dinî muhitlerde oldukça risklidir. Şehadet âlemi ile gayb âlemi arasına yerleştirilen bu tampon bölge yok edilirse gayb âleminin bütünüyle korunmasız kalacağından korkulmaktadır. Halk muhayyilesindeki cin efsanelerinin de “İslam’ın malum cin inancına” eklemlenmesiyle yer-gök söz konusu bu mitolojik unsurlarla dolmuştur.

Sayfalar