En Son Eklenenler

Toplam 58862 sonuçtan 9431 - 9440 arası görüntüleniyor.
  • Antonino Ferro
    bilgisayar sesi mp3 - Türkçe
    7 Ayrım
    261,04 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Felsefe
    Seslendiren : Yelda
    Konusu:
    Afacan Bir Psikanalistin Düşünceleri Genç psikanalist Luca Nicoli soruyor, çağımızın en önemli psikanalistlerinden Antonino Ferro yanıtlıyor. Yanıtlarını verirken hem teorisyen kimliğini kuşanıyor Ferro hem de divana uzanmak istemeyen hastası bir seansta onun koltuğuna oturunca divana uzanıp seanslara öyle devam eden oyunbaz kimliğini. Psikanalizin kurucularına duyduğu minneti de elden bırakmadan bilinenlerin kirli ışığının bilinmeyeni görmeyi engellememesi için neler yapılabileceğini anlatıyor. Kâh çerçeve, teori gibi günümüz psikanalizinin önemli alanlarını açıklıyor, kâh hastaya bir sonraki seansa gelmesi için geçerli bir sebep vermek için onunla nasıl bir oyun kurmak gerektiğini. Bir yandan deneyimi ve bilgisiyle genç psikanalistlere rehber olurken bir yandan da meraklıları için psikanalizin ulaşılmaz görünen sınırlarını nüktedan ve kışkırtıcı diliyle aralıyor. Antonino Ferro 2 Mart 1947’de doğdu. 2013-2017 yılları arasında başkanlığını da yaptığı İtalyan Psikanaliz Kurumu’nun ve Uluslararası Psikanaliz Birliği’nin üyelerindendir. Avrupa, Kuzey Amerika, Güney Amerika ve Avustralya’da pek çok kurumda misafir profesör olarak çalışmıştır. Çalışmalarıyla psikanalizin gelişimine katkısı nedeniyle 2007’de Sigourney Ödülü’nü almıştır. Günümüz psikanalizinin en önemli isimlerinden biri olan Ferro hem yetişkinlerle hem çocuklarla çalışmaktadır. Psikanaliz aslında basit bir şey, uzun zamandır onu olabildiğince karmaşık ve anlaşılmaz hale sokan biz psikanalistleriz, sanırsınız ki Orpheus ile Pisagor’un gizemlerinden bahsediyoruz. Oysa psikanaliz feci basit bir işlemdir: Bir araya geldiğimizde gerçekliğin vahşetini nasıl özümleyebildiğimizi anlatır. Her çalışmanın başında Freud’dan alıntı yapmalı mı? Ya da genç analistler vakitlerinin çoğunu Freud okuyarak mı geçirmeli? Analiz süresi ne kadar olmalı? Analist yansızlığının sınırları nelerdir? Psikanaliz deyince hemen herkesin aklında canlanan divan gerçekten gerekli mi?
  • Füruzan
    bilgisayar sesi mp3 - Türkçe
    12 Ayrım
    143,66 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman/Öykü
    Seslendiren : Yelda
    Konusu:
    “Sesi Olmayan Türkü”de Füruzan, masalsı bir güzel kızın yitimiyle yakılmış bir türküyü hikâye ediyor. Turizmin yeni yeni geliştiği dönemlerde bir tatil kasabasında yaşanmış trajik bir aşk öyküsü bu. Kasaba yazlıkçılarından Varnalıların göz alıcı kızının etrafında dönen öyküde toplumsal gelişmelerin sancısı ve kültürel çatışmalar ustalıkla işleniyor. “Varoşlarda” öyküsündeyse “kentlerin kenti” diye anılan bir büyük kent çöplüğündeki barakada yaşayan bir adamla oğlunun ölümcül çaresizliği Füruzan’ın yalın anlatımıyla dokunaklı bir öyküye dönüşüyor. Yoksulluk, yoksunluk, güzellik, sevgi, tutku, sınıfsal ve kültürel çatışma, bireysel ve toplumsal dram… Hepsi Füruzan’ın yarattığı sarsıcı öykülerde vücut buluyor. Kitaba adını veren öykü “Akim Sevgilim”, teyzeleri Mihriban ile Keriman arasında kalmış Gönül adlı kızın gözünden anlatılıyor. Cumhuriyet’in ilk yıllarında Erenköy’de bir köşkte üç kız kardeş arasında yaşanmış kıskançlıklar, çatışmalar ve kırık bir aşkın hikâyesi “Akim Sevgilim”. Soylu ve varlıklı ailenin kızı, “küçük teyze” Keriman’ın genç bir göçmenle, bahçıvan Akim’le yaşadığı gizli ilişki aileyi çekip çeviren büyük teyze Mihriban tarafından bozulur. Tutkulu bir sevda kasvetli bir aile çatışmasının kurbanı olunca umutlar söner ve yerini derin öfke kaplar. “Ne kadar da güzel, yakışıklı, çalışkan, becerikli genç bir adamdı o. Düşünsene, Keriman Teyzemi çiçekler ecesi yapmıştı. Okşamış, öpmüş, sevmişti. Kaç bin kez öpmüştü o güzel ağzıyla. O her buseden sonra şarkısını tekrarlıyordu, ‘Akim sevgilim’ diyerek. Sesi yaz bahar esintisi oluyordu. Havanın sıcağı gibi titreşiyordu aralarında. Sevişmelerinin, sarılışlarının buharı nasıl da amberliydi.”
  • Süreyya Ağaoğlu
    bilgisayar sesi mp3 - Türkçe
    20 Ayrım
    382,52 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Anı/Mektup
    Seslendiren : Yelda
    Konusu:
    Ağaoğlu, devrin önemli isimlerinin konuk edildiği, siyasi ve fikri gelişmelerin tartışıldığı bir evde büyümüş, hayatı boyunca ailesiyle sıkı bağlarını hep korumuştur. Yaşadıklarını kaleme aldığı “Bir Ömür Böyle Geçti” (1975) ve “Sessiz Gemiyi Beklerken” (1982) adlı kitaplarını bir arada sunan bu kitapta, aile içi tanıklıklarını ve anılarını anlatıyor, Türk sosyal ve siyasi hayatı açısından önemli ayrıntılar sunarken avukatlık mesleğine dair deneyimlerini de aktarıyor. Süreyya Ağaoğlu (1903-1989), Türkiye’nin ilk kadın avukatıdır. “Ben Süreyya Ağaoğlu’yum. Bezmi Âlem Valide Sultanisi’ni bu sene bitirdim. Hukuk tahsili yapmak istiyorum, beni Hukuk’a kaydeder misiniz?” sözleriyle 1921 yılında Darülfünun’a başvurur, kızların da hukuk fakültesinde okuyabilmesinin yolunu açar. Çıktığı yolda başarıyla ilerlemiş, uluslararası kuruluşlarda görevler alarak, konferanslara katılarak ülkesini temsil etmiştir. Özellikle kadın ve çocuk hakları konusunda büyük katkılar sunmuş, bu alanda sivil toplum kuruluşlarına öncülük ederek geleceğe yön vermiştir.
  • Demir Özlü
    bilgisayar sesi mp3 - Türkçe
    6 Ayrım
    176,61 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman/Öykü
    Seslendiren : Yelda
    Konusu:
    21. yüzyılın ilk büyük afeti olan 2004 Hint Okyanusu depremi ve tsunamisinin ardından yazılmış bir roman “Dalgalar”. Annesini kaybetmiş bir adamın Tayland’a ailesiyle yaptığı turistik bir gezinin anlatımı. Çağın getirdiklerine yabancı kalıp sık sık kendi geçmişine, çocukluk anılarına sığınan adam için bu gezi kısa sürede uykusuz gecelerle dolu bir kâbusa dönüşür. On binlerce insanı yutacak tsunamiyi önceden sezip dağlara kaçan filler gibi o da biletini erkenden kestirip evine dönecektir. “Milyarlarca rastlantıyla oluşmuş, uzaktan masmavi görünen bu gezegende, insanların ortaya çıkışı da bu rastlantılar arasındaydı. Rastlantıyla oluşmuş bir varlık neden korunsundu? Zaten neden var olduğunu bilmiyor, sonra da yok olup gidiyordu. Doğanın da kendi yaşamı vardı. İnsanları yaşamına uymayan kör bir yaşamdı bu. Gerçek olan bu denizlerdi. Sonsuz, tehlikeli okyanuslar, birbirine ulaşan bitimsiz sular. Gerçek olan dalgalardı. Bunlar denizlerin, duyguların, içinden yükselen acının bireysel varlığını boğan her şeyin, ölümün dalgalarıydı.”
  • Oliver Sacks
    bilgisayar sesi mp3 - Türkçe
    17 Ayrım
    377,38 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Deneme
    Seslendiren : Yelda
    Konusu:
    Oliver Sacks’ın ölümünden sonra yayımlanan üçüncü derlemesi “Her Şey Yerli Yerinde”, ünlü nörolog-yazarın ilgi alanının genişliğini gözler önüne seren yazılardan oluşuyor. Bunlardan bazılarında Sacks’ın yüzme tutkusundan bahçe sevgisine, kimya merakından dünya dışı yaşam ihtimallerine olan ilgisine, pek çok kişisel yanını görüyoruz. Bazılarında ise ilgilenmeyi hiç bırakmadığı hastalarına ilişkin –hıçkırık krizlerinden rüyalara, depresyondan demansa geniş bir yelpazeden örnekler sunan– son vaka öykülerini okuyor veya kendi ölümlülüğüyle yüzleşmesine tanık oluyoruz. “Her Şey Yerli Yerinde” bilime, doğaya ve hayata karşı sınırsız bir merakın ve temelleri sağlam, sağlıklı bir iyimserliğin her yazıda hissedildiği bir veda kitabı. “… her şeye rağmen, insan hayatı ve kültürel zenginliğin harabeye dönmüş bir dünyada bile ayakta kalacağını umma cesaretini gösteriyorum. Kimileri sanatı kültürümüzün, kolektif belleğimizin savunma duvarı olarak görüyorlarsa da ben bilimin düşünce derinliğiyle, elle tutulur başarıları ve potansiyelleriyle aynı derecede önemli olduğunu düşünüyorum; bilim, iyi bilim, temkinli ve yavaş ilerlese de, kavrayışları, sezgileri sürekli test edilip deneye tabi tutulsa da, daha önce hiç olmadığı kadar gelişip zenginleşiyor. (…) Bizler dünyanın bugünkü krizleri atlatmasını sağlayıp daha mutlu zamanlara giden yolu açabiliriz.”
  • Özden Toker, Mehmet Ö. Alkan
    bilgisayar sesi mp3 - Türkçe
    15 Ayrım
    624,40 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Söyleşi
    Seslendiren : Yelda
    Konusu:
    “Hikâyem uzun… Cumhuriyet’le yaşıt… Hep tekrarladığım gibi Cumhuriyet’in ilk on yılında doğan bir çocuğun serüveni…” Bu kitap, Özden Toker’in Mehmet Ö. Alkan’a, 7 Aralık 2018-19 Nisan 2019 tarihleri arasında, Pembe Köşk’te yaptıkları söyleşilerde anlattıklarından oluşuyor. Özden Toker, İkinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün kızı ve Gazeteci Metin Toker’in eşi olarak yakın tarihimizin dönüm noktalarına tanıklık etmiş; Atatürk’ü ve Cumhuriyet’in ilk yıllarının etkin devlet adamlarını tanımış, dönemin siyasetinde önemli bir işleve sahip olan Pembe Köşk’te yaşamış, özel hayatı Türkiye’nin siyasal hayatıyla bütünleşmiş. Kendi deyişiyle bütün bunlara “hem içinde hem de dışında olarak tanıklık etmiş”. Bu tanıklığın kayda geçirilmesi bakımından özel bir değer taşıyan bu kitapta Özden Toker yaşadıklarını ve duyduklarını içtenlikle anlatıyor, hikâyesini okurla paylaşıyor. Bazıları ilk kez yayımlanan fotoğraflarla ve siyasetten eğitime, kültürden sanata ülkede yaşanan önemli gelişmelere değinen renkli içeriğiyle kitap, okurları Cumhuriyet tarihine tanıklık etmeye davet ediyor.
  • Ian Collins
    bilgisayar sesi mp3 - Türkçe
    32 Ayrım
    793,60 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Sanat
    Seslendiren : Yelda
    Konusu:
    John Craxton’ın İngiltere ve Ege kıyıları arasında geçen hayatı bir sanatçının önce kendini bulma ve sonra da tekrar tekrar yeniden var etme gücünü ispatlıyor. Usta bir kalemden çıkan, güneş ışığı, deniz tuzu ve neşeyi hissederek okunabilecek zengin bir 20. yüzyıl masalı… Titiz ayrıntılar ve hikâyelerle dolu bir anlatım… Craxton, yaşamı boyunca sanat eleştirmenlerinin yorucu, formülleştiren yaklaşımlarından nefret etti, dolayısıyla kısa ancak anlamlı açıklamalar getirmekte usta olan Collins’in, Craxton’ın neden ideal yazarı olduğunu anlamak çok da güç değil. – James Cahill, Times Literary Supplement Güzel yazılmış bir kitap… Craxton hayatının çoğunu Ege kıyılarında yaşamak isteyerek geçirdi ve sonunda gidebildiğinde hayal ettiği her şeyi orada buldu. Okurken bile insan güneşi hissediyor. – Mark Gatiss, The Times 2022 Anglo-Hellenic League Runciman Ödülü 2022 William M. B. Berger İngiliz Sanat Tarihi Ödülü için uzun listeye alındı.
  • Faruk Duman
    bilgisayar sesi mp3 - Türkçe
    11 Ayrım
    169,10 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman/Öykü
    Seslendiren : Yelda
    Konusu:
    Öykü ve romanlarıyla tanınan Faruk Duman bu kez on masalın yeniden yazımıyla okurunun karşısında: “Meşe Adamları”, “Sarraf”, “Zümrüdüanka”, “Kişneme”, “Eğil Çınarım Eğil”, “Tılsımlı Yorgan”, “Nuh”, “Z.”, “Söz Satıcısı”, “Canlanma”. “Kargasabunu”nda masal dünyasından seçtiği on metne tılsımlı kalemiyle dokunan Faruk Duman kitabın önsözünde şunları söylüyor: “Ta ilkokul yıllarımdan, yani kitap okumaya ve büyüklerden masallar dinlemeye başladığımdan beri, büyülü, gerçeküstü, hayallerle dolu dünyalar o kadar ilgilimi çekti ki, yazmanın asıl amacı, benim için, bu dünyaya/dünyalara yolculuk oldu… Ben, çoğun bilinmeyen ama benim öykü dilime yatkın olacak, yorumlanabilecek, yeni kahramanlar ve olay parçalarıyla zenginleşebilecek bu anlatılardan yola çıkarak bu öyküleri yazdım… Okuyunca göreceksiniz; bizim masal kaynağımız, henüz ucundan bile geçmediğimiz kadar ulu ve derin ve düşündüğümüz, bildiğimiz kalıplardan uzak. Çok daha yaratıcı, keskin, yer yer korkunç ve dehşetli, uçsuz bucaksız bir kaynak. Elbette, benim istediğim onu olduğu gibi aktarmak olmadı, onu hocalarımız zaten yaptı. Ben, o kaynaktan yeni öyküler yaratmak, bugünün öykülerini yaratmak, böylece okuru da bundan haberdar etmek istedim.”
  • Catherine Nixey
    bilgisayar sesi mp3 - Türkçe
    22 Ayrım
    463,73 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Tarih
    Seslendiren : Yelda
    Konusu:
    “Kasvetli Çağ” farklı kültürlere ve inançlara karşı hoşgörülü olan kadim Roma İmparatorluğu’nun Hıristiyanlığın gelişiyle başlayan karanlık tarihini anlatıyor. Greko-Romen dünyada insan avları, kitap yakmalar, sürgün edilen filozoflar, yağmacı keşiş çeteleri, tapınakların yerle bir edilmesi, heykel ve tasvirlerin tahribatı gibi pek çok hadisenin yaşandığı bu dönem, Klasik Antikçağ’ın mirasını ortadan kaldırmış ve “klasik dünya”yı büyük bir yıkıma uğratmıştı. Catherine Nixey gazeteci olmanın yazınsal imkânlarını sonuna kadar kullanarak sürükleyici bir tarih kitabı sunuyor. “Kasvetli Çağ” yayımlandığı tarihte yılın en iyi kitaplarından biri kabul edilmiş, özgünlüğü ve üslubu dolayısıyla akademik olsun olmasın pek çok övgüye değer görülmüştü. “Harika bir kitap… Nixey (…) dinsel hoşgörüsüzlüğün ve entelektüel tek-kültürlülüğün hüzünlü hikâyesini anlatıyor.” New York Times “Hıristiyanlık galip geldiğinde nelerin kaybedildiğini açığa çıkaran … yıkım ve çaresizliğe dair keyifle okunan bir kitap. Nixey ciddi bir akademisyenin otoritesiyle iyi bir gazetecinin canlı üslubunu birleştiriyor.” The Times
  • Erkan Irmak
    bilgisayar sesi mp3 - Türkçe
    27 Ayrım
    380,47 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Araştırma/İnceleme
    Seslendiren : Yelda
    Konusu:
    “Okuyacağınız kitap, temel olarak, Nâzım Hikmet’in […] yönlendirilmiş ya da önyargılı okumalara en çok maruz kalmış/kalmakta olan iki metnine odaklanacaktır: Kuvâyi Milliye ve Memleketimden İnsan Manzaraları. Adı geçen iki metin, yazılış motivasyonları ve süreçlerinin iç içe geçmesi, yazılış tarihinden çok sonra yayımlanmaları ve yazarın sürekli olarak metinlerinin üzerinde değişikliklere gitmesi nedeniyle oldukça karmaşık birer hikâyeye sahiptirler. Üstelik bu hikâyeler zaman içinde kendi mitlerini yaratmış ve bugün de geçerli olmak üzere bu iki metin kendi hayran kitlelerine, ideolojik takipçilerine ya da reddedicilerine kavuşmuştur. Buna karşın, Türkçe edebiyatın köşe taşlarından olan bu iki Nâzım Hikmet imzalı kitabın yazılış ve yayımlanış süreçleri hakkında derli toplu herhangi bir kaynağa ulaşmak mümkün değildir. […] Oysa Kuvâyi Milliye ve Memleketimden İnsan Manzaraları hakkında yorumlar yapmadan evvel, bu tarihçilerin ortaya çıkarılması öncelikli bir ihtiyaçtır.” “Kayıp Destan’ın İzinde”, Nâzım Hikmet’in en çok ilgi gören eseri Kuvâyi Milliye’nin Memleketimden İnsan Manzaraları’na uzanan yolculuğunu anlatıyor. Erkan Irmak kitabında bu iki eserin yazılış ve yayımlanma süreçlerini, Türkiye’deki rejim ve tarih anlayışıyla ilişkilerini, okur tarafından alımlanışlarını ve tür olarak konumlarını tartışıyor ve iki eseri karşılaştırarak Kuvâyi Milliye’nin Memleketimden İnsan Manzaraları içinde nasıl yeniden yazıldığını ve bu yeniden yazılmanın ne anlama geldiğini sorguluyor. Irmak, bu süreci, Nâzım Hikmet’in yaşamını, eserleriyle olan ilişkisini ve eserlerini yazmasında etkili olan Türkiye’nin tarihsel koşullarını da içeren canlı, zengin bir anlatımda sunuyor. Kitap, Nâzım Hikmet’in yazarlığına odaklanan edebi çalışmalar alanındaki eksikliği gidermek yönünde önemli bir adım niteliği de taşıyor.

Sayfalar