Alındığı Kurum:
Altınokta Körler Derneği Kütüphanesi
Konusu:
Moskova'ya gidişimde Nazım Hikmet'in evine de uğruyorum. Bu beşinci kez Nazım'ın evindeyken daha bir acılıyım. Duvarlardaki tanıdığım tablolara, her zaman
uzandığı, yattığı, son olarak da ölüsünün konulduğu divana, bu divanın yanında duran Vera'nın büstüne, Nazım'ın parmaklarının değip dokunduğu bunca eşyaya
bakarken düşünüyorum: Şu anda ben Nazım'ın öldüğü yaştayım!
Vera Hikmet bana bu kez her zamankinden daha başka bişeyler anlatmaya çalışıyor, ama anlatacaklarına uzun girişler, önsözler yapıyor, bitürlü öz konuya
giremiyordu. Anlıyordum onu, ağlamadan anlatabilmek için sözü döndürüp dolaştırıyordu. Bibakıma anlatmak istediği konudan korkuyor, kaçıyordu.
3 Haziran 1963'te Nazım Hikmet 61 yaşında öldüğünde Vera 31 yaşındaydı, şimdiyse 44...
(Kitabın İçinden)