Konusu:
Mart vakası, yani sabaha karşı bir köşesinde âyân ve mebusan meclislerinin sığınmış bulundukları Ayasofya Meydanı'ndaki Adliye Nezareti binası önüne şehrin muhtelif kışlalarından tabur tabur askerin gelip doluşu ve silah sesleriyle birlikte 'Şeriat İsteriz!' diye feryada koyuluşu, Nişantaşı'ndaki konakta çok erkenden duyulmuş, haberi Nimet Hanım'a henüz yatakta bulunduğu sırada getirip bildiren de, daha evvel kalkmış ve her sabahki âdedi gibi kalkar kalkmaz tıraş olmağa başlamış bulunan kocası olmuştu.
(..)
Nimet Hanım karşısında politikadan ziyade aşka, aşkına mağlup, zihni onunla meşgul, sayesinde nazır olmuşsa da yarın bu uğurda kellesini vermesi mümkün adama baktı. Onu kollarında tattığı zevkin pek yakın hatırasıyla göndermezse, onu hayatta ne fevkalade şeyler bulunduğunu âdeta unutmuş olarak gönderirse belki nefsini daha az ihtirasla müdafaa edeceğinden korktu. Bu korku sadece kendisini avutmak, kendi arzularını nefsine itiraf etmemek kaygısının mahsulü de olabilirdi."
(Ta