En Son Eklenenler

Toplam 59275 sonuçtan 1721 - 1730 arası görüntüleniyor.
  • Simone de Beauvoir
    metin - Türkçe
    4 Ayrım
    5,12 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Deneme
    Konusu:
    “Kadın doğulmaz, kadın olunur”. Bu meşhur cümle, 1949 tarihli İkinci Cinsiyet’in odak noktasını oluşturur. Simone de Beauvoir böylece cinsiyet meselesini doğanın alanından çıkarıp kültürün ve tarihin alanına yerleştirirken, bir anlamda toplumsal cinsiyet tartışmasını da erkenden başlatmış olur. Bunu yaparken hem varoluşçuluk, fenomenoloji ve yapısalcı antropoloji gibi kendi çağdaşı olan düşünceleri hem de Hegel ve Marx gibi felsefe klasiklerini cinsiyet düzleminde yeniden okur. Beauvoir’a göre kadın, kendine has bir durum tarafından, tarih boyunca farklı koşullar altında yeniden üretilen Başkalık durumu tarafından belirlenmiştir: Kadın ile erkek arasında eşitsizlik vardır, kadın ikinci cinsiyettir ve hem bireysel hem de toplumsal bakımdan ezilmiştir. Bu durumun temelinde yatan öncesiz sonrasız kadınlık efsanesi, ataerkilliğin başlıca unsurlarındandır. Ataerkillik sadece kadını değil, erkeği de bu çerçevede üretir ve belirler. Öyleyse kadın ile erkek arasındaki eşitsiz ilişki kadının veya erkeğin doğasından kaynaklanmaz. Kadın ve erkek, doğal veya biyolojik belirlenimlerden ziyade tarihsel ve kültürel birer kurgudur. Öte yandan kadının ezilmişliği diğer ezilenlerin durumundan farklıdır. Kadınlar, aralarındaki farkları aşan ve kapsayan kadınlık durumunun bilinciyle hareket etmezler. Öncesiz sonrasız kadınlık efsanesinin etkisi altında kadın içkinliğe hapsolmuş, adeta içkinlikle özdeşleşmiştir. Bu kavramsal çerçeveden hareketle Beauvoir, kadının özgürlüğü, ev içi emek, annelik, evlilik kurumu, kadın bedeninin tahakküm altına alınması gibi, feminist düşüncenin güncel meselelerine dokunan birçok konuyu tartışmaya açar. Son kertede kadın ve erkek kurgularının tarihin diyalektik hareketine tâbi olduğunu ve bu hareket içinde aşılıp yıkılacağını düşünür. Ama bunun olmazsa olmazı kadının etkili eylemidir. Kadının ve erkeğin özgürleşmesi Beauvoir düşüncesinde kadının dünyada eylemesiyle ve üretmesiyle mümkündür ancak. 1970’lerden beri Türkçe basımı bulunmayan İkinci Cinsiyet’i yeni çevirisiyle Türkiyeli okura sunuyor, feminizm tartışmalarına katkıda bulunmasını diliyoruz.
  • Serpil Sancar, Pelin Özer
    metin - Türkçe
    4 Ayrım
    12,45 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Edebiyat
    Konusu:
    Türkiye’de 1980’lerin başından bu yana kadın çalışmalarının akademik alanda görünür hale gelmesinin üstünden otuz yıl geçti. Bu sürenin, yeterince uzun ya da yerleşik bir akademik gelenek oluşturmak için çok kısa olduğu söylenebilir. Yine de bugünden geçmişe baktığımızda akademik alanda gelişen kadın çalışmalarının kaç arpa boyu yol aldığını düşünmek, yapılanları veya yapılamayanları sorgulamak, bir durum saptaması yapmak için uygun bir dönemde olduğumuzu görüyoruz. Böyle bir bilanço çıkarmayı amaçlayan bu kitap, kadın çalışmalarının mevcut durumunun eleştirel bir bu alandaki öncü araştırmaları ve yayınlarıyla tanıyoruz. Öte yandan bu alanda henüz yeni ama o ölçüde önemli genç feminist akademisyenler de derlemeye katıldılar. Bu derlemedeki yazıların her biri kendi alanından, son otuz yılın temalarını, bakış açılarını, yapılmış çalışma ve araştırmaları, yazarları ve görüşleri tartışıyor. Yazıların ortaya koyduğu literatüre göz atıp yapılmış çalışmaların temalarına, öne çıkan araştırma alanlarına baktığımızda, feminist tarih çalışmaları ve kadın araştırmalarında metodoloji sorunlarından tıp etiğinde kadın tartışmalarına kadar çok geniş bir yelpazede çok farklı ilgi alanlarının ortaya çıktığını görüyoruz. Kadınların yaşam deneyimleri, sorunları, kadın biyografileri, otobiyografileri, sözlü tarih ve bellek çalışmaları, kadın emeğinin farklı biçimlerini araştıran çalışmalarla ele alınıyor. Ayrıca hukuki hakların ve kadınların insan haklarını koruma mekanizmalarının ulusal ve uluslararası durumu; edebiyat, medya ve sanatta cinsiyetçilik üzerine yapılan araştırmalar; kent, mekân ve beden üzerine yapılan çalışmalar ile Türkiye’de kadın hareketinin farklı boyutlarına değinen çalışmalar da bu derlemede yer alıyor. Kitap, Türkiye’de kadın çalışmaları alanının gelişimini ve mevcut durumunu tanımak isteyen okurlar için bir başucu kitabı olmaya aday
  • Thomas Schramme
    metin - Türkçe
    4 Ayrım
    5,50 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Psikoloji
    Konusu:
    Psikopati nedir, ne değildir? Ahlakın Dışındakiler bu soruya psikopatların neden yoksun olduklarını sorarak yaklaşıyor. Her bir bölümde, farklı yazarlar, belirli ahlaki bozuklukları ve ahlaki bozuklukları ve eksiklikleri ele alarak insanların ahlaki yargılara varabilmek için hangi yetilere ihtiyaçları olduğunu bulmaya çalışıyor. Kitap temel bir varsayımdan hareket ediyor: Psikopati, kimi filozofların iddia ettiği gibi tek bir eksiklikten değil, bir dizi yetinin yokluğundan kaynaklanır. Bu bağlamda, ahlaki psikolojinin üzerinde durduğu ahlaki güdülenim, ahlaki duygular ve ahlaki karakter gibi meseleler ele alınıyor; psikopatik davranışların ahlaki sorumluluk, ahlaki suçun gerekçelendirmesi ve tehlikeli görülen insanlara karşı toplumun ve adaletin tepkileri gibi sosyal yönleri inceleniyor. Ahlaki felsefedeki tartışmalarla psikiyatrik psikopati nosyonunu bir araya getiren çalışma, “ahlaki bakış açısının” ve ahlakiliğin normatif yönünün daha iyi anlaşılmasına katkıda bulunmayı amaçlıyor. Yazarlar, psikopatiyi inceleyen her disiplinden uzmanların ampirik çalışmalarına katkıda bulunacak kavramsal bir çerçeve kuruyor.
  • Wolfgang Streeck
    metin - Türkçe
    4 Ayrım
    13,12 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: ekonomi
    Konusu:
    Dünya hâlâ 2008’de başlayan finans ve ekonomi krizinin etkisi altında. Durumun ciddiyetine rağmen krizin nasıl başladığını ve sonrasında neler olduğunu tam olarak anladığımız söylenemez. Wolfgang Streeck’in 2012’de Frankfurt’ta verdiği Adorno Dersleri’ne dayanan Satın Alınan Zaman, krizi 1970’lerde başlayan savaş sonrası kapitalizminin neoliberal dönüşümü bağlamında ele alıyor. Streeck enflasyon, kamu borçları ve artan özel sektör borçları üzerinden devletler, hükümetler ve oy verenler ile kapitalist çıkar sahipleri arasındaki gerginlik ve çatışmaları inceliyor. İncelemenin merkezindeyse Avrupa’da ve başka yerlerde kapitalizm ve demokrasinin değişen ilişkisiyle kapitalizmin demokrasiye karşı giderek bağışıklık kazanması yer alıyor. Wolfgang Streeck, Max Planck Toplumsal Araştırmalar Enstitüsü emeritus direktörü.
  • Senem Aydın Düzgit
    metin - Türkçe
    4 Ayrım
    9,20 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Araştırma/İnceleme
    Konusu:
    Türklük, Müslümanlık, Doğululuk: AB’nin Türkiye Söylemleri Avrupa Komisyonu, Avrupa Parlamentosu ve üç Avrupa Birliği ülkesinin (Fransa, Almanya, İngiltere) Türkiye üzerine söylemlerini inceliyor. Senem Aydın-Düzgit, kimliğin farklılıklarla belirlendiğini ifade eden postyapısalcı bir çerçevede Eleştirel Söylem Analizi kullanarak Türkiye temsilleri üzerinden “Avrupalı” kimliğinin inşasını açığa çıkarıyor. Türkiye’nin üyeliğine dair tartışmalarla ideolojik, ulusal ve kurumsal bağlamlarda inşa edilen çeşitli Avrupa imgeleri olduğunu öne sürerek bu Avrupalar’ın inşa edildiği dört ana tema sunuyor: Avrupa’nın “bir güvenlik topluluğu”, “demokratik değerlerin savunucusu”, “siyasi bir proje” ve “kültürel bir alan olarak” kavramsallaştırılması. Yazar, Avrupa Birliği’nde yapılan Türkiye hakkındaki tartışmaların söylem alanında çeşitli Avrupalar inşasına yol açan temel bir etmen olduğunu söylüyor. Türkçe çevirisi için gözden geçirilen ve güncellenen kitap Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne etkisini yeni ve eleştirel bir açıdan ele alıyor.
  • Serpil Sancar, Pelin Özer
    metin - Türkçe
    4 Ayrım
    17,45 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Edebiyat
    Konusu:
    Türkiye’de 1980’lerin başından bu yana kadın çalışmalarının akademik alanda görünür hale gelmesinin üstünden otuz yıl geçti. Bu sürenin, yeterince uzun ya da yerleşik bir akademik gelenek oluşturmak için çok kısa olduğu söylenebilir. Yine de bugünden geçmişe baktığımızda akademik alanda gelişen kadın çalışmalarının kaç arpa boyu yol aldığını düşünmek, yapılanları veya yapılamayanları sorgulamak, bir durum saptaması yapmak için uygun bir dönemde olduğumuzu görüyoruz. Böyle bir bilanço çıkarmayı amaçlayan bu kitap, kadın çalışmalarının mevcut durumunun eleştirel bir bu alandaki öncü araştırmaları ve yayınlarıyla tanıyoruz. Öte yandan bu alanda henüz yeni ama o ölçüde önemli genç feminist akademisyenler de derlemeye katıldılar. Bu derlemedeki yazıların her biri kendi alanından, son otuz yılın temalarını, bakış açılarını, yapılmış çalışma ve araştırmaları, yazarları ve görüşleri tartışıyor. Yazıların ortaya koyduğu literatüre göz atıp yapılmış çalışmaların temalarına, öne çıkan araştırma alanlarına baktığımızda, feminist tarih çalışmaları ve kadın araştırmalarında metodoloji sorunlarından tıp etiğinde kadın tartışmalarına kadar çok geniş bir yelpazede çok farklı ilgi alanlarının ortaya çıktığını görüyoruz. Kadınların yaşam deneyimleri, sorunları, kadın biyografileri, otobiyografileri, sözlü tarih ve bellek çalışmaları, kadın emeğinin farklı biçimlerini araştıran çalışmalarla ele alınıyor. Ayrıca hukuki hakların ve kadınların insan haklarını koruma mekanizmalarının ulusal ve uluslararası durumu; edebiyat, medya ve sanatta cinsiyetçilik üzerine yapılan araştırmalar; kent, mekân ve beden üzerine yapılan çalışmalar ile Türkiye’de kadın hareketinin farklı boyutlarına değinen çalışmalar da bu derlemede yer alıyor. Kitap, Türkiye’de kadın çalışmaları alanının gelişimini ve mevcut durumunu tanımak isteyen okurlar için bir başucu kitabı olmaya aday
  • Simone de Beauvoir
    metin - Türkçe
    4 Ayrım
    7,17 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Deneme
    Konusu:
    “Kadın doğulmaz, kadın olunur”. Bu meşhur cümle, 1949 tarihli İkinci Cinsiyet’in odak noktasını oluşturur. Simone de Beauvoir böylece cinsiyet meselesini doğanın alanından çıkarıp kültürün ve tarihin alanına yerleştirirken, bir anlamda toplumsal cinsiyet tartışmasını da erkenden başlatmış olur. Bunu yaparken hem varoluşçuluk, fenomenoloji ve yapısalcı antropoloji gibi kendi çağdaşı olan düşünceleri hem de Hegel ve Marx gibi felsefe klasiklerini cinsiyet düzleminde yeniden okur. Beauvoir’a göre kadın, kendine has bir durum tarafından, tarih boyunca farklı koşullar altında yeniden üretilen Başkalık durumu tarafından belirlenmiştir: Kadın ile erkek arasında eşitsizlik vardır, kadın ikinci cinsiyettir ve hem bireysel hem de toplumsal bakımdan ezilmiştir. Bu durumun temelinde yatan öncesiz sonrasız kadınlık efsanesi, ataerkilliğin başlıca unsurlarındandır. Ataerkillik sadece kadını değil, erkeği de bu çerçevede üretir ve belirler. Öyleyse kadın ile erkek arasındaki eşitsiz ilişki kadının veya erkeğin doğasından kaynaklanmaz. Kadın ve erkek, doğal veya biyolojik belirlenimlerden ziyade tarihsel ve kültürel birer kurgudur. Öte yandan kadının ezilmişliği diğer ezilenlerin durumundan farklıdır. Kadınlar, aralarındaki farkları aşan ve kapsayan kadınlık durumunun bilinciyle hareket etmezler. Öncesiz sonrasız kadınlık efsanesinin etkisi altında kadın içkinliğe hapsolmuş, adeta içkinlikle özdeşleşmiştir. Bu kavramsal çerçeveden hareketle Beauvoir, kadının özgürlüğü, ev içi emek, annelik, evlilik kurumu, kadın bedeninin tahakküm altına alınması gibi, feminist düşüncenin güncel meselelerine dokunan birçok konuyu tartışmaya açar. Son kertede kadın ve erkek kurgularının tarihin diyalektik hareketine tâbi olduğunu ve bu hareket içinde aşılıp yıkılacağını düşünür. Ama bunun olmazsa olmazı kadının etkili eylemidir. Kadının ve erkeğin özgürleşmesi Beauvoir düşüncesinde kadının dünyada eylemesiyle ve üretmesiyle mümkündür ancak. 1970’lerden beri Türkçe basımı bulunmayan İkinci Cinsiyet’i yeni çevirisiyle Türkiyeli okura sunuyor, feminizm tartışmalarına katkıda bulunmasını diliyoruz.
  • Robert Ousterhout
    metin - Türkçe
    4 Ayrım
    23,79 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Sanat
    Konusu:
    Bizans mimarisini, ağırlıklı olarak da dokuzuncu yüzyılla on beşinci yüzyıl arası Konstantinopolis bölgesinde inşa edilmiş olan kiliseleri inceleyen Robert Ousterhout, tasarım ve inşaat süreçlerinde en sık karşılaşılan sorunları tespit ediyor. Yazılı kanıtları, arkeolojik kayıtları ve özellikle de ayakta kalmış olan yapıları analiz ederek Bizans mimarisinin, bilindiğinden çok daha yaratıcı ve yenilikçi olduğu sonucuna varıyor. Ousterhout, ustaların tuğla ve harçtan çatı kiremitlerine, temellerden kubbelere kadar tüm malzemeleri nasıl seçtiklerini, ürettiklerini ve kullandıklarını anlatıyor. Zengin süslerle dekore edilmiş, mermer levhalar, mozaik ve fresklerle kaplı kilise iç mekânlarını, karmaşık ikonografik programlarıyla birlikte, yapı ustasının görüşleri çerçevesinde konumlandırıyor. Ousterhout, aynı zamanda Rusya, Balkanlar ve İsrail’deki ustalara da değiniyor.
  • Yuval Ben Bassat, Eyal Ginio
    metin - Türkçe
    4 Ayrım
    9,39 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Tarih
    Konusu:
    1908 Devrimi doğurduğu değişim beklentisiyle pek çok siyasi ve toplumsal süreci tetiklemiştir. O dönemde Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde yer alan Filistin de bu değişim dalgasından etkilenen bölgelerdendir. Dönemin uzmanlarını bir araya getiren bu derleme, Jön Türk yönetiminin Filistin’deki toplumsal ve siyasal hayata etkisini inceliyor. Kutsal Topraklar’ın uluslararası arenadaki önemi, yabancı hükümetlerin ve örgütlerin faaliyetleri, nüfusunun heterojen yapısı ve Yahudi göçü gibi nedenlerle özel bir yerde duran Filistin, Jön Türk dönemini farklı açılardan yansıtan bir prizma niteliğinde. Jön Türklerin Filistin’i, Devrimin ardından gelen reformlar ve modernleşme, Filistin’deki Yahudi-Arap çatışmasının kökeni, Arap ve Filistin kimliklerinin şekillenmeye başlaması, Osmanlı Yahudileri, azınlıklara yönelik politikalar, cemaatler arasındaki ilişkiler ve genel olarak Osmanlı tarihinin son dönemi hakkında ideal bir kaynak.
  • Tahire Erman, Serpil Özaloğlu
    metin - Türkçe
    4 Ayrım
    12,32 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Sosyoloji
    Konusu:
    Tek başımıza hatırladığımız ve unuttuğumuz gibi hep beraber de hatırlar ve unuturuz. Ortak hatıralarımızı, “toplumsal bellek”i taşıyan, şekillendiren ve dönüşüme uğratan en önemli etkenlerden biri de mekândır. Neyi, nasıl hatırladığımız, nerede hatırladığımızla çok yakından ilişkilidir. Bir Varmış Bir Yokmuş’ta, toplumsal bellekle mekân arasındaki bu ilişki kuramsal araştırmalar ve vaka çalışmaları aracılığıyla tekrar tartışmaya açılıyor. Çeşitli akademik disiplinlerden otuz altı yazar, belleklerin mekânlarda, mekânların da belleklerde bıraktığı izleri takip ederek Türkiye’nin son yetmiş yılda geçirdiği hızlı toplumsal (ve mekânsal) değişimin hatlarını netleştirmeye çalışıyor. İstanbullu aileler ahşap konaklardan apartman dairelerine taşınırken neler değişti? Artvin’de barajlar sadece köyleri mi yok etti? Kentsel dönüşüm, mağdurlarının belleklerinde gecekondu geçmişini nasıl bir dönüşüme uğrattı? Müzeye dönüştürülen bir cezaevi belleği nasıl yeniden inşa ediyor? 1980 darbesi edebiyat ve sinemada nasıl hatırlandı? Bir Varmış Bir Yokmuş, belleğin karmaşık işleyişinin hakkını veren, hatırlamanın “sahip olmak”, unutmanın da “yokluk” anlamına gelmediğini gösteren taptaze bir çalışma. Tahire Erman, Bilkent Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümünde doçent. Serpil Özaloğlu, Bilkent Üniversitesi İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı bölümünde öğretim görevlisi.

Sayfalar