En Son Eklenenler

Toplam 58616 sonuçtan 21601 - 21610 arası görüntüleniyor.
  • Erol Bilbilik
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    587,93 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Araştırma/İnceleme
    Konusu:
    1965'te genel seçimler olmuş, ondan önce de 1961'de her türlü özgürlükleri güvence altına alan yepyeni bir anayasa yapılmıştı. Daha sonra AP iktidarının başbakanı Süleyman Demirel, bu anayasanın bol geldiğini ve terziye gönderip sağını solunu kestirmek gerektiğini meydanlarda, kamuoyu önünde açıkça söylemiştir. 1960 ihtilâlinden sonra gelen hürriyet ortamında yetişmiş toplum katmanları bu anayasanın bu şekilde değerlendirilmesi ve fiilen de önünün kesilmesi çalışmalarını hiçbir biçimde onaylamıyordu. Bu da toplumsal muhalefetin her katmanda güçlenmesi ve derinleşmesine yol açtı. O özgürlük ortamından 1969'a geldik. 1968 öğrenci hareketleri başlamış. Bu hareketler hızla dünyaya yayılmış, Türkiye'de de etkili olmaya başlamıştı. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Memduh Tağmaç gayet net olarak, "Bu toplumsal olaylar ekonomik olayların çok ilerisine gitmiştir. Ekonomi bunun çok gerisinde kaldı" dedi. Burada toplumsal bir patlama meydana gelebileceği endişesi doğmuştu. Dolayısıyla bu sosyal gelişmenin önünün kesilmesi gerektiği düşüncesi orduya hâkim olmuştu. ABD de, bu düşünceyi daha fazla güçlendirecek tüm eylemlerde bulunmaya başladı. 12 Mart 1971'e gelindiğinde ordu içinde ve dışında sivil-asker ya da asker-sivil bir sürü cuntalar oluştu. Öncesi ve Sonrasıyla 9 Mart-12 Mart Süreci bir döneme ışık tutuyor. Özellikle 9 Mart'ın ne olduğunu ve 12 Mart'ın perde arkasını olayları birebir yaşamış Erol Bilbilik anlatıyor. (Tanıtım Bülteninden)
  • Douglas Dowd
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    1,19 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Araştırma/İnceleme, İktisat
    Konusu:
    Kapitalizmin ve iktisadın 18. yüzyıl ortalarından 21. yüzyıla uzanan tarihine eğilen bu kitap, kapitalizm ile iktisat teorisi arasındaki dinamik, etkileşimli bağın eleştirel analizini yapıyor. Bu çerçevede, her iki alanda uzun yıllardır yapılan çalışmalar, konuların akışı içinde ele alınıyor, hâkim iktisat akımı içindeki iktisatçıların kapitalizmi şu veya bu şekilde kutsayan ideologlar olduğu sergileniyor. Hâkim iktisat okuluna mensup veya muhalif belli başlı iktisatçıların tezleri de çalışma içinde özetleniyor: Adam Smith, Thomas Malthus, Jeremy Bentham, John Stuart Mill, Karl Marx, Thorstein Veblen, Rosa Luxemburg, John Maynard Keynes, Paul Samuelson, Milton Friedman ve Eric Hobsbawm. Bu çalışma, sosyal ve ekonomik gidişin, gidiş olmadığını sezen yahut iliklerinde hisseden, ancak egemen akımdan iktisatçılarla, onların siyasetteki ortaklarının dolambaçlı tezlerini karşılamakta yetersiz kalan, akademik olsun olmasın okuyan, duyarlı insanların oluşturduğu topluluğa sesleniyor. Kitap, söz konusu topluluğu gözeterek, günümüz iktisat politikasını yöneten tehlikeli tezlerin etkisini kafalardan silmeyi, yıllar boyunca geçirdiği değişimlerin sonucunda ve bu değişimlere rağmen, kapitalizmin yapıcı olmaktan çok yıkıcı olduğunu deşifre etmeyi hedefliyor ve ardından olanaklı, arzu edilir bir seçenekler demeti ortaya koyuyor.
  • Umberto Eco
    metin - Türkçe
    4 Ayrım
    4,13 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman/Öykü
    Konusu:
    "Önceki Günün Adası", batan bir gemiden kurtulup bir başka gemide "karaya" çıkan "Roberto de la Grive"in öyküsü. On yedinci yüzyılda geçen bu öykü, Roberto'nun sevdiği kadına yazdığı mektuplar ve gemide tuttuğu notlarla ulaşıyor bize. Roberto'nun ıssız gemide geçirdiği günler boyunca eski yaşantısıyla ilgili anımsamaları, bir dönemin siyaset, sevgi, bilim, toplum yaşantılarını yeniden kurarak, tarih, toplum, insan ilişkilerini değerlendirmemizi sağlıyor. Üç aşamalı bir anlatı piramidiyle (Yazar / Roberto / Roberto'nun mektuplarını yorumlayan Anlatıcı) bize ulaşan öykü, bir yandan gizemli izler bırakarak sürekli Roberto'dan kaçan bir Davetsiz Konuk'un varlığıyla gerilim kazanırken, bir yandan da hem birinci elden tarihsel anlara ve mekanlara ulaşabiliyor, hem de Anlatıcı kanalıyla on yedinci yüzyılla yirminci yüzyıl arasında karşılıklı bakış açıları oluşturuyor. Daha önce Can Yayınları arasında çıkan "Gülün Adı" ve "Foucault'nun Sarkacı" adlı romanlarından tanıdığımız Umberto Eco'nun imgeler / sözcüklerle ve her zamanki ustalığıyla yarattığı dünyaları değerlendirmek, tadına doyulmaz bir okuma zevki.
  • PROF. DR. YAVUZ AHUNDLU
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    355,91 KB
    Eser Türü: Kitap
    Konusu:
    Özgürlük, beraberlik, insan hakları ve toprak bütünlüğü hakkında verilen beyanlarda kabul olunan belgelere aldırmayan Ermeni Ekstremistleri, Ermenistan’da yüzyıllarca yaşamış 200 binden fazla soydaşımızı kovmuş, Azerbaycan’ın tam ortasında bulunan, Ermenistan’la hiçbir sınırı olmayan, ezelî Türk Yurdu Dağlık Karabağ ve ona komşu bölgeleri yani Azerbaycan Cumhuriyeti arazisinin %20’sini işgal etmiş, bir milyondan fazla soydaşımızı öz yurtlarından mahrum etmişlerdir. Yapılan barış görüşmeleri sonuç vermiyor. Topraklarımız işgal edilmiş, soydaşlarımız çadırlarda yaşamak zorunda kalmıştır. Azerbaycan halkı, bununla beraber bütün aydınlar bu bitmez olaylara karşı çeşitli biçimde kendi itirazlarını bildirmişlerdir. Ben de bir vatandaş olarak bu yıllarda basında Dağlık Karabağ olaylarının tarihî kökleri, başlama nedeni, gidişi, suçsuz insanların mahvedilmesi kendi ocaklarından mahrum edilmesi hakkında bir-kaç makale yazıp yayımladım. (Tanıtım Bülteninden)
  • Hasan Ali Toptaş
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    320,02 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman/Öykü
    Konusu:
    Çürümüş evlilikler, elleri karanlıkta kalan çocuklar, eşyanın saltanatı, canlı olmanın aczi. Kıstırılmışlığın buruk resimleri. Peki, zaman hep geleceğe mi akar? Portakal yanaklı kadın da kim? Şeker diye, çaylara atılan bir çift balkon. Tanklar. Bir kızın ellerinden ellerini uzatır da kimi zaman, bize dokunur zaman. Ya Fuentes, Koca Gringo’yu sınırın öteki yanında yazdıysa? Ölü Zaman Gezginleri, öykü sanatının geldiği noktayı merak edenler için nefis bir şölen. “Yüzyılın son çeyreğindeki Türk edebiyatının birkaç kilometre taşından biri Hasan Ali Toptaş. O bir kurgu-dil sanatçısı; ödün vermez bir biçim ustası; yirminci yüzyıl edebiyatının vardığı çizginin en uç noktası.” -YILDIZ ECEVİT- “Tren yolculuğunu severim ben,” dedi ağzından saçılan dumanların arkasından. Gitmek fiilinin altını çift çizgiyle en güzel trenler çizebilirmiş ona göre. Otobüs koltuğunda Ramses gibi kıpırdamadan oturanlara, yolculuk ediyor denemezmiş doğrusu. Sonra, trenler her zaman bir sır taşıma olasılığı taşırlarmış. (Tanıtım Bülteninden)
  • Publius Ovidius Naso
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    392,12 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Şiir
    Konusu:
    Ovidius'un sürgünden bir an önce kurtulmak ve çok sevdiği vatanına geri dönmek için dost ve yakınlarına yazdığı mektupları bir araya getiren Karadeniz'den Mektuplar, onun, retoriği çok güçlü bir şair olduğunun kanıtıdır. Yapıt, yazınsal değerinin yanı sıra, o dönemde Tomis ve çevresinde yaşayan çeşitli halkların yaşam biçimlerine ilişkin bilgiler vermesi açısından da önemlidir.
  • RAY BRADBURY
    - Türkçe
    2 Ayrım
    649,52 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman/Öykü
    Konusu:
    “Temiz, dumansız ve etkili, işte karahindiba şarabı bu.” Düzyazının şairi Ray Bradbury’den, kendi çocukluğundan esintiler taşıyan eşsiz bir cennet tasviri. Ölümün kaçınılmaz olduğunu bilse de yaşadığının farkına varan, aldığı her nefeste daha da güçlenen on iki yaşındaki Douglas Spaulding, ailesi, zaman makinesi yapmaya çalışan komşuları ve yaz mevsimini doyasıya yaşadığı arkadaşlarıyla birlikte bu benzersiz romanda hayat buluyor. Hayatın büyüsü Douglas’ı etkilerken, yaz mevsiminin tüm güzellikleri karahindiba şarabıyla birlikte şişeleniyor. Bradbury, yarı-otobiyografik romanı Karahindiba Şarabı’nda geçmişini ve anılarını olmasını istediği gibi yeniden canlandırırken, çocukluğunun büyülü kapılarında bekleyip, okuru kendi cenneti Green Town’da misafir ediyor. Yıllarca fantastik kurgu, bilimkurgu ve korku türünde yazdığı eserlerle tanınmasına rağmen, en iyi eserlerinden biri olan bu romanla yaşamı boyunca yazdığı her cümleye kaynaklık eden bir büyüme öyküsü anlatıyor bize.
  • Tulepbergen Kaipbergenov
    - Türkçe
    3 Ayrım
    1,39 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman/Öykü
    Konusu:
    1900'lerin başı… Rusya'da devrim oluyor… Ve bir Karakalpak kadının, beraberinde bir Karakalpak köyünün kaderi değişiyor… Cumagül'ü annesininkinden farklı bir kader beklememektedir. Yıllar önce bay (bey) olan babası tarafından annesi çocuğuyla birlikte nasıl kapı önüne konduysa, yıllar sonra o da kızı ile sokağa atılıp kaderine terk edilecektir. Kaderini kendi elleriyle yaratmak için evleneceği kişiyi kendi seçmesine rağmen, bunu değiştiremez Cumagül. Kucağında çocuğuyla sokağa atılıverir bir gün… Bu anneden kıza geçen bir kader değildir aslında. Bunun değişebileceğini, odun satmak için kasabaya gittiği ilk gün, tesadüfen duyduğu miting konuşmalarından öğrenir Cumagül: Kadınlar da erkeklerle eşit haklara sahiptir. Karakalpakların ünlü yazarı Tulepbergen Kaipbergenov, değişim süresince yaşanan zorlukları, gerici kesimin devrimin hayat bulmasını engelleme çabalarını, Sovyetler'in karşılaştığı zorlukları, bayların (beylerin, toprak ağalarının) devrime karşı tutumunu, devrimin tüm Sovyetler'de hayat bulmada, hayatları değiştirmede karşılaştığı zorlukları bir küçük Karakalpak köyünü kendine sahne seçerek anlatıyor. Ve ortaya hem bir kadın, hem bir tarih, hem bir devrim romanı olarak okunacak keyifli bir roman çıkartıyor.
  • Serkan Bayram
    metin - Türkçe
    2 Ayrım
    166,71 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Psikoloji
    Konusu:
    HASTALIK MI NİMET Mİ ? Bazı dini inançlara göre, hastalıklar bir çeşit nimettir. Uzun yıllar boyunca kazanılabilecek deneyimleri, çok kısa zamanda insanların kazanmalarını ve aydınlanmalarını sağlarlar. Hastalıklar; ruhumuzun düştüğü karanlıktan çıkmamızı sağlayacak olan, ışık kaynakları olarak görülür. Benim bundan pek nasibimi almadığımı anlamışsınızdır. Şimdi vurgun yememeye dikkat ederekten, konunun derinliklerine inelim. Bu mantaliteye göre insanlar; hayatın normal akışında Tanrı’yı, ölümden sonraki yaşamı ve dini pek fazla düşünmezler. Hastalıklar ve onlar nedeniyle çekilen acılar sayesinde; gerçek amaçlarının farkına varırlar, gaflet uykularından uyanırlar. Sanırım herkes, pek de iyi bir uyandırma servisi olmadığını kabul eder. Hasta insanların çoğunluğunun; günlük hayatta pek fazla düşünmedikleri yaşamın amacı, Tanrı ve onunla ilgili kavramlar üstüne düşünme eğilimlerinin arttığı bilinen bir gerçektir. Peki bu düşünme eylemi için; hastalıkların pençesinde kıvranmamız gerekli midir? Yada az önce bahsettiğimiz hastalıklar sayesinde yaşamın amacını, Tanrı ve onunla ilgili kavramları düşünen çoğunluk kimlerdir? Yaşamın amacı ve diğer konular hakkında düşünmek için, hastalanmış olmak gerekli değildir. En azından; yaşamın amacı ve onunla ilgili kavramlar hakkında düşünüp, eserler ortaya koyan bütün filozof, bilim adamı ve sanatçılar benim şahitlerimdir. Ölümden sonraki hayatın, insanlarca arzulanmasının sebebi şudur: Yaşarken elde edilen olumlu deneyimlerin, devam etmesinin yada çok daha üstün biçimde devam etmesini istemek. Bu yüzden; hayatımızdaki olumlu deneyimlerin, bizi ölüm ve ondan sonraki yaşam hakkında düşündürmeyi sağlayan kriterler olduğunu kabul etmeliyiz. Hastalıkların rehberliğinde böyle bir düşünce etkinliğine girilmesi, son derece sakıncalı bir durum oluşturur. Çünkü; hastalıkların olmadığı ebedi bir hayatı düşlemek, insanın arzulayacağı bir yaşam biçimi değildir. Hastalığın olmadığı bir yaşam düşlemek, bir taşın varlığına özlem duymaktan farklı bir eylem olmaz. Hastalıklar sayesinde; Tanrı ve onunla ilgili kavramları düşünen insanlar, cahil insanlardır. Devamlı ölüm ve yaşamın var olduğuna, gezegenimiz dışında tanımlanamayan büyüklükte bir evrenin olduğuna, mevsimlerin ve sürekli değişkenlik gösteren doğa olaylarının varlığına dikkat etmemek veya gözlerini yummak; dolayısıyla da Tanrı ve onunla ilgili kavramları sorgulamak için hastalanmayı beklemek, ancak onların yapabileceği bir eylemdir.
  • J. A. REDMERSKI
    - Türkçe
    3 Ayrım
    7,51 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman/Öykü
    Konusu:
    Katiller Çetesi’nde heyecan Kara Kurt’la devam ediyor… Nora’nın ortaya çıkardığı sırların ardından, Niklas ve Victor arasındaki iş arkadaşlığı da kardeşlik de derinden sarsılmıştır. Fakat Niklas her şeye rağmen yalnızca kendisinin başarıyla yerine getirebileceği düşünülen bir görev için İtalya’ya gitmeyi kabul eder. Çünkü bunu kardeşinin ihanetine karşı bir merhamet –ya da bir intikam – fırsatı olarak görmektedir. Öte yandan Niklas’a İtalya’da Izabel ve çetenin yeni üyesi Nora da eşlik edecektir. Gelgelelim İtalya’da Birlik’in düşündüğünden çok daha zorlu bir süreç yaşanacak ve çete üyeleri hiç beklenmedik olaylarla yüzleşip zor kararlar vermeye mahkûm edileceklerdir.

Sayfalar