Yazara Gore Listeleme

  • Yavuz Oğhan
    insan sesi mp3 - Türkçe
    23 Ayrım
    228,75 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Levent Filyos
    “Dünya tarihi darbeleri yazar. Otoriterlerin nasıl gelip kalıcılaştığını da… Ama bir otoriter popülist liderin, şiddet olmadan, demokratik yollarla nasıl yollandığının kitabı henüz yazılmadı. Meydanlarda ‘O kitabı siz yazıyorsunuz’ diyordum. Belki bu kitap, o sürecin ilk kitabıdır.”
  • Umut Yavuz
    insan sesi mp3 - Türkçe
    15 Ayrım
    239,85 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Elif Öz
    Umut Yavuz'un İran, Avrupa ülkeleri ve Tunus'a yaptığı seyahat notlarından oluşan eser, yazarın Seyahatname: Ortadoğu ve Balkanlar adlı çalışmasının devamı niteliğinde...
  • Necmettin Şahinler
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    291,57 KB
    Eser Türü: Kitap
    Her Peygamber Bir Mimardır Gökyüzünü/yeryüzünü kısaca evreni/âlemi ve insanı planlayan/yaratan bir kudretin mutlaka insan yaşamına ilişkin bir mimarî yaklaşımı / âyeti / işareti olmalıydı. Eğer insan, Allah ile arasında dikey bağı kurmamışsa, yatayda gerçekleştireceği mimarî de anlamlı olmayacak; insanın ruhunu rahatlatacak yerde nefsini azdıracak / büyütecek bir yapılaşmanın izlerini taşıyacaktı. Bu nedenle yeryüzünü "yar yüzüne" çevirmeye önce insanı yeniden inşâ etmekle başlamalı ve onu ilâhî vahyin mimarîsinde yeniden düzenlemelidir. Tevhîd'den beslenen bir mimarî ancak insanı varlıkla bütünleştirebilir ve yeryüzünü her karesinden ilâhî yakınlığın sağlandığı bir mescid hâline getirebilir. Böyle bir mimarîye "Mistik Mimari" adını veriyoruz ve bu mimarînin Allah tarafından seçilmiş öncülerini de "Her Peygamber Bir Mimardır" tanımıyla anıyoruz. Bu demektir ki; Hz. Âdem'den Hz. Peygamber'e kadar gelen tüm peygamberler insanın mimarîsinde rol almış, insanın ve yaşamın tekâmülüne paralel bir şekilde bu mistik mimarîye katkı sağlamışlardır. Bu çalışmamızda önce Kur'ân'da yaratılış gerçeğinin farklı aşamalarına karşılık gelen kavramları inceledik ve evrenin ve insanın yaratılışından bahseden âyetleri yorumlamaya çalıştık. Sonra da yine Kur'ân'da adı geçen bu mistik mimarînin uygulayıcılarını geliş/gönderiliş sırasıyla ele aldık ve onları kendi toplumlarına yaptıkları katkılarıyla, farklı mimarî özellikleriyle tanıtmaya çalıştık. Böylelikle kısa da olsa "mistik mimarî" adı altında farklı bir bakış açısıyla oluşan peygamberler tarihini de ortaya çıkarmış olduk. Umarım bu çalışma Kur'ân'ın mimarî yaklaşımı ile ilgili çok daha geniş yazımlara bir küçük basamak olur.
  • Necmettin Şahinler
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    156,75 KB
    Eser Türü: Kitap
    Gece, âşıkların elbisesidir. "Sizin için geceyi bir örtü kıldım” demiştir geceyi var eden. Gece, bir sükûn ortamıdır; oluşun ve erişin mayalandığı. Gece, tefekkürün mânâya kanat açtığı bir rûhânî sofradır. Bir âyettir gece, okumasını bilene; sessizliğinde kalbinin atışlarını zikrin nefesiyle tutuşturana. Gece, fecrin doğuşuna bir hazırlıktır. Bu nedenle yemin edilmiştir "on gece❞ye. "On gece'yi bürüyenlere, bu gecelerde yürüyenlere/yükselenlere sonunda âriflik bahşedilmiştir. Bayramı görenler/yaşayanlar, gecenin mahremidirler. Gece, gaybın anahtarıdır. Gecenin halveti tıpkı bir deryadır. Bu deryanın gavvâsları, el değmemiş nice inci ve mercan çıkartırlar bu sahilsiz ummandan. Gece Leyla'dır; Mecnûn'lara yol açan. Leyl'i, Leylâ yapan, sevgili kılan, peşinden koşturan, aklı çelen dalga dalga siyah zülüfleridir. Gece, âşıkların Kâbe'sidir. Burada kılınan bir namaz, bin namaza/aya bedeldir. Gece, vuslat sarayıdır, birlik mekânıdır. Öyleyse geceleri uykuyla kısaltma! Bil ki; büyük oluşların rüyâları, geceleri uyanık durmasını bilenlerin dünyalarına doğar. Siyah zülfünün aşığıyım ey nazlı gece! Bir râyihanı duyabilmek için sürekli kıyamdayım ey gece! Elif'ten vav'a, vav'dan nûn'a şekilden şekildeyim. Duracağımı/durulacağımı sanma ey gece! Hangi ırmak ummana varmadan durulmuş, hangi pervâne ateşe düşmeden rahat bulmuş? Siyah duvağını kaldırmadan, cemâlini göstermeden, "Kabe Kavseyn" kaşlarına elimi sürmeden feryadımı/niyâzımı keseceğimi sanma! Gündüzün esaretinden sükûnunun/siyahlığının özgürlüğüne sığınmışım ey gece! Ya al kollarına sustur beni, ya da sessizliğini 978-975-2477-83-4 sonuna kadar aç!
  • Erdal Yalçın
    insan sesi mp3 - Türkçe
    4 Ayrım
    91,85 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Hatice Macun
    Bedenimiz bir yere bağlı kalabilir ,beynimiz ise üretkendir.Üretir, hayal eder .Hedeflerine ulaşır. Beyninizi özgür kılan hikayeleriniz vardır. Bunları kaleme alan Yazarımız hayata dair hikayeleri yüreklere dokunmaktadır. Hedeflerinizden ödün vermeyin.
  • Taner Taşkıran
    insan sesi mp3 - Türkçe
    9 Ayrım
    127,81 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Mesut Bayındır
    "Sessiz Fırtına", kimliği olmayan bir adamın gölgeler arasında yürüdüğü, sırlarla dolu bir dünyada hayatta kalma mücadelesini anlatıyor. O, ne bir kahraman ne de bir suçlu… Devletin en derin noktalarında şekillenen bir gölge, varlığı bile unutulmuş bir efsane. Casusluk, istihbarat savaşları ve manipülasyonun hüküm sürdüğü bu karanlık dünyada, doğru ile yanlış arasındaki çizgi silikleşiyor. Sessiz Fırtına, yalnızca bir isim değil, bir korku… Gerçek gücün kimliklerde değil, gölgelerde saklı olduğunu anlatan bu nefes kesici hikâye, okuyucuyu bir an olsun bırakmayacak. Eğer gizem, casusluk ve gerilim dolu hikâyeleri seviyorsanız, Sessiz Fırtına sizi unutamayacağınız bir yolculuğa çıkaracak
  • Necmettin Şahinler
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    182,61 KB
    Eser Türü: Kitap
    Nasıl ki ramazan geldiğinde insanların çoğu yemek/pide/tatlı üzerinde yoğunlaşıp, bu ayın/orucun mânevî ve rûhânî yönünün içini boşaltmışlarsa; tıpkı bunun gibi Kurban Bayramı'nda da kurban kesmek ete/kemiğe/deriye indirgenerek aslî amacından uzaklaştırılmış, çok az kimse kurbanın Kurbiyet yani Allah'a yaklaşmak ile olan bağı üzerinde durmuştur. Kurban üzerine anlatılanlar ise Hz. İbrâhim ile oğlu arasındaki olayların tekrarından öteye geçememiş, Kur'ân'ın bu önemli âyetlerinden çıkarılması gereken gerçek mesaj insanlara tam anlamıyla yansıtılamamıştır. Bu noktada yeni bir dil ve yaklaşım geliştirmek artık zorunlu bir ihtiyaca dönüşmüştür. Dolayısıyla, Allah ile insan arasındaki Kurbiyet'in, O'na yakîn olma durumunun mânevî derinliğini idrâk etme noktasında bir farkındalık oluşturmak gerekmektedir. Şu bir gerçektir ki; bütün ibadetlerin özü/amacı Allah'a yakınlık sağlamak ve O'nun hakkında mârifet elde etmektir. Bu özü/rûhu yakalayamayan her ibadetin, tahkikten uzak taklid seviyesinde kalması kaçınılmazdır. Mevcut din algımızda Allah'ın rızâsını/yakınlığını kazanmanın, ancak O'nu mutlu etmekle gerçekleşeceğini zannediyoruz. Halbuki Allah'ın bizim bu davranışlarımızın hiç birine ihtiyacı yoktur; O'nu asıl mutlu eden ve bizi kendisine yaklaştıran şey, bizim O'nun irâdesi doğrultusunda kendi cinslerimize karşı takındığımız tavır ve tutumlarımızdır. İnsana hizmet etmeyen, insanı merkeze almayan ve insanı mutlu etmeyen hiçbir davranış Allah'ı da mutlu etmez. Kurban'ı anlamak ve kurbandan Kurbiyete ulaşabilmek niyetiyle oluşturulan kitabımızın, bu noktada okuyuculara farklı kapılar/boyutlar/ düşünceler açmasını Allah'tan diliyorum.
  • Erhan Bener
    insan sesi mp3 - Türkçe
    20 Ayrım
    331,08 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Halime Aktaş
  • Erhan Bener
    insan sesi mp3 - Türkçe
    41 Ayrım
    655,02 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Halime Aktaş
    Erhan Bener, yeni kitabı Arabalarım'da, 1958'den bu yana, çeşitli neden ve rastlantılarla, hemen hemen her iki yılda bir değiştirdiği arabaların öykülerini anlatırken, bu dönemde kendisinin de bir şekilde katıldığı önemil toplumsal olayların tanıklığını yapıyor.
  • İsabel Allende
    insan sesi mp3 - Türkçe
    22 Ayrım
    398,28 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Halime Aktaş
    Şilili yazar Isabel Allende, bu anı kitabında okuru bir kez daha yüreğinin içine çekiyor. Hem romanlarının ilk tohumlarının nerelerde filizlendiğini, hem de yazarlık serüveninin nasıl başlayıp geliştiğini gösteriyor. Bunu yaparken yüreğinde düşsel bir ülke yaratmış olduğunu fark ediyor. Bu ülke, hem anayurdu olan Şili, hem değil. Bir anlamda Şili; çünkü kökleri orada, bütün romanlarına kaynaklık eden ailesi orada. Bir anlamda değil; çünkü bu kökler o kadar sık yerlerinden sökülmüşler, o geniş ve tuhaf ailenin bireyleri yazarın imgeleminde öylesine değişmişler ki, her biri sonuçta başka bir kişilik kazanmış. Şili'deki 1973 darbesinin ardından sürgüne giden, uzun yıllar Venezuela'da yaşamak zorunda kalan Isabel Allende, bu sürgün yaşamının ve hiçbir yere ait olamayışının, kendisini yazar yaptığını söylüyor. 'Hiçbir zaman hiçbir yere uyum sağlayamadım; ne aileme, ne sosyal sınıfıma, ne de dinime ait olabildim,' diyor. Bu sözlerin ardından, anayurduna yabancılaştığını vurgulasa da, anayurdunda yürütülen politikanın ve Şili'nin büyüsünün kendisine vurduğu damgayı hep üzerinde taşıyarak yazdığı çok açık.

Sayfalar