Yazara Gore Listeleme

  • Seyyit Ahmet Arvasi
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    331,97 KB
    Eser Türü: Kitap
    "Çamur" bir dünyada "çamurdan yaratılmış" bir mahluk olduğumuz muhakkak. Fakat, içimizde, bu "çamur dünyayı" aşmak, sonsuzluklara ulaşmak arzu ve iradesi, sönmez bir ateş halinde. Biz "yücelmek" istiyoruz, "çamur dünyay" ettiğimize asılmış, bizi aşağılara çekmekte. Mevlana Celaleddin Hazretleri, insanın bu dramını, ne güzel ifade eder. Hem de bir mısra ile: "Başım, seninle derde girdi çamur dünya!
  • Peride Celal
    insan sesi mp3
    74 Ayrım
    1230,88 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Fadime Yılmaz
  • Şaban Ali Düzgün
    insan sesi mp3 - Türkçe
    16 Ayrım
    309,15 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Zerrin Saklıca
    İnsanlığın binlerce yıllık birikimine ve tecrübesine rağmen insan bugün ölçüsüzlüğü ve değer aşınmasını en yoğun haliyle yaşamaktadır: Sefalete, yoksulluğa, savaşlara, çocuk istismarlarına, kadın cinayetlerine hülasa haklının/masumun güçlü tarafından, yasanın kanun tarafından ele geçirilişine; en yücelere çıkarılan insanın en aşağılara düşüşüne tanık oluyoruz. Onca birikimiyle ve tarihe tanıklığıyla insan bütün bu olup bitene nasıl müdahale edebilir? İnsan, tarihin önümüze getirip koyduğu sonuçlara maruz kalmanın ötesine geçip sebeplere etki eden bir özneye nasıl dönüşebilir? Çözülmüş/tükenmiş insanlara nasıl hayat iksiri olabilir? Herkesin tanıdığı ama hiç kimsenin anlamadığı insanı yeni bir dünyanın kurucusu olarak yeniden nasıl konumlandırabiliriz? Bu kitap, yeni bir yaşam için çaba sarf eden hakikat uğrunda varoluş sancısı çeken insanlara odaklanıyor.
  • Gülcan Özer
    insan sesi mp3 - Türkçe
    25 Ayrım
    262,24 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Ece Günal
    Konumuz “ilişkiler” olunca konuşmamız gerekenleri konuşmuyoruz. Flört, evlilik, cinsellik… Narsistler, güçsüzler, mükemmeliyetçiler… Her ilişkinin kontratının ana maddesi sadakat… Ve hakikat… Hep arayıp durduğumuz ve fakat hep de elimizden kaçan o hakikat… İlişkiler, çift olma hâli, bu konuda kanıksadıklarımız, susturulduklarımız bahsinde ilk akla gelen isim, ülkemizin kıymetli psikiyatrlarından Gülcan Özer; uzun zaman sonra okurlarıyla buluşuyor! Bu kitapta; hayat akıp giderken ilişkilerin, aşkların başına ne geldiğine dair her şey konuşuluyor. Çünkü ilişkiyi konuşmalıyız. Her ilişkiyi konuşmalıyız. Bu ilişkiyi konuşmalıyız. İlişkilere dair repertuar bilgimiz nereden gelir? İnsanlar birbirlerine hangi özelliklerine göre çekilir? Bir ilişkideki marazlar iyileşince ilişki biter mi? Etrafta gerçekten söylendiği kadar çok narsist var mı? Başkasını değiştirmeye çalışmak, kendimizle ilgili neye işaret eder? Evlilik gerçekten akıl işi midir? Şehvet ile şefkat neden birbirinin rakibidir? Anneliğin bazen durdurulması mı gerekir? Gülcan Özer; Yenal Bilgici’nin sorularını, aşka da ilişkiye de torpil geçmeden yanıtladı. Bu İlişkiyi Konuşmalıyız; “Her ilişkinin bir ömrü vardır,” diyebilen, evlenilen yahut sevgili olunan, boşanılacak ise helalleşen, ayrılmayı bilen, yaşadıklarından öğrenen, flörtün çok mühim olduğunu unutmayan, kendi ile tanışık, her rüzgârda savrulmayan kişilerden olabilme umuduyla…
  • Osman Pamukoğlu
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    2,62 MB
    Eser Türü: Kitap
    ORADA YILDIZLAR DÜŞÜYOR MU HÂLÂ Şu umut yok mu şu umut? Bizi peşinden sürüklüyor, bizi beklediğini hayal ettiğimiz yerlere… Yol nedir, yol? Yol umuttur. Bazen iki yol çıkar karşına, birden. Acaba bunlardan hangisi? Onu da sen bileceksin. Canlı cansız her varlığın gözünde yabancıyız. Sezdirmeden gidiyoruz, selam vermeden geçiyoruz… En büyük korkumuz kafileden ayrı düşmek. Bir sonraki sabahın bizlere ne getireceğini bilmiyoruz ve ümitten başka servetimiz yok… Gün oluyor, ne bir şey bekliyor ne de bir umudumuz oluyor. Dağ başındaki tek ağaç, fırtınadaki bir tekneden farksızız…
  • Osman Pamukoğlu
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    259,86 KB
    Eser Türü: Kitap
    Geronimo, Kızılderililerin Apaçi boyuna mensup bir savaş lideri, şef ve şamandır… Meksikalılar ile Amerikalıların Kızılderili topraklarını işgal etmelerine ve onları köle yapmalarına karşı, destansı bir mücadele veren “Son Savaşçı”dır. Korkmaz, pes etmez, vazgeçmez ve boyun eğmez bir karaktere sahipti… On yedi yaşına geldiğinde günde yetmiş mil koşabiliyor, bunun yarım gününde ağzındaki suyu yutmadan tutabiliyordu. En büyük ve en zorlu hayvanların nasıl avlanacağına dair tüm tekniklere hâkimdi. Ama onun tek hayali, bir savaşçı olarak düşmanın karşısına çıkma şansının kendisine verilmesiydi… Apaçi Savaş Konseyi üyeleri, ona bu hakkı tam on yedi yaşında verdiler. Bu karar, Geronimo için hayatındaki en kıymetli olaylardan biriydi. Yapılacak ilk saldırı için de onu, “Savaş Lideri” olarak seçtiler… Şu sözler Geronimo’ya aittir: “Aptallar, yaşam ve ölüm için uzağa bakarlar; her ikisi de yanı başlarındadır.” “Ben kendimin efendisiyim, yapmak istediğim her şeyi yaparım.”
  • Yasin Korkut
    insan sesi mp3 - Türkçe
    79 Ayrım
    1716,79 MB
    Eser Türü: Kitap
    Seslendiren: Neslihan Kayıkçı
  • Davut Daşkıran
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    932,97 KB
    Eser Türü: Kitap
    İçimin "geçmiyor" sitemleriyle geçen zamanı düşünürken, sana yazmak isteğiyle, zihnimin alevli gömleğinin düğmelerini ilikledim. Zamanın nasıl geçtiğini zaman dilimleriyle izah etmek acziyet gibi geliyor bana. Felsefedeki "tüm varolanların birbirlerinin yerini alarak zincirlendikleri sonsuz Sevdam ve Şehadet süre❞ tanımına da takılıp kalmak sıradan geliyor. Ya da maddenin varolma biçimleri arasında uzay ve devinimle birlikte zamanın da bulunması sonucunda nihayete ermiş olmak da tatmin edici gelmiyor. Newton'un saltik, Einstein'in izafiyet teorisine hiç girmek bile istemiyorum. Kendi düşüncelerime en yakın tanımı Aristo'da buluyorum aslında. O, maddenin bulunmadığı yerde zamanın ve uzayın da bulunmadığını söyler. Buradaki madde tanımını duyguyla değiştirmek zamanın sadece varlığını değil aynı zamanda etkisini de anlamlı kılıyor. Çünkü zamanın madde üzerinde etkisiyle duygular üzerindeki etkisi aynı değildir. Ben Aristo'nun tanımına ek olarak diyebilirim ki duyguların olmadığı yerde zamanın varlığının bir kıymeti yoktur. Duygularımdaki ıstırabın karıştığı bir zamanı yaşamak acının varlığıyla bütünleşmekle eş değerdir aslında. Sen yoksun ama yokluğunun varlığıyla geçiyor zaman acımasızca. Geçmeyen tek şey acılarımız. Acılarımızı unutmak istememden dolayı mı zamana "acımasız" diyorum yoksa kendi acılarımın günahını zamandan çıkarmaya mı çalışıyorum bilmiyorum...
  • Abdullah Nasih Ulvan
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    205,10 KB
    Eser Türü: Kitap
    Niçin yaratıldığnızı ve görevinizin ne olduğunu biliyor musunuz? Allah'a ibadet gayesini, O'na boyun eğmeyi ve her hususta O'na teslim olmayı gerçekleştirmek için yaratıldınız. "Ben cinleri de, insanları da (başka bir hikmetle değil) ancak bana kulluk etsinler diye yarattım." (ez-Zâriyat/56) Hamde layık, hikmet sahibi Cenab-ı Hakk'ın yüce katından indirildiği için ne önünden ne ardından batılın te'sir etmediği Rabbani proğrama sarılmak ve ondan ayrılmamak için yaratıldınız. "Kim İslâm'dan başka bir din ararsa ondan (bu din) asla kabul olunmaz ve o, Ahirette de en büyük zarara uğrayanlardandır." (Al-i İmran/85) Dostluğu ve itaati Allah'a rasûlüne ve mü'minlere tahsis edesiniz diye yaratıldınız. "Sizin dostunuz ancak Allah'dır, O'nun peygamberidir, Allah'ın emirlerine boyun eğici olarak namazı dosdoğru kılan, zekatı veren o mü'minlerdir. Kim Allah'tan, peygamberinden ve iman edenlerden yüz çevirirse, hiç şüphe yok ki galebeyi kazanacak olanlar Allah'ın yardımcılarının ta kendileridir." (ElMaide/55-56) Allah'ın size yüklediği ve gerçekleştirilmesi için sizi yarattığı en büyük görevinizse, yeryüzünde O'nun hükümlerininin hakimiyetini sağlamak, kulları, kulların kulluğundan çıkarıp, Allah'ın kulluğuna kavuşturmak, dünyanın darlığından bolluğuna, küfrün zulmünden, İslâm'ın adaletine götürmektir.
  • Melis Melike Begdaş
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    90,39 KB
    Eser Türü: Kitap
    Kentsel mekân, kentte yaşanan çalışma, sosyalleşme, alışveriş gibi tüm olayların gerçekleştiği yerdir ve toplumun sosyoekonomik ve kültürel yapıları tarafından şekillenmektedir. Kentsel mekân ayrıca toplumun tüm bireylerinin yaşadığı, kamusal ihtiyaçların karşılandığı yerdir. Bu alanlar bir şehrin sağlığı ile doğrudan ilişkilidir ve mekânın kalitesi yaşam kalitesini etkilemektedir. Kullanıcı tarafından oluşturulan bir mekânda, mekânsal kimlik analizine konu olabilecek pek çok unsur bulunmaktadır. Literatürde ilk ve en önemli kriterlerin tarih, coğrafya ve tasarım olduğu gösterilmiştir. Birçok araştırmacı tarafından belirlenen bu kriterler, bölgenin kimlik sahibi olmasının sağlanması açısından oldukça önemli kabul edilmektedir. Kent kimliğine sahip olmak bölgenin kalitesini arttırır ve kullanıcılara iyi bir deneyim sunar. Kullanıcılara sunulan hizmetler açısından kent mobilyaları, kamusal alanların performansına katkı sağlayan en önemli unsurlardan biri olarak kabul edilmektedir. Kentsel alanlar ile kent mobilyaları arasındaki ilişki tasarım, işlev ve yaşam dahil olmak üzere birçok bağlamda tartışılmıştır, fakat kent kimliği bağlamında yeterli çalışma olmadığı görülmektedir. Bu çalışmada, önceki çalışmalarda bu açıdan değinilmemiş kentsel mekanlardaki kent kimliğinin, kent mobilyalarıyla olan ilişkisi araştırılmıştır. İstanbul Boğaziçi bölgesi örneğinde ‘’kentsel peyzaj mobilyaları ile mekânın kimliği’’ arasındaki ilişkinin araştırılması araştırmanın temelini oluşturmaktadır.

Sayfalar