En Son Eklenenler

Toplam 58907 sonuçtan 431 - 440 arası görüntüleniyor.
  • Gizem Tatlıcı
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    420,50 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Makale
    Konusu:
    GÖRSEL BELLEĞİN İZİNDE TÜRK RESMİNDE YEMEK KÜLTÜRÜ Özet Bu çalışmanın temel amacı bir toplumun sosyo-ekonomik yapısını hiyerarşi, inanç, etnisite ve sosyal sınıflar gibi birçok farklı açıdan yansıtan yemek kültürünün resimler üzerinden analizinin mümkün olduğunu göstermektir. Sanat eserleri ve dönemlerin incelenmesinde müzelerin yanı sıra sanat tarihi ile gastronomi bölümlerinin yer aldığı üniversitelerin ve özel kütüphanelerin kaynaklarından yararlanılmıştır. Kültürel veriler incelenerek farklı toplum ve dönemlere ait sanat eserlerinde yer verilen yemek imgesi karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Böylelikle yemek tasviri içeren sanat yapıtlarından yola çıkılarak, bu sanatçıların yaşadığı dönemdeki yemek kültürünün izleri sürülmüştür. Türk yemek kültürünün görsel belleğimizdeki yansımalarına baktığımız zaman, özellikle son iki yüzyılda, modernleşmenin getirdiği yeniliklere ve sorunlara tanık olunmaktadır. Çalışmamız Osmanlı döneminden başlayıp Cumhuriyet dönemini kapsadığından doğal olarak incelenen yapıtların bazıları minyatür, bazıları ise Batılı tarzda yapıtlardan oluşmaktadır. Araştırmamızda Antik Çağ’dan başlayan Batı yemek kültürüyle Türk yemek kültürü arasındaki etkileşimlerin izini sürmek amacıyla Batı yemek kültürü ve bunun resim sanatındaki yansımalarının da ele alınması gerekli görülmüştür. Cumhuriyet dönemiyle birlikte saray mutfağının geride bırakılmış olması ve devletin sanatçıları Anadolu’nun çeşitli yerlerine “Yurt Gezileri” kapsamında, yollaması yönetim şeklindeki değişimi de yansıtmaktadır. Bir başka deyişle Osmanlı’dan gelen monarşik yapının, daha halkçı ve demokratik bir yapıya dönüşmesi, resimler üzerinden de okunabilmektedir. Bu döneme ait örneklerde özellikle köy sofralarının, düğünlerin, halktan insanların, işçilerin resmedilmiş olması bu yaklaşımı doğrular niteliktedir. Kronolojik sıralamadan da anlaşıldığı üzere Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki sosyo-kültürel ve politik dönüşümleri yemek sahneli eserler üzerinden okumak mümkündür. Sonuç olarak Türk yemek kültürünün, tıpkı resim sanatında olduğu gibi, çevresindeki kültürlerden yalıtılmış bir biçimde ortaya çıkmadığı görülmüştür. Yemek kültürü yalnızca yenen şeylerden ibaret olmayıp, insanların bir sofra etrafında bir araya geldiği ve yemek yemenin daha sosyal ve ritüelistik yanının temsil edildiği sahnelerden de oluşmaktadır. Bu sahneler resim sanatı tarihinin her döneminde farklı aktarım kalıplarıyla karşımıza çıkmaktadır. Anahtar Kelimeler: Türk resmi, yemek sahneleri, yemek kültürü, mutfak ve sofra kültürü.
  • Serkan Yıldız
    metin - İngilizce
    1 Ayrım
    110,73 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Makale
    Konusu:
    RF ve Mikrodalga teknolojilerindeki gelişmelerle birlikte çokluband devre tasarımı önemli bir konu olmuştur. 3G, 4G, 5G gibi yeni kablosuz iletişim protokollerinin hızlı bir şekilde ortaya çıkmasıyla, RF ve Mikrodalga donanımlarının tüm ayrı teknolojilere eş zamanlı servis sağlayacak şekilde tasarlanması gerekmektedir. Enterferans, gürültü, harmonikler vb. etkilerden kaçınmak için RF ve Mikrodalga cihazlarının giriş-sonunda veya çıkış-sonunda çokluband empedans uydurma veya filtreleme yapılması kaçınılmaz bir iştir. Özellikle, çokluband empedans uydurma, çokluband sistemlerdeki ayrık çokluband birimler arasındaki uygun güç¸ aktarımından emin olmak için daima gereklidir. Bu tezde, çokluband empedans uydurma devresi tasarım problemi analitik bakış açısıyla ele alınmıştır. Bu yüzden, devre teorisinin temelleri üzerine derin bir inceleme yapılmıştır. Buna ek olarak, eş zamanlı operasyon sağlamak icin sadece pasif devreler düşünülmüştür. İyi bilinen yarı analitik devre tasarım metodları olan reel frekans tekniği tezin katkılarını geliştirmek için temel zemin olarak alınmıştır. İki temel yaklaşım üzerine durulmuştur. İlk yaklaşım, uygun frekans haritalama fonksiyonlarının ve prototip devrelerinin belirlenmesidir. Önerilen frekans dönüştürme yaklaşımı, çokluband filtre ve empedans uydurma devre tasarımları için kullanışlı ve pratiktir. Tezin ikinci araştırma yolu olarak, genelleştirilmiş çokluband devrenin empedans uydurma tasarımları için sentez tabanlı bir yaklaşım geliştirilmesi amaçlanmıştır. Önerilen yaklaşımın, reel frekans teknikleriyle uygun entegrasyonu ve uygulama sonuçlarının incelemesi sunulmuştur. Anahtar kelimeler: Çokluband empedans uydurma, frekans haritalama, reel frekans tekniği, Brune fonkisyonları, devre sentezi
  • Alexander Mccall Smith
    insan sesi mp3 - Türkçe
    37 Ayrım
    633,56 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman
    Seslendiren : Kadriye Gürşimşir
    Konusu:
    Alexander McCall Smith’in İskoçya Sokağı, Edinburgh’da eski büyük burjuvaların kendilerini öğrenciler, şairler ve portre ressamlarıyla yan yana buldukları bohem ve kalabalık bir köşesi. 44 numara ise sokağın eksantrikleri ile başarısız tiplerinin çokça bulunduğu bir yer. Okulunu donduruşunun ikinci senesinde ailesine hayli endişe veren Pat, 44 numaraya yeni kiracı olarak kabul edilir ama burada ne kadar tutunabileceğinden emin değildir. Ev arkadaşı, rugby oyuncusu Bruce tahammül edilemez derecede narsist ve can sıkıcı ölçüde yakışıklı olan bir adamdır. Alt katta korkunç derecede gösterişçi Irene ile babası okurken Guardian gazetesini ateşe verdiği için terapi görmeye başlayan büyümüş de küçülmüş beş yaşındaki oğlu yaşamaktadır. Ayrıca akıl küpü, entelektüel Domenica Macdonald yaptığı işin yanında boş zamanlarında apartmanın keskin bakışlı gözlemciliğini üstlenmektedir… Çapkınlar, acayip insanlar ve masumlardan oluşan pırıltılı karakterleriyle komik ve son derece keyif verici bir kitap olan İSKOÇYA SOKAĞI 44 NUMARA, McCall Smith’in yerlisi olduğu Edinburgh’u zekice ve isabetli bir şekilde ortaya koyuyor.
  • Can Çelik
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    148,12 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Makale
    Konusu:
    Sanatta taklit ve sahtecilik meselesi tarih boyunca birçok yaklaşımla ele alınarak günümüze kadar gelmiş, sanatın giderek estetik bir ilişki – iletişim biçimine dönüşmesi, yeni üretim tekniklerinin sanat alanına girişi ve sanatsal biçimler arasındaki etkileşimin kuramsal temellere tam olarak oturtulamamasıyla birlikte başlangıçtaki anlam ve içeriği değişmiştir. Bu süreç, kültür endüstrisinin etkisiyle birlikte sanat eserinin bir tüketim ürünü gibi alınıp satılabilmesine olanak sağlamıştır. Sanatın eserinin bir tüketim ürününe dönüşmesi zamanla yerini tüketim ürünü olarak üretilen sanat eserlerine bırakmıştır. Bu durum, kendi içinde özgünlük barındıran eserlerden farklı olarak sadece ticari amaçla üretilmiş birbirinin kötü kopyası eserlerin ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Bu çalışmada kopyalanamayan değerli bir sanat eseri için gereken nitelik olan özgünlük/orijinallik kavramı, temelde tescilli ve anlatımsal özgünlük olarak ikiye ayrılarak irdelenmiştir. “Kültür Endüstrisi” kavramından hareketle sanat eserinin metaya dönüşmesi ve bunun sonucunda ortaya çıkan eserlerin benzerliği ele alınmıştır. Hangi eserlerin kopya, hangi eserlerin anlatımsal özgünlük ile oluşmuş sanatsal bir esinlenme olarak kabul edilebileceği tartışılmıştır. Sanatın bugün geldiği noktada özgünlük kavramının varlığını sürdürüp sürdüremediği eleştirel bir yaklaşımla sorgulanmıştır. Bir eser hangi amaçla üretilirse üretilsin özgün olabilir. Dolayısıyla kültür endüstrisi ve sanat ilişkisi bağlamında oluşan yığınlaşmayı sadece ticari amaçla veya popüler kültür amacıyla üretilmiş eserlerin değil, yeni ve özgün olarak ortaya sürülen fakat içinde sanatçıya ait bir üslup barındırmayan kopya eserlerin oluşturduğunun altını çizmek gerekir. Bu nedenle bu çalışma, sanatçının süreçteki yer alma düzeyinin, özgünlük kavramı ile sıkıca bağlı olduğunu ve özgünlük arayışlarının bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğini bir öneri olarak sunmaktadır. Anahtar kelimeler: Özgünlük, anlatımsal özgünlük, alıntı, kopya, kültür endüstrisi INSPIRATION, IMITATION, QUOTATION, PLAGIARISM IN THE CONT
  • Ruhiye Onurel
    metin - İngilizce
    1 Ayrım
    301,07 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Makale
    Konusu:
    Başlangıcı olan her şeyin bir sonu olduğu bilincinden hareketle, gelecekte insanlığı nasıl bir sonun beklediğine ilişkin merak sorunsalı, toplumların inanç biçimlerine göre şekillenmektedir. Apokaliptik düşünce yapısının, Antik dönemden bu yana sunduğu kaynakların yansımaları aydınlanma çağının da ötesine geçerek etkisini sürdürmektedir. Bu araştırma, 16. ve 17. yüzyıl Post-Bizans dönemi Ortodoks Son Yargı İkonaları ile İslâm kıyamet kültürünün yansımasını bulduğu, yaklaşık aynı döneme tarihlenen Osmanlı kıyamet minyatürlerinin incelenmesi temelinde ele alınmıştır. Bununla birlikte, aynı kutsal kaynaklardan beslenen bu iki semavi dine ait iki kültürün etkileşim sürecinde apokaliptik hibrit tasvirlerin ikonografik biçimlenişi ve tipolojik karşılaştırması araştırmanın ana konusunu oluşturmaktadır. Ortodoks Hıristiyan teolojisinde ikonalar, kutsallıklarıyla litürjinin bir parçası konumundadır. İslâm sanat geleneğinde tasvirlerin böyle bir kutsallık alanı olmamakla birlikte, çeşitli konulardaki tasvirlerin yanında dini içerikli olanlar da bulunmaktadır. İnanç bağlamında araştırmanın odaklandığı temel sorunsal, iki kültürün kıyamet tasvirlerinde yer alan hibrit imgelerin yazınsal alandan imgesel olana aktarımında kollektif hafızanın biçimlenişine etki eden dinamiklerin gelenekler doğrultusunda değerlendirilmesi, ikonografik ve ikonolojik bir okumayla benzerlik ya da farklılıkların saptanmasıdır. Bizans ve İslâm geleneklerinde hibrit tasvirlerin gelişiminin izlenmesi bu değerlendirmede tezin önemli bir aşamasını oluşturur. Araştırmada kullanılan metodoloji, araştırma sürecinde elde edilmiş verilerin “nitel veri analizi” yöntemi çerçevesinde, bulguların ayıklanmasını içeren eksiltme yöntemidir. Bu bağlamda araştırmada kullanılan veriler, konu bütünlüğünün sağlanması bakımından örneklem amacıyla azaltılarak seçilmiş bulguları içermektedir. Anahtar Kelimeler: Hibrit İkonografisi, Bizans resim sanatı, Post-Bizans, Osmanlı minyatür sanatı, Kıyamet
  • Selçuk Alkan
    insan sesi mp3 - Türkçe
    11 Ayrım
    227,46 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman/Öykü
    Seslendiren : Ömer Yılmaz
    Konusu:
    Kafka’nın Böceği sadece boyut değiştirme uykusuna daldı ve bundan kimsenin haberi olmadı. Gregor Samsa’nın öldüğünü zannedenler gerçekten aldanmıştı. Çünkü metamorfoz devam ediyordu… Okurların birçoğu, Franz Kafka’nın Dönüşüm isimli eserini okurken, kitabın sonuna kadar “Acaba Gregor Samsa tekrar bir insana dönüşecek mi?” diye merak ederek bir çırpıda bitiriverir kitabı. Bu düşünceden yola çıkan yazar, “Eğer Gregor Samsa böceklikten kurtulup yeniden bir insan olsaydı neler olurdu?” sorusundan ilham alarak, akıcı bir mitolojik öyküyle bu soruya cevap arıyor. Bunu yaparken, bir insanın hayat yolculuğunda karşılaşabileceği hâdiseleri semboller kullanarak sunuyor okurlara. Bazen bir kuş, bazen bir böcek dile gelerek, insanın olgunluk yolculuğuna dair bilgelik dolu önerileriyle süsleniyor hikâye. Kafka’nın Böceği tekrar bir insan olarak uyandığında başından geçenleri merak edenler, Gregor’un sembolünde “insan” denen varlığın hakikatine dair birçok farkındalık edinecekler…
  • G. Ahmetcan Asena
    insan sesi mp3 - Türkçe
    60 Ayrım
    612,25 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Roman
    Seslendiren : Feyza Daldal
    Konusu:
    Sarı Toprağın Efendisi dünyanın sınırlarının ötesinde geziniyordu. En yüksek dağın tepesinde bir taşın üzerinde oturdu. Evrenin deveran-ı demini seyrederken kendinden geçti. Bu esnada sihir incisini düşürdü. Onu araması için Marifet'i gönderdi, fakat Marifet inciyi bulamadı. Kaybolan sihir incisini Basiret aramaya çıktı, fakat o da eli boş döndü. Bu sefer Akıl gitti, aradı, fakat sihir incisini Akıl da bulamadı. Sarı Toprağın Efendisi sihir incisini bulması için Aşk'ı gönderdi. Aşk inciyi bulup getirdi. Sarı Toprağın Efendisi konuştu: Garip ama gerçek, sihir incisini Aşk buldu!
  • Necmettin Şahinler
    metin - Türkçe
    1 Ayrım
    183,58 KB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: İslam
    Konusu:
    Allah boyasını yaşadığımız âleme sonsuz renklerle/tecellîlerle vurmuş ve idrak etmek isteyenlerin önüne esmâü'l-hüsnâ tablolarını cömertçe sermiştir. Böylece "Dipsiz Karanlık "ta gizli bir hazine (Kenz-i Mahfi) olan ve bu varlık düzeyinde her şeyden "aşkın olan" Hakk, bilinmezliğini dilediği ölçüde olmak kaydıylaizhâr ederek insanın fehminde ve idrâkinde sudûr eden, "bilinen-bilinebilir" bir tecellîye dönüşmüştür. Varlık âlemi maddî nesnelerden ve maddî olmayan ya da rûhânî varlıklardan ibârettir. “Bu iki nevi de Hakk’ın büründüğü, ister rûhânî ister cismanî görünümler ardındaki Hakk’tır. Zıtların çakışması ve zıt görünen bu görünümlerde Hakk’ı idrak etmenin yolu; zevk ederek kesreti vahdet, vahdeti de kesret olarak görebilmektir.”Ancak bunu yapanlar "ârif-i billâh" yâni "Hakk'ı tam doğru olarak bilen" insân olabilirler. Ve onlar hangi özel sûrete/libâsa girerse girsin sevgililerini tanırlar. İşte bu kitapta yaşam tablosunun güçlü fırçaları olan peygamberlerin hayatından okuyuculara dört renk sunulmakta ve böylece zıtlıkların oluşturduğu "Tevhîd"e dikkat çekilmektedir.
  • Ramazan Yetkin
    insan sesi mp3 - Türkçe
    16 Ayrım
    222,97 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Tarih
    Seslendiren : Lütfiye Ece Demiray
    Konusu:
    Gerçekler, rivayetler, hikâyeler... Bir araştırmacı için en zor olanı da bu ya! Bir de zaman geçtikçe hikâyeler gerçeğe, gerçekler de hikâyeye dönüşmüşse... O yüzden zordur ya tarihi araştırmak... Yazacağın bir kelime, söyleyeceğin bir cümle değiştiriverir bir anda tarihi. Bazen yapılan araştırmalarda bilinmezlik de çoktur. Hakikati aramak ve bulmak ise çok zaman alır. İşte elinizdeki bu eser de böyle. Osmanlı tarihinde sıkça karşılaştığımız veya hiç karşılaşmadığımız onlarca kişinin almış olduğu lakap ve ünvanları neden aldığının hikâyesidir. İlginç olan şu ki, Osmanlı tarihinde yer etmiş kişilere verilen bu lakap ve ünvanlar o zamanlar için kimini aşağılamak kimini de övmek için verilmiş. Bazen kötü bir ünvan diye düşündüklerimiz o günlerde iyi bir şeyi çağrıştırırken, iyi bir ünvan verilmiş gibi düşündüklerimiz de o günlerde aslında kişileri küçük görmek veya aşağılamak için kullanılmış. Bunlardan biri de yukarıda temsili resmini gördüğünüz Kuyucu Murat değil mi? Acaba kimdir bu Kuyucu? Neden ona bu ünvan verildi? Anadolu'da çıkan Celali İsyanları'nı bastırırken isyancıların kellelerini alıp kuyuya attığı için mi yoksa bir sefer sırasında atıyla beraber bir kuyuya düştüğü için mi? Hangisi? Yoksa ikisi de mi? Peki sadece Kuyucu mudur hikâyesi olan? Ya Hezarfen, Cezzar, Katip, Mezemorta, Ayıcı, Maymunkeş, Barbaros... Onlara neden, niçin bu unvan ve lakaplar verildi? O zaman tarihimiz ve kültürümüz için şimdi öğrenme zamanı...
  • M. Talha Çiçek
    metin - Türkçe
    3 Ayrım
    3,16 MB
    Eser Türü: Kitap
    Eser Alt Türü: Tarih
    Konusu:
    İttihat ve Terakki’nin en önemli liderlerinden Bahriye Nazırı Cemal Paşa’nın, Suriye’ye Dördüncü Ordu Kumandanı olarak atandığı yıllardayız… Bu kitabı okuyarak, Cemal Paşa’nın bölgede sadece sivil-askeri bürokrasinin başı olarak görev yapmakla kalmadığını göreceksiniz. Cemal Paşa’nın faaliyetleri, Osmanlı Devleti’nin yönetim zihniyetini İttihatçı dünya görüşü doğrultusunda dönüştürecektir. Bu eser sayesinde, savaş gibi yıkıcı koşulların aynı zamanda liderlerin ülke çapında zihniyet dönüşümü yapmasını nasıl kolaylaştırdığını kavrayacaksınız. “Akademisyenlerin daha az kullandığı Alman, Avusturya ve Türk Tarih Kurumu Arşivleri’nin de dahil olduğu Türk arşivlerinde gerçekleştirilen kapsamlı bir araştırmanın ürünü olan bu eser, konu hakkında milliyetçi tarihçilik çalışmaları ve ağırlıklı olarak İngiliz belgelerine dayanan kitapların sağlayamadıkları bir derinlik sunmakta ve olayları geniş bir bağlam içinde anlamamızı mümkün kılmaktadır.” M. Şükrü Hanioğlu- Princeton Üniversitesi

Sayfalar