En Çok Görüntülenen Kitaplar

Toplam 57896 sonuçtan 56871 - 56880 arası görüntüleniyor.
metin - Türkçe
28 Ayrım
729,50 KB
Eser Türü: Dersler
Eser Alt Türü: Ders/Açıköğretim Fakültesi
Görüntülenme Sayısı: 1
Konusu:
İstanbul Üniversitesi Açık ve Uzaktan Eğitim Fakültesi (AUZEF) Sosyal Psikolojiye Giriş 1 Dersidir
metin - Türkçe
14 Ayrım
873,89 KB
Eser Türü: Dersler
Eser Alt Türü: Ders/Açıköğretim Fakültesi
Görüntülenme Sayısı: 1
Konusu:
İstanbul Üniversitesi Açık ve Uzaktan Eğitim Fakültesi (AUZEF) Sosyal Sorunlar Dersidir
bilgisayar sesi mp3 - Türkçe
8 Ayrım
193,08 MB
Eser Türü: Dersler
Eser Alt Türü: Ders/Açıköğretim Lisesi
Görüntülenme Sayısı: 1
Konusu:
Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi (AÖF) Bizans Tarihi Dersi Ünite Özetleridir.
Jamaica Kincaid
metin - İngilizce
1 Ayrım
679,26 KB
Eser Türü: Kitap
Eser Alt Türü: Roman/Öykü
Görüntülenme Sayısı: 1
Demet Taner, Halil Tekiner
bilgisayar sesi mp3 - Türkçe
16 Ayrım
148,56 MB
Eser Türü: Kitap
Eser Alt Türü: Derleme
Görüntülenme Sayısı: 1
Konusu:
Bir Ada Arıyorum, Haldun Taner’in deneme, öykü ve oyun kitaplarından seçilmiş etkileyici cümlelerden, çarpıcı saptamalardan oluşan bir güldeste.   Haldun Taner’i henüz keşfetmemiş okuru kitaplarına özendirmek için hazırlanan seçkiye yazdığı önsözde Demet Taner, seçim kriterlerini şöyle açıklıyor: “Haldun Taner gibi çok yönlü birikime sahip bir yazarın kişiliğini, yaşam görüşünü, entelektüel derinliğini, insanlara, topluma ve doğaya olan yaklaşımını, insan haklarına duyduğu saygıyı, demokrasiye olan inancını, yazarlık ahlakına verdiği önemi ve her türlü sansür ile ayrımcılığa karşı tutumunu doğru yansıtabilmesini sağlamaktı.”   Bir ada arıyorum. Sen ben kavgasından uzak. İnce hesaplardan. Bir ada ki ona gelen unutsa adını, mesleğini, bencil ihtiraslarını. Soyunsa kinlerinden, hasetlerinden bir bir. Yeterince yer olduğundan kelli güneşin altında, denizde ve kıyıda, kimsenin gözü olmasa başkasının yerinde. Uzanıp düşünmemek, sadece yaşamak tadı ile yetinip bıraksa kendini kendine. Ayak oyunlarına sapmadan. Dedikodu yapmadan. Bıraksa kendini hafif rüzgâra, deniz minaresi gibi kozmik bir ezeli şarkıyı ta içinde duyarak.   Bir ada arıyorum. Hoyratlıktan uzak. Nankörlükten ve küstahlıklardan. Bir ada ki herkes gülümserdir. Herkes kendisiyle ve âlemle barışık.   Bir ada arıyorum. Rakamlardan uzak mı uzak. Para pul, kâr-zarar konuşmak yasak. Bir ada ki bankeri yok, yüksek faizi yok. Tahvil, senet, karşılıksız bono, sertifika, çifte faiz bilinmez. O adada akıllılar yolunu bulup safdilleri sömürmez. Dar gelirli her fırsatta okkanın altına gitmez.                                                                       (Haldun Taner, Çok Güzelsin Gitme Dur, 1983)
Esra Kahraman
metin - Türkçe
1 Ayrım
60,61 KB
Eser Türü: Kitap
Eser Alt Türü: Hikaye
Görüntülenme Sayısı: 1
Konusu:
“Bu koşturmaca içinde kendimi, kalbimi hiç dinliyor muyum? Durup bir soluklanıp ruhumda neler oluyor diye hiç bakıyor muyum?” diye soruyordu kendine boş duvara bakarak. O an sadece önceden hiç meşgul olmadığı bu sorularına cevaplar arıyordu. Zihnini susturdu. Derin bir nefes alıp verdi yeniden. Kalbinin atışını hissediyordu. Gözlerini kapadı. Bir süre bu hissin içinde kaldı. Yüzüne sıcak bir tebessüm yayıldı. Dizinde duran kitabı eline aldı. Kapağı açtı. İlk sayfayı çevirdi. “Evet. Şimdi biraz soluklanma zamanı.” ‘diyerek okumaya başladı.
Lucia Şanko
metin - Türkçe
1 Ayrım
454,10 KB
Eser Türü: Kitap
Eser Alt Türü: Makale
Görüntülenme Sayısı: 1
Konusu:
Sanat sponsorluğu, 1980 yılı sonrası Türkiye’de uygulanan neoliberal politikalar çerçevesinde kültür ve sanat alanında köklü bir dönüşüm yaratmıştır. Serbest girişimciliği arttırmayı amaçlayan politik yaklaşım sanat alanında özelleştirilmelerin artmasına neden olmuştur. Özel sektör sponsorlarının artan etkisi, sanatın finansal sürdürülebilirliği açısından önemli olmakla birlikte, sanatsal üretimin bağımsızlığını ve özgünlüğünü tehdit eden unsurlar da barındırmaktadır. Bu çalışmada, sanat sponsorluğunun temel dinamikleri incelenerek, özel sektör destekli sanat projelerinin yönetim süreçleri, ekonomik ve politik güç ilişkileri ile sponsor ve sanat aktörleri arasındaki sanatsal vizyon farklılıkları analiz edilmiştir. Bulgular, sanat sponsorluğunun sadece kültürel değerleri destekleyen bir mekanizma olmaktan çıkıp, ekonomik ve stratejik hedeflere hizmet eden bir araç haline geldiğini göstermektedir. Sponsorluğun yönetim süreçleri incelendiğinde, sanat projelerinin çoğunlukla pazarlama, halkla ilişkiler ve kurumsal iletişim bölümleri tarafından yönlendirildiği görülmektedir. Bu durum, sanatın özgün yapısını ve sanatsal değerlerini korumada eksiklikler yaratmaktadır. Sanat sponsorluğunun, sanatsal içeriğin ticari kaygılar doğrultusunda şekillendirilmesine yol açtığı tespit edilmiştir. Sanat sponsorluğunun güç dengeleriyle olan ilişkisi de önemli bir bulgu olarak öne çıkmaktadır. Sponsorların sanatsal projelere doğrudan veya dolaylı müdahaleleri, sanatçıların özgür üretim süreçlerini kısıtlamakta ve bazı durumlarda sansüre yol açmaktadır. Özellikle büyük şirketlerin sponsor oldukları sanat etkinliklerinde içerik kontrolü sağladıkları ve sanatsal eleştirileri sınırladıkları gözlemlenmiştir. Görüşmeler, sanat ortamındaki ekonomik bağımlılığın, sanatçılar ve sanat kurumları için yaratıcı özgürlüğü kısıtlayan bir unsur olarak öne çıktığını doğrulamaktadır. Sanata yaklaşım benzerliği konusu önemli bir değerlendirme alanı olmuştur. Araştırma, sponsorlar ile sanatçılar arasındaki sanatsal vizyon farklılıklarının göz ardı edildiğini, sponsorların sanatsal değerlerden çok marka imajına ve ticari kazanımlara odaklandığını göstermektedir. Bu durum, sanat sponsorluğunun temel amacının sanatı desteklemekten uzaklaşarak, şirketlerin marka değeri yaratma stratejilerinin bir parçası haline geldiğini ortaya koymaktadır. Sanat sponsorluğunun yalnızca hamilik ve destek sağlama mekanizması olmaktan çıkıp yatırım yaratma amacı taşıdığı tespit edilmiştir. Büyük şirketler, sanat etkinliklerine sponsor olarak hem sanatsal projelere katkı sağlamakta hem de kendi kurumsal prestijlerini artırarak ekonomik avantaj elde etmektedirler. Sanatın piyasalaşmasını hızlandıran bu durum, sanatın bağımsız bir üretim alanı olarak değil, ticari bir strateji unsuru olarak ele alınmasına yol açmaktadır. Araştırma, sanat sponsorluğunun etik, finansal ve yönetişimsel boyutlarında önemli sorunlar barındırdığını ortaya koymaktadır. Türkiye’de sanatın sürdürülebilirliği için sponsorluğun yalnızca pazarlama bölümleri tarafından yürütülmesi yerine, sanatsal projelere odaklanmış uzman ekipler tarafından yönetilmesi gerekmektedir. Sponsor desteklerinin sanatsal içeriklere müdahale etmeyecek şekilde düzenlenmesi, sanatçıların yaratıcı özgürlüğünü koruyacak etik kuralların oluşturulması ve sanat projelerinin ekonomik kaygılardan arındırılarak uzun vadeli bir vizyonla desteklenmesi, sanat sponsorluğu süreçlerinin sağlıklı bir şekilde işlemesini sağlayacaktır.
Hasan İzzettin Dinamo
metin - Türkçe
1 Ayrım
611,03 KB
Eser Türü: Kitap
Eser Alt Türü: Roman
Görüntülenme Sayısı: 1
Konusu:
Bu haber evliyaları bile gavur eder, diye düşündüm. Sayın gözlüklü Ağır Ceza Reisi, vicdanının sızlamış olması bile bir ilerleme sayılabilir. Hep birkaç kuruş ekmek parası yüzünden değil midir ki vicdanının sesine kulaklarını tıkamak zorunda kaldın. Matbaacı Tatar Kadri'den bu haberi aldıktan sonra bütün namuslu duygularım tedirgin oldu. Bir adalet sıtmasına tutuldum ki sormayın gitsin. İçimin binlerce yakınışını dinledim. Bence adaletsiz ne Tanrı olur, ne de evren. Adalet sıtması, deprem gibi sarsar insanı. Adalet sıtması, kanı ateş gibi yakar. Aşk ateşi bile bence böyle zorlu olmaz. İnsan, kavrulur, kül olur adalet sıtmasıyla.Yukarıdan gelen emir, benim “Tren” şiiri için küplere binen İsmet Paşa'yla Şükrü Kaya'dan gelebilir. Sen de işinden olmamak uğruna adaletin kıçına bir şaplak indirip onu kapıdan kovdun. Dört yılın cehennem gibi fırınında dört genci kebap etmeyi göze alabildin. Peki, peki, yargıçlık bunun neresinde? Bunu doğrudan doğruya onlar da yapabilirdi, neden seni bir zavallı maşa gibi kullanarak adaleti böyle kötü bir biçimde kirlettiler? Matbaacı Tatar Kadri'den bu haberi aldıktan sonra bütün namuslu duygularım tedirgin oldu. Bir adalet sıtmasına tutuldum ki sormayın gitsin. İçimin binlerce yakınışını dinledim. Bence adaletsiz ne Tanrı olur, ne de evren. Adalet sıtması, deprem gibi sarsar insanı. Adalet sıtması, kanı ateş gibi yakar. Aşk ateşi bile bence böyle zorlu olmaz. İnsan, kavrulur, kül olur adalet sıtmasıyla. Altın adalet terazisi, evrenin bir ucundan bir ucuna kurulur. Bir an düşlerimin gözleri kamaşır. Evrenin altın adalet terazisi, altın ölçü ağırlıkları yerine insan zekası, insan yüreği, insan vicdanı, en sonra insan düşüncesi taşır. Bu gece, kendimi yuvasından atılmış bir leylek yavrusuna benzettim. Çarpınıp çırpındım düşüncelerimle dövüşerek delice. Bir kez daha anladım ki adaletsiz bir Tanrı da, adaletsiz bir insan da evrende uzun boylu dikiş tutturamaz. Sabahattin Ali, Hamdi eliyle bana anti-faşist Alman şairlerinden derlenmiş acı, acıklı şiirlerle dolu Almanca bir şiir kitabı gönderdi. En baştaki şiirin adı şu: “Kaçarken Vurulmuştur.” Anladım, Nazi Almanya'sında aydınları, yazarları, şairleri öldürmenin bahanesi bu! Kaçarken vurulmuştur. Kaçarken vurulmakta hepsi sınır taşında Sınırtaşları, mezartaşı hepsinin başında. Bu buz gibi gecede okuduğum kitabın verdiği güzel imgeler bile çaya karşı duyduğum özlemi gideremedi. Yaşamım boyunca ne kadın çekti içim, ne ekmek bu kerte! Çay kaşıklarının bardaklarda çıkardığı şıkırtılar, senfonileşerek kulaklarıma çarparken Ali Saip'in yüksek sesle konuşmaları da bu senfoninin biricik soloları gibi iştiliyor: Doğa, ilkyazın en güzel günlerini yaşarken, bizim de başımızın üstünde düşüncelerimizin gençlik türküleri esiyordu. Vakitsiz gençlik türküleri söyledik diye mayısın bu çimen, müzik, çiçek desenli halısı üzerinden kaldırılıp dört arkadaş, dört yıl içeri atıldık. Mahpushane, bize seki seki derinlere doğru inen karanlık cehennem bahçeleri hazırlamış. Can, kapkara, ağılı çiçekler açan bu bahçelerde her an çelik uçlu çakırdikenleriyle dalanır durur. Burada insan, bir zavallı buğday tanesi gibidir. Her gün kaygı değirmeninin taşları arasında yeniden ufalanır durur. İyi ki biz, yüreğimizi düşüncemizin buyruğuna vermişiz. Belki bu yüzden sarsıntımız daha az olacak. Yaşamak sevincimiz daha az ağlayıp saçlarını daha az yolacak.
Osman Pamukoğlu
metin - Türkçe
1 Ayrım
470,68 KB
Eser Türü: Kitap
Eser Alt Türü: Roman
Görüntülenme Sayısı: 1
Konusu:
Waterloo Savaşı, İngiltere, Avusturya, Rusya, Prusya, Hollanda ve İspanya’nın askeri ittifak kurarak Fransa’ya, daha doğrusu Napolyon’a, savaş ilan etmelerinden bir ay sonra, 18 Haziran 1815’te yapıldı... Tarihçilerin, Waterloo Savaşı hakkındaki ortak görüşleri: “Dünyanın kaderini belirleyen, tarihe yön veren bir savaştır.” “I. Dünya Savaşı öncesinde yaşanmış son kesin sonuçlu ve en büyük savaştır.” “Her şeyin kıl payı olduğu, kader savaşı.” “Waterloo, en uzun öğleden sonra!” “Waterloo, dünyanın yapısını belirleyen an!” Ve Victor Hugo: “Waterloo bir savaş değildir, dünyanın yüzünün değişmesidir.” Napolyon sık sık şunu söylerdi: “Bir general yalnız yetenekli değil, talihli de olmalıdır.” Napolyon, Waterloo’da talihli değildi! Avrupa tarihinin tam anlamıyla mihenk taşı olan, bu 8 saatlik savaşta neler oldu? Osman Pamukoğlu, bugün de Belçika’nın toprakları içinde olan Waterloo savaş meydanını, yerleşimleri ve arazi arızalarını bizzat yerinde incelemiştir...
Doç. Dr. Mehmet Sait TÜRKHAN
metin - Türkçe
20 Ayrım
356,88 KB
Eser Türü: Dersler
Eser Alt Türü: Ders/Açıköğretim Fakültesi
Görüntülenme Sayısı: 1
Konusu:
İstanbul Üniversitesi Açık ve Uzaktan Eğitim Fakültesi (AUZEF) Akkoyunlu, Karakoyunlu ve Safeviler Tarihi Dersidir.

Sayfalar